Kırk Kandil -16-

Esma bint Ebubekir

Hz. Ebubekir’in evde bulunan Esma ile Aişe’nin sır saklamayı bildiklerini söylemesi üzerine onların yanında, o gece hicret etme kararı verdiğini ve yanına yol arkadaşı olarak da kendisini seçtiğini açıklamıştır.

Rıza SAVAŞ

Prof. Dr., Dokuz Eylül Üni. İlahiyat Fak. Emekli Öğretim Üyesi

Esma bint Ebubekir, Hz. Peygamber’in baldızı, ilk halifenin kızı, Hz. Peygamberin hala oğlu Zübeyr ile evli olup Emevi yönetimini gayri meşru sayıp halifeliğini ilan eden Abdullah b. Zübeyr’in annesidir.   

“… Esma bint Ebîbekr, Aişe’den on yaş daha büyüktür. Esma, oğlu Abdullah b. ez-Zubeyr öldürülünceye kadar onunla beraber idi. Esma yüz sene yaşadı. Sonunda gözlerini de kaybetti ve 73 h. senesinde oğlu Abdullah öldürüldükten birkaç gece sonra Mekke’de vefat etti…”[1]

İbn Mende’nin bu kaydından anladığımıza göre Esma bint Ebubekir hicret sırasında yirmi yedi yaşındadır. İslam geldiği sırada genç bir kız olan Esma, erken dönemde ilk Müslümanlar arasına katılmıştır.   

İbn İshak, İslam’a girenlerin listesini verip açıklamalar yaparken bu kişilerin İslam’a giriş zamanlarını esas alarak sıralamıştır diyebiliriz. İbn Hişam da aynı rivayeti aktarmıştır.[2]  Esma bu listede 19. Sırada yer almaktadır.  

Esma, Medine’ye hicret etmeden önce Zübeyr b. Avvam ile evlenmiş ve bu evlilikten Abdullah, Urve, Münzir, Asım ve Muhacir adlarında beş erkek; Hatice, Ümmü’l-Hasan ve Aişe adlarında üç kız çocuğu olmuştur.[3]

Hz. Peygamber’in hicret hazırlıklarını sürdürdüğü sırada Esma’nın da bu olayda önemli işler yaptığı anlaşılmaktadır. Müşriklerin kendisini öldürme kararını duyar duymaz, Hz. Peygamber, herkesin istirahate çekildiği öğle sıcağında Hz. Ebubekir’in evine gitmiş, onunla yalnız konuşmak istemiş, Hz. Ebubekir’in evde bulunan Esma ile Aişe’nin sır saklamayı bildiklerini söylemesi üzerine onların yanında, o gece hicret etme kararı verdiğini ve yanına yol arkadaşı olarak da kendisini seçtiğini açıklamıştır. Esmâ ve Aişe, hemen yol azığı hazırlamaya başladılar, ancak kapların ağızlarını bağlamak için ip bulamayınca Esmâ belindeki kuşağı (nitâk) çıkarıp ikiye böldü ve bir parçasıyla azık torbasının, diğer parçasıyla da su tulumunun ağzını bağladı. Bundan çok memnun olan Hz. Peygamber’in, “Allah bu kuşağının karşılığında cennette sana iki kuşak versin” diye iltifat etmesi üzerine Esma “Zâtünnitâkayn” (iki kuş sahibi) lakabını almıştır. Hz. Peygamber ve Ebu Bekir’in üç gün saklandıkları Sevr mağarasına geceleri yemek ve şehirdeki haberleri götürenlerden birisinin de Esma olduğu anlaşılmaktadır.

Esma’nın anlattığına göre, hicret sırasında Resûlullah ile Hz. Ebû Bekir evden ayrıldıktan sonra aralarında Ebû Cehil’in de bulunduğu Kureyşli bir grup eve gelerek Esmâ’ya babasının nerede olduğunu sormuş, “Bilmiyorum” diye cevap vermesi üzerine Ebû Cehil ona bir tokat vurmuş, bu sebeple de küpeleri düşmüştür.[4]

Hz. Peygamber’le Ebubekir Medine’ye ulaştıktan sonra Mekke’ye adam göndererek her iki ailenin de orada kalan fertlerini Medine’ye getirtmişlerdir. Bu sırada hamile olan Esma, çetin bir yolculuktan sonra Kuba’ya vardıklarında Abdullah b. Zübeyr’i dünyaya getirmiştir.

Esma’nın kocası Zübeyr ile birlikte Yermük Savaşı’na (15/636) katıldığı ve bu savaşta İslâm ordusu içinde kadınlarla beraber kılıç kullanmak suretiyle çatışmaya girdiği rivayet edilmiştir. 

Esma, kocası Zübeyr’in kendisine sert davranmasını her fırsatta babasına duyurmasına rağmen Hz. Ebû Bekir kızına hep sabır tavsiye etmiştir.[5] Ancak bu evlilik devam etmemiş, Esmâ elli yaşlarında ve sekiz çocuk annesi iken kocasından ayrılmıştır. Esma, bir daha evlenmemiş, vefatına kadar oğlu Abdullah’ın yanında yaşamıştır.

Hz. Ömer ilk kafilelerle hicret eden kadınlara bütçeden tahsisat ayırdığı zaman bazı kadın sahâbîlerle birlikte Esmâ’ya da yılda 1000 dirhem vermiştir.[6]  

Esmâ bizzat siyasete karışmamakla birlikte halife kızı ve halife annesi olması, kocasının da hep ön planda bulunması, kendisinin idare ve siyasetin tamamen dışında kalmasına fırsat vermemiştir. Nitekim Haccâc karşısında yenilgiye uğramak üzere olduğu günlerde teslim olup olmama hususunda fikrine başvuran Abdullah’a 100 yaşlarındaki annesi Esma şöyle der: “Evlâdım, şerefinle yaşa, izzetinle öl; fakat kesinlikle esir düşme!.. Sen kendini daha iyi bilirsin. Eğer doğru yolda olduğuna ve ona davet ettiğine inanıyorsan yolunda devam et…”

Esmâ’nın ileri yaşlarında gözüne perde inmişse de aklî dengesi hiç bozulmamıştı. 

Hicretin ilk yıllarında malî sıkıntı içinde olan Zübeyr-Esma ailesinin bir tek at ile evlerine 5 km. uzaklıkta Hz. Peygamber’in iktâ ettiği bir hurma bahçesi dışında hiçbir varlığı yoktu. Atın bakımı, evin ve bahçenin bütün işleriyle Esma ilgilenirdi.

Cahiliye devrinde babasından boşanan, daha sonra da İslâmiyet’i kabul etmeyen annesi Kuteyle yıllar sonra ziyaretine geldiği zaman Esma, Müslüman olmadığı için kendisini evine alma hususunda tereddüt etti. Durumu Hz. Peygamber’e bildirince, “Allah, din uğrunda sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmenizi ve onlara karşı âdil davranmanızı yasaklamaz. Doğrusu Allah âdil olanları sever”[7] mealindeki ayet nazil oldu.

Esmâ, İslâmiyet’i en iyi anlayan ve yorumlayanlar arasında yer almaktadır. Rüya tabirinde mahir olan Esma, bunu babası Hz. Ebubekir’den öğrenmişti. Gençliğinden itibaren Hz. Peygamber’e çok yakın olmuş ve vahiy sürecini yaşamış olan Esma, Sonraki nesillere uzun yaşamı boyunca hep ışık saçmıştır. [8]


[1] İbn Mende (öl. 395 h.), Ma’rifetu’s-Sahabe, Köprülü Kütüphanesi, Numara 242, varak: 195 b.

[2] İbn İshak, Sire, s.124; İbn Hişam, es-Siretü’n-Nebeviyye, I, 273-293.

[3] İbn Sa‘d, et-Tabakat, III, 100

[4] İbn Hişâm, es-Siretü’n-Nebeviyye, I, 487.

[5] İbn Sa‘d, et-Tabakat, VIII, 251.

[6] İbn Sa‘d, et-Tabakat, III, 304. 

[7] el-Mümtehine 60/8.

[8] İbn Sa‘d, a.g.e., V, 124; Daha geniş bilgi için  Bakınız: Ali Yardım, “Esma bint Ebu Bekir es-Sıddik”,  DİA, cilt: 11, sayfa: 402-404, İstanbul 1995; Şenel Kızılca, Esma bint Ebi Bekir’in Hayatı ve Hadis İlmindeki Yeri, Marmara Ün. İlahi. Fak. İstanbul 1997, (Basılmamış Y.Lis.Tezi).