Köle Olmayacağız

Yugoslavya’nın dağılma sürecinden sonra bir grup arkadaşı ile parti kurup (SDA) başına geçtikten sonra 90 yılında devlet başkanlığı ve ardından gelen kanlı savaş. Aslında 90 öncesi ve 90 sonrası karşımıza çıkan Alija farklıdır. 90 öncesi teorik tarafı ağır basan Alija’dan 90 sonrası Bosna’nın özgürlük mücadelesinde halkına önderlik, komutanlık eden Alija’ya dönüşür. Dünya tarihinde de en çok bu tarafı ile tanınır hale gelir.

Gözde ÇİMEN

Dünya tarihinde hayatı ve mücadelesi ile zihinlerde ve kalplerde bir inşa süreci yaratabilecek kimler vardır diye sorgulamaya, sıralamaya kalksak Alija İzzetbegoviç bu isimlerin başında gelecek, özel ve değerli bir şahsiyet. Felsefi entelektüel boyutu ile devlet adamı olarak duruşu ile kendisinde bir inşa süreci başlatmak isteyen herkesin tanıması, dikkatle eğilmesi gereken çok yönlü bir isim. Entelektüel tarafı bir yana, devlet adamı olarak ortaya koyduğu model bir tarafa, yükselttiği ahlaki ve vicdani bir ses olması başka bir tarafa. Dünya tarihi sayfasında yaşamı insanlığa dair bir umut parafı adeta.

Ömrünü teori ve felsefe üzerine tefekkürle geçiren ciddi düşünce adamı. Yayınladığı İslam Deklarasyonu ile sadece Balkanlara, müslümanlara değil dünyaya İslam’ı teklif etti, bu teklif dünyada ciddi yankı buldu. İslam’ın onun hayatındaki etkilerinden biri ise yargılanmasına ve mahkûmiyet almasına da sebebiyet veren tezlerdi. Bundan sonra bir mütefekkir olarak bilinmeye, tanınmaya başladı. Ardından fikirlerini hâlâ dünyada etkisi devam eden, üzerine tartışılan, konuşulan Doğu Batı Arasında İslam ile anlatmaya devam etti. Fikir tarafı ile insanlığın kadim sorunlarıyla ilgilenen, sorular sorup cevaplar veren Alija, toplumsal, sosyal, siyasal meselelerden uzakta tutamadı kendini. Genç Müslümanlar Örgütü bir başka İslam adına teklif sunduğu örgütlenmelerden biriydi. Yugoslavya’nın dağılma sürecinden sonra bir grup arkadaşı ile parti kurup (SDA) başına geçtikten sonra 90 yılında devlet başkanlığı ve ardından gelen kanlı savaş. Aslında 90 öncesi ve 90 sonrası karşımıza çıkan Alija farklıdır. 90 öncesi teorik tarafı ağır basan Alija’dan 90 sonrası Bosna’nın özgürlük mücadelesinde halkına önderlik, komutanlık eden Alija’ya dönüşür. Dünya tarihinde de en çok bu tarafı ile tanınır hale gelir. Sahadaki sosyal siyasal hayat içerisindeki zulümlere ve baskılara karşı ortaya koyduğu mücadele….

Bu süreçten sonra özellikle Bosna’nın bağımsızlığından sonra kendi halkına önderlik, hayat mücadelesini yöneten komutan olarak devam eder. Kendisi de bu durumu “kendimi bu durumun ortasında buldum” olarak anlatır. Bir yanı istemez çünkü aslında kendisi 90 öncesi Alija’nın işleri ile meşgul olmak, ilimle, felsefe ve düşünce ile hemhâl olmak ister. Bu isteğini de sık sık dile getirmiştir. Hayatı sıratı müstakim üzerinedir, 22 yaşındaki ilk defa girdiği hapishaneden en son 65 yaşında son kez çıkmıştır. (Alija dönem dönem hapishanelere girip çıkmıştır.) Bu durum, onun duruşu, şahsiyeti dik duruşunun da ifadesidir, hiç geri adım atmaz doğru bildiği yoldan devam edip sesini kısmadan devam eder. En sıkıntılı dönemde savaşın en yoğun anında Bosna’da meydanlarda köle olmayacağız diye haykırmaktan korkmadı. Komutanlığının ve önderliğinin hakkını verdi. Avrupa İnsan Hakları söyleminin dünyada zirve yaptığı dönemde dahi yanı başında süren savaşa sesini çıkarmamış hatta BM marifeti ile halkları kandırarak onları bile bile ölüme göndermiş Avrupa’ya en yüksek perdeden seslendi. Alija İzzetbegoviç, tek başına karakteri ile İslami ruhun filizlenmesini sağlamış, bugün hâlâ yeşermeyen devam eden tohumları coğrafyaya serpmişti. Bosna savaşı öncesinde halkın durumu İslami açıdan iyi durumda değildi, İslamî yaşamdan uzaklaşılmış hatta unutulmuştu. İşte Alija adeta bir hatırlatıcı, uyandırıcı bir etki ile ateş yakmaya çalıştı ve bunu ciddi bir ölçüde başardı.

Düşmanlarının bile saygı duyduğu, müslümanların lideri, müslümanların değerini savunan ve sergilediği ahlaki tutum ile evrensel bir lider olarak dünya tarihine adını yazdırdı. Dünyaya da bu erdemli bakışı ile seslendi. İnsan olmanın onurunu savunan düşünür olarak bugün Gazze’de bir kez daha meşruiyetini sorguladığımız dünya sisteminde tekrar tekrar okunup anlaşılması gereken tarihi ve tarihe yön vermiş bir lider. Müslümanların her daim aktif rol oynaması için kenardan izlemeyi değil sürecin etkin rol modeli olmaları gerektiğini savunması boşuna değildir. Derin felsefi bakış açısı ile tarih ve insan ilişkisini deniz ve balık ilişkisine benzeten Alija, balık denize hükmedemez, balığa ancak deniz hükmeder metaforu ile tarihe ancak Allah’ın hükmedebileceği gerçeğini mümin bir bakış açısı ile ortaya koyar.  Teorik olarak ahlaktan, erdemden, vicdandan bahseden Alija, ahlaki duruşunu korumaya, ilkeli kalmaya ve savunduğu ahlaki değerlere uygun olarak bir devlet başkanı olmaya dikkat etti. 

Hayat boyu zihnen ve bedenen köle olmama mücadelesi vermiş Alija, hem yazmış hem de yazılacak hayata sahip olmuş ender insanlardan biri. Bir insanın olması gereken yeri tarih şuuru içerisinde kendi tabiri ile akıl hastanesinde aklın sesi olmaya çalışmak olarak nitelendirmiş. Ona göre zulmün olduğu her yer, akıl hastaneleridir. Köleliğin farklı biçimi olan alışkanlıklar üzerine düşündükçe önüne bazı sorgulamalar gelmiştir. Özellikle vardığı noktalardan biri ise kimliği kaybetmenin kölelik olduğudur. Ona göre kendi tarihini, kimliğini bilmeyen, hayatına anlam katamaz, özgür de olamaz. Alija Arap dünyasının Nobeli olan Faysal ödülünü alırken Alijalığını yapmadan duramaz ve ödül konuşmasını yaparken adeta haziruna posta koyarcasına sorular sorar. Bu sorular bugünün dünyasının da hâlâ cevabını arayan sorulardır.

Müslümanların saat ve vakit bilincine ne oldu?

Medeniyetin temel taşı olan şehirlerimize ne oldu, neden kirlendi?

Allah’tan başka ilah tanımayan Müslümanlarda şahıs kültürü nereden çıktı?

Evet, sorular bunlar. Müslümanlar, bunları nereden ve nasıl edindi? Alija, ödülünü alıp bu soruları sorduktan sonra seneye bu ödülü sorulara cevap veren alsın diye de ekliyor. Üzerinden yıllar geçti sorular hâlâ açık uçlu olarak hepimizin önünde….