Yeşil Dağların Ülkesi Kimin?

Ancak Himalaya’nın eteklerindeki bu özel bölge, insanlık adına utanç verici acı olaylarla; özgürlükten yoksun insanların zulüm gördüğü ve ailelerinden kopmak zorunda kaldığı bir yer haline geldi. Bugün, Keşmir halkı kendi ülkeleri içinde bir başka yere gitmek iznine sahip bile değil.

Gözde ÇİMEN

Uzaklık, sadece insanlar arasındaki gönül mesafesini açmakla kalmıyor; toplumlar arasındaki etkileşimi de “habersiz” bırakarak,  devletleri ve halkları can alıcı pozisyonlarda yalnız bırakabiliyor. Keşmir, habersiz kalmanın en iyi örneklerinden biridir. Hatta öyle ki, yeni yeni gündemimize girdiğini düşündüğümüz ülkeler dahi “Keşmir” kadar sınırlı bilgi alışverişine sahip değil. Haritadaki konumunu bile bilmediğimiz, yeşil dağların ülkesi Keşmir’in hikayesini, ilk defa duyacaklar için en baştan yazmak belki de en doğrusu.

Önceden bağımsız bir devlet olan Keşmir, 1947 yılında Hindistan tarafından işgal edildi. O dönemlerde Pakistan ve Hindistan, birbirinden ayrı iki devletti. Keşmirliler, insanlık tarihinden görmeye alışık olduğumuz şekliyle bağımsızlıkları için mücadele ettiler. 1989 yılında ise bu istek artarak devam etti. O dönemlerde demokratik devlet olmasına rağmen, Hindistan, Keşmir’i kendi yönetimi altına almayı başardı. Sonraki süreç,  klasik bir iç çatışma halini aldı. Keşmir’deki Hindular, Müslümanlara karşı ayaklanma başlatınca, Müslümanlar zulme maruz kaldı. Bu zulüm, Müslümanların bulundukları bölgeyi terk etmek zorunda kalmalarına yol açtı. Nice aile fertleri hayatta kalabilmek için bölündü ve hayatlarına mülteci olarak devam etmek zorunda kaldı. Gelecek nesiller adına en hayırlı çözümün Keşmir’in bağımsızlığı olacağı ise şüphe götürmeyen bir gerçek. Hindistan, Pakistan ve Çin arasında sıkışıp kalan Keşmir, bir zamanlar Hint Yarımadası’ndaki diğer ülkeler gibi İngiliz Sömürgesi altındaydı. Zamanla Hindistan ve Pakistan’ın değişen devlet statüleriyle birlikte, paylaşılamayan bir bölge haline geldi. Süreç içerisinde,  Hindistan kontrolündeki bölge Cemmu Keşmir, Pakistan kontrolü altındaki bölgeye Azad Keşmir ve Pakistan’ın Çin kontrolüne bir nevi hediye ettiği bölgeye ise Aksay Çin olarak adlandırıldı. Keşmir, bu bölünme stratejisinden nasibini aldı. Hindistan ve Pakistan arasında devam eden “benim” kavgası,  Keşmir halkının zulme ve haksızlığa maruz kalmasıyla sonuçlandı.  Hâlbuki Keşmir; Hindistan, Pakistan ve Çin’in kesişim noktasında, cennet vadileri olarak adlandırılan bereketli topraklardır. Tanıma fırsatı verilseydi doğal güzellikleri bakımından turizmin önemli yerlerinden biri olabilirdi. Ancak Himalaya’nın eteklerindeki bu özel bölge, insanlık adına utanç verici acı olaylarla; özgürlükten yoksun insanların zulüm gördüğü ve ailelerinden kopmak zorunda kaldığı bir yer haline geldi. Bugün, Keşmir halkı kendi ülkeleri içinde bir başka yere gitmek iznine sahip bile değil.

Geçmişte, Ortadoğu tarihiyle ilgilenenlerin aşina olduğu bir yöntem denendi: BM’ e başvurmak… BM’de, Keşmir halkının kimin yönetiminde olacağına karar vermek için bir referandum yapılması kararı çıktı; ancak bu referandum hiçbir zaman gerçekleşmedi. Uzun bekleyiş hala devam ederken, Pakistan devleti Keşmir halkına her zaman destek vereceğini zaman zaman resmi açıklamalarda duyurdu. İngilizlerin bölgeden çekilmesiyle bağımsız olacağını düşünen Keşmir halkı, sömürgeci devletlerin arka planda çevirdiği oyunların kurbanı olup, Hindistan ve Pakistan arasında kalmaya mahkûm edildi. Ancak burada önemli bir nokta var: Hindistan’ın işgali. Coğrafi uyum ve halkın iradesi gibi konular henüz tartışılmadan başlayan bu işgal, süreci daha da zorlaştırdı. Bu yüzden ne Keşmir halkı ne de Pakistan tarafı, aradan geçen uzun yıllara rağmen bu işgali kabullenemedi. İşgalin kökeni, İngiltere’nin bölgeyi, coğrafi yakınlık ve halkın iradesine aldırış etmeden, Hindulara teslim etmesine dayanıyor.  Sorunun çözümü ise BM’nin halkın iradesine sunulsun dediği bölgenin referandumla hangi tarafta kalmak istediklerini özgürce beyan etmelerindedir.  Keşmir, II. Dünya Savaşı’ndan sonra BM’de üzerinde en çok tartışılan ve hala bir karar varılamayan tek ülke. Belki de Irak’ta olduğu gibi Keşmir’in petrolünün olmamasından bir karara varılamıyordur. Kim bilir? 

Uğruna nükleer savaşların eşiğinden dönülen Keşmir, yarım yüzyıldır, hala referandum kararı uygulanamıyor. Hindistan’ın tümden karşı çıkması, Pakistan’ın ise ısrarla uygulanmasını istemesi, bu referandum bir halkın özgürlük hasretiyle çeyrek ömür geçirmesine sebep oldu. Her ne kadar bu referandumla sanki Keşmir’in iki ülke arasında kilit konumda olan bu bölgenin bağımsızlık isteyeceği gerçeği. Tamamen iki ülkenin iyi niyetine teslim edilen bu bölge, bu ülkelerin savaşlarına ve sınır çatışmalarına çok şahit oldu. Öyle ki, çok uzak olmayan bir geçmişte, uluslararası kurumların devreye girmesiyle nükleer savaştan dönüldü. 

Bir zamanlar İngiliz sömürgesi altında Gandhi öncülüğünde özgürlük mücadelesi veren Hindistan, bugün Keşmir halkının özgürlük talebini görmezden gelmekte. Geçmişte zulüm görenler, özgürlük geçince başka bir halka zalim kesilmekte. Hindistan, bugün Keşmir halkına göz açtırmamakta, keyfi tutuklama hakkına sahip şehirleri ve kasabaları basarak kadın-çocuk ayırmadan şiddet uygulamaktadır. Haber alınamayan ve akıbetleri belirsiz binlerce insan var. Yıkılan evler, iş yerleri, kadınlara uygulanan yazmak istemediğim şiddet ve cehenneme çevrilen nice hayatlar… Halkın siyasi faaliyetlerde yer alması kesinlikle yasak. Topraklarında fırtınalar kopartılan bu ülkenin sahipleri, eğer referandum yapılırsa tek bir sonucun olacağını, onun da sadece bağımsızlık olacağını haykırmakta. Hindistan ve Pakistan’dan da bu konuda saygı beklemektedir. Hindistan, Keşmir’i kendi toprağı olarak kabul ettiği için diretmekte; Pakistan ise halkın yüzde 85’i Müslüman olduğu için doğal olarak kendisine ait olduğunu iddia etmektedir. Ancak halk, bu iki görüşü de reddedip bağımsızlıklarını istediklerini her fırsatta dile getirmekten çekinmiyor. 

Birçok Avrupa ülkesinden üç kat daha büyük olan Keşmir, dünyanın en yüksek noktasındaki savaş bölgesidir. Bugün Gazze’dekine benzer bir abluka söz konusu. Herhangi bir gazetecinin bölgeye girmesi bile mümkün değil. Hindistan’ın gönderdiği asker sayısından dolayı, dünyanın en çok askerin konuşlandığı işgal bölgesi konumunda. Öyle ki, her dört Keşmirliye bir Hindistan askeri düşmekte. Tecrit altındaki Keşmir, henüz dünyanın gündeminde dahi değil. Saklı bir kent gibi, dünyanın gelişmelerine maalesef uzak. Evlerde televizyon bulmak bile çok nadir. Cep telefonu, sanayi, eğitim ve sağlık kurumları, internet erişimi ise vahim durumda; gelecek ile ilgili hayalleri ise yok denecek kadar az. Keşmir içinde başka bölgelere gitmek, hatta Keşmir’in dışına çıkmak çok kolay değil.

Yeşil Himalaya dağlarının eteklerinde her şeyin “eksik” olduğu Keşmir, iki ülke arasında kalmaktan yorgun. Birbirinden ayrı kalanların Ceyhun Nehri’nde bir araya gelebildiği bu halk, nehrin iki yakasında hasret izleri taşımakta. Onlar, birilerinin kendi gelecekleriyle ilgili kararı savaşarak değil, BM’nin referandumu bir an önce uygulamaya koymasıyla insanca, bağımsız ve özgür bir şekilde yaşamak istiyor. Ve sadece kendilerine ait bir toprak…