Şerif Hüseyin-McMahon Yazışmaları ve Sykes-Picot Anlaşması
Bu yazışmalar sonucunda Şerif Hüseyin, 10 Haziran 1916’da Osmanlı’ya karşı Arap İsyanını başlatmış ve Britanya’nın vaatlerine olan güveniyle harekete geçmiştir. Ancak savaşın sonunda ortaya çıkan Sykes-Picot Anlaşması ve Balfour Mektubu gibi belgeler, Britanya’nın Araplara verdiği bağımsızlık sözlerinin yalan olduğunu ortaya çıkarmış ve asıl ihanete uğrayan Araplar olmuştur.
Elif ATABAŞ
Yazar; https://balkandays.blogspot.com/

İnsicam Dergisi’nin 58. sayısında tefrika edilmeye başlanan Filistin Tarihi serisine, bu bölümde Orta Doğu’nun kaderini tayin eden Şerif Hüseyin-McMahon Yazışmaları ve Sykes-Picot Anlaşması konularıyla devam ediyoruz.”
Bir önceki sayıda şahit olduğunuz üzere “Büyük Oyun” şartlar öyle gerektirdiği için sona erdirildi ve İngiltere menfaatleri doğrultusunda yeni oyunları uygulamaya başladı. Bu süreçte devam eden I. Dünya Savaşı, Osmanlı İmparatorluğu’nun bölünmesi ve Arap eyaletlerinin İngiltere ile Fransa tarafından işgal edilmesiyle sona erdi. Bu bağlamda sınırları cetvelle çizilen Ortadoğu ülkelerine dair yapılan anlaşmaların çoğu I. Dünya Savaşının sürdüğü 1914-1918 yılları arasında gerçekleşmiştir. Bunlardan biri de “İstanbul Anlaşması”dır. 1917 Bolşevik İhtilali öncesi Rusya’yı savaşta tutma adına yapılan son hamle diyebileceğimiz bu anlaşmada, İstanbul Boğazı Ruslara ön avans olarak verilmiş fakat Rusya’da ihtilal sonrası tüm anlaşmalar feshedildiği için uygulanmamıştır. Ortadoğu tarihinde dönüm noktası olan bir diğer anlaşma ise 1916 tarihli Sykes-Picot anlaşmasıdır. Aslında bu anlaşmanın orijinal ismi Sykes-Picot-Sazanov’dur. Anlaşma, tarafları olan İngiltere (Mark Sykes), Fransa (François Georges-Picot) ve Rusya (Sergei Sazanov) temsilcilerinin isimleriyle anılır. Lakin Bolşevik İhtilali’nden sonra Rusya savaştan çıkma kararı almış, önceden yapılan bütün anlaşmalar da feshedilmiştir. Rusya, 1918 yılında imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması ile resmen 1.Dünya Savaşından çekilmiş ve önceki gizli anlaşmalardan feragat ettiğini ilan etmiştir. Bu durumda Rusya’ya vaat edilen Doğu Anadolu ve Boğazlar payı geçersiz olmuştur.
Sykes-Picot ile Osmanlı toprakları paylaşılmaya başlamış, İngilizlerin çeşitli oyunları sonunda, Fransa; Suriye, Lübnan ve Cezayir’i, İngiltere ise Irak, Filistin ve Ürdün olarak çizdikleri toprakları almıştır. Şerif Hüseyin’e vaat edilen bağımsız Arap devleti ise, İngiliz ve Fransızların ortak yönetimine bırakılacak ve Filistin uluslararası yönetim altına alınacaktı. Ayrıca bu süreçte kendisine ait olmayan toprakları sürekli başkalarına vaat eden İngiltere, bir gruba daha toprak sözü verdi. Amerika, Rus ve Alman Yahudilerinin maddi gücüne erişebilmek ve aynı zamanda Süveyş Kanalı’nın kontrolünü ele geçirmek amacıyla Filistin’de bir Yahudi yurdu kurulmasını kabul etti. (1917 Kasım Balfour Mektubu)
Britanya İmparatorluğu, I. Dünya Savaşı’nı kazanabilmek adına birbiriyle çelişen bir dizi taahhüt altına girmiştir. Bu taahhütler, bir yandan Araplara bağımsızlık vaat eden Şerif Hüseyin-McMahon yazışmalarını, diğer yandan savaş devam ederken, müttefikler arası yapılan gizli paylaşım planlarını ve Siyonist hareketin ulusal yurt taleplerini içermekteydi. Söz konusu belgeler, bölgede on yıllarca sürecek olan istikrarsızlığın kurumsal temellerini atmıştır. Seneler sonra başlayan “Arap Baharı” süreci, bölgede cetvelle çizilen sınırların halk tarafından kabul edilmediğinin en çarpıcı örneği olmuştur.
16 Mayıs 1916 tarihinde İngiltere ve Fransa arasında gizlice imzalanan Sykes-Picot Anlaşması, Osmanlı İmparatorluğu’nun Ortadoğu’daki topraklarının savaş sonrasında nasıl bölüşüleceğini öngören diplomatik bir tasarıdır. Bu gizli belgeye göre; “Mavi Bölge” olarak adlandırılan Lübnan ve Suriye kıyıları Fransa’nın doğrudan denetimine, “Kırmızı Bölge” olarak gösterilen Mezopotamya’nın güneyi (Bağdat ve Basra) ise İngiltere’nin doğrudan denetimine bırakılmıştır. Ayrıca, Şam, Halep ve Musul gibi iç bölgelerde bu iki devletin dolaylı nüfuz alanlarının kurulması kararlaştırılmıştır. Filistin “Kahverengi Bölge” olarak isimlendirilirken, burada uluslararası bir yönetim tasarlanmaktaydı. Tam bu noktada Rusya’nın sahneden çekilmesi ve Çarlık Rusya’sının tüm anlaşmalarının basına verilmesi üzerine İngiltere’nin 1915 yılında Şerif Hüseyin’e bağımsızlık karşılığında ayaklanma sözü verdiği Şerif Hüseyin-McMahon yazışmaları da ortaya çıkmış oldu. Burada bir parantez açarak Sykes-Picot’a ara verelim ve Şerif Hüseyin-McMahon yazışmalarına geçelim.
Bahsetmiş olduğum üzere Büyük Oyun sona ermiş olsa da İngiltere’nin en büyük sömürgesi olan Hindistan üzerindeki emelleri devam etmekteydi. Bunun için parçalanmasını istediği Osmanlı topraklarını hala başta Hindistan olmak üzere İslam coğrafyalarına bağlayan güçlü bir bağ vardı. O da halifelik. Bunun için halifelik merkezi de yer değiştirmeli ve bu değişiklik İngiltere çıkarlarına hizmet etmeliydi. Bu süreçte Hz. Peygamber’in soyundan gelen ve kutsal şehirlerin koruyucusu olan Şerif Hüseyin, halife-sultanın otoritesini sarsabilecek en uygun figür olarak görüldü. Britanya’nın temel hedefi, Süveyş Kanalı’nın güvenliğini sağlamak ve Arap kabilelerini Osmanlı ordusuna karşı mobilize ederek oradaki cepheyi zayıflatmaktı. Öte yandan Şerif Hüseyin ise kendi hanedanlığı altında özerk ve bağımsız bir Arap devleti kurma emeli taşımaktaydı.
Birinci Dünya Savaşı sırasında herkese mavi boncuk dağıtan Britanya İmparatorluğu hiçbir zaman gerçekleştirmeyeceği sözleri, bu sefer de Mekke emirine vermeye karar verdi. İngiltere ile Haşimi hanedanlığı arasında gerçekleşen Şerif Hüseyin-McMahon Yazışmaları (1915-1916), modern Orta Doğu’nun siyasi sınırlarının ve bölgedeki kronikleşmiş sorunların temelini oluşturan en kritik diplomatik süreçlerden biridir. Söz konusu yazışmalar, Britanya’nın Mısır Yüksek Komiseri Sir Henry McMahon ile Mekke Şerifi Hüseyin arasında, Osmanlı İmparatorluğu’na karşı bir Arap ayaklanması başlatılması karşılığında bağımsız bir Arap krallığının tanınması üzerine yürütülmüştür.
14 Temmuz 1915 tarihli ilk mektubunda Şerif Hüseyin kurmak istediği krallık için Britanya’dan, Kuzeyde Mersin-Adana hattından doğuda İran sınırına, güneyde Hint Okyanusu’na ve batıda Kızıldeniz ile Akdeniz’e kadar uzanan geniş bir coğrafyada bağımsızlık vaadi talep etmiştir. Gayet diplomatik cevaplarla muhatabını ürkütmeden idare eden McMahon, 24 Ekim 1915 tarihli ünlü cevabında, bu sınırların büyük bir kısmını kabul etmekle birlikte stratejik şerhler düşmüştür. Mersin ve İskenderun bölgeleri ile Suriye’nin batısında kalan kıyı şeridinde sadece Arapların olmadığını ve müttefik Fransa’nın bu bölgelerde hak iddia ettiğini belirterek, buraların bağımsız Arap devletinin dışında tutulacağını ifade etmiştir. Şerif Hüseyin gösterilen gerekçenin Araplar dışındaki etnik grupların varlığı olduğunu düşüne dursun, bu yazışmalar yapılırken İngiltere zaten Fransa’ya bugünkü Suriye ve Lübnan topraklarını çoktan vermişti. Şerif Hüseyin-McMahon yazışmalarındaki en büyük diplomatik kördüğüm, Filistin’in bu vaatlere dahil edilip edilmediği konusudur. Mektuplarda Filistin ismi doğrudan zikredilmemiş; ancak McMahon’ın “Şam’ın batısındaki bölgeler” ifadesi, Britanya tarafından daha sonra Filistin’i dışarıda bırakmak için bir kılıf olarak kullanılmıştır.
Bu yazışmalar sonucunda Şerif Hüseyin, 10 Haziran 1916’da Osmanlı’ya karşı Arap İsyanını başlatmış ve Britanya’nın vaatlerine olan güveniyle harekete geçmiştir. Ancak savaşın sonunda ortaya çıkan Sykes-Picot Anlaşması ve Balfour Mektubu gibi belgeler, Britanya’nın Araplara verdiği bağımsızlık sözlerinin yalan olduğunu ortaya çıkarmış ve asıl ihanete uğrayan Araplar olmuştur. Bu konuda ayrıntılı okuma yapmak isteyenlere Kral Abdullah’ın “Biz Osmanlı’ya Neden İhanet Ettik?” ve Feridun Kandemir’in “Fahreddin Paşa’nın Medine Müdafaası” eserlerini tavsiye ederim. Fahreddin Paşa’nın kitabının değerlendirmesini bloğumda yazmıştım.[1] Bir sonraki sayıda görüşmek üzere.


Yazarın Notu:
Bu bölümde konumuz Filistin tarihinde çok kilit bir noktada durduğu için, konunun videolar ile de desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu noktada ilk videomuz GZT tarafından hazırlanan “ABD’nin istemediği harita: Sykes-Picot Anlaşması Orta Doğu’yu nasıl böldü?” isimli içerik.[2] Bu anlatımda yukarıdaki bilgilerden farklı olarak bulabileceklerinizi kısaca şu şekilde özetlemek mümkün. Lakin siz videoları tekrar izlerseniz daha kalıcı olacaktır:
- Rusya (Mart 1915): Rusya Dışişleri Bakanı Sazonov, İstanbul ve Boğazların Rusya’ya verilmesini talep etti; İngiltere ve Fransa bunu kabul etti.
- İtalya (Nisan 1915): Londra Anlaşması ile İtalya’ya savaşa girmesi karşılığında Antalya ve çevresi vaat edildi.
- Anlaşma Mayıs 1916’da resmiyet kazandı. Rusya, kendi payı olarak Trabzon’un yanında, Erzurum ve Van gibi illeri de kapsayan Doğu Anadolu bölgesini talep etti.

- Savaş sonrası Sykes-Picot tam olarak uygulanmadı. İngiltere, Musul’u işgal etti ve Fransa ile yaptığı yeni pazarlıkla Musul ve Filistin üzerinde tam kontrol sağladı.
- Şerif Hüseyin kandırıldığını anlamış olsa da isyana devam etti. Savaş sonrasında ise Kıbrıs’a sürgüne gönderildi.
- Oğlu Faysal, Suriye’den kovulup Irak kralı yapıldı. Diğer oğlu Abdullah, Ürdün emiri oldu.
Bir diğer belgesel ise El Cezire yapımı ve anlaşmanın orijinal ismini taşıyor. “Sykes-Picot: Lines in the Sand (Ep 1)”.[3] Burada da süreç benzer şekilde özetlenirken İngiltere ve Fransa arasında sürekli dönen toprak kapma mücadelesi İngiltere’nin aynı toprağı hem Şerif Hüseyin’e (McMahon üzerinden) hem de Fransa’ya vaat etmesi örneğinden masaya yatırılmış. Ayrıca İngiltere’nin sırf toprak paylaşımını planlamak üzere kurduğu De Bunson Komitesi de hayrete şayandır. Arapça bilmeyen ama İngiliz Hükümetinin Ortadoğu uzmanı olan Sir Mark Sykes ise Akka’dan Kerkük’e bir çizgi çekmek fikrinin mimarı olarak anılıyor. Velhasıl bu belgesel de bölge meraklılarının izlemesi gerekenler arasında yerini almaktadır.
Referanslar:
- Armaoğlu, Fahir. 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi: 1914-1995. Ankara: Kronik Kitap, 2017.
- Sander, Oral. Siyasi Tarih: 1914-1994. Ankara: İmge Kitabevi, 2013.
- “Sykes-Picot Agreement”. Britannica. Son Güncelleme 24 Mart 2026. Erişim 22 Nisan 2026. https://www.britannica.com/event/Sykes-Picot-Agreement.
- GZT. “ABD’nin istemediği harita: Sykes-Picot Anlaşması Orta Doğu’yu nasıl böldü?”. Gazete 101. Erişim 20 Nisan 2026. https://www.youtube.com/watch?v=HMaEegmTqQU
- Al Jazeera English. “Sykes-Picot: Lines in the Sand (Ep 1)”. Al Jazeera World. Erişim 20 Nisan 2026. http://www.youtube.com/watch?v=Whj3XE4OO_s
- Kandemir, Feridun. Medine Müdafaası: Peygamberimizin Dizinin Dibinde Son Türkler. İstanbul: Yağmur Yayınları, 2017.
- Abdullah b. el-Hüseyin. Biz Osmanlı’ya Neden İsyan Ettik?. çev. Halit Özkan. İstanbul: Klasik Yayınları, 2006.
[1] Fahreddin Paşa: https://balkandays.blogspot.com/2024/02/fahreddin-pasa.html
[2] https://www.youtube.com/watch?v=HMaEegmTqQU
