Özgürlük Denince ve Durup Düşününce

Makul bir gerekçe, amaç ve niyetten azade bir söz ve eylem için bir zarafet ve nezaket arayışı da söz konusu olmadığından şımarık özgürlük edep/âdab gözetmez. Erkanın insanı insan kılan, kurumsal sürekliliği sağlayan koruyucu sınırlarını idrak edemez.

Hüseyin SARIOĞLU

Prof. Dr., Ankara Sosyal Bilimler Üni. Felsefe Bölümü

 

“Ahlak”ı, durağan bir kurallar manzumesi değil de dinamik bir “insan-olma ve insan-kalma mücadelesi” olarak kavradığımızda, ahlakın/ahlakiliğin varoluşsal/ontolojik zemini ve insanın irade beyanı olan “özgürlük” de salt bir “seçme hürriyeti” olmaktan çıkar. Özgürlük, öznenin seçtiği eylemin, söylediği sözün ve yöneldiği arzunun sorumluluğunu üstlenebilme kapasitesidir. Bir eylemin ahlaki bir vakar kazanabilmesi, o eylemin arkasına konulan felsefi/makul gerekçeyle ve o eylemin kültürel/toplumsal/dini/kurumsal düzenle (erkân) kurduğu bağla ölçülür.

Bugün modern ve post-modern felsefelerin tıkandığı nokta tam da burasıdır: Özgürlük, rasyonel ve aşkın referanslarından kopartılarak ya mutlak bir kuralsızlığa ya da hegemonik bir keyfiliğe indirgenmiştir. Bu kriz karşısında yeni bir kavramsallaştırmayla ortaya koyduğum Vakur Özgürlük ve onun patolojik sapmaları olan Kibirli ile Şımarık Özgürlük tasavvurları; insanın haddini bilme, gerekçe üretebilme ve erkana tabi olma düzeylerine göre şekillenen üç farklı varoluşsal tutumu temsil eder.

Kavramsal Çözümleme ve Epistemik Sınırlar

ŞIMARIK ÖZGÜRLÜKVAKUR ÖZGÜRLÜKKİBİRLİ ÖZGÜRLÜK
Gerekçesizlik, HafiflikHakkaniyet, İtidalBatıl Kıyas, Sorumsuzluk, Sorgulanamazlık İddiası
Âdâb ve Erkândan Habersiz OlmaÂdâb ve Erkânı GözetmeÂdâb ve Erkânı Araçsallaştırma, Tersyüz Etme

A. Tefrit Ucu: Şımarık Özgürlük (Gerekçesizlik ve Erkandan Habersizlik)

Özgürlüğün en alt, ham ve çocuksu düzeyi şımarık özgürlüktür. Bu tutumda kişi/özne, istediğinin, söylediğinin veya eylediğinin makul bir gerekçesini ortaya koyamaz; dahası, böyle bir gerekçe üretme ihtiyacı dahi hissetmez. Şımarık özgürlüğün epistemik dünyası derinlikten tümüyle yoksundur. Eylemin motor gücü makuliyet arayan/üreten bir akıl yürütme veya ahlaki bir niyet değil, salt ham bir dürtüselliktir.

  • Tutum ve Söylem Boyutu: Bu düzeydeki birey eylemlerini temellendirirken sığındığı yegâne argüman “Öyle istiyorum, canım öyle istedi, içinden geldi, yapamaz mıyım, bu benim hakkımdır” sığlığıdır. Hakkı, makuliyet ve sorumluluktan yalıtılmış/azade bir imtiyaz olarak görür.
  • Âdâb ve Erkân Boyutu: Bu özgürlük tipi, toplumsal ve kurumsal düzeni sağlayan kurallar bütünü olan erkândan habersizdir. Makul bir gerekçe, amaç ve niyetten azade bir söz ve eylem için bir zarafet ve nezaket arayışı da söz konusu olmadığından şımarık özgürlük edep/âdab gözetmez. Erkanın insanı insan kılan, kurumsal sürekliliği sağlayan koruyucu sınırlarını idrak edemez. Birey sınırları sadece aşılması gereken birer barikat olarak gördüğü için, “özgürlük”ü kuralsızlık, aldırmazlık ve başıboşluk olarak yaşar.

B. İfrat Ucu: Kibirli Özgürlük (Batıl Kıyaslar ve Erkânın Tersyüz Edilmesi)

Özgürlüğün, gücü elinde bulunduran öznelerde ortaya çıkan entelektüel ve hiyerarşik sapması ise kibirli özgürlüktür. Şımarık özgürlüğün aksine, kibirli özgürlük gerekçe üretmekten aciz değildir; son derece tehlikeli ve bencil bir “gerekçe fabrikası” gibi çalışır.

  • Gerekçelendirme Biçimi: Bu düzeyde kişi/özne istediği, söylediği ve eylediği şeyi meşrulaştırmak amacıyla kendince ve bencilce “makul ve adil” görünen kılıflar hazırlar. Bu süreçte sığ analojilere, demagojilere, safsatalara, batıl kıyaslara ve çarpık çıkarımlara girişir. Mantığı ve makuliyeti, kendi kişisel/tikel çıkarını ve tahakkümünü evrensel bir doğruymuş gibi sunmak için araçsallaştırır, bencilliğine alet eder.
  • Âdâb ve Erkân Boyutu: Kibirli özgürlük âdâbı samimiyetsiz bir yapaylıkla/yapmacıklıkla sonuna kadar kullanmaya azami özen gösterir. Erkânı asla yok saymaz, ondan habersiz değildir; aksine erkânı çok iyi bilir fakat onu kendi hegemonya alanını tahkim etmek için kullanırken yerine göre çarpıtır, manipüle eder ve hatta tersyüz eder. Kendini yasanın ve erkânın koruyucusu ilan ederek, aslında erkânı başarılı bir sofistik makuliyet ve şekilcilikle kullanırken özünü kendi varlığına ve amacına kurban eder. Bu yönüyle “kibirli özgürlük” örtük bir “lâyüs’ellik/sorgulanamazlık/hesap vermezlik ” iddiası taşır.

C. Makuliyet-Samimiyet ve İtidal Ekseni: Vakur Özgürlük (Haddini Bilme ve Transandantal/Aşkın Referans)

Özgürlüğün hakiki, olgun ve insan-kalma çabasına hizmet eden yegâne düzeyi, biçimi vakur özgürlüktür. Vakur özgürlük, her şeyden önce haddini ve kendini bilen bir kişinin/öznenin ahlaki duruşudur. Özne, kendi varoluşsal sınırlarının, acziyetinin ve aynı zamanda haysiyetinin farkındadır.

  • Gerekçelendirme Biçimi: İstediği, söylediği ve eylediği her şey için makuliyet ve samimiyet çerçevesinde, rasyonel, tutarlı ve samimi/içten gerekçeler suna/bili/r. Sunduğu gerekçeler bencilce değil, hakkaniyetlidir; yani adaleti ve ötekinin hakkını gözeten bir içerik taşır.
  • Âdâb ve Erkân Boyutu: Vakur özgürlük hem âdâbı (ilişkisel zarafeti, nezaketi) hem de erkanı (toplumsal/kültürel/dini/kurumsal hukuku) canı gönülden gözetir. Erkân, vakur özgürlük için bir pranga değil, özgürlüğün kaosa dönüşmesini, karmaşa ve çatışmayı beslemesini engelleyen kurucu/koruyucu bir form, usûl, yol ve yordamdır.
  • Ontolojik Bütünlük: Vakur özgürlüğü diğerlerinden ayıran en kurucu nitelik, onun niyet-eylem-sonuç bütünlüğünü kurabilmesidir. Özne, sadece niyetinin temizliğiyle övünmez, eyleminin adabına ve doğuracağı sonuçların ahlaki mesuliyetine de sahip çıkar. Bunu yaparken ilişkisel düzlemi muazzam bir sacayağı üzerine oturtur: Ben, Öteki ve her ikisinin de üstünde hem benin hem ötekinin varlık garantisi ve ortak referans noktası olan Hakk ve Yaratıcı. Vakur özgürlük, aşkın/transandantal bir referansa sahip olduğu için ne “şımarıklığın başıboşluğu”na düşer ne de “kibrin tanrısallık taslama yanılsaması”na kapılır.

Çağdaş Kriz Alanlarının Yeniden Okunması

Bu derinleştirilmiş kavramsallaştırma ve kriterler ışığında, birey ve toplum planında günümüzün yapısal krizlerini çok daha keskin bir felsefi eleştiriye tabi tutabiliriz:

Kurumsal Düzenlerde Erkanın Tersyüz Edilmesi (Kibirli Özgürlük)

Kurumsal yapılardaki (akademi, bürokrasi, iş dünyası) en büyük çürüme, yöneticilerin “canım öyle istiyor” demesinden (şımarıklık) değil, aldıkları kararları batıl kıyaslarla hukuka ve erkana uygunmuş gibi göstermelerinden (kibir) kaynaklanır. Lider, kendi şahsi ikbalini veya zümre çıkarını korumak için kurumsal kuralları (erkânı) öyle bir yorumlar ve tersyüz eder ki, dışarıdan bakıldığında rasyonel ve adil bir gerekçe üretilmiş gibi durur. Bu durum kurumsal samimiyeti öldürür. Kurum içindeki ilişkisel bütünlük, bu bencilce üretilen “sahte makuliyet” sarmalıyla içeriden çökertilir.

Dijital Dünyada Gerekçesiz Hayatlar (Şımarık Özgürlük)

Dijital mecralar ve sosyal medya alt kültürleri, “şımarık özgürlüğün” kurumsallaştığı alanlardır. Buradaki kitleler, erkandan (toplumsal ahlak, saygı ve kamusal âdâb kurallarından) tamamen habersiz bir hafiflik içinde yaşarlar. Bir fikri savunurken veya bir insana saldırırken hiçbir makul gerekçe üret/e/mezler. Dijital bireyin varoluşsal çığlığı “Canım böyle istiyor, bu benim profilim, benim özgürlüğüm” cümlesinden ibarettir. Ortak referans noktası olan Hakk ve Yaratıcı bilincinden ve Ötekinin kutsallığından kopan bu sığlık, modern insanı kendi arzularının kölesi haline getirerek “insan-kalma bilincini ve çabasını” tamamen baltalamaktadır.

Ahlak-Âdâb-Erkan Tasavvuru ve Gerekçelendirme Matrisi

Yeni/den bir tasavvur olarak ortaya koymaya çalıştığım bu yaklaşım ve kavramsallaştırmanın tüm katmanlarını ve yeni eklenen ilişkisel/epistemik parametreleri tek bir analitik çerçevede şu şekilde özetlemek yararlı olacaktır:

Özgürlük TasavvuruEpistemik Boyut (Gerekçelendirme Biçimi)Aksiyonel Boyut (Erkân ve Âdâba Yaklaşım)Ontolojik Düzlem (İlişkisel Eksen ve Referans)
Kibirli Özgürlük (İfrat)Bencilce ve kendince sahte-makul gerekçeler üretme; batıl kıyaslar ve sofistik çıkarımlarla meşrulaştırma.Erkanı çok iyi bilip, kendi gücü ve çıkarı doğrultusunda manipüle etme, çarpıtma ve tersyüz etme.Ben-Merkezci: Ötekinin varlığını yutan, transandantal referansı (Hakk’ı) kendi tekeline almaya çalışan tahakkümcü yapı.
Vakur Özgürlük (İtîdal)Makuliyet ve samimiyet çerçevesinde, rasyonel, tutarlı ve içten gerekçeler sunma; hakkaniyetlilik.Hem erkanı (hukuku/düzeni) hem de adabı (zarafeti/üslubu) titizlikle gözetme, koruma ve yaşatma.İlişkisel Bütünlük: Niyet-eylem-sonuç bütünlüğü içinde; Ben, Öteki ve ortak transandantal referans olarak Hakk ve Yaratıcı dengesi.
Şımarık Özgürlük (Tefrit)Makul hiçbir gerekçe koyamama, hatta gerekçe üretme ihtiyacı duymama; “Canım öyle istiyor” sığlığı.Kurallardan ve erkandan tamamen habersiz olma; sınırları reddetmeyi, başıboşluğu ve sorumsuzluğu özgürlük zannetme.Dürtü-Merkezci: Ötekiyle sahici bir bağ kuramayan, aşkın referanslardan kopuk, anlık heveslerin kölesi olmuş hafiflik.

 

Sonuç: İnsan-Kalma Mücadelesinde “Haddini Bilmek”

Nihai tahlilde, “insan-olma ve insan-kalma bilinci ve çabası”, özgürlüğümüzü hangi referans sistemine göre konumlandırdığımızla doğrudan ilişkilidir. Şımarık özgürlük kuralsızlığın anarşisinde insanı hiçe indirger; kibirli özgürlük ise sahte rasyonelleştirmeler ve batıl kıyaslarla insanı firavunlaştırır. Bizi bu iki varoluşsal uçurumdan kurtaracak yegâne sığınak; haddini bilmenin ahlaki vakarıyla donanmış, rasyonel gerekçesini samimiyet zemininde üretebilen, âdâbı insanlık haysiyetinin gereği ve yansıması sayan, erkânı gözeten ve yönünü Hakk’a dönmüş olan Vakur Özgürlüktür. İnsan kalmak, bu vakur duruşu her ne pahasına olursa olsun koruma ve yaşama çabasından başka bir şey değildir.