Cemil Meriç’le Hâfız, Goethe ve Divanı Üzerine

“Divan’a dönelim..” diye devam ediyor Üstad o nefis Türkçesiyle: “Bir mektubunda şöyle der Goethe: “İslam dini, İslam mitolojisi, İslam gelenekleri yaşama uygun düşen bir şiir ilham ediyor bana: Allah’ın -sırrına varılmaz- iradesine teslimiyet, dünyanın bir karar üzre durmayan yaşayışı karşısında rindâne bir tavır, iki dünya arasında yalpa vuran sevgi, saflaşan ve bir mecazda ifadesini bulan gerçek.. Bir ihtiyara yetmez mi bütün bunlar?”[1] Adem TURAN Düşünce dünyamıza yeni kapılar açan, Doğu’yu olduğu kadar Batı’yı da aynı ciddiyetle dikkate almamızı sağlayan önemli bir isimle yürümeye çalışacağız bugün: Üstad Cemil Meriç’le… Önce 5 kişiyle başlıyoruz yürümeye; sonra 7 oluyoruz, on dakika sonra da 12’ye ulaşıyor sayımız. “Tamam.” diyor…

Okumaya devam edin Cemil Meriç’le Hâfız, Goethe ve Divanı Üzerine

Bir Yürüyüş Denemesi ya da Kuyu’dan Arınarak Çıkmak

Herkesin içinde bir kuyu vardır ya da herkes bir kuyudadır. Kuyu bazen bir kıstırılışın adı, bazen de bir yolculuğa çıkışın, yeşeren bir güzelliğin başlangıcıdır. Bu kuyu içinde var olabilmek, tutunabilmek, oradan bir şekilde çıkabilmeyi başarmak tarifsiz bir güzelliğe büründürür insanı; bir güç verir, bir zindeliğe ulaştırır; kısacası, arınarak çıkılır yeryüzündeki aydınlığa oradan. Adem TURAN Herkesin içinde bir kuyu vardır ya da herkes bir kuyudadır. Kuyu bazen bir kıstırılışın adı, bazen de bir yolculuğa çıkışın, yeşeren bir güzelliğin başlangıcıdır. Bu kuyu içinde var olabilmek, tutunabilmek, oradan bir şekilde çıkabilmeyi başarmak tarifsiz bir güzelliğe büründürür insanı; bir güç verir, bir zindeliğe ulaştırır; kısacası, arınarak çıkılır yeryüzündeki aydınlığa…

Okumaya devam edin Bir Yürüyüş Denemesi ya da Kuyu’dan Arınarak Çıkmak

Çeşmeler ve Şairler: Bir Yürüyüş Denemesi

Ona göre çeşmeler de şairler de toplumun ortasında yüzyıllardır çağıldayıp duruyorlardır; ikisinin de alın yazıları unutulmak ve terk edilmektir ne yazık ki. Buna rağmen, insanların bu umarsızlığına karşın çeşmeler onların susuzluğunu giderirken, şairler de ruh susayışlarını gidermişlerdir. Adem TURAN Sezai Karakoç’un, İstanbul’daki tarihi çeşmelerden yola çıkarak kaleme aldığı “Çeşmeler” şiirini okurken hem su gibi akarız hem susuzluğumuzu gideririz hem tarihe bir yolculuk yaparız hem de tabiata açılırız, ağacın, çiçeğin ve suyun doğduğu yerlere doğru. “Çeşmeler” şiirini okurken, bir taraftan üstad ile birlikte İstanbul’u adımlarız bir taraftan da çeşmelerin unutulmuşluğunu görür ve üzülürüz. Biz bu yazımızda üstad ile birlikte yürüyerek, onun “Çeşmeler” şiirinde işaret etmiş olduğu…

Okumaya devam edin Çeşmeler ve Şairler: Bir Yürüyüş Denemesi