Kudüs: Taşlara Sinmiş Gözyaşı, Gözyaşlarında Asılı Kalmış Dua

“İnsanım” diyen insanlar; bir sesiniz olmalı, içinizde bir yerlerde… Siz kelimelerinizi sustursanız da vicdanınızın haykıracağı… O sese, özünüze kulak verin. Orada bir yerlerde, bir özlem var adı Kudüs olan. Betül ZEYREK Kudüs… Sanırım bugüne kadar dünya üzerinde hiçbir şehir, Kudüs kadar dua ve gözyaşıyla harmanlanmamıştır. Her bir gözyaşı damlasında nice dualar asılı kalmış bir ruh Kudüs. Bir şehri şehir yapan sokakları, köprüleri, devasa binaları değil; o şehrin sokaklarında koşuşturan çocuklar, köprülerinde yürüyen ayaklar, evlerinde sıcacık kahkahaların atıldığı evler ve o evlerdeki ellerden semaya yükselen dualardır. Bu yüzden Kudüs’ün yeri başka. Oraya sadece bir şehir demek, o mekânın omuzlarına yüklenen onca acıya haksızlık olur.  Çünkü Kudüs,…

Okumaya devam edin Kudüs: Taşlara Sinmiş Gözyaşı, Gözyaşlarında Asılı Kalmış Dua

Yapay Zekâ ve İslam: İnsanlığın Yeni İmtihanı

Yapay Zekâ ve İslam, sadece akademik bir inceleme değil, aynı zamanda bir uyanış çağrısı ve sorumluluğu yeniden hatırlatma gayesi taşıyor. Betül ZEYREK Yapay zekâ, 20. yüzyılın ortalarından itibaren insanlığın olduğu her alanı kuşatmaya başlamıştır. Çağımızın en büyük bilimsel gelişmelerinden biri olarak, insan hayatını derinden etkisi altına alan bir değişim ve dönüşüm sürecini başlatmıştır. İnsanoğlu bu dünyaya bazı sorumlulukları yüklenmek, emanete sahip çıkmak için gönderilmiştir. Yapay zekâ ise bu sorumluluğu ve imtihanı daha da ağırlaştırarak arttırmış durumdadır.  Çünkü insanoğlu teknolojiyi geliştirirken, kendi ahlaki değerlerini de ürününe yansıtarak kullanır. Eğer ürettiği ürünü adaleti sağlamak, bilgiyi kolaylaştırmak ve bilgiye erişimi arttırmak gibi insanlığa fayda sağlamak için kullanırsa, yaptığı…

Okumaya devam edin Yapay Zekâ ve İslam: İnsanlığın Yeni İmtihanı

Sadelikten Gösterişe: Bir Tesettür Muhasebesi

Ne kadar ironik, değil mi? El birliğiyle, inanç temelli tesettür algısını yavaş yavaş insanların kalbinden söküp attık. Sizce bu yanlış bir düşünce mi? Düşününce, tesettürün özündeki mahremiyet, sadelik, gizlenmek ve tevazu gibi kavramlarla tesettürün çeliştiğini fark etmek zor değil. Artık tercih edilen kıyafetler “dikkat çekmemek” için değil, “ön planda olmak” için tasarlanıyor. Daha fazla nasıl dikkat çekerim kaygısıyla şekilleniyor vitrinler. Betül ZEYREK Moda, dışımızdan içimize sızan bir istila. İlk bakışta masum bir kumaş, zarif bir dikiş, estetik bir duruş gibi geliyor insana. Moda adı altında sunulan her şey beğeniyle parlatılıyor. Popüler olana uymak destekleniyor. Ve biz fark etmeden tercihlerimiz, yavaş yavaş inanç temelli özümüzden başka…

Okumaya devam edin Sadelikten Gösterişe: Bir Tesettür Muhasebesi

İşaret Çocukları

Bir sonbahar mevsimi, bir yaprak dökümü zamanı geldi ve gönlümün hüzünlü yanı yine uyanıp beni rahatsız etmeye başladı. Balkona çıkıp temiz havayı çektim içime ama bir şey eksik gibi geldi. Kitaplığıma gidip bir kitap seçtim; elime İşaret Çocukları geldi. Betül ZEYREK Zarif adamdan zarif cümleler dokundu kalbime. Gönlümün hüzünlü yanı bazen o kadar ağır basıyor ki ne yaparsam yapayım, sığamıyorum bulunduğum yere. Böyle zamanlarda şiire kaçıp sığınmak yapabileceğim en güzel şey oluyor. Bir tek şiir okuyunca içimdeki hüzünlü yanın doyduğunu hissediyorum. İnsanın sadece mutlu yanı değil, hüzünlü yanı da doymak istiyor. Benim en hüzünlü yanım ise zaman zaman önü alınamayacak kadar yükseliyor. Bir sonbahar mevsimi,…

Okumaya devam edin İşaret Çocukları

Diken ve Karanfil

Kitap, işgale maruz kalmış bir vatan olarak Filistin’i savunma ve kurtarma çabasının yanında dini değerlerin, Müslümanlığa ait esasların da üzerinde durmuştur. Sinvar dini değerleri, milli ve yerel değerlerin üzerinde tutmuş ve o şekilde yansıtmıştır. Betül ZEYREK “Okyanustan körfeze, hatta okyanustan okyanusa kadar, gönülleri İsra ve Miraç mucizesinin diyarı Kudüs’e ve Aksa Mescidi’ne bağlı olanlara” ithafen…  “Diken ve Karanfil” Yahya İbrahim Sinvar tarafından kaleme alınmış ve Vahdettin İnce tarafından çevirisi yapılarak Ekin Yayınları’nın hazırladığı baskı ile biz okuyuculara sunulmuştur. İlk baskısını Nisan 2024’te İstanbul’da yapmış ve hemen arkasından mayıs ayında 3. baskıya girmiştir. Yahya İbrahim Sinvar, 1948 yılında Nekbe felaketinde, Askalan’dan Gazze Şeridi’ne hicret eden Filistinli…

Okumaya devam edin Diken ve Karanfil

Dil ve İşgal Kitabı Üzerine Bir Değerlendirme

Ona göre İbranice dilinin kullanım alanının genişlemesi ve sadece Yahudilerin bu dili kullanmaları onların tarihi geçmişini geleceğe taşımak için önemli bir figür. Ayrıca Filistin topraklarında ve dünyadaki tüm Yahudilerde amaçlanan şey, ortak bir dil mefhumunun olması idi. Ve tüm çalışmalardaki ortak amaç bu dili tüm Yahudiler arasında aktif olarak kullanımını sağlamak. Betül ZEYREK “Vazifenize odaklanın. Tarih, hakkınızı asla yemeyecektir.” Dil ve İşgal kitabını sanırım en güzel anlatan hatta özetleyen cümle bu. Kitabı okuduğunuzda neden bu kadar iddialı konuşup bir tek cümleyi koca kitabın özeti olarak gördüğümü anlayacaksınız. Kitabın dili akıcı, bilmediğiniz kelimeler olabilir ancak onların da açıklamalarına dipnotlarda yer verilmiş. Kitabın sonuna eklenen kaynakça oldukça…

Okumaya devam edin Dil ve İşgal Kitabı Üzerine Bir Değerlendirme

“İran’ın Suriye’deki Propaganda Ordusu: Meddahlar” Üzerine Bir Değerlendirme

Kısacası diyebiliriz ki İslam’ın ilk dönemlerinden günümüze kadar ulaşmış meddahlık geleneği Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilmesi üzerine Şii kimliği ve kültürünün en önemli hususiyetlerinden birisi olarak kabul edilmiş. Meddahlar, Ehl-i Beyt’e şiir ve ezgiler ile övgülerde bulunarak İran-Irak Savaşı ve Suriye savaşında savaşçıları cepheye seferber etmek ve onları manevi açıdan destekleyerek propaganda aracı olarak kilit rol oynamıştır. Halkı coşturarak manevi duygularını açığa çıkarmışlar ve insanların savaşa aktif katılımlarında oldukça etkili olmuşlardır. Betül ZEYREK Bu eser, bir tez çalışması. Yazar Adem Yılmaz Beyefendi Farsça öğrenmek için gittiği İran’da meddahlığa ilgi göstermiş ve daha sonra esere uzaktan devam ederek tamamlamış. Günümüz kitle iletişim araçlarından en yaygın olanı…

Okumaya devam edin “İran’ın Suriye’deki Propaganda Ordusu: Meddahlar” Üzerine Bir Değerlendirme

Endülüs’ten İspanya’ya

Siyasi üstünlük kurma düşüncesi mücadeleyi beraberinde getirmiş ve yaşanılan yıkımı gözler önüne sermiştir. ‘Ben senden daha iyi idare ederim’ düşüncesi ihtirası beraberinde getirmiş ve devletlerin gerilemesi, yıkılması yahut değişime uğraması, yeni devletler, milletler ve dinlerin hakimiyet kurmak için her yola başvurmalarına haklı gerekçe gösterilmiştir. Çünkü Asr-ı Saadet’in ilk dönemleri hariç siyasi mücadeleler hep ‘ben daha iyi yönetirim’ ihtirası ile varlığını devam ettirmiş ve ilerleme bu şekilde olmuştur. Betül ZEYREK Denilebilir ki Endülüs olmasaydı Rönesans olmazdı. Endülüs'ten İspanya'ya geçiş. Müslümanım diyen herkes Endülüs'ü bilmeli diye düşünüyorum. Elimizdeki bu eser 29 Kasım 1992 yılında yapılan sekiz konuşmacının tebliğ sunduğu TDV Yayın Kurulu Başkanı S. Hayri Bolay’ın açılış…

Okumaya devam edin Endülüs’ten İspanya’ya

Sekülerleşme ve Din

Neden Avrupa ve Amerika sorusu akıllara gelebilir elbette, bunun iki temel sebebinden bahsediliyor. Birinci sebep modernleşmenin kaynağı ve ulaştığı zirve noktası olmalarından ötürü, bu iki coğrafyanın dinin konumunu tespit etme açısından önemli olması. İkinci ise kökenleri itibariyle sekülerleşme ve din ilişkisi üzerinde son derece kayda değer bir bilgi birikiminin bu coğrafyalarda olmasıdır. Betül ZEYREK İlk baskısını 2007 yılında yayınlamış olan bu eser on yılı aşkın bir süre sonra yani 2020 yılında İbn Haldun Üniversitesi Yayınları tarafından yeniden baskıya uygun görülmüş ve yeni baskıya özel bir önsöz yazılarak basılmıştır. Yazar Sayın Mehmet Özay: “1969 yılında Üsküdar'da dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini Üsküdar'da tamamladı. Özay,…

Okumaya devam edin Sekülerleşme ve Din

Sömürü, Koca Bir Acı Barındırıyor Bağrında

İnsan Hakları maddelerinden ihlal edilen ve kendilerince kılıf bulunan maddeler, özellikle de temel haklar ve bu hakları ihlal ederken Çin hükümetinin sunduğu bahaneler, evrensel boyutta olan insan haklarının ÇHC’ye göre nasıl şekil değiştirdiği, tek tek ele alınarak incelenmiş. Betül ZEYREK Doğu Türkistan’da 17. yüzyıldan itibaren Çin işgali kesintili olarak devam etmektedir. Bölge 1949 yılında Komünist Çin Hükümeti tarafından işgal edilmiştir. Özellikle 1950’li yıllardan itibaren Çin yönetimi, Doğu Türkistan halkına yönelik bir kimliksizleştirme ve asimile etme politikası uygulamıştır. Bu uygulamayı yaparken “terörizm” kullanılmış ve halka zulmü legalleştirmiştir. (65 yıllık devam eden bir zulüm)      21. yüzyıl ile Doğu Türkistan meselesi, uluslararası toplumsal bir sorun olarak değerlendirilerek…

Okumaya devam edin Sömürü, Koca Bir Acı Barındırıyor Bağrında