Zurnada Peşrev Olmaz mı?

Sonra bir de bakıyorsunuz ki sermaye tükenmiş, mevsim sonbahar olmuş, yokuş-düz derken ömür yolu bitmiş. Derviş Çelebi Malum, “Zurnada peşrev olmaz” deyu bir atasözümüz var. Akabinde “Ne çıkarsa bahtına” diye devam edebilirsiniz. Yanlış anlaşılmasın, Farsça ile bir husumetim yok, lakin peşrev sözünden mülhem bu sözün bir Egeli’den zuhur etmediği de aşikâr olsa gerek. Bu saatten sonra memleket milliyetçiliği yapacak halim yok, kaldı ki Karadenizliler o bahiste hepimize nal toplatır, ben haddimi bilirim. Ama zurnanın itibarını yere düşürmemek için müsaadenizle bu minvalde birkaç kelam etmek isterim. Peşrev kelimesinin sözlük anlamına baktım. “Peş” (ön, öncü, önden), “rev” (giden, yürüyen) kelimelerinin birleşiminden oluşan “önden giden, öncü” anlamına geliyor.…

Okumaya devam edin Zurnada Peşrev Olmaz mı?

Hasretin Rengi

Âkif Emre abimizi kara toprağa emanet edeli tam beş yıl olmuş. Yine böyle bir mayıs ayıydı, bu yüzden baharın müjdecisi mayıs, benim için biraz da hüzün ayıdır. Derviş Çelebi Çizgi: Hasan Aycın Ne yelkenimiz kaldı ne dümenimiz, Kalanlarımız tamam da nerde gidenlerimiz? Âkif Emre abimizi kara toprağa emanet edeli tam beş yıl olmuş. Yine böyle bir mayıs ayıydı, bu yüzden baharın müjdecisi mayıs, benim için biraz da hüzün ayıdır. Boğazın süsü erguvanlar, hasretin rengine bürünmüş sanki. Ne çok severdi erguvanları, saatlerce susar, öylece erguvanların sesini dinlerdi. Erguvanların rengine bürünürdü sükût. Âkif Emre’ye göre erguvanlar, boğazı yeşerten nice ağacın arasından “apansız açar ve apansız kaybolurlar” ve…

Okumaya devam edin Hasretin Rengi

İnsan Nedir Bildin mi Sen?

“Kul sıkışmayınca, Hızır yetişmez.” denmiştir. Ancak marifet beklemekte değil, marifet Hızır’ı beklemek iradesine sahip olmaktadır, zira ne zaman geleceği bilinmez, vakte değil vaade ram olmak gerek. Derviş Çelebi İnsan, sözlüklere göre Arapça “ünsiyet etmek, alışmak” kelimesinden geliyor. Bir başka sözlük “evcilleşmek” tabirini kullanmış. Aslında her ikisi de son tahlilde aynı şeye işaret ediyor olsa da ikincisi bana daha çarpıcı geldi. Bu kabule göre, “insan” doğuşta “yabani” olarak doğuyor, zamanla ehlileşerek “insan” oluyor demektir. Kavrama, tasavvuf terminolojisi açısından baktığımızda insan hayvanlarla aynı kategori de başlıyor hayata. Doğuşla birlikte sahip olduğu nefsin başlangıç seviyesi olan nefs-i emmâre, tamamen içgüdüsel olarak fiziksel ihtiyaçlarına odaklı bir yaşam formuna işaret…

Okumaya devam edin İnsan Nedir Bildin mi Sen?

Gel Gidelim Dosta Gönül

Mutluluğu, huzuru hayran olduğu Batı’da ve Batılı yaşam tarzında arayan kardeşim, ilimlerine, filmlerine bakıp özendiğin o Amerika’da, nehirlerde su yerine prozak akıyor. O tsunaminin dalgaları bizim sahillere de çoktan ulaştı, bilmem farkında mısın?  Derviş Çelebi Sevgili okur, bütün ilişkilerin fayda eksenli oluştuğu günümüzde “dost” kelimesi; belli bir yaş kuşağı üzerindekiler için ahirete yolcu ettiği, hasretiyle yandığı, ardından yürek acısına rahmet okuduğu, altındakiler için ise bir anlam ifade etmeyen, hayatlarında karşılığı olmayan, gerçek üstü bir kavrama işaret ediyor sanırım. Yürek acısı taşıyanlar için bir sözüm yok, onlar zaten bu acı ile baş edecek bir gönle de sahiptir inşallah. Sözüm dost hasreti çeken lakin bu hasretin ne…

Okumaya devam edin Gel Gidelim Dosta Gönül

Size Mutluluğun Sırrını Vereyim Mi?

Olan şey şudur, başka bir kavram dünyası ile zihinlerimiz işgal ediliyor, tıpkı gıda mühendisliği gibi bir tür toplum mühendisliği yöntemi ile düşünce genetiğimiz ile oynuyorlar. Gençlerimize doğrudan ya da dolaylı olarak bu metinler rehberlik ediyor. O halde onları hafife alma lüksümüz yok. Aksine dikkat kesilmek durumundayız.  Derviş Çelebi Sevgili okur, peşin olarak söyleyeyim, başlığın ima ettiği gibi bir kişisel gelişim yazısı yazma niyetinde değilim. Üstelik kişisel gelişim safsatalarına inanan biri de değilim. Aksine hiç hoşlanmadığım bir tür. Bu tür yazılardan medet uman modern hurafe düşkünlerinin Telli Baba’ya çaput bağlayan muhafazakâr versiyonlarından bir farkı yok benim nazarımda. Öyle zengin olmanın beş kuralı gibi saçmalıklara inananlar, ancak bu saçmalığı saçmalayanları…

Okumaya devam edin Size Mutluluğun Sırrını Vereyim Mi?

Sosyal Medyada Kişinin Kendisi Olarak Var Olması Mümkün Mü?

O halde ne yapmalı? Gömmeli miyiz kendimizi değişmeden şehrin en işlek meydanına, en saf halimizle? Derviş Çelebi Sevgili dostlar, aslında bu ay Üstad Sezai Karakoç üzerine yazmak isterdim ancak bunun beni korkuttuğunu itiraf etmeliyim. Çünkü çalakalem bir övgü dizesi onu incitirdi, ayrıca o özensizlikten ve övgüden de hiç hazzetmezdi. Oysa çağımızın insanı ya tumturaklı, anlaşılmaz akademik metinler üretiyor ya da bu yüzyılın kahvehanesi diyebileceğimiz sosyal medya platformlarında kopyala yapıştır aforizmalar üzerinden hamaset pazarlıyor. Kendimi bu rüzgâra karşı korumaya elbette gayret ediyorum ama muhtemeldir ki kelimelerimin arasına istemeden de olsa sızıyordur endişesiyle, süte su karışsın istemedim. Onun hakkında yeterince düzgün bir metin üretecek donamıma ve ruh…

Okumaya devam edin Sosyal Medyada Kişinin Kendisi Olarak Var Olması Mümkün Mü?

Toplumu Takva Ekseninde Dönüştürmek Mümkün Mü?

Nasıl ki bereket, insanın kazancına, malına, parasına yani toplamda bütün ekonomik varlığının çok ötesinde ölçülemeyen bir değer olarak ifade buluyor ise aynı şekilde takva da insanın bizatihi kendisine anlam yükleyen ölçülemeyen bir değerdir. Derviş Çelebi Fotoğraf: Ahmet Furkan Onat Ekonomideki bereket kavramının sosyal hareketlerdeki karşılığının, ahlâk ya da daha doğru bir adlandırma ile takva olduğunu düşünmekteyim. Nasıl ki bereket kavramının modern iktisatta bir karşılığı yok ise ne yazık ki takvanın da modern sosyal bilimlerde bir karşılığı yok. Sözlükte “korumak, korunmak, sakınmak, saygı göstermek, dindar olmak, itaat etmek, korkmak, çekinmek” anlamlarına gelen, “vikaye” mastarından türeyen takvâ kelimesi, Seyyid Şerîf el-Cürcânî tarafından şu şekilde tarif edilir: “Allah’a…

Okumaya devam edin Toplumu Takva Ekseninde Dönüştürmek Mümkün Mü?

Yine Yakmış Yar Storynin Ucunu, Instagram’da Sevda Çekmek Zor Diyor

“Konuşmak” sıradanlaştı, yeni dönemin Ali’leriyle Ayşe’leri bakışmakla yetinmeyip “çıkmaya” başladılar. Bu yeni ilişki biçimine batılıların “flört etmek” dediği kavramın Türkçeleşmiş halidir desek yeridir. Derviş Çelebi Sevgili dostlar, dergimizin ilk sayısında “ben varmam inekliye yoğurdu sinekliye” başlıklı bir makale yazmıştım. Okuyanlarınız hatırlayacaktır, bu yazı, bir türkü üzerinden kadın erkek ilişkilerini daha çok kadınların bakışı üzerinden anlamaya yönelik bir denemeydi. Bu kez, bu kadim meseleye biraz daha yakından bakmaya gayret edeceğim.  Elbette, süreci hazreti Âdem’den bu yana ele almak niyetinde değilim, bu kapsamlı bir kitabın konusu olabilir. Kendi kişisel hikâyemden yola çıkarak, 1970’li yıllardan bu yana gençlik dönemi kız erkek ilişkilerinin kısa tarihini yazmaya gayret edeceğim. Amacım…

Okumaya devam edin Yine Yakmış Yar Storynin Ucunu, Instagram’da Sevda Çekmek Zor Diyor

Ruhu Kirlenen İnsan, Çevreyi Kirletir

Çevre kirliliği, ruhu kirlenen insanın bir eylemidir. Bir sonuçtur yani. Kar hırsı ile gözü dönmüş kapitalistler için tek kutsal kavram kar olduğu için elbette kirlilik onların umurunda olmayacaktı, bunda şaşılacak bir şey yok. Derviş Çelebi Çöp kavramı ile ilk tanışmam 1970’li yıllarının ikinci yarısında köyümden çıkıp şehir merkezinde ortaokula başlamamla aynı yıllara rastlar. Gerçi, sanayi devrimi sonrası bütün dünya sistemine hâkim olan kapitalizmin bizim ülkemize, daha doğrusu Anadolu şehirlerine sirayet etmesi ile de yakın bir ilgisi var. Zira sonrasında bütün köylerimiz de bu tsunamiye teslim olmak zorunda kaldı. Özellikle bir petrol türevi olan plastiğin hayatımızın her alanına yönelik bir kullan at hâkimiyetinin, yanı sıra gelişen…

Okumaya devam edin Ruhu Kirlenen İnsan, Çevreyi Kirletir

ÇOCUKLARI ANLAMA KILAVUZU

İnsan olmanın getirdiği, kadın olmanın ya da erkek olmanın genetik, biyolojik özellikler, doğuştan getirdiğimiz ve toplumdan, dinden, kültürden edindiğimiz, devraldığımız davranış modelleri var.

Okumaya devam edin ÇOCUKLARI ANLAMA KILAVUZU