Taş Soslu Pirinç Pilavı

Pirinç ve taş üzerinden tarifiniz, her vidaya uyan bir İngiliz anahtarı kıvamında ise her devrin muteber adamı olmanız da ihtimaldir. Muhtemelen pilavı en yağlısı, taşın da en yontulmuş, betonla harmanlanmış, AVM hali sizin emrinize amade olacaktır. Yani bu dünyada işiniz iş, ötesini sormayın (hoş zaten sormazsınız ya). Ancak “Bizim tarif ne haddimize, eden etmiş bize uymak düşer” deyiciler taifesinden iseniz, pilavdan nasibinize düşenin, dişinize kasteden taş olması muhtemeldir. Derviş Çelebi Efendim, hoca Nasreddin’in saz peşrevinde işaret buyurduğu perde, işte burasıdır. Dikkat ediniz, ortada ayıklanacak bir miktar taş ve pirinç mevcut ise ne mutlu! İş o ki, pirincin ve taşın muhtevası, nicelikleri ve nitelikleri konusunda elimizde…

Okumaya devam edin Taş Soslu Pirinç Pilavı

Her Çiviye Peşkir Asmak

Bir dergâhın yolunu geçtim, adını dahi duymayan, dahası adına dahi tahammülü olmayan bir taifedir bu zümre. Her bir şeyi bilirler. Her bir mevzuda kanaatleri, her bir irapta mahalleri vardır. Zinhar bilmedikleri nane, ütmedikleri misket yoktur. Ezcümle “nefs-i emmâre” taifesi. Benlik davasının erleri. Derviş Çelebi Sevgili dostlar, tarih boyunca bu sosyal medya kadar insanın nefsi emmâresini azdıran başka bir mecra oldu mu bilmem, en azından bendeniz şahit olmadım bilgi sahibi de değilim. Beni takip edenler bilir. Sanal alemde bu sosyal medya ile ilgili bazı makaleler yazdım. Özellikle de WhatsApp grupları ve Facebook üzerine merak edenler arayıp bulabilir, tekrar etmek istemem. Lakin bir not, küçük dipnot vermeden…

Okumaya devam edin Her Çiviye Peşkir Asmak

Ağustos Böceğine Kim İftira Etti?

Medeniyeti besleyen en önemli havzanın kültür olduğu malum. Kültürü besleyen en önemli damar ise kuşkusuz edebiyattır. O halde suyun başı olan edebiyatımıza sahip çıkmalı değil miyiz? Yazının girişindeki konuya dönecek olursak. Çocuklarımıza kendi masallarımızı anlatmaz isek, Fransızlara öfkelenmek derdimize çare olmaz. Müzikten romana, şiirden sinemaya kendi kültürel kodlarımızla eser vermeye gayret eden gençlerimizi başta karşı mahallenin değirmenine su taşıyan resmî kurumlar olmak üzere sahip çıkma konusunda şapkamızı önümüze koyma vaktidir. Derviş Çelebi “Ey masalcı adam iftira ettin sen Bu harikalar harikası böceğe Onu suçladın tembellikle En çalışkan onu görüyorum ben Hiçbir karşılık beklemeden Yazı ağustosu çamı çınarı Tanıtıyor bize yazı ağustosu çamı ve çınarı” (Sezai…

Okumaya devam edin Ağustos Böceğine Kim İftira Etti?

Domatesin Doğalı Makbul, Zekânın Yapayı

Geçelim, bu maslahatçı muhafazakâr söylemleri. Dünyanın dibine bir dinamit de biz koymayalım. Demem o ki, kamyonunun freni patlayan Karadenizli Temel gibi kediye odaklanmayalım, yoksa pazara girmek mukadder olur. Derviş Çelebi Sevgili okuyucular, malum bu sıralar chatGPT ve dolayısıyla yapay zekâ gündemde. Pazarda organik sebzeler makbul lakin sanayide, hizmet sektöründe ve hatta sosyal medyada alabildiğine yapay zekâ. Zekânın yapay olana tam gaz entegre pozisyonundayız, hayır olsun bakalım. Şimdi ben neden yapay akıl değil de yapay zekâ denildiğine takıldım. O yüzden akademik metinlerde şöyle bir gezineyim dedim ki, yahu bu ne derin mevzu imiş. Saatlerdir metin okuyorum, dibini bulamadım. O vakit anladım ki soyut olan bu kavramların…

Okumaya devam edin Domatesin Doğalı Makbul, Zekânın Yapayı

Yusuf’un Yolunu Gözleyen Kuyu

Lakin umut kesilmez elbet, kim bilir belki bir sonbahar yağmuru ıslatır da kurumuş duvarlarını, bir kabul olmuş duaya rastlar yakarışların. Bir Yunus’un teri damlar bağrına da onun hatırına akar kuruttuğun çoban çeşmesi. Belki o çeşmeden damlalar dolar bağrına da bilirsin o vakit. Bu Yunus da nereden çıktı, nereden gelir, nereye gider. Hakikatte Yusuf kimdir, ya ben kimim? Kenan neresi? Derviş Çelebi Çizgi: Hasan Aycın Kendinizi kör kuyu gibi hissettiğiniz oldu mu hiç? Öyle ki içine atılan küçük bir çakıl taşının yankısını bile kendine saklayıp geri vermek istemeyecek kadar hasis, duvarlarında yeşermeye çalışan bir tutam yosundan bile yoksun, bir kurbağa sesine olsun muhtaç. İçinde var olan…

Okumaya devam edin Yusuf’un Yolunu Gözleyen Kuyu

Çöp Adamlar Cumhuriyeti

Doğa ise ortak kullandığımız bir ev değil mi? En masum olanımız çöplerimizi çöp sepetine boşaltıyoruz. Onları da belediye işçileri olan çöpçüler alıp doğanın çöplük haline getirdikleri bir köşesine yığıyorlar. Bizimse içimiz rahat yataklarımıza uzanıyoruz. Evimizin içi temiz ya! Derviş ÇELEBİ Düşünün, sıcak bir yaz sabahı güzelce kahvaltınızı etmişsiniz. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte düşmüşsünüz yollara. Amacınız, bir haftalık güzel bir tatil yapmak. Arabanız altınızda; işiniz, derdiniz, tasanız arkanızda; asfaltı yeni dökülmüş yol önünüzde uzayıp gidiyor. Radyoda sevdiğiniz sanatçı, her kimse onun sesi, sol cam açık, dışarda hafif serin bir rüzgâr esiyor, kolunuzu pencerenin camına dayamışsınız. Kısaca keyfiniz gıcır yani! Sigaranızdan derin bir nefes alıyorsunuz ve izmariti…

Okumaya devam edin Çöp Adamlar Cumhuriyeti

Küreselden Yerele; Kalkınma Stratejilerine Farklı Bir Bakış

Sanırım büyük bir çoğunluğumuzun gelecek planlamasında kültürel, sosyal içerik mevcut değil. Zaman akıp giderken. Yaratılış gayemize uygun nasıl bir gayretimiz var? Derviş Çelebi Dergimizin bu sayısına hükümetin yeni açıkladığı Türkiye’nin yeni yüzyılı çerçevesinde, ülkemizin kalkınma stratejisine naçizane bir katkımız olsun babından bir yazı kaleme alayım, dedim. Bizim Köroğlu attığım başlığa şöyle göz ucuyla bakıp, “Bey sen ne anlarsın kalkınma stratejilerinden, bir de bunun küresel olanına niyet etmişsin, Allah akıl fikir vere!” deyince… Şöyle bir durdum. Yahu hanım, sen ki bunca yılın aşçısısın, masterchef yarışmasına girsen oradaki şefler, “Gurban olim teyzem şu sarmanın tarifine ver deyü sıraya girer mi girmez mi?” deyince gözlerinin içi güldü, hemen…

Okumaya devam edin Küreselden Yerele; Kalkınma Stratejilerine Farklı Bir Bakış

İnsan Eksiktir, Aşk Tamam Eder

Önce aşka sonra bu zırhlara sahip olmayan kişi çöl yolculuğuna çıkmasın, diyor Âşık Hüdai. Yoksa çöl incinir ki, çöl hayattır. Hayatın sahibi incinir. Sonra ve nihayet hem kendi incinir hem de Leyla’yı incitir. Bunun adı aşk değil. Derviş Çelebi Bekle dost kapısın sadık kul isen Gönüller tamir et ehl-i dil isen Sevda çölünde Mecnun değilsen Ne Leyla’yı çağır ne çölü incit Aşık Hüdai İnsan oğlu eksik doğar; temiz, saf ama eksik. İlk olarak anne tamamlar onu, o yüzden en büyük minneti anneyedir insanın. Önce sütüyle ve hizmetiyle, sonra sıcak nefesi ve merhametiyle tamam eder. Çocuk yüreğinin ilk aşkı, cenneti ayakları altına serilen bu sevda çölünün…

Okumaya devam edin İnsan Eksiktir, Aşk Tamam Eder

Müslüman Olduğunuzdan “Emin” misiniz?

Başkaları da vardır etrafında, hiçbirini ihmal etmez, herkese yetecek kadar büyük bir kalbi vardır. Varlığı bütün salonu kaplar, nasıl olup da bıkmadan yorulmadan herkese yetebildiğine şaşarsınız? Derviş Çelebi “Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir”(Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.) Bazı insanlar vardır, kendinizi onların yanında güvende hissedersiniz, Adları Mehmet’tir Cemal’dir ya da Ayşe’dir önemsizdir, yani isminin bir önemi yoktur demek istiyorum. Teklifsizce ararsınız, teklifsizce varırsınız yanlarına, oturursunuz gösterdikleri sedire… “Acaba ayıp mı oldu, zamansız mı geldim?” diye bir düşünce geçmez aklınızdan. Belli ki kırk yıllık dostunuzdur, ne var bunda diyebilirsiniz. Ama bilirsiniz ki onu diğer kırk yıllardan ayıran, adını koyamadığınız bir şey vardır.…

Okumaya devam edin Müslüman Olduğunuzdan “Emin” misiniz?

İki Gönül Bir Olunca, Samanlık Seyran Olur Mu?

“Dünyada mekân, ahirette iman” diye duydum çok sonradan. Oysa benim çocukluğumda mekânlara mündemiç bir iman vardı. İman, mekândan münezzeh değildi yani. Derviş Çelebi Tek katlı betonun yeni icat edildiği ama henüz yaygınlaşmadığı yıllarda, tutkal olarak kara çamurun kullanıldığı, taşların üst üste konularak inşa edilen eski bir köy evinin önünde duruyorum. Ev dediysem aklınıza iki artı bir daire gelmesin, hepi topu tek bir odadan söz ediyorum. Yatak odası, misafir odası, mutfak, bütün görevler bu yirmi metre kare odanın omzuna yüklenmiş. Ahşap bir kapıdan, ki aynı zamanda evin hem dış hem de iç tek kapısıdır, eve sağ ayağımla, besmele çekerek giriyorum ve selam veriyorum. Dedemden öğrendim, eve…

Okumaya devam edin İki Gönül Bir Olunca, Samanlık Seyran Olur Mu?