Abdülhak Hamit Tarhan ile Endülüs’ün Fethi

Eserin baş kahramanı Tarık,Osmanlının kötü günler geçirdiği bir dönemde Türk gençlerine kahraman prototipi olarak çizilir. Endülüs’ü fetheden kişi olarak Musa b. Nusayr tarafından kıskanılıp hapse atıldığında dahi sakin tavrından vazgeçmemiş kendisinden ödün vermeden cezasını çekmeye gittiğinde bu sefer de okuyucunun kalbini fethetmeyi başarmıştır. Gözde ÇİMEN Bebek Hekimbaşı Yalısı’ndan Şairi Azamlığa 1852 yılı, İstanbul Bebek’teki Hekimbaşı Yalısı'nda tarihçi ve diplomat Müverrih Hayrullah Efendi ile Kafkasya’dan kaçırılıp cariye yapılan Münteha Hanım dört çocuklarından üçüncüsü olan Abdülhak Hamit Tarhan’ın dünyaya gelişinin sevincini yaşamakla meşgullerdi. Köklü ve eski bir ulema ailesi olarak yaşamlarını sürdürdükleri bu yalıda oğulları gelecekte Türk şairinin en önemli yazarlarından biri olarak tarihçi, diplomat ve oyun…

Okumaya devam edin Abdülhak Hamit Tarhan ile Endülüs’ün Fethi

Ontolojik Olarak Seküler Müslümanlık Mümkün mü?

Din, sadece akıl ile tecrübe edilemez. Herkesin kendi aklını tanrısallaştırdığı seküler dünyada çatışma üstüne çatışma doğması şaşırtıcı değil. Seküler dünyanın hastalıkları günden güne artarken hayatın içinde dinamik kalması zorunlu olan İslam anlayışını yeni bir durummuş gibi lanse etmek onu hafızasızlaştırmaktır. Gözde ÇİMEN İnkâr Etmek Yerine Etkisiz Kılmak İnsanın anlam arayışında felsefi akımlar, düşünceler hayatımızın bir parçası. Bu çaba mutlaka olacak ve olmalıdır da. Hepimiz kendimize illa ki bir yol seçeceğiz ve bu yollar, kimi için hazzın peşinden koşarak istikbalini çizdiği, kimi için de kendini ve yaratıcısını tanımak için bir sebep olacak. Sekülerizm bu yollar içerisinde modern dünya için en önemlisi. Kamusal alanın dini olan her…

Okumaya devam edin Ontolojik Olarak Seküler Müslümanlık Mümkün mü?

Şehirli İnsanın Doğayla Sınavı

Teknoloji ile zafer kazandığı zannında olan insan, sınırsızlaştıkça güçsüzleşti. Her ne kadar güçlü ve hâkim olduğumuza ikna olmuş olsak da bizler son derece sınırlı ve aciz varlıklarız. Gözde ÇİMEN Kendi içinde sürekli gelişen, değişen, canlı-cansız tüm varlıklar “doğa” olarak nitelendirilir. Hepimiz bir bütünün parçası olarak kendimize özgü yaşam biçimlerimizi sürdürürken, birbirimizin var oluşunu da etkileriz. Doğa... Ahengin özü, yaşamın kaynağı.  Zorlu doğa yaşamını terk edip şehirleşmeye başlayan insan, bu süreçte eski habitatına yabancılaşıp onunla kavga eder hale geldi. Hükmetme çabası içerisinde sanki doğanın sadece insana hizmet etme zorunluluğu varmış gibi bize boyun eğmesini istiyor, kararlarımızı sorgulamadan uygulamaya geçirip sadece bizim koyduğumuz sınırlara göre yaşamı devam…

Okumaya devam edin Şehirli İnsanın Doğayla Sınavı

Ağlamak Yasak!

Çin felsefesine göre “farklılık tehdittir.” Kabalıkları ve işkenceleri ise dünyada yeni değil. Bu konuda köklü mazileri mevcut.  Bilge Kağan’ın unutulmasın diye Orhun kitâbelerine kazıtılmasını emrettiği, Çin’in tavır ve tutumuna karşı uyarı mahiyetinde yazılmış meşhur öğüt, günümüzde de güncelliğini koruyor. Gözde ÇİMEN Evet, yasak. Doğu Türkistan’da Çin zulmü altında ne kadar ağır işkencelere maruz kalırsanız kalın; gözlerinizden yaş akmasına dahi izin yok. Gelin birbirimizle dürüstçe dertleşelim. Uygur Türklerinin uzun yıllardır rejim tarafından ezilmesinden habersizdik. İlk Ramazan ayında, güç bela da olsa yaşadıklarını sosyal medya üzerinden duyurmalarıyla girdiler hayatımıza. Hatta yanlışlıkla Çinli diye Uygur Türklerinin dövülmesiyle bir parça bıyık altı espriler de yaptık. Ramazan ayı baskıcı rejim…

Okumaya devam edin Ağlamak Yasak!

Eski Korkular, Yeni Kabuslar ve Modeller

Kitabın ilk makalesi, Orhan Gökçe tarafından yazılan “Avrupa Medyası” üzerine. Kitapta yer yer Türkiye’ye ve Türklere olan bakış hakkında bilgi verilse de aslında Avrupa’nın bilinçaltında Türklük ile İslam arasında özdeşim kurduğuna dikkat çekiyor. Ve evet araştırmanın sonucunu şimdiden yazmakta bir beis yok; Avrupa medyasında İslam düşmanlığı eğilimi gittikçe artmakta. Gözde ÇİMEN Uzun yıllardır Avrupa’nın önemli ülkelerinden biri olan Almanya’da ciddi akademik çalışmaları bulunan Orhan Gökçe ve yine aynı şekilde kendisi gibi akademik hayatta bulunan eşi Gülise Gökçe’nin ortak kaleme aldığı Avrupa’da İslam ve Türk İmajı üzerine kitabını sizlerle paylaşmak istiyorum. Çalışmanın amacı Avrupa’da İslam’a ve daha özelinde Türklere bakış açısını irdelemek. Türklere bakış, daha çok…

Okumaya devam edin Eski Korkular, Yeni Kabuslar ve Modeller

Doğan Cüceloğlu’nun “Evlenmeden Önce” Kitabı Üzerine Bir Değerlendirme

Eşler birbirini rakip olarak değil de yolculuğu anlamlandıran potansiyel yoldaş olarak gördüklerinde, birbirlerinin en mahrem tanıkları olan çiftler evliliklerini dünyada cennete çevirebiliyor. Gözde ÇİMEN “Sevgiyi değerli kılan, uğruna ölünmesi değil, uğruna emek verilmesidir.” Sezai Emre Güden’e ait bu söz; Doğan Cüceloğlu’nun 2017 yılında kaleme aldığı Evlenmeden Önce kitabının giriş cümlelerinden biri. Hoca yazmış olduğu eserler olsun, verdiği söyleşilerle olsun kendi kitlesinde heyecan duyulan değerli bir psikolog. Meslek hayatı boyunca insanımızın duygu, düşünce ve davranışlarını bilimsel psikoloji kavramları ile bizlere açıklamaya çalışmıştır. Bu vesile ile kitabını inceleme fırsatı bulduğum için de kendimi şanslı hissediyorum. Evlilik, tarih boyunca tüm toplumlarda varlığını sürdürmüş, hayatı temelden etkilemiş köklü bir…

Okumaya devam edin Doğan Cüceloğlu’nun “Evlenmeden Önce” Kitabı Üzerine Bir Değerlendirme

Edmondo De Amicis’in İstanbul’u

Bu maceraya, 19. yüzyılın İstanbul’una kapılanlardan biri de Edmondo De Amicis olur. Amicis’i tanıtırken oğlunun günlüklerinden ilham alarak yazdığı meşhur Çocuk Kalbi kitabı dersem epey bir okuyucu ilk ve ortaokul döneminden hatırlayacaktır. Gözde ÇİMEN (Edmondo De Amicis, 1874) İnsanın anlam arayışında, kimliğini ve benliğini keşfedip bulmasında hatta oluşturmasında en büyük destekçi kuvvetlerden birisinin yolculuk yapmak olduğunu söylesem? Basit bir mekân değişimi gibi görünse de aslında bu eylem, içinde bulunduğumuz ortamdan veya ruh halinden uzaklaştığımızı düşünürken tam olarak yine en çok kendimize ve ruhumuza yaklaştığımız anlar birikimidir. Çünkü insan, en çok da seyahat ederken kendisini anlamaya ve tefekkür etmeye yaklaşır. Bireysel tarihimizde öyle yolculuklarımız olmuştur ki…

Okumaya devam edin Edmondo De Amicis’in İstanbul’u