Gazâlî Öncesi Tasavvuf

Gönül tecrübesini ifade etmekten aciz kalan sûfîler bu problemi temsili bir dil kullanarak aşmaya çalışmışlardır.     Mülayim Sadık Kul Gazâlî’nin tasavvufu sadece İslamî ilimlerden biri olarak görmekle kalmayıp aynı zamanda her mümin için farz-ı ayn mertebesinde bir hâl ve bilgi olarak nitelediği bilinmektedir.  Bunun nedenlerini ve dayanaklarını önceki yazılarımızda kısmen de olsa ele almaya çalıştık. Bu denememizde ise ağırlıklı olarak tasavvufun menşei ve tarihi gelişimini genel hatlarıyla mercek altına almak niyetindeyiz. İmam Gazâlî’nin 450/1058’de Horasan bölgesinin önemli ilim, sanat ve kültür merkezlerinden Tus’ta dünyaya gözlerini açtığını biliyoruz. Eğitimi için önce Cürcan’a ve daha sonra ölümüne kadar yanından ayrılmadığı hocası İmam-ı Harameyn lakaplı Abdülmelik el-Cüveynî’nin yanına Nişabur’a…

Okumaya devam edin Gazâlî Öncesi Tasavvuf

Gazâlî’nin Râhmân ve Rahîm İsimleri Bağlamında İlâhi Rahmet Yorumu

Anlamlı cümle kurmanın önemsenmesi kadar ahlaki hayatın da önemsenmesi; uçurumun kenarında olan bizler için ve güya rehber olmaya çalıştığımız gençlerimiz adına hayati bir öneme sahiptir. Mülayim Sadık Kul Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla başlarız her hayırlı işimize. Hadiste emrolunan bu buyruk Ataullah İskenderî’nin dilinden “başı hayır/parlak olanın sonu da hayır/parlak olur” ifadesine dönüşür. Dolayısıyla tüm işlerin hedefi, rahmete ulaşmak, rahmetten mahrum kalmamak şeklinde özetlenebilir. Öyle ya dinin vazedilme hikmeti mecellede “maslahatın celbi ve mefsedetin def’i” olarak külli bir rahmet kaidesine dönüştürülmüş değil midir? Bu bağlamda, İnsicam dergimizin bu sayısını merhamet konusuna tahsis etmiş olması pek çok açıdan isabetli bir tercih. İdrak etmekte olduğumuz rahmet…

Okumaya devam edin Gazâlî’nin Râhmân ve Rahîm İsimleri Bağlamında İlâhi Rahmet Yorumu

Sezai Karakoç’un Vuslata Erişinin Kırkına Şahitlik Eden Bir Gün’e Eyüp Sultanla Başlamak

İnsanın aczini idrak etmesinin idrak olduğu anlamına gelen bu söz, hayatımızla ilgili pek çok meseleye ışık tutmaktadır. Bizim geleneğimizde “Haddini bilmek, idraktir.” Mülayim Sadık Kul Fotoğraf: Şehnaz FINDIK Bismillahirrahmanirrahim Türkiye’ye gitmeye niyetlendiğimizde hedefte sıla-ı rahim yaparak öncelikle anne-babamız ve üzerimizde hakkı olan büyüklerimizin duasını almak ve bu arada bazı dostları ziyaret etmek vardı. Takdirde Üstad Sezai Karakoç’un kırkına katılmak da varmış. Biz bunu, 2021 yılının son Pazar sabahı Mustafa Özel kardeşimin ziyaret ekibimize katılmasıyla öğrendik. Sosyal medyada bunu görmüştüm ama yine de katılabileceğim aklıma gelmemişti. Ölünün arkasından geleneğimizde adet olmuş yedisi, kırkı, elli ikisi gibi uygulamalara yıllarca bizim radikal damarımız ve din anlayışımız mesafeli durmuştu.…

Okumaya devam edin Sezai Karakoç’un Vuslata Erişinin Kırkına Şahitlik Eden Bir Gün’e Eyüp Sultanla Başlamak

Yitik Cennet Bağlamında Sezai Karakoç’un Peygamberlere Bakışı

Beni asıl vuran ifade ise Âdem (a.s.)’ın asıl imtihanının "toprak" olduğu tespitiydi. Toprak aynı zamanda Hz. Âdem’in yaratıldığı hammaddeydi. Dolayısıyla Âdem (a.s.) toprakla imtihan edildi derken, bununla bir taraftan yaratılış maddesine, diğer taraftan da hatası sonucu çıkarıldığı “Yitik Cennet”i yeniden bulması için sürgüne gönderildiği dünyaya işaret vardır. Mülayim Sadık Kul Üstad Sezai Karakoç’un ölümüyle birlikte sevenlerinin gönlüne koca bir kor düştü. Birçok İslam düşünürü gibi Sezai Bey’i de uzaktan kitaplarıyla sevmiş, yanına yöresine yaklaşabilme imkânımız olmamıştı. Ziyaretiyle ilgili duyduğumuz haberler de hep cesaretimizi kıracak nitelikteydi. “Nasipten öte yol yok” derler ya, işte bizimki de öyle. Bundan sonra da onunla ancak, “Rahmetim gadabımı geçti” müjdesini, hakkımızda…

Okumaya devam edin Yitik Cennet Bağlamında Sezai Karakoç’un Peygamberlere Bakışı

İmam Gazâlî’nin Tasavvuf Anlayışının Dayanakları: Zâhirî ve Bâtınî İlim Ayrımı

Gazâlî’nin tasavvuf ilmini farz-ı ayın ilimlerden saymasının sebebi de budur. Kalbinde olup bitenden haberi olmayan bir kimse her ne kadar yapıp ettikleri ve söyledikleri fıkha ve akaid ilmine zâhirde uygun olsa bile, eğer niyeti halis değilse yani bu amelleri sadece rıza-yı Bâri için değil de riya veya başka bir dünyevî menfaat için yapıyorsa hadisi şerifte buyurulduğu gibi o zâhiren ibadet gibi görünen ameller paçavra gibi o kişinin suratına çarpılır. Mülayim Sadık Kul Bir önceki yazımızda Gazâlî’nin tasavvuf anlayışını özellikle şehadet ve tevhîd kavramları üzerinden anlamaya ve anlatmaya çalışmıştık. Dinin temeli olan tevhîd ile tasavvuf arasında kurulan bu köprü aynı zamanda onun din anlayışının irfanî boyutunu…

Okumaya devam edin İmam Gazâlî’nin Tasavvuf Anlayışının Dayanakları: Zâhirî ve Bâtınî İlim Ayrımı

İmam Gazâlî’nin Tasavvuf Anlayışı: Şehâdetle Şâhit ve Meşhûd Olmak

İmam Gazâlî çok erken yaşlarda tatmaya başladığı bu manevi yolculuğun önündeki engeli geç de olsa fark etmiştir. Terk makâmına ulaşmadan fenâ mertebesine erişilemediği artık zâhirdir. Ama dinen rütbelerin en üstünü kabul edilen ilim öğretmek gibi bir meşgaleden kopmak da kolay değildir. Mülayim Sadık Kul Ressam: Remzi Taşkıran Bir önceki yazımızda ele almayı planladığımız Gazâlî’nin tasavvuf anlayışı konusuna bu yazımızla devam etmek istiyoruz. Hayat gerçekten beklenmeyen sürprizlerle dolu. Mevla gülerken ağlatabiliyor ya da tam tersi siz ağlarken aslında sizi güldürecek bir nimet, bu gözyaşlarında saklı olabiliyor. Sır kendini varlık planında ancak maverasına nüfuz edebilenler için hissedilir kılıyor. Büyük Doğu mektebinin tartışmasız en önemli temsilcisi Sezai Karakoç’un…

Okumaya devam edin İmam Gazâlî’nin Tasavvuf Anlayışı: Şehâdetle Şâhit ve Meşhûd Olmak

İmam Gazâlî’den Sezai Karakoç’a Uzanan Manevi Köprü: İhyâ ile Diriliş

Gazâlî’nin tasavvuf anlayışını, onun varlık ve bilgi felsefesini, insan ve aşk tasavvurunu bir cümleyle bir şiirle ifade etmek, ancak irfan mektebinin seçkin üyelerine has bir durum olsa gerek. Mülayim Sadık Kul Bu denememizde İmam Gazâlî’nin tasavvuf hakkındaki görüşlerine yer vermek istiyorduk. Bu konuda, İhyâ başta olmak üzere pek çok eser veren büyük âlimin görüşlerini böyle bir yazıya sığdırmanın imkânsızlığı açıktır. Sayısız akademik çalışma yapılmış ve halen tüketilemeyen bir hazineden bahsettiğimizi, kendi doktora çalışmamız esnasında bizatihi tecrübe etme imkânı bulmuştuk. Buna rağmen bu denemede, kodlama yöntemiyle en önemli konulara işaret ederek daha sonraki yazılarımızda bunları tek tek ele almak muradımızdır. Böylece, yıllar önce Nimetullah Akın Hocam’ın…

Okumaya devam edin İmam Gazâlî’den Sezai Karakoç’a Uzanan Manevi Köprü: İhyâ ile Diriliş

XX. Yüzyılda Peygamber Vârisi Bir Âlim: Mehmed Zâhid Kotku Hazretleri

Kotku Hazretleri’nin irşad ve davetinde, şeriata olan vurgu çok açık ve kesindir. Dolayısıyla şeriatsız bir tasavvuf anlayışı batıldır. Şeriat ise ilim temeli üzerine kâimdir. Nasıl ki marifet ancak ilimle mümkün ise tasavvuf da ancak ilim temeli üzerine inşa edilebilir. Bu ilim, öncelikle zâhir ilmi diyebileceğimiz fıkıh ve kelam ilmi üzerine bina edilir. Bu minvalde Kotku Hazretleri özellikle sahih bir akide ve fıkıh bilgisi olmadan sufi olunamayacağının altını çizer. Mülayim Sadık Kul Ölümüyle birlikte ilk defa adını duyduğum, gönül dünyamın en müstesna yerine yerleşen bu güzel insanın tasavvuf anlayışını anlatmak görevi bu fakire tevdi edildi. Haddim olmasa da bu fırsatın kaçırılmayacağını düşündüm. Zira böyle bir Allah…

Okumaya devam edin XX. Yüzyılda Peygamber Vârisi Bir Âlim: Mehmed Zâhid Kotku Hazretleri

İmam Gazâlî’de İlim ve Eğitim

Evladını münazara ilminden ve cedelden men ettiğinde, oğlu ona, neden kendisinin daha önce yaptığı bir şeyden men etmeye çalıştığını söyleyince büyük İmam şu cevabı verir: ‘’Evladım bizler hakkın ortaya çıkması için tartışırken, şimdi sizler kendi haklılığınızı ispat etme gayretindesiniz.’’ diyerek kendi haklılığını ispat etme çabasının hayır değil şer olduğuna dikkat çekiyordu. Mülayim Sadık Kul Gazâlî’nin eğitim konusunda ne söylediğine geçmeden önce ilim ve eğitim bağlamında gönlüme düşen bir kaç bilgiyi girizgâh mahiyetinde paylaşmak istiyorum. Haddi zatında bunlar da Gazâlî başta olmak üzere pek çok âlimin dikkat çektiği bilinen hususlardır. Bunlardan bir tanesi Peygamber Efendimizden rivayet edilen ve ilmin, İslam ilim geleneğindeki yeri ve değerini en…

Okumaya devam edin İmam Gazâlî’de İlim ve Eğitim

GAZÂLÎ’DEN GİDEN BİR YOL YUNUS’A

Mevlana Farsça yazdığı mesnevisiyle, Yunus Türkçe dillendirdiği şiirleriyle, Gazâlî -kendisi farisi olmakla birlikte, daha çok ilim dili olan- Arapçayla hep aynı hakikat bahçesinin hikmetlerinden güller dermişlerdir. Mülayim Sadık Kul Biz Yunus’u ilk defa analarımızın mırıldandığı ‘‘Sordum sarı çiçeğe‘‘ mısralarıyla duyduk. Derinlemesine ne anlama geldiğini bilmeden de ilk öğrendiğimiz ilahiler arasına katıverdik. Derken gün gelip yolumuz Kur’an Kursu’na düştüğünde, Yunus repertuarımıza “Şol cennetin ırmakları akar Allah deyu deyu”, “Dolap niçin inilersin” ve “Biz dünyadan gider olduk kalanlara selam olsun” gibi ilahiler de giriverdiler. Bu mısraları/ilahileri manasından çok ritmine ve Yunus’a ait olduğu için dost meclislerinde hep birlikte söylediğimizi hatırlarım. İmam Hatip yıllarımızda bu şiirlerin yerini daha…

Okumaya devam edin GAZÂLÎ’DEN GİDEN BİR YOL YUNUS’A