GAZÂLÎ’DEN GİDEN BİR YOL YUNUS’A

Mevlana Farsça yazdığı mesnevisiyle, Yunus Türkçe dillendirdiği şiirleriyle, Gazâlî -kendisi farisi olmakla birlikte, daha çok ilim dili olan- Arapçayla hep aynı hakikat bahçesinin hikmetlerinden güller dermişlerdir. Mülayim Sadık Kul Biz Yunus’u ilk defa analarımızın mırıldandığı ‘‘Sordum sarı çiçeğe‘‘ mısralarıyla duyduk. Derinlemesine ne anlama geldiğini bilmeden de ilk öğrendiğimiz ilahiler arasına katıverdik. Derken gün gelip yolumuz Kur’an Kursu’na düştüğünde, Yunus repertuarımıza “Şol cennetin ırmakları akar Allah deyu deyu”, “Dolap niçin inilersin” ve “Biz dünyadan gider olduk kalanlara selam olsun” gibi ilahiler de giriverdiler. Bu mısraları/ilahileri manasından çok ritmine ve Yunus’a ait olduğu için dost meclislerinde hep birlikte söylediğimizi hatırlarım. İmam Hatip yıllarımızda bu şiirlerin yerini daha…

Okumaya devam edin GAZÂLÎ’DEN GİDEN BİR YOL YUNUS’A

GAZÂLÎ’NİN ZÜHD ANLAYIŞI

Hayat aslında büyük ölçüde tercihlerden ibarettir. Hatta işi biraz daha insani boyutuyla ifade ederek muşahhaslaştırmak gerekirse, kişiliğimiz veya kimliğimiz tercihlerimizdir desek, yine sınırları zorlamış olmayız kanaatindeyim. Dolayısıyla tercihlerimiz aynı zamanda bizim kimliğimiz ve hayat felsefemiz demektir. Mülayim Sadık KUL Bismillahirrahmanirrahim Hamdele ve salveleden sonra. Gazâlî’de zühd kavramının ne anlama geldiğine geçmeden önce kendi hayatımda bu kavramla ilgili bir hatırama temas ederek söze başlamak istiyorum. Zahid kelimesini zannediyorum ilk defa Türkiye’nin manevi mimarlarından biri olan Muhammed Zahid Kotku Hazretlerinin dâr-ı bekâya irtihali ile duymuş oldum. Elbette bunu duyduğumda dikkatimi çeken, kelimenin manasından ziyade şimdiye kadar duymamış olduğum bir isim olmasıydı. Zira bizim yörelerde Zühdü ismi vardır…

Okumaya devam edin GAZÂLÎ’NİN ZÜHD ANLAYIŞI

GÂZÂLİ PERSPEKTİFİNDEN BÂTINîLİĞİN AKTÜEL İZDÜŞÜMLERİ

Gazâlî’ye göre asıl mesele, hakikatin ortaya çıkmasıdır. Benlik araya girdi mi İslam açısından bu tenkit ve tartışmalar hiç bir fayda ifade etmezler. Niyetin sahih olmadığı yerde sadece metodun doğru olması da yeterli olmaz. Yani Batı’nın Makyevelli’den beri kutsadığı “Amaç, aracı meşrulaştırır” anlayışı, İslam düşüncesinde kendine yer bulamaz. Tenkit yapılırken kendi haklılığımızı değil, hakkın ve hakikatin üstünlüğünü hedeflemek şarttır. Mülayim Sadık Kul Bismillahirrahmanirrahim İnsicam’ın üçüncü sayısında İslam ilim geleneğinde eleştiri adabını Gazâlî’nin Eleştiri/Tenkit metodu üzerinden ele almıştık. Kimleri, hangi sebeplerle eleştirdiğini ve bu tenkitlerden neredeyse tüm İslami disiplinlerin farklı şekilde nasibini aldıklarından bahsetmiştik. Daha çok Tehâfüt üzerinden felsefecilere yönelttiği eleştiri ile gündeme getirilen Gazâlî’nin aslında genel…

Okumaya devam edin GÂZÂLİ PERSPEKTİFİNDEN BÂTINîLİĞİN AKTÜEL İZDÜŞÜMLERİ