Atalar Diyarı Orta Asya

İslam düşmanlarının hile ve desiseleri elbette devam edecektir. Hâlbuki bize düşen aramızda tefrikaya düşmemek ve buna neden olan her ne olursa onu terk etmektir. Mucahid YILDIZ İnsanın soyunu araştırıp nereden geldiğini bilmesi, ırkçılık olarak görülmemelidir. Irkı ve soyu ile övünmeye başlarsa işte o zaman meşruiyetini kaybetmiş olur. İslam'da ırkçılığa her ne surette olursa olsun asla yer yoktur. İnsanlar ve cinler, kâinatın aklını kullanarak tekâmül edebilen tek mahluklardır ve Cenâb-ı Hak her ikisini de ancak kendisine kulluk etsinler diye yaratmıştır. İnsanları kavimlere ayırmasının tek sebebi, birbirleriyle tanışsınlar diyedir. Irklarıyla, kavimleriyle, övünüp üstünlük taslasınlar diye değil. Üstünlük ancak takvadadır. Şimdi bu önemli kaidelerin ışığında biz Türklerin büyük…

Okumaya devam edin Atalar Diyarı Orta Asya

Kalbin Rikkati ve İhsan: Merhamet

Allah'a imanı kuvvetli insanlar elbette daha merhametli olurlar. Zira inançları gereği bir mesuliyet duygusu taşımaktadırlar. Bu sorumluluk her canlıya karşı daha dikkatli bir yaklaşımı gerektirir. Mucahid YILDIZ Üç heceden müteşekkil bir söz, merhamet. Tüm iyiliklerin kapısını açan bir hissiyattır merhamet. Rahmet kelimesi ile aynı kökten olan merhamet, Cenabı Hakkın rahmet kapılarının açılmasını sağlayan ulvi bir duygudur. Allah Teâlâ, Adem (a.s.)'ı yaratıp kendi ruhundan üfleyerek can verdiğinde, cümle insanoğluna bahşedilmek üzere kendi sıfatlarını da verdi. Bunlar arasında insanlığın huzur ve barışını sağlayan en önemli özelliklerinden birisi, merhamettir. Merhametin neticesinde kalp yumuşar ve ihsan zuhur eder. İyilikler bu suretle icra edilir. Şayet insanın kalbinde, gördükleri karşısında bir…

Okumaya devam edin Kalbin Rikkati ve İhsan: Merhamet

Ey Mübarek Ay, Hoş Geldin!

Namaz sonrası, camiden hemen dağılmıyordu cemaat. Ekseriyeti gruplar halinde oturup çay vs. içiyorlar, sohbet ediyorlardı. Küçük paketlerdeki hurmalardan satın alanlar, bunları getirip grubun ortasına koyuyor, arkadaşlarına ikram ediyordu. Mucahid YILDIZ Memleketten ayrılıp gurbet ellere geldiğim 1985 yılındaki yolculuğum, Ramazan ayında idi. İstanbul Topkapı'dan Avusturya'nın Salzburg şehrine kadar bir Türk otobüsü ile daha sonra da Almanlardan kiralanan bir otobüsle Münih merkez istasyonuna geldik. Çok çetin üç günlük bir yolculuktu. Tabii develerle çöl aşmamıştık. Ancak üç gün boyunca sıcak bir yazla birlikte, yolculuk boyunca insanların otobüste sürekli, hazırladıkları nevaleleri yemekle meşgul olduklarından otobüsün içine ağır bir koku yayılmış, sıcaklık da hayli artmıştı. Yolcular otobüs sahibinden klimayı açmasını…

Okumaya devam edin Ey Mübarek Ay, Hoş Geldin!

Diriliş Önderi Büyüğümüze Selam Olsun!

Sezai Karakoç gibi bir tefekkür abidesi hakkında benim gibi bir fakirin daha çok kelam etmesi haddini aşmak olur. Acizane ben, daha çok böyle bir büyüğümüzün hatıratına yakışanın, dile getirdiği diriliş mücadelesinin devam ettirilmesi gerektiğine dikkat çekmek isterim. Bunun gerçekleşmesinin en güzel yolu, ilmi çalışmaların onun açtığı çığır üzerine bina edilerek genişletilmesidir. Mucahid YILDIZ Fotoğraf: Şehnaz Fındık Vefat haberini okuduğumda ilk aklıma gelen söz, ‘Türkiye namütenahi bir büyüğünü kaybetti.’ olmuştu. Zira Sezai Karakoç gibi büyük önder şahsiyetler nadide bulunan çok değerli cevherler gibidir. Ancak bizim talihsizliğimiz, maalesef böyle değerli insanlar hayatta iken kıymetine vakıf olamayışımızdır. Sezai Karakoç gibi bir deryanın büyüklüğünü anlamak için birkaç kitabını okumak…

Okumaya devam edin Diriliş Önderi Büyüğümüze Selam Olsun!

Felaketler ve Ekonomik Sebepler İlticayı Körüklüyor

Yeryüzünde başta savaşlar olmak üzere çeşitli felaketler yaşandığı sürece, insanlar elbette sığınabilecekleri daha emin yerlere göç edecekler. Doğal felaketlerin önüne geçilebilecek birtakım çareler olsa da sonuçta bunlar sınırlıdır. Ancak savaşların önüne geçmek insanların elindedir. Ekonomik felaketlerin ortadan kalkmasının tek çaresi ise tamahkârlığı bir tarafa bırakarak paylaşmayı öğrenmektir. Mucahid YILDIZ Türkçemizde mülteci kelimesinin karşılığında sığınmacı ifadesi kullanılmaktadır. Arapça kökenli mülteci kelimesinden de iltica eden, sığınan kişi, yani sığınmacı anlaşılmaktadır. Batı dillerinden Almanca ve İngilizce kelimeleri ele aldığımızda politik, ekonomik, savaş ya da tabii felaketler sebebiyle insanın ülkesini terk ederek kendisini daha güvende hissettiği bir ülkeye sığınmasıdır. Almancada kullanılan 'flüchtlinge' sözü, kaçan bir kişi için söylenir. Dünya…

Okumaya devam edin Felaketler ve Ekonomik Sebepler İlticayı Körüklüyor

Lisanımıza Kasteden Medeniyetimizi Yok Etmek İster

Osmanlıca’da bu zenginliği gayet güzel görebilmekteyiz. Zira farklı dillerin bir araya getirilmesi ile en basit bir yaklaşımla insanın meramını anlatması daha kolay ve güçlü hale getirilmiştir. İlmi yönü ise çok çok daha derindir. Mucahid YILDIZ Çizgi: Hasan Aycın Derler ki insanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşır. Dil, ağzımızdan çıkan seslere şekil vermek suretiyle karşımızdakinin bizi anlamasını sağlayan azamızdır. Aynı zamanda bu şekilleşmeye de dil denilir ama bir başka ifadesi ise lisandır. Lisanın aslı Arapçadır, anlamı da yine Türkçedeki dil demektir. Ancak bizim Türkçemizde lisan ile daha çok konuşulan kastedilir, aza değil. Bir lisan bir insan, iki lisan iki insan eder atasözümüz, farklı dillerle elde…

Okumaya devam edin Lisanımıza Kasteden Medeniyetimizi Yok Etmek İster

Birbirimizden Uzaklaştıran Medya

Sosyal medya malum olduğu üzere günümüzün son geliştirilen iletişim metodlarından biridir. Yenilikler karşısında biz Müslümanların nasıl bir tavır ortaya koymaları gerektiği münakaşasını yapmakta ise maalesef biz hep geç kalıyoruz. Mucahid Yıldız Sosyal kelimesi cemiyet hayatı, cemiyeti ilgilendiren, insanların bir toplum olarak bir arada yaşamaları gibi anlamlar içermekte. Kökü latince 'socius' yani beraber demek olan sosyal kelimesinin anlamları arasında cemiyet nizamı, siyaset ve hareket de bulunmaktadır. Bu kelime zikredildiğinde uzun süren bir ameliyat sonrasında ayılmam için aldıkları yoğun bakım odasında hemen birkaç metre ileride yanımda yatan Romanyalı bir inşaat işçisini hatırlıyorum. Almanya'da inşaatlarda çalışan bu kişi, ağır bir iş kazası sonrasında ameliyat edilmiş. Henüz ben de…

Okumaya devam edin Birbirimizden Uzaklaştıran Medya

Kilit ve Anahtara İhtiyaç Duyulmayan Bir Dünya

İslâm tasavvufunda elbette zikrullah önemli bir yer teşkil etmektedir. Ancak, asıl öncelikli konu nefis terbiyesidir. Enâniyeti yani bencilliği bir tarafa bırakıp, diğer insanların haklarını gözetmek, bu terbiyenin en önemli unsurlarındandır. Nefis terbiyesi ile kişi edep sahibi olur. Mucahid YILDIZ Teknikte hızla ilerleyen dünyamızın insanları, nefis terbiyesi ve onun tezahürü neticesinde hızla edep hususunda Avrupa Ortaçağ’ına doğru gerilemektedirler. Avrupa Ortaçağ’ını hatırlarsak eğer; zayıfların ezildiği, aşağılandığı, güçlülerin daha fazla güç sahibi olduğu, adaletin akıllara bile gelmediği, zulmün ayyuka çıktığı bir zaman dilimidir. Bütün bu baskı ve tağutî düzene karşı ayaklanamayanların, inzivaya çekilmekten başka çarelerinin kalmadığı bir dünyadır. Aynı çağda İslâm dünyasının tarihine baktığımızda; tabir-i caizse Batı’nın keşişlerine…

Okumaya devam edin Kilit ve Anahtara İhtiyaç Duyulmayan Bir Dünya

Hayatın Vazgeçilmez Unsuru

Milyonlarca gencin okulları ve üniversiteleri doldurmaları, toplumun geliştiğine ve ilerlediğine işaret etmez. Şayet bu kalabalıklar cemiyet hayatında huzuru sağlayan güzel ahlak ve dürüstlük gibi mühim unsurları eğitimle kazanabiliyorlarsa, işte o zaman eğitimde başarı sağlanmış demektir. Mucahid YILDIZ Günümüzde eğitim kavramı yalnız başına içinde mutlaka öğretimi de bulunduran bir ifade olarak kullanılıyor. Eğitim olmadan öğretim mümkün olmakla birlikte öğretimin olmadığı bir eğitim asla düşünülemez. Herhangi bir canlıyı eğitebilmek için öğretmek gerekir. Öğretimin karşılığını tedrisat yani ders alışverişi, eğitimin karşılığını da terbiye olarak ele aldığımızda bu ikisini birbirinden ayırmak imkânsız gibidir. Ancak terbiyenin ya da eğitimin şart olmadığı tedrisat da vardır. Mesela müspet ilimler şeklinde ifade edilen…

Okumaya devam edin Hayatın Vazgeçilmez Unsuru

Dünyaya İmar Edenler Değil, İmha Edenler Hâkim!

Batı'da ise kapitalist bir anlayışla yalnızca ceplerini doldurmaktan başka bir şey düşünmeyenler, çevreyi, tabiatı korumak gibi bir endişeyi hiçbir zaman taşımadılar ve halen de çok umurlarında değil. Mucahid Yıldız Bazı tevillerde 'Cenab-ı Allah, Hz. Âdem A.S ile Hz. Havva validemizi cennetten çıkardığında dünyaya sürgüne gönderdi' ifadesi yer alır. Yeryüzüne baktığımızda her karış toprağından neşvünema bulan nebatatın bin derde deva çarelerle dolu olduğunu görüyoruz. Elbette cennetle mukayese edilmesi mümkün değil. Zira Kur'an ve Hadislerden öğrendiğimize göre cennette hiçbir kötülük ya da zarar verici bir şey bulunmuyor. Dünyanın sayısız nimetlerine ulaşmak için ise zahmet gerekiyor. Nimetlerle birlikte sıkıntılar da var. Bütün bu sıkıntılara rağmen bir sürgün yeri…

Okumaya devam edin Dünyaya İmar Edenler Değil, İmha Edenler Hâkim!