Lisanımıza Kasteden Medeniyetimizi Yok Etmek İster

Osmanlıca’da bu zenginliği gayet güzel görebilmekteyiz. Zira farklı dillerin bir araya getirilmesi ile en basit bir yaklaşımla insanın meramını anlatması daha kolay ve güçlü hale getirilmiştir. İlmi yönü ise çok çok daha derindir. Mucahid YILDIZ Çizgi: Hasan Aycın Derler ki insanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşır. Dil, ağzımızdan çıkan seslere şekil vermek suretiyle karşımızdakinin bizi anlamasını sağlayan azamızdır. Aynı zamanda bu şekilleşmeye de dil denilir ama bir başka ifadesi ise lisandır. Lisanın aslı Arapçadır, anlamı da yine Türkçedeki dil demektir. Ancak bizim Türkçemizde lisan ile daha çok konuşulan kastedilir, aza değil. Bir lisan bir insan, iki lisan iki insan eder atasözümüz, farklı dillerle elde…

Okumaya devam edin Lisanımıza Kasteden Medeniyetimizi Yok Etmek İster

Birbirimizden Uzaklaştıran Medya

Sosyal medya malum olduğu üzere günümüzün son geliştirilen iletişim metodlarından biridir. Yenilikler karşısında biz Müslümanların nasıl bir tavır ortaya koymaları gerektiği münakaşasını yapmakta ise maalesef biz hep geç kalıyoruz. Mucahid Yıldız Sosyal kelimesi cemiyet hayatı, cemiyeti ilgilendiren, insanların bir toplum olarak bir arada yaşamaları gibi anlamlar içermekte. Kökü latince 'socius' yani beraber demek olan sosyal kelimesinin anlamları arasında cemiyet nizamı, siyaset ve hareket de bulunmaktadır. Bu kelime zikredildiğinde uzun süren bir ameliyat sonrasında ayılmam için aldıkları yoğun bakım odasında hemen birkaç metre ileride yanımda yatan Romanyalı bir inşaat işçisini hatırlıyorum. Almanya'da inşaatlarda çalışan bu kişi, ağır bir iş kazası sonrasında ameliyat edilmiş. Henüz ben de…

Okumaya devam edin Birbirimizden Uzaklaştıran Medya

Kilit ve Anahtara İhtiyaç Duyulmayan Bir Dünya

İslâm tasavvufunda elbette zikrullah önemli bir yer teşkil etmektedir. Ancak, asıl öncelikli konu nefis terbiyesidir. Enâniyeti yani bencilliği bir tarafa bırakıp, diğer insanların haklarını gözetmek, bu terbiyenin en önemli unsurlarındandır. Nefis terbiyesi ile kişi edep sahibi olur. Mucahid YILDIZ Teknikte hızla ilerleyen dünyamızın insanları, nefis terbiyesi ve onun tezahürü neticesinde hızla edep hususunda Avrupa Ortaçağ’ına doğru gerilemektedirler. Avrupa Ortaçağ’ını hatırlarsak eğer; zayıfların ezildiği, aşağılandığı, güçlülerin daha fazla güç sahibi olduğu, adaletin akıllara bile gelmediği, zulmün ayyuka çıktığı bir zaman dilimidir. Bütün bu baskı ve tağutî düzene karşı ayaklanamayanların, inzivaya çekilmekten başka çarelerinin kalmadığı bir dünyadır. Aynı çağda İslâm dünyasının tarihine baktığımızda; tabir-i caizse Batı’nın keşişlerine…

Okumaya devam edin Kilit ve Anahtara İhtiyaç Duyulmayan Bir Dünya

Hayatın Vazgeçilmez Unsuru

Milyonlarca gencin okulları ve üniversiteleri doldurmaları, toplumun geliştiğine ve ilerlediğine işaret etmez. Şayet bu kalabalıklar cemiyet hayatında huzuru sağlayan güzel ahlak ve dürüstlük gibi mühim unsurları eğitimle kazanabiliyorlarsa, işte o zaman eğitimde başarı sağlanmış demektir. Mucahid YILDIZ Günümüzde eğitim kavramı yalnız başına içinde mutlaka öğretimi de bulunduran bir ifade olarak kullanılıyor. Eğitim olmadan öğretim mümkün olmakla birlikte öğretimin olmadığı bir eğitim asla düşünülemez. Herhangi bir canlıyı eğitebilmek için öğretmek gerekir. Öğretimin karşılığını tedrisat yani ders alışverişi, eğitimin karşılığını da terbiye olarak ele aldığımızda bu ikisini birbirinden ayırmak imkânsız gibidir. Ancak terbiyenin ya da eğitimin şart olmadığı tedrisat da vardır. Mesela müspet ilimler şeklinde ifade edilen…

Okumaya devam edin Hayatın Vazgeçilmez Unsuru

Dünyaya İmar Edenler Değil, İmha Edenler Hâkim!

Batı'da ise kapitalist bir anlayışla yalnızca ceplerini doldurmaktan başka bir şey düşünmeyenler, çevreyi, tabiatı korumak gibi bir endişeyi hiçbir zaman taşımadılar ve halen de çok umurlarında değil. Mucahid Yıldız Bazı tevillerde 'Cenab-ı Allah, Hz. Âdem A.S ile Hz. Havva validemizi cennetten çıkardığında dünyaya sürgüne gönderdi' ifadesi yer alır. Yeryüzüne baktığımızda her karış toprağından neşvünema bulan nebatatın bin derde deva çarelerle dolu olduğunu görüyoruz. Elbette cennetle mukayese edilmesi mümkün değil. Zira Kur'an ve Hadislerden öğrendiğimize göre cennette hiçbir kötülük ya da zarar verici bir şey bulunmuyor. Dünyanın sayısız nimetlerine ulaşmak için ise zahmet gerekiyor. Nimetlerle birlikte sıkıntılar da var. Bütün bu sıkıntılara rağmen bir sürgün yeri…

Okumaya devam edin Dünyaya İmar Edenler Değil, İmha Edenler Hâkim!

Politika Geleneğinin Avrupa’daki Görünümü ve Darbeler

Mevcudiyetlerini, menfaatlerini sürdürmek için kullandıkları düzenin tehlikeye girdiğini gören kesim, eğer gücü yetiyorsa darbe yapmak suretiyle kendilerini emniyet altına almak ister. Mucahid YILDIZ İlk darbeyi yapan Kabil’dir. Sahip olduğu malların en değersizlerini seçerek Allah'a (c.c.) kurban olarak sundu. Fakat kardeşi Habil'in mallarının en gözde olanlarını seçip sunduğunu ve daha makbul olduğunu gördü. Hasetlik ederek kardeşine ilk darbeyi vurdu ve onu katletti. Mevcudiyetlerini, menfaatlerini sürdürmek için kullandıkları düzenin tehlikeye girdiğini gören kesim, eğer gücü yetiyorsa darbe yapmak suretiyle kendilerini emniyet altına almak ister. Dünya tarihinde gerçekten adalet temin etmek amacıyla askeri bir darbe yapıldığı görülmüş müdür? Âcizane böyle bir darbe tarihini okumadım, görmedim, duymadım. Darbe kelimesinin…

Okumaya devam edin Politika Geleneğinin Avrupa’daki Görünümü ve Darbeler

Cemiyetin Geleceği Gençliğin Keyfiyetidir

Ümmetin son halifesinin bulunduğu kalenin gençleri bir büyük savaşla adeta ortadan kaldırılmış, ihanet çemberinin sarmaladığı Osmanlı Devletinin fiilen yok edilmesini yeterli görmeyenler, küllerinden yeniden ateşlenir kaygısıyla manevi gücünü de kaybetmesini istediler. Mucahid YILDIZ Allah'ın davasını tebliği etmeye başladığında Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e üçüncü olarak tabi olup Müslüman olan kişi amcasının oğlu Hz. Ali (r.a.) olmuştu. Henüz 10 yaşındaki Hz. Ali gençliğinin ilk yıllarında yiğit bir delikanlı idi. Daha sonra İslam'ı kabul eden, bu yolda canlarını ortaya koyan insanların kahir ekseriyeti yine gençlerden ve mazlumlardan müteşekkildi. Gençler, toplumun geleceğini belirleyen kesimdir. Eğer onlar faydalı işlerle meşgul oluyorlarsa, Hak'tan ayrılmıyorlarsa, insanların (kul) hakkını gözeten bir gençlik olarak…

Okumaya devam edin Cemiyetin Geleceği Gençliğin Keyfiyetidir

Katedralde Bayram Namazı

Avrupa'nın hangi şehrinde ilk bayram namazı kılınmış bilmiyorum ama tarihte Müslümanların bir katedralde Ramazan Bayramı namazını kıldıklarına dair bir kayıt var. Buna göre Almanya'nın Köln şehrinde 3 Şubat 1965 tarihinde çoğunluğu Türkiyeli Müslümanlardan meydana gelen büyük bir cemaat, şehrin katedrali Kölner Dom'da bayram namazlarını eda ettiler. Seccadesini alan katedralin yolunu tuttu. Dev kilisenin kuzey tarafı kendileri için tahsis edilmişti.

Okumaya devam edin Katedralde Bayram Namazı

Misafir İşçilikten İşverenliğe

Her şeye rağmen birçok Almanın her zaman dile getirdiği gibi yine de her yerde en dürüst çalışanlar Anadolu'dan gelen saf ve temiz yürekli bu insanlardı. İşlerine hile ve yalan karıştırmadıklarından çoğu kez Alman işverenlerin tercihi Türkiye'den gelen işçilerdi.

Okumaya devam edin Misafir İşçilikten İşverenliğe