Sezai Karakoç’un Hâtıralar’ında Necip Fazıl -II-

Sezai Karakoç Mülkiye son sınıfta iken Büyük Doğu’nun hazırlanmasına yardım eder. Bu sırada birçok kişiyi tanır. Bunlar arasında Asaf Halet Çelebi, Mustafa Şekip Tunç gibi şairler ve ilim adamları vardır. Mustafa ÖZEL Prof. Dr., FSMVÜ İlahiyat Fak.  (Geçen sayıdan devam) Üstad’ın hapisten çıktığı gün, birlikte bazı yerleri dolaşırlar, sonra mimar yeğeninin ofisine uğrarlar. Bir süre Necip Fazıl’ın azlettiği avukat Danyal Kayalıbay gelir, elinde bir hediye paketi vardır. Paket açılınca içinden içki şişesi çıkar. Üstad kızar ve avukatı azarlar. Avukatın üzüldüğünü görünce de pişman olur. Sezai Bey bu durumu, kaderin bir ironisi olarak görür. Hayatını İslam davasına adamış birine tebrik için içki getirilmiştir. Her şeye rağmen…

Okumaya devam edin Sezai Karakoç’un Hâtıralar’ında Necip Fazıl -II-

Sezai Karakoç’un Hâtıralar’ında Necip Fazıl -I-

Konuya doğrudan girmeden önce Sezai Karakoç’un Üstad Necip Fazıl Kısakürek’e karşı nasıl bir tutum ve davranış içinde olduğuna bakalım. Bunun temelinde olağanüstü denebilecek nitelikte bir ihtiram vardır. Hâtıralar’da kendisinden bahsederken kullandığı Necip Fazıl Bey, N.  Fazıl Bey, Üstad N. Fazıl, Üstad Necip Fazıl Bey gibi ifadeler bunu çok iyi gösterir. Çok ender N. Fazıl, Necip Fazıl demiştir. Bunlar sanırım yazının bağlamından ileri gelmiştir. Mustafa ÖZEL Prof. Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fak. Tarihte ve günümüzde insanın birçok tanımı yapılmıştır. Herkes kendi zaviyesinden, bulunduğu, baktığı yerden tanımlamıştır onu. İnsan tabiatı gereği çevresinden, sosyal ve doğal çevresinden etkilenen bir varlıktır. Anne karnında başlayan bu etkilenme, ölünceye kadar devam…

Okumaya devam edin Sezai Karakoç’un Hâtıralar’ında Necip Fazıl -I-

Huzur Dersleri

Huzur Dersleri önceleri öğle ile ikindi arasında icra edilirdi. Sonradan ikindi sonrasına alınmıştır. Derslerin iki saat civarında sürdüğü belirtilmektedir. Dersin sonunda müzakere faslına geçilir, muhataplar varsa dersle ilgili sorular sorarlardı. Mustafa ÖZEL Prof. Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fak. “İslam eşittir ilim.” desek, abartılı bir ifadede bulunmuş olmayız. Asr-ı Saadet’te bunun birçok misalini görmek mümkündür. Bunun en belirgin örneği, Mescid-i Nebevî’deki Ashâb-ı Suffe’dir. Müslümanların fethettikleri yerlerde, şehirlerde inşa ettikleri kurumlardan biri de medreseler yani eğitim kurumlarıdır. Hem sosyal hayatın ihtiyaçları hem dinî pratikler hem de devletin ve toplumun geleceği için eğitim ve öğretim zorunlu bir faaliyettir. Bu bakımından İslam fetihleri, gittikleri topraklara marifet, ilim ve fikir…

Okumaya devam edin Huzur Dersleri

Rasim Özdenören ile Sezai Karakoç Üzerine

"1962’nin Mart ayıydı, bir cumartesi günüydü, iki üç saatlik bir sohbetinden ayrıldıktan sonra Galata köprüsünden geçerken Alaeddin’e sordum, 'Biz dâhî biriyle konuştuk Alâeddin, farkında mıydın?' dedim. Alaeddin de 'tabii ki' diye beni tasdik etti." Röportaj: Mustafa Özel Prof. Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fak. Maraş’ta yapılan bir sempozyumda merhum Sezai Karakoç ismiyle ilk defa 1956 yılında, İstanbul dergisinde yayınlanan “Ölüm Tellalları” yazısıyla karşılaştığınızı söylüyorsunuz. Siz on altı yaşında bir gençsiniz o zaman. Nasıl bir fotoğraftı o ilk izlenim? O yazı, Cahit Sıtkı’nın ölümü üzerineydi. Cahit Sıtkı, 1956 yılının Ekim ayında, yanılmıyorsam, Viyana’da vefat etti. Herkesin Cahit Sıtkı’nın arkasından acınarak kaleme aldığı duygusal yazıların yanında bu yazı,…

Okumaya devam edin Rasim Özdenören ile Sezai Karakoç Üzerine

Sezai Karakoç Düşüncesinde Kur’an

Karakoç, Kur’an’ın öğrenilmesi ve anlaşılması konusuna da temas eder. Ona göre herkes kendi gücü çerçevesinde onu öğrenmeye, anlamaya çalışmalıdır. En yetkililerin eserlerinden, derslerinden faydalanarak yapmalıdır bunu. Sonra da müslüman, “ruhunu bir nevi Kur’an şehri” haline getirmelidir. Mustafa ÖZEL Prof. Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fak. İslam’ın temel kitabı olan Kur’ân-ı Kerîm, inananların sadece ibadet hayatını, sosyal hayatını, belirleyen, düzenleyen bir kitap değil aynı zamanda kültür sanat hayatlarının da ana referansıdır. Müslüman kültür sanat adamlarının asıl esin kaynağıdır o. Şiirden ebruya, minyatürden hat sanatına kadar bütün sanatçılar hem Kur’ân’dan beslenmişler hem de kendilerince onu yorumlamışlardır. Son yüzyılın en mühim düşünce ve sanat adamlarından olan merhum Sezai Karakoç,…

Okumaya devam edin Sezai Karakoç Düşüncesinde Kur’an

Bakış ve Algı Arasındaki Bereket

Modern insan, hareketli insandır. Tarihte görülmemiş biçimde yer değiştirme, hareket etme, seyahat etme kabiliyetine kavuşmuştur. Onun için kar, tutsaklıktır, beyaz kâbustur, esarettir. Mustafa ÖZEL Prof. Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fak. Eşyaya, doğaya, insana bakışımız büyük ölçüde kültüre dayanır. Sahip olduğumuz kültür, mensubu olduğumuz din, içinden çıktığımız millet zihnimizi oluşturur, gönlümüzü yoğurur. Bizi, biz yapar. Ülke olarak cumhuriyet sonrasında büyük bir dönüşüm ve değişim yaşadık. Yüzyıllardır insanımızın kişiliğini, kimliğini inşa eden, ihya eden, muhafaza eden değerler silsilesi zoraki olarak kıyıma tâbi tutuldu. Süreç zecrî uygulamalarla birçok şeyi ilga etti, yok etti. Ancak bunların yerine bir şey koyamadı. Bu yerine koyamayış, köksüz, kimliksiz, kişiliksiz nesillerin zuhuruna yol…

Okumaya devam edin Bakış ve Algı Arasındaki Bereket

Sezai Karakoç Bize Ne Söyledi?

Sezai Karakoç şiirinde coğrafya, mekân önemli bir yer tutar. Mekânsız yapamaz şair. Bu bağlamda şehir ve geleneksel hayatımızın mühim bir unsuru olan çeşmeler, başta gelir. Çeşmeler’i vardır Karakoç’un. Bunların ilki, Sultanahmet Çeşmesi’dir. Bir gençlik şiiridir (1956, Güz) Sultanahmet Çeşmesi, her daim genç kalan bir şiirdir, şairin kült şiirlerinden biridir aynı zamanda. Mustafa ÖZEL Prof. Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fak. Bu soruya, “Neler söylemedi ki!” diye kestirmeden cevap vermek mümkün. Ama biz toplu şiirlerine, Gün Doğmadan’a bakalım bu sorunun cevabı için. * Hayatın bir ölüm, aşkın bir uçurum olduğunu söylediğinde, on sekiz yaşındaydı. Aynı şiirinde “İnsandan insana şükür ki fark var;” demişti. O, delikanlılık çağında bunun…

Okumaya devam edin Sezai Karakoç Bize Ne Söyledi?

Mehmed Zahid Hocaefendi’nin Cihad Anlayışı

Mehmed Zahid Kotku, İslâm’ı üçe ayırır: ednâ (en alt: Müslüman olmak), evsat (orta: İslâm’ı yaşamak) ve âlâ (en üst: İslâm’ı yaymak). En üsttekinin cihad olduğunu vurgular. Mustafa ÖZEL Prof. Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fak.  “İslâm’ın temel kavramları nelerdir?” dendiğinde, akla hemen gelivermeyen bir kavramdır cihad. Bu durum eskiden de mi böyleydi, bilinmez. Oysa “Allah’ın mesajının insanlara ulaştırılmasında, dininin yayılmasında en mühim unsur cihaddır” desek, yeridir. Cihadın tek hedefi vardır, o da i’lâyi kelimetullâh’tır, yani Allah’ın sözünün yüceltilmesi. Cihad kavramıyla ilgili şöyle de bir sorun vardır. Batılıların kirlettiği İslâm’ın ulvi kavramlarının başında gelir. Sömürgecilik döneminde ve sonrasında İslâm coğrafyasında işgalcilere karşı gösterilen direniş ve mücadelenin kırılması…

Okumaya devam edin Mehmed Zahid Hocaefendi’nin Cihad Anlayışı

LİSANSÜSTÜ EĞİTİM ÜZERİNE

Lisansüstü eğitim-öğretimin iyileşmesini, niteliğinin artmasını sağlamak için belirli bir program dâhilinde üniversitelerin ve onlara bağlı olarak enstitülerin belirli alanlara yönelmesi, buralarda yoğunlaşması, uzmanlaşması gerekir. Mustafa ÖZEL Prof. Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fakültesi Üniversitelerde eğitim üç şekilde gerçekleşir: Ön lisans, lisans ve lisansüstü. Ön lisans programları iki yıl gibi kısa sürelidir, lisans dört ila altı yıl arasında değişken bir yapıya sahiptir. Lisansüstü eğitimin süresi yüksek lisansta iki-üç yıl, doktoradaysa dört-yedi yıl arasındadır. Ön lisans programlarında gaye, ara insan gücü yetiştirmektir. Buralarda eğitim-öğretim, Meslek Yüksekokulları’nda verilir. Lisans eğitimi ise Fakültelerde gerçekleştirilir. Lisansüstü eğitim-öğretim, üniversitelere bağlı olan enstitüler tarafından yapılır. Enstitüler, araştırmacı, bilim adamı, uzman yetiştiren kurumlardır. Lisansta,…

Okumaya devam edin LİSANSÜSTÜ EĞİTİM ÜZERİNE

AHLÂKÎ BİR SORUN OLARAK ÇEVRE KİRLİLİĞİ

İnsan, yaşamak için tabiata muhtaçtır. Tabiata sahip çıkarsa, onu korursa o da ona hizmet etmeye devam eder. İnsan, hayatını devam ettirebilmek için elbette tabiatın imkânlarını kullanacaktır. Ancak bunun yanında tabiatın ona bir emanet olduğunu, onun sadece kendisine mahsus olmadığını, gelecek nesillerin de bunda hakkı olduğunu unutmayacaktır. Mustafa Özel Prof. Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fakültesi İnsan, yeryüzünde var olduğu andan beri çeşitli sorunlarla karşı karşıya gelmiştir. Bunların mühim bir kısmı, kendisinin yol açtığı, sebep olduğu sorunlardır. Bunun temelinde de onun ahlâkî zafiyetleri yatmaktadır. İnsanın hırsı, bencilliği, açgözlülüğü, kıskançlığı, vurdumduymazlığı onun hem insanlarla hem de tabiatla olan ilişkilerini olumsuz etkilemiştir. Canlılar bir ortam içinde yaşarlar. Hayatiyetlerini sürdürebilmeleri,…

Okumaya devam edin AHLÂKÎ BİR SORUN OLARAK ÇEVRE KİRLİLİĞİ