İzzeddin Kassâm’dan Mektup Var

Memleketime geldiğimde fakir bir halk buldum. Fakirliğin yanı sıra cehalet de çok yaygındı. Batılılar adım adım topraklarımızı işgal ediyor, zihinlerimizi esir alıyordu. İşin kötüsü, millet bunun farkında değildi. Ekonomik şartları iyileştirmek, milletin eğitim seviyesini yükseltmek ve halkın birçoğunun göremediği işgal ve esarete karşı insanları harekete geçirmek, bir direniş başlatmak gerekiyordu. Babam beni âlim olayım diye göndermişti Mısır’a ancak ben bir mücadele adamı, bir dava adamı olmuştum. Mustafa ÖZEL Prof. Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fak. Kardeşlerim! Ben, İzzeddin Kassâm. Bir Osmanlı neferiyim. 1882 yılında dünyaya geldiğimde Devlet-i Aliyye’yi, sonraları adı Filistin’le, Kudüs’le özdeşleşecek olan Sultan II. Abdülhamîd Han Hazretleri idare ediyordu. O sultan ki, yıkılmaya yüz…

Okumaya devam edin İzzeddin Kassâm’dan Mektup Var

Salahaddin Eyyûbî’den Mektup Var

Dostlarım! Bundan sonra Kudüs ve Mescid-i Aksâ, sizlere emanettir. Rabbimin hıfz u inayeti, güç ve kuvveti, nusreti ve bereketi daim sizinle olsun. Mustafa ÖZEL Prof. Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fak. Evlatlarım, kardeşlerim, dostlarım, davadaşlarım! Sizleri Rabbimizin selamıyla selamlarım, israsıyla ve miracıyla Kudüs’ümüzü şereflendiren Allah’ın Elçisi Muhammed Mustafa’ya en derin saygılarımı sunarım, onun ashabını, mücahidlerini hürmet ve rahmetle anarım. Ben bir Selçuklu evladıyım. Tikrit’te doğduğumda yıl, 1138 idi. Babam o günlerde Selçukluların Tikrit valisiydi, Musul Atabegi İmadüddin Zengi’nin dostuydu. Bu dostluk, doğduğum yılda ailemin Tikrit’ten Musul’a gitmesine vesile oldu. Artık Zengi’nin hizmetindeydi. Ben bir yaşındayken Zengi Ba’lebek’i zaptedince babamı bu şehrin valisi yaptı. Amcam Esedüddin Şîrkûh…

Okumaya devam edin Salahaddin Eyyûbî’den Mektup Var

Türkçede Aliya Şiirleri

Şair dünyanın değersizliğini, onun bir istatistik oluşuna işaret ederek ifade eder. Dünyada artık her şey rakamlara indirgenmiştir. Rakamların büyüklüğü, yegâne değer ölçüsü olmuştur. İyiyi, güzeli, adaleti anlatması gereken şiirler, siparişle yazılır olmuştur. Egemenler her şeye olduğu gibi şiire de, kendi güçlerine güç kattığı oranda alan açmaktadırlar. Aynayı ayna yapan sır, dökülmüştür. Mustafa ESER Prof. Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fak. Çizgi: Hilal Özder Olayların, şahsiyetlerin, kurumların nisyana terk edilmemesinin yollarından biri, onları yazmak, onları sanatsal ve kültürel enstrümanlarla kayda geçirmek, böylece tarihe not düşmektir. Bunlar arasında şiirin yeri ayrıdır, ayrıcalıklıdır. Peygamber Efendimizin Medine’yi nurlandırmasından (Talaa’l-bedru aleynâ) müslümanların Endülüs’te katledilmesine (Endülüs’e Ağıt) kadar birçok tarihi olay, şiirle…

Okumaya devam edin Türkçede Aliya Şiirleri

Bir Soykırımcı Olarak Firavun

Burada o, altı sıfatla anılmıştır: Kendisini büyük görmek, halkı arasında bölücülük yapmak, insanları ezmek, erkek çocukların boğazlarını keserek öldürmek, kız çocuklarını sağ bırakmak ve bozgunculardan olmak. Mustafa ÖZEL Prof. Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fak. Dünya tarihi acı ve tatlı, hazin ve sevinçli olaylarla doludur. Acıya, hüzne yol açanlar zalimlerdir. Bunlar insanlığın huzurunu bozarlar, kan akıtırlar, insanları yerlerinden yurtlarından ederler. Anaların gözyaşlarını akıtırlar, çocukları öksüz ve yetim bırakırlar. Varlıkları, serapa kötülüktür. Kitabımız Kur’an-ı Kerim biz insanlardan iyi ve güzel davranışlarda bulunmayı, kötü ve çirkin olanlardan ise uzak durmayı ister. Bunun için bizlere örnekler aktarır. Peygamberler iyinin, güzelin ve doğrunun örnekleri ve temsilcileridirler. Peygamberlere karşı çıkan, onları…

Okumaya devam edin Bir Soykırımcı Olarak Firavun

Kur’an-ı Kerim’de Arz-ı Mevud

Kur’an’da Hz. Adem’in (Tâhâ 122), Hz. İbrahim’in (Nahl 121), Hz. Yunus’un (Kalem 50), Hz. Yusuf’un (Yusuf 6) Allah tarafından seçildiğinden özel olarak bahsedilmektedir. Peygamberlerin seçilmiş olduğunu genel bir ifadeyle anlatan ayetler de vardır. En’âm suresinde (83-90 ayetler) peygamberler topluca isim isim zikredilmektedir. Mustafa ÖZEL Prof. Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fak. Kur’an-ı Kerim’in sıkça ve ısrarla üzerinde durduğu konulardan biri, bütün insanların tek bir baba ve anneden gelmesidir. O, bunu bazen isim belirterek bazen belirtmeden, bazen özel bazen genel ifadelerle belirtir. Dikkat edilirse “baba” kelimesini, “anne” kelimesinden önce yazdık. Çünkü önce erkek, Adem, sonra da o erkekten kadın (:Havva. İsmi Kur’an’da geçmemektedir.) yaratılmıştır. Daha sonra insanlar…

Okumaya devam edin Kur’an-ı Kerim’de Arz-ı Mevud

Kur’an-ı Kerim’in Dünyaya Bakışı

Karun kıssası işte bu zihniyete, bu anlayışa sert, köklü ve kalıcı bir cevaptır. Haksızlık, zulüm, sömürü, zevk ve safa üzerine inşa edilen bir hayat, bir gün elbette yıkılacaktır. Mustafa ÖZEL FSMVÜ, İslami İlimler Fak. Yeryüzünde insanın varlığının sürebilmesi, beslenmesine bağlıdır. Beslenmesi de çalışmasına ve kazanmasına. Çalışıp kazanmadan hayatta kalmak mümkün değildir. Ancak çalışıp kazanma eylemi sınırsız, ilkesiz olunca insan hem kendine hem de başkalarına zarar verebilmektedir. Her konuda ve her işte dengeyi gözeten dinimizin rehberi Kur’an-ı Kerim, inananların dünyayla ilişkilerinde de dengeli olmasını istemiştir. Bunu öncelikle ahirete iman etmeyi, İslam’ın esaslarından biri haline getirmekle yapmıştır. Kur’an’da yirmiye yakın ayet-i kerimede Allah’a iman ile ahirete iman…

Okumaya devam edin Kur’an-ı Kerim’in Dünyaya Bakışı

Kur’an-ı Kerim ve Milliyetçilik

Kur’an’ın insanlar arasında koyduğu ölçü, inançtır. Belirleyici olan, Allah’a, peygamberine, peygamberine gönderdiği kitaba inanmak ya da inanmamaktır. Soy sop, çoluk çocuk, aile kabile, Kur’an-ı Kerim nazarında bir kıymet ifade etmez. Mustafa ÖZEL Prof. Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fak. İslam, insanların tek bir baba ve anneden türediği inancına dayanır. Bütün insanlık, onların çocuklarıdır. Bu, “bütün insanlık” ifadesi içine; rengi, dili, ırkı ne olursa olsun herkes girer. Herkes, insanlık paydasında eşittir. Dinin varlık amacı da budur. İnsanlar arasında farklılık, üstünlük, sınıf anlayışı gütmek zulümdür. İslam ile zulüm, aynı yerde asla bulunamaz, barınamaz. “İslam’ın temel özelliği nedir?”, “Kur’an-ı Kerim’in ana meselesi nedir?” sorularının cevabı, gayet açıktır: “Tevhid”. Yani…

Okumaya devam edin Kur’an-ı Kerim ve Milliyetçilik

Bir İstiklâl ve Hürriyet Aşığı: Osman Batur

Osman Batur’un tarih sahnesine çıkışı, 1940’ların başıdır. 12 Şubat 1940’da Sarıtogay’da Akit Hacı’nın camisine yapılan saldırı ve baskın, büyük tepkiye sebebiyet vermişti. Bu tepki hareketinin başını, Irıs ve Esim Hanlar çekmekteydi. Mustafa ÖZEL Prof. Dr., FSMVÜ, İslami İlimler Fak. “Bugün silah veren yarın canını verir. Benim Çinlilere verecek silahım yok. İstiyorlarsa gelip kendileri alsın. Korkanlar silahlarını teslim edebilirler”.· Osman Batur Kahramanlar, milletlerin zor zamanlarında ortaya çıkarlar. Ülkenin işgali, topraklarının sömürülmesi, halkın soykırıma uğratılması, kültür, tarih, din ve kimliklerinin yok edilmesi bu zamanların bazılarıdır. İstiklâl ve hürriyet, Allah’ın insanlara verdiği, doğuştan gelen duygulardır. İnsan doğduğunda belli bir yaşa kadar büyüklerini vazgeçilmez görür, onlara son derece bağlıdır.…

Okumaya devam edin Bir İstiklâl ve Hürriyet Aşığı: Osman Batur

Kudüs’ü Bizden Alan Adam: EDMUND ALLENBY

Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’nın Filistin-Kudüs cephesinde İngiliz kuvvetlerinin komutanıdır kendisi. Daha da ötesi, Kudüs’ü Osmanlı’dan teslim alan adamdır. İşin ilginç tarafı, görebildiğim kadarıyla, kendisi hakkında herhangi bir müstakil çalışmanın bulunmamasıdır. Gerçi genel olarak Filistin ve Kudüs hakkında ne kadar çalışma ve araştırma yapılmıştır ki! Mustafa ÖZEL Prof. Dr., FSMVÜ, İslami İlimler Fak. Tarihi insanlar yapar. Tarihi, yine insanlar kaydeder. İyiler de vardır tarihte, kötüler de; iyilikler ve kötülükler olduğu gibi. Tarih, bir anlamda güçler savaşıdır, güçlüler savaşıdır. İnsanlar ve toplumlar, doğar, büyür, gelişir, çöker ve yok olup giderler; ölürler yani. En büyük tarih yapıcılar, peygamberlerdir. Donanmış oldukları ilahî bilgiyle, vahiyle hem yaşadıkları zamanları hem de…

Okumaya devam edin Kudüs’ü Bizden Alan Adam: EDMUND ALLENBY

Ailenin Temeli

Evet insan, hayatını sürdürebilmek için asgari seviyede de olsa bazı gıdalar almak zorundadır. Bu, her insana farzdır. Kendisine verilen beden emanetini, ancak böyle koruyabilir çünkü. Vücudun hareket edebilmesi, varlığını sürdürebilmesi için ihtiyaç duyduğu gıdalar için olmazsa olmaz şart, helâl olmadır. Mustafa ÖZEL Prof. Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fak. Aile, insanlığın en eski kurumlarından biri. İlk insanın varlığı, aile ile birliktedir. Ailesiz bir toplum düşünmek, mümkün değildir. İnsanlık ve toplum için vazgeçilemez bir kurum olan aileye, onun ehemmiyetine dair çok şey söylenmiştir, dünya var olduğu sürece de söylenmeye devam edilecektir. Aile kültürü toplumdan topluma kimi farklılıklar gösterse de bazı ortak özellikler de taşımaktadır. Bunların başında, sevgi,…

Okumaya devam edin Ailenin Temeli