Temsil mi Misal mi?

Temsil de misal ile aynı kökten gelen bir kelimedir. Temsil, bir kimse ya da topluluk adına davranma; bir şeyi belirgin özellikleri ile yansıtma anlamlarına gelirken misal ise bir, benzer, eş gibi anlamlara gelmektedir. Misal daha çok söyleme malzeme iken temsil ise daha çok amele taalluk ediyor, denilebilir. Mustafa ESER  “Temessül etmediğin (özümsemediğin) bir değerin temsiline (örnekliğine) soyunma; çünkü bu hâl seni hem riyâkâr kılar hem de maskara yapar... Sözle savunduğun ama hâlle temsil etmediğin değeri de insanlar nezdinde itibârsızlaştırır.”         İhsan Fazlıoğlu Bir meseleyi misalsiz aktarabilmek, o meselenin ne’liğine dair uzunca bir mesai harcandığının delilidir. Kanaatimizce misal vermek, meselenin anlaşılmasına katkı sağlıyor gibi görünse de…

Okumaya devam edin Temsil mi Misal mi?

Merhametin Rahmeti

Merhamet etmek, değer vermektir bir de. İlişkinize emek harcayabilmektir. Kaliteli vakit geçirebilmektir merhamet ettiğinizle. Özellikle en yakınımızdakilerle. Onlara bize verilmiş birer emanet nazarı ile bakabilmek ancak merhamet ile mümkün olabilecek bir basirettir. Mustafa ESER  “Allah’ım, Sen kavmimi bağışla! Çünkü onlar bilmiyorlar.” Aleyhisselatüvesselam Nereye baksanız, orada bir lütuf görürsünüz. El-Latif, Rahman ve Rahim olan Allah’tır. Varlık, merhamete bulanmıştır. Rahmet kelimesi ile akraba olan merhamet, “Allah’ın ahlakı ile ahlaklanmak” amacının duru görünümlerinden biri. İnsanlar arası ilişkide de insan eşya ilişkisinde de bütün şifalı duyguların anası merhamet değil midir? İnsan rahmet nazarı ile bakınca âleme, dili de eli de köşelerinden arınıyor. Arzı incitmeden adımlıyor. Kendini ötekinden üstte görmez…

Okumaya devam edin Merhametin Rahmeti

Ay’ın Seyri ve Seyredilmesi ile Ramazan

Ay’ı ihmal etmek demek, zamanın akışını ıskalamak demektir. Bu kaçırış, telafisi zor olan bir israfın adıdır. İlk inen pasajlardan olan Müzzemmil suresinin işlediği ve emrettiği gece kalkış ameliyesini yani uykunun terbiyesini ve tanzimini; gece kalkış vaktinin ayrıntılı tarifini anlayabilme, ancak Ay’ı okuyabilme kabiliyetine haiz birinin becerebileceği bir durumdur. Mustafa ESER                                                                        “Ben size gerçeği söylüyorum: benim gitmem faydalıdır. Zira ben gitmeyince tesellici size gelmez.”  Yuhanna 16:7 Takvim, kıymetlendirme ve değerlendirme anlamına gelen bir kelimedir. Tam da anlamına muhalefet edilerek maalesef takvimin sebebi olan zaman, en çok kıymetsizleştirilen ve bir türlü layıkıyla değerlendirilemeyen; dolayısıyla en çok israf edilip, zulmedilen değer olmuştur. İnsan vaktini kıymetlendiremiyorsa takvimsizdir. Takvimsizlik,…

Okumaya devam edin Ay’ın Seyri ve Seyredilmesi ile Ramazan

Tamamlanma Arzusunda Tahsiniyatın Yeri

Nazar etmeliyiz. Önce kendimize sonra bütün âleme. Bu nazarın bir istikameti olmalı elbette. İstikamet varılacak bir menzil gibi görülmemelidir. İstikamet, yolda olmanın bizatihi kendisidir, demiştik daha evvel. Dediğimiz de deyişimiz de güzel olmalı. Nazarın güzelleştirebilme marifeti unutulmadan ve basiretin ancak bu marifet ile elde edileceği gerçeği ile yola revan olmalıyız erenler! Mustafa ESER Makâsıdü’ş-Şerîa genel kabule göre şöyle sıralanır: Zaruriyat, haciyat ve tahsiniyat. Zaruriyat, en üst düzeydeki yararları yani toplum için olmazsa olmaz temel hak ve değerleri karşılar. Bunlar; can, nesil, akıl, mal ve dinin korunması şeklinde başlıklara ayrılır. Bu beş başlığa ilaveler yapan âlimler de olmuştur. Haciyat, karşılanmadığında sıkıntılara sebep olacak ve toplum nizamını…

Okumaya devam edin Tamamlanma Arzusunda Tahsiniyatın Yeri

Var Olmanın Yeni Şekli Yokluk Mudur?

Anlamın mutlak talep oluşu, yalnızca sabite ile mümkündür. Sabite olmadan anlam inşa edilemez ya da keşfedilemez. Sabite değeri var kılar, değer ise ahlâkı zorunlu kılar. Mustafa ESER Var ne demektir? Peki ya varlık nedir?İnsanın aradığı ve dolayısıyla peşine düştüğü her ne varsa bütün hepsinin ortak paydaşı, anlamdır. İnsanın hem yatay hem de dikey seyrinin gayesi anlamdır. Anlam yoksa eğer “var” yoktur. Geleneğimizde tartışılan meselelerden biri, var (mevcud)’ın, şeylere yüklem olup olamayacağı meselesidir. Varlık denince anlatılmak istenen, zannediyorum ki var olduğu iddia edilen şeyin, iddia eden bilincin dışında bulunmasıdır. Hem somut hem de soyut anlamda. Somut, zahiren ve nesnel olarak orada duran, soyut ise aktarılabilmiş ve…

Okumaya devam edin Var Olmanın Yeni Şekli Yokluk Mudur?

Gerçek-İyi-Doğru-Güzel

İnsan, düşüncenin namusuna önem verdikçe kelimelere olan vukufiyeti artıyor. Renklerin her tonunun diğeriyle benzeştiğini ama aynı olmadığını bilen ressam misali, değerlendirmelerinde ince bir işçilik yapıyor. Siyah-beyaz kısırlığından kurtulup, renklerin dünyasındaki çeşitliliğe benzer bir ölçeklendirmeye kendini mecbur hissediyor. Ya- ya da yerine; hem- hem de demeye alışıyor. Mustafa ESER Derinleşen zihin, ölçmede ve ölçeklendirmede daha yetkin hâle geliyor. Kesin ve keskin yargılardan ziyade daha temkinli ve ihtimalli cümleler kurmaya başlıyor. Sanat ile bakışı incelmiş, bilim ile anlamı genişlemiş insan, meseleleri değerlendirirken artık sayısız seçeneği görmezden gelemiyor. İnsan, düşüncenin namusuna önem verdikçe kelimelere olan vukufiyeti artıyor. Renklerin her tonunun diğeriyle benzeştiğini ama aynı olmadığını bilen ressam misali,…

Okumaya devam edin Gerçek-İyi-Doğru-Güzel