Aliya’nın Düşünce Dünyamıza Mirası

Aliya için aklın, adaletin ve hikmetin Müslüman bireylerin her birinde inşa edilecek ahlak ve karakter nezdinde önemi, birincildir. Yine O’na göre derin ve ulvi hasletlerin edinilmesinde erdemli bir Müslüman portresini destekleyecek yegâne unsur, vahiydir. Şehnaz FINDIK Aliya İzzetbegoviç, İslâm’a dair sunduğu tezlerin hemen hepsinde tanımların ve sınırların kutsandığı bağlamı reddeden bir anlayışla yeni bir dimağ, yeni bir paradigma ortaya koymayı savaşın kendisi olarak telakki eder. Çünkü O’nun savaşı, Bosna’nın ötesine taşan gerçek bir savaş meydanını, zihinlerin ve kalplerin işgalini işaret eder. Aliya’nın Müslümanların zihinlerine, kalplerine ve toplumlarına bıraktığı bu savaş meydanı, mirasın ta kendisidir. Bu savaş, mutlak surette muvaffak olmaktan çok gayretle ortak olmamız gereken…

Okumaya devam edin Aliya’nın Düşünce Dünyamıza Mirası

Sessiz Soykırım: Arakan

Burmalılar (Myanmarlılar), Arakanlı Müslümanların etnik temizliğinin kendi iktidarlarının devamı açısından zaruri bir “politik tedbir” olarak görüyor. 2000’li yılların başında Myanmar’da iktidara geçen cunta yönetimi de tıpkı öncekiler gibi tarihsel bir tehdit olarak gördükleri Arakanlı Müslümanlara karşı sert politik tedbirler aldı. Rejim güçlerinin istenmeyen grupları toplumdan tasfiye etmek için yaptığı bu soykırım, Arakanlıları bir kez daha yoğun olarak göç ettikleri Bangladeş, Tayland ve Malezya gibi komşu ülkelere itmiş oldu. Şehnaz FINDIK Yaklaşık 2 milyona yakın nüfusuyla Arakan (Rakhine), eski adı Burma olan ve 1989 yılında adını değiştiren Myanmar Birliği Cumhuriyeti’nin yedi eyaletinden biri. Bu bölgede yaşayan Müslüman halka Rohingyalar (Arakanlılar) deniliyor. “Rohingya” kelimesi, “lütfetme” ve “merhamet…

Okumaya devam edin Sessiz Soykırım: Arakan

Terör Devletine Adım Adım: Theodor Herzl

Theodor Herzl, Yahudi milletini, dilini, ülküsünü ve devletini “arz-ı mevud” ideali ile birleştiren akıl olarak tarih sahnesine çıktı. Zengin ve güçlü sermayedarları milliyetçi akımların etkisiyle kendilerine ait bir ulus devlet yaratma projesine ortak etti. Siyonizm sürecini yöneten ve siyonist mirası devreden en önemli figür haline geldi. Siyonizm hakkında yapılan çalışmaların büyük bir kısmı Herzl’in kendi eliyle yazdığı hatıratına, günlük ve yazışmalarına dayanıyor. Şehnaz FINDIK Devletleşme sürecinde siyonizm, Yahudilerin Filistin topraklarında bir ulus ve devlet inşa etmesini hedefleyen anlamlı, organize ve etkili bir teorik zemin oluşturdu. Bununla beraber Yahudilerin bu yeni kurulacak devlete iştiyakla sarılmaları, dil ve ulus birliğine sahip çıkmaları ve bu devletin asli unsurları…

Okumaya devam edin Terör Devletine Adım Adım: Theodor Herzl

Seküler Aklın Mahiyeti ve Din

Dinin bir mana yolu ve ahlaki, fizikötesi ve toplumsal yaşamın düzenine dair bir akaid ve hukuk oluşturma misyonuna karşın seküler aklın sahip olduğu esaslı bir iddiası ve değer sistemi söz konusu değildir. Bu haliyle seküler aklın, dini bağlamda yeterli, sistematik ve reel bir kurumsallaşmaya müsait olamayacağını söylemek yerinde olacaktır. Şehnaz FINDIK “Semavî kitaplar ‘iman’ denen hem emredici hem de gönülleri fethedici ve hiçbir şeye indirgenemeyecek olan o akli tavrı ilham ederler.”[1] der, Fazlurrahman. Esasında aklın, Rahman ve Rahim olan ile irtibatında kendisine verilen üstün donanıma dikkat çeker. Sadece yaşamını koruyacak kadar yiyip içebilmesi mümkün bir bedenin, yaşamının çok daha ötesine taşan bir akıl kapasitesine ulaşabilmesi,…

Okumaya devam edin Seküler Aklın Mahiyeti ve Din

Din ve Milliyetçilik: Tarihsel Bir Anlatı

Tarihin seyrini birlikte görmüş, hâkimiyet ülkülerini birlikte düşlemiş, geniş bir duygudaşlık ile birbirlerine söz vermiş olan bu “millet” için ortak geçmiş başlangıç noktasıdır. Başlangıç noktasından hareketle en ari, en hür, en epik ve yerkürede daha cengâveri görülmemiş olan topluluk, aynanın tam karşısında duran topluluktur. Öz, özgün ve şahsına münhasır olan milletin ta kendisidir. Şehnaz FINDIK Din ve Milliyetçilik: Tarihsel Bir Anlatı Millet; dil, din, inanç, tarih ve kültür birliğine sahip topluluklar olarak tanımlanabildiği gibi aynı toprak üzerinde ortak ekonomik ve toplumsal çıkarlara sahip bireylerin, aynı yönetsel birime aidiyet duygularıyla bağlanmasıyla “oluşturulan” topluluk şeklinde de tanımlanabilir. Bir toplumda bu özelliklerden birinin ya da birkaçının bulunması çoğu…

Okumaya devam edin Din ve Milliyetçilik: Tarihsel Bir Anlatı

Çin’in Ekonomi Politik Stratejisi Bağlamında Doğu Türkistan

Tıpkı Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği’nin Orta Asya’da uyguladığı politikalar gibi Çin de Uygurların demografik yapısını değiştirmeyi amaçlıyor. Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki kalabalık Uygur nüfusunu asimile etmek için Han Çinlilerin buraya yerleşmelerini hızlandırıyor. Bu yol ile bölgede sürekli bir kontrol, istihbarat ve doğal asimilasyon sağlamanın yanı sıra Han Çinlilerin refah ve güvenlik sorunlarını da çözmeyi amaçlıyor. Şehnaz FINDIK Çin'in son yıllardaki ekonomik dinamizmi bölgesel ve küresel ölçekte birçok tartışmayı beraberinde getirdi. Ekonomik olduğu kadar diplomatik bağlamda da incelenmesi gereken birtakım göstergelere bakılırsa Çin özelinde yeni bir kavramsal ve teorik izahın gerekli olduğunu söylemek mümkün. Nitekim Doğu Asya’da kendine has bir siyasi ve ekonomik yapı inşa…

Okumaya devam edin Çin’in Ekonomi Politik Stratejisi Bağlamında Doğu Türkistan

Terörün Değişen Doğası: Örgütlü Yıldırma, Korkutma ve Zorbalık

Terör örgütlerinin değişen doğası ile tanımlandıkları “terör” damgası artık işlevsel değil. Bu gibi silahlı, amaçlı ve eylemsel yapıların zararlı olmadıklarını, aksine çıkarlarına hizmet ettiği sürece kullanışlı birer ticari-askeri şirket olduklarını söylüyorlar. Şehnaz FINDIK Güçlü devletler, kamu mallarını halkına ulaştırmada; vatandaşlar için makul güvenlik/adalet şartlarını ve temsil, siyasi katılım ve temel özgürlükleri sağlamada başarılı olan devletlerdir. Öte yandan güçlü devletler; siyasi ve cezai şiddete karşı yüksek düzeyde güvenlik sağlayan ve meşru şiddet tekelini elinde bulundurmada sorun yaşamayan devletlerdir. Siyasi ve sivil özgürlükleri sağlayıp ekonomik fırsatların büyümesine elverişli ortamlar yaratırlar. Hukukun üstünlüğü hâkimdir. Yargıçlar bağımsızdır. Genel olarak, güçlü devletler kıskanılacak bir barış ve düzene sahiptir. Peki, ya…

Okumaya devam edin Terörün Değişen Doğası: Örgütlü Yıldırma, Korkutma ve Zorbalık

İsrail Ne Değildir?

İsrail, tankların arkasına sığınmış öksüz bir Amerika değildir. Filistin’de bir Yahudi yurdu kurulması için açılan yolların kimilerine göre dikenli kimilerine göre tahammüle değecek yollar olması, Amerikalılar nezdinde ekonomi-politik bir Haçlı seferi değerindedir. Şehnaz FINDIK İsrail bir kola devleti değildir. Bilhassa Ramazan aylarında heyecanlı bir spikerin düzmece bir ekrandan okuduğu ve maksadı gözyaşı reytingi olan vurulmuş bir Gazze haberi de değildir. En delikanlı halimle karşısına geçip diklendiğim titrek bir Yahudi askeri de değildir. Hele ki duman altı Fatih kıraathanelerinde adam asmaca oynayarak ipe götürdüğümüz Siyonizm hiç değildir. İsrail, yumruklarımızı sıktığımız bir savaş meydanında bizi terk eden birliğimizin, yolda kalmış arabamızın ve tükenmek bilmeyen ihtiraslarımızın ta kendisidir.…

Okumaya devam edin İsrail Ne Değildir?

Namlunun Ucundaki Maşuk

Misafirin evi talan etmeden sahibine teslim etmesi kadar, gönül evine emanetçi olmuş âşığın da kalbin sahibi hatırına misafirine gönül mülkünü talan ettirmemesi gerekmez mi? Şehnaz FINDIK “Kalp için ötekinin (maşukun) anlamı nedir? Kalp ötekine kavuştuğunda yoksa kendisi ile mi buluşmuş oluyor? Maşuk, yoksa kalbin bizzat kendisi haline mi geliyor? Kalp, maşuka bir misafirhane mi oluyor? Sahip kim? Misafir kim? Nasıl belli oluyor, buna kim karar veriyor? Her yerde maşukunu gören kalp, öyleyse onu nerde aramalı? Kalp her yerde maşukunu görür de, gördüğü her şey maşuku mudur?” (Rasim Özdenören, Aşkın Diyalektiği, İz Yay. s. 29) İnsan, doğduğu andan öldüğü ana kadar büyük bir arayış içerisinde. Öyle…

Okumaya devam edin Namlunun Ucundaki Maşuk

Kutsalın Mahremiyeti

İnsanı marifet ehli kılacak her türden kutsal, bilinçli bir mahremiyet eylemi gerektirir. Esasında korunması gereken cisme, bedene, zaman ve mekâna sığmayan fikirdir, inançtır. Şehnaz FINDIK Göbeklitepe’de bundan tam 12 bin yıl öncesine uzanan, bilinen en eski kült merkezi keşfedildi. Keşfedildiği andan itibaren insana ve tarihe dair ne varsa yeniden tartışmaya açtı. Çünkü bilinen tarihin aksine insanoğlu, oldukça erken yıllarda toplu yaşamaya başlamıştı. Bunun yanında araç gereç kullanmayı, tarımı, gündelik yaşam bilgisini, ahlaki değerleri, Tanrısal gücü ve ona saygı duymayı da biliyordu. Avcı toplayıcı olması beklenen sözde ilkel insan, organize bir şekilde ileri bilgi ve kabiliyet gerektiren mimari bir yapı ortaya koymuştu. Üstelik bereketi, toprağı, ölümü…

Okumaya devam edin Kutsalın Mahremiyeti