Beyaz Ayı ve Kızıl Ejder Arasında Türkistan

Hem Beyaz Ayı’nın bileğini bükecek hem de Kızıl Ejder’in kanadını kıracak mukavemet, Türk Devletleri Teşkilatı’nın gerçekçi, dinamik ve kardeşlik ülküsüne dayanan bir güç olarak ortaya çıkmasında saklı. Şehnaz FINDIK Rus devlet geleneğinin ve Rus büyük güç stratejisinin mimarlarından Çar I. (Deli) Petro, 1682 yılında tahta çıktığında Rus devletini Avrupalı devletlerin seviyesine çıkaracak büyük adımlar atmakta kararlıydı. Petro, Avrupalı devletlerin iktisadi ve siyasi kalkınmalarının Rus devleti için olası sakıncalarını analiz ederek bu devletlerin zaaflarına yöneldi. Böylelikle kafasındaki evrensel idea bir çeşit “büyük güç stratejisi”ne dönüşürken temelinde “yayılmacılık” fikrinin ağır bastığı, dünyanın en büyük imparatorluğunu da kurmuş olacaktı. Fakat Türkistan coğrafyasında ve Türk nüfusunun baskın olduğu bölgelerde…

Okumaya devam edin Beyaz Ayı ve Kızıl Ejder Arasında Türkistan

Kişinin Kendine Merhameti

Merhamet, tebessümle, baş okşamakla, karın doyurmakla, affetmekle ilgili olduğu kadar kişinin kendi istikbali ve ahireti için yapacağı her türden hayır ve güzellikle de ilgilidir. Şehnaz FINDIK Çizgi: Hasan Aycın Merhametin ihtiva edindiği manalara daima “öteki” olana karşı bir vicdan duygusu üzerinden yaklaşılır. Oysa merhamet, bir anlamda da insanın kendi şahsiyetinden başlayarak mevcudata karşı adalet ve ihlasla muamele etme halidir. Merhamet, tebessümle, baş okşamakla, karın doyurmakla, affetmekle ilgili olduğu kadar kişinin kendi istikbali ve ahireti için yapacağı her türden hayır ve güzellikle de ilgilidir. Ancak söz konusu merhamet olduğunda diğerkâmlık, fedakârlık ve samimiyet duygularını daima ikinci şahıslar üzerinden düşünüyor ve kendimizi bu merhametin muhatabı olan ana…

Okumaya devam edin Kişinin Kendine Merhameti

Muhammedilerin Yurdunda Kıyıya Vurmak

Öte yandan algının olguya galebe çaldığı şu çağda, söz konusu ülkemize sığınan insanlar olduğunda mağdurluğun mazlumlukla yarıştırılmasına neden hiç itiraz etmiyoruz? Göç eden insanların masumluğunu da suçluluğunu da genelliyor ve ekonomik saiklerle zorlaşan hayatlarımızı bu insanların varlığı üzerinden açıklamaya girişiyoruz. Şehnaz FINDIK İçinde yaşadığımız çağın bir suçu yok. Çünkü zamanın çok daha ötesinde bir kötülükle muhatabız. İnsanlık tarihinin belki de en acımasız çağlarından birinde olduğumuzu söylerken bile elimizde bir sopa tutmaktan geri durmuyoruz. Doğduğun, büyüdüğün ve sevdiğin memleketinden koparılıp dünyanın bambaşka endişelerine savrulmanın ne denli büyük bir yıkım olduğunu anlayamıyoruz. Göçün hayatta kalmak, umut etmek ve yaşamaktan ibaret olduğunu göremiyoruz. İnsan hakları ihlalleri, soykırımlar, açlık…

Okumaya devam edin Muhammedilerin Yurdunda Kıyıya Vurmak

Hamasetten Uzak Reel Politiğe Yakın: Türk Devletleri Teşkilatı

En nihayetinde Türk Devletleri Teşkilatı’nın küresel bir “Türk Köprüsü” inşa edebilmesinin yolu, köprünün ayaklarını etnik ve ekonomik kolonlara temellendirmesinde yatıyor. Öyle ki millet olmaklığı, yani kardeşliği, reel politik hedeflerle buluşturmak büyük önem arz ediyor. Şehnaz FINDIK Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi yahut bilinen diğer adıyla Türk Konseyi, 1992 yılından bu yana toplanan “Türkçe Konuşan Devletler Devlet Başkanları Zirveleri”nde alınan ortak bir kararla teşekkül edildi. Kararın kurumsallaşması 3 Ekim 2009’da Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan arasında imzalanan Nahçıvan Anlaşması ile gerçekleşti. Ancak Türk Konseyi’nin resmen ilan edilmesi 16 Eylül 2010’daki İstanbul Zirvesi’nde oldu. Bu kapsamda üye devletler işbirliği, dayanışma ve kalkınma amacıyla bir program belirledi…

Okumaya devam edin Hamasetten Uzak Reel Politiğe Yakın: Türk Devletleri Teşkilatı

İnsan Güvenliğini Yeniden Düşünmek

Somali’de, Burma’da ve hatta yanı başımızdaki Azerbaycan’ın 2020’de verdiği Karabağ Savaşı’nda dahi Batı, kendi kavramlarında boğulmuştur. Güvenliğe, kalkınmaya ve yardıma konu olan “insan” asla Batı kafatasının ürünü olmayandır. Hristiyan olsa dahi aforoz edilen Doğu kiliseleri de buna dâhildir, iş birlikçisi Bereketli Hilal toplulukları da. Hal böyle iken kim, hangi evrensel ve insani yaklaşımlardan söz edebilir? Şehnaz FINDIK Soğuk Savaş dönemi bilhassa Yumuşama (Detant) Dönemi ile başlayan süreç, insan, birey odaklı kalkınma ve insan hakları kavramlarının öne çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bu sürece dikkat çeken ilk önemli belge olan 1975 tarihli Helsinki Sözleşmesi, beraberinde birtakım yükümlülükler, dikkat ve çabayı doğuran önemli bir girişim olarak telakki edilmiştir. Güvenliğin,…

Okumaya devam edin İnsan Güvenliğini Yeniden Düşünmek

İnsan, Fıtrat ve Tabiat Üzerine

Zihninin tabiatla bağ kuran melekelerinin modern paradigmalarca talan edilmesi sonucu insan, tabiatı, savaşması ve yenmesi gereken bir düşman olarak görmeye başlamıştır. Tabiatın sömürülmesi, istifaden çok istila edilmesi ve doğal halinde bulunan her şeyin metalaştırılması üzerine kurulu olan bu sistem, vahşi ve gayri insanidir. Şehnaz Fındık Bugün insanlık atmosfer, biyoçeşitlilik, tatlı su kaynakları, kıyı alanları, sahiller, toprak ve daha birçok konuda çetin bir sınav vermektedir. Her ne kadar meselenin buharlı gemilerle başlayıp, emperyalizme ve oradan da kapitalizme ulaşan ekonomik bir boyutu bulunsa da esasında maruz kaldığımız çevresel sorunların temelinde insan ve tabiat arasındaki ilişkinin bozulması yatmaktadır. Zihninin tabiatla bağ kuran melekelerinin modern paradigmalarca talan edilmesi sonucu…

Okumaya devam edin İnsan, Fıtrat ve Tabiat Üzerine

Arzu Ulaş ile İstanbul’un Yer Altı Yapıları Üzerine

İnsicam Dergisi olarak bu sayımızda sizlerle İstanbul’un yer altı yapılarına doğru bir yolculuk yapmak istedik. Bu konuda yaptığı çalışmalarla dikkat çeken uzman tarihçi Arzu Ulaş ile söyleştik. Arzu Ulaş, 1981 İstanbul/Süleymaniye doğumlu, evli ve üç erkek çocuk annesi bir araştırmacı. Yüksek lisansını, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, Mimarlık Ana Bilim Dalı’nda “Kültürel Mirasın Korunması ve Yönetimi” programında yapmış.  Ulaş, “Osmanlı Belgeleri Işığında İstanbul Tarihi Yarımada Bölgesinin Yer Altı Yapılarının İncelenmesi” başlıklı teziyle İstanbul kültür envanterine mühim bir çalışma kazandırmış. Şimdilerde serbest bir araştırmacı olarak çalışmalarına devam etmektedir. Röportaj: Şehnaz Fındık Arzu Hanım, evvela sorularımıza cevap vermeyi kabul ettiğiniz için teşekkürlerimizi sunarız. Soru: İstanbul’un yer altı…

Okumaya devam edin Arzu Ulaş ile İstanbul’un Yer Altı Yapıları Üzerine

Semantik Asimilasyon

Müslüman, vardığı sonucun ne kadar cılız olduğuna aldırmadan, içine doğduğu çağda insan ruhunun hangi mezbahada boğazlandığını ancak mesuliyet ve temsil yoluyla idrak edebilir. Şehnaz Fındık Müslüman, gerek kavramsal gerek ampirik açıdan çağdaş dünyaya ve onun semantik varlığına karşı çıkan bir makale yazmak istediğinde kendi düşünce geleneğini ortaya koymanın gerekliliğini okuyucuya açıklamak durumundadır. İşte bu noktada kuramsal itaatin değişmezliğini ve ayırıcı parçanın bütüne galebe çalmasını reddetmenin ilk adımı, altında durduğumuz gök kubbe ile yaptığımız sözleşmeyi okuyucuya hatırlatmaktır. Buna göre Müslüman, bilişsel becerilerini kazandığı andan itibaren eşyayı anlamak için “ne?” sorusunu sormakla mükellef olan ve semantik özerkliğin hayatîliğini savunan çağlar üstü bir vazifeye taliptir. Dünyayı anlamlandırmanın meşakkatli…

Okumaya devam edin Semantik Asimilasyon

Gençlik İçin Devrim, Devrim İçin Ahlak Ülküsü

Evet, bugün maddi bir işgalin ötesinde, ruh kanatlarımıza çökmüş; zihinlerimizi bulanıklaştırmış, fikir dünyamızı felç etmiş ve adeta bizi çepeçevre sarmış bir işgalin pençesinden kurtulup yeniden doğmaktayız. Şehnaz FINDIK “Doğru, hayat İsrail’den önce cennet değildi. ‘Kendi meselelerimizi kendi tarzımızda hallederdik.’ İnsanlar böyle der, sonra biri atılıp ekler: ‘Fakat işgal... ‘ Ve her şey sessizliğe gömülür. İşgal kendi işlerinizi kendi usulünüzle görmenizi engeller. Hayatın ve ölümün her cephesinde musallat olur; özleme, öfkeye, arzuya ve sokakta yürümeye musallat olur. Herhangi bir yere gitmenize ve oradan geri dönmenize karışır, markete, hastanenin acil servisine, kumsala, yatak odasına ya da uzak bir başkente...” Mourid Barghouti / Şairin Filistini / s.49. İşgal,…

Okumaya devam edin Gençlik İçin Devrim, Devrim İçin Ahlak Ülküsü

Hac Yolunda Bir Karıncanın Vedâsı

Merhum Mehmet Hoca yaptığı ilmî çalışmaları, samimiyeti, Müslümanlığı, tebessümü ve zarafeti ile akıllara kazınan önemli bir şahsiyettir. Birçok gence yol göstermiş, yetiştirdiği talebelerle eserlerine daima yenilerini eklemiştir. Türkiye onu zekâsı, bilgisi ve vakarı ile olduğu kadar mütevazı ve nükteli hoş sohbetleri ile de hatırlayacaktır.

Okumaya devam edin Hac Yolunda Bir Karıncanın Vedâsı