Cemil Meriç ile Yazılmış Bir Gençlik Hikâyesi

Lisede bu cümle beni sarsmıştı. Çünkü “gericilik” o yıllarda bir yafta olarak kullanılıyordu. Meriç kelimeyi ters çeviriyor, içini yeniden dolduruyordu. Üniversitede kendi kitabımın sayfa 80’ini bulduğumda o sarsıntıyı yeniden yaşadım. Bu cümle savunma değildi; bir kavramın haysiyetini iade etme çabasıydı. Sinan ÖZYURT Eğitimci, Yazar Bu Ülke’yi Arayarak Okumak Cemil Meriç’in Bu Ülke’siyle ilk karşılaşmam lisede oldu. Dersimize yeni mezun bir ilahiyatçı olarak giren İhsan Ayal hocamız, neredeyse her derste ondan söz eder, bazı cümleleri özellikle vurgulardı. O cümleler sınıfta havada kalmazdı; zihnimize ve gönlümüze yerleşirdi. Henüz kavrayışımız dar, dünyamız sınırlıydı belki; ama o cümlelerin bir ağırlığı vardı. Bir gün hocamın elindeki Bu Ülke’yi ödünç aldım.…

Okumaya devam edin Cemil Meriç ile Yazılmış Bir Gençlik Hikâyesi

Sosyal Adalet İçin Önce İrade

İnsanı, arzularını ve heveslerini kuşatan bütün bir sistem, emeğin değerini küçültmeye çalışmaktadır. Emek değersizleştiğinde, insanın kendine saygısı da zayıflar. Kişi kendi değerine ve emeğinin anlamına güvenmeyi bıraktığında, umut da başkasının yön verebildiği bir şeye dönüşür. Sinan ÖZYURT Eğitimci-Yazar Adalet çoğu zaman dışarıda, yasalarda, sistemlerde ve başkalarının davranışlarında aranıyor. Oysa adalet, insanın kendi hayatını neyin etrafında kurduğuyla, yani içindeki terazinin dengesiyle başlar. İrade zayıfsa, dış dünyada düzen kurmak mümkün olmaz. Çünkü insan, yönünü kendi belirleyebildiği sürece adil bir hayat kurabilir. Yönünü kaybeden, yaşantısının kontrolünü de kaybeder. Kur’an, insanın varlık sebebini şöyle bildirir: “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zâriyât, 56) İnsanın kaderi kulluktur. Bu…

Okumaya devam edin Sosyal Adalet İçin Önce İrade

Aile: Hem Bir Liman Hem Bir İmtihan

Aile, ilk kelimelerin telaffuz edildiği, ilk gözyaşlarının silindiği, ilk sevinçlerin paylaşıldığı yerdir. İnsan, fıtratı gereği bir başka varlığa yaslanmak, bir sesin sıcaklığında huzur bulmak, bir bakışta değerli olduğunu hissetmek ister. Bu yönüyle aile yalnızca maddi bir birliktelik değil; aynı zamanda ruhun dinlendiği, kalbin sığındığı bir manevi yuvadır. Sinan ÖZYURT Çizgi: Hilal ÖZDER Zamanın çarkı döndükçe insan değişiyor; şehirler, sokaklar, evler ve kalpler dönüşüyor. Her şeyin hızla şekil değiştirdiği bu çağda bir müessese var ki, hâlâ insanın en çok ihtiyaç duyduğu liman olma özelliğini koruyor: Aile. Aile, ilk kelimelerin telaffuz edildiği, ilk gözyaşlarının silindiği, ilk sevinçlerin paylaşıldığı yerdir. İnsan, fıtratı gereği bir başka varlığa yaslanmak, bir…

Okumaya devam edin Aile: Hem Bir Liman Hem Bir İmtihan

Dua, Direniş ve Sorumluluk: Gazze’nin Sesi Olmak

Ellerimizi açıp dua ettiğimizde, bu duaların bizi harekete geçiren bir güce dönüşmesi gerekiyor. Dualarımız, kalplerimizi uyandırmalı, vicdanlarımızı harekete geçirmeli. Bugün Gazze’de yaşananlar, sadece oradaki insanların değil, bütün dünya Müslümanlarının sorumluluğundadır. Bizim dualarımız aynı zamanda Gazze halkının yanında, aktif bir duruş sergilememizin de temeli olmalıdır. Sinan ÖZYURT Resulullah (s.a.v), yakasını bırakmayan borçlar yüzünden sıkıntı yaşayan ensardan Ebu Ümâme’ye, “Sana bir söz öğreteyim mi? Onu söylediğin zaman Allah (cc) kederlerini giderir ve borcunu ödeme imkânı sağlar.” buyurmuş, sabah ve akşam şu cümlelerle Allah’a sığınmasını tavsiye etmişti: “Allah’ım! Gam ve kederden sana sığınırım, çaresizlik ve tembellikten sana sığınırım, korkaklık ve cimrilikten sana sığınırım, ağır borç altında kalmaktan ve…

Okumaya devam edin Dua, Direniş ve Sorumluluk: Gazze’nin Sesi Olmak

Aliya’nın Özgürlüğe Kaçışından Notlar

Aşırı okumak bizi daha akıllı yapmaz. Kimi insanlar sadece kitapları "yutar." Onlar bunu, okunmuş olanların "hazmedilmesi," işlenmesi, içselleştirilmesi ve idraki için elzem olan düşünme aralığı olmadan yaparlar. Tıpkı arının topladığı çiçek tozunu bala dönüştürmesi için bir "içsel" gayret ve zaman gerekmesi gibi, okumak için de şahsi katkı gereklidir. Sinan ÖZYURT Aliya İzzetbegoviç 20. yüzyılın en önemli Müslüman düşünür ve liderlerinden biridir. O, düşünce ve eyleminin bedelini defalarca ödemiş bir dava adamıdır. 1983 yılında fikirlerinden dolayı 14 yıl hapse mahkûm edilir ve beş yıl cezaevinde kalır. Bu süre zarfında okumak, düşünmek ve yazmak onun için özgürlüğe kaçışın bir yolu olur. Zor şartlar altında şifreli ifadelerle kaleme…

Okumaya devam edin Aliya’nın Özgürlüğe Kaçışından Notlar

Doğu Türkistan’ın Kalbi: Kâşgar

Günümüzde bütün Doğu Türkistan gibi Kâşgar da dünyada benzeri görülmemiş bir zulüm ve baskı döneminden geçmektedir. Milyonlarca insanın eğitim adı altında asimilasyon kamplarında toplandığı, sağlıklı haberleşmenin dahi sağlanamadığı sahipsiz, mazlum bir coğrafyanın yetim bir şehri olarak Kâşgar, kardeşlerinin elini uzatmasını beklemektedir. Bize düşen de gönül coğrafyamızın bu nadide çiçeğine sahip çıkmak, en azından dualarımızda yer açmaktır. Sinan ÖZYURT Günümüzde Orta Asya diye adlandırılan bölgenin tarihi ismi Türkistan’dır. Bu coğrafyanın doğusunda Uygur Türklerinin yaşadığı topraklar da Doğu Türkistan olarak anılır. İşgalci Çin yönetiminin Şincan Uygur Özerk bölgesi olarak adlandırdığı bu coğrafya için tarih boyunca Kaşgar, Doğu Türkistan, Batı ülkesi ve Çin Türkistan’ı veya Türkistan-ı Çin gibi…

Okumaya devam edin Doğu Türkistan’ın Kalbi: Kâşgar

Kudüs İçin Ben Ne Yapabilirim?

Kudüs konusunda bilgi, duygu ve eylemin birlikte yürümesi gerekir. Zamana ve zemine göre öncelikler değişebilir. Bize düşen samimiyetle yolda olmak, elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışmaktır. Sinan ÖZYURT Eğitimci-Yazar Kudüs denince aklımıza her şeyden önce İsra ve Mirac’ın gerçekleştiği, etrafı bereketli kılınmış Mescid-i Aksa gelir. Bu mübarek mekân, Müslümanların ilk kıblesidir. Fakat bizim bu topraklarla bağımız çok daha eskilere dayanır. Kur’an-ı Kerim’de bildirilen peygamberler silsilesinin önemli bir kısmı bu topraklarda yaşamıştır. Tevhid ve adalet mücadelesinin en önemli merkezlerinden biridir Kudüs. Hz. Ömer döneminde, 638 yılında fethedilmesinden sonra 1099’dan itibaren 88 yıl Haçlı işgalini yaşayan Kudüs, ikinci defa Selahaddin Eyyubi tarafından 1187’de fethedildi. 1948’de Siyonistlerin kurduğu…

Okumaya devam edin Kudüs İçin Ben Ne Yapabilirim?

Deprem Bana Ne Söylüyor?

Elbette bütün felâketler birer imtihandır. Şu anda hepimiz imtihandan geçiyoruz. Kimimiz sabır imtihanındayız, kimimiz dayanışma. Hep birlikte bir kardeşlik imtihanındayız. En mühimi de yardımlaşmayı, paylaşmayı, dayanışmayı sürdürebilmek. Sinan ÖZYURT Eğitimci Babam açık kalp ameliyatı olup tıkalı iki damarını değiştireli henüz beş gün olmuştu. Ameliyattan 48 saat sonra yoğun bakımdan servise çıkarıldı, ben de yanında refakatçi olarak kalıyordum. Geceler uzadıkça uzuyordu. Her sabah saat 6 civarında hastamıza vermemiz gereken bir hap vardı. Saati akşamdan kuruyordum fakat uyanmamız için alarmın çalmasına ihtiyaç yoktu. Sabaha kadar neredeyse on beş yirmi dakikada bir uyanıyorduk. 6 Şubat sabahı da yine alarm çalmadan uyanmıştım. Telefonuma bakınca sosyal medyada deprem haberleriyle karşılaştım.…

Okumaya devam edin Deprem Bana Ne Söylüyor?

Benim Marşlarım

O yıllarda dinlediğim marşlar ve ezgiler ruhumda derin izler bıraktı. Bir aidiyet ve sorumluluk bilinci kazanmamda çok etkili oldu. Hangi dünyaya ait olduğumuzu, dostumuzu ve düşmanımızı nasıl tanıyacağımızı öğretti. Sinan ÖZYURT Eğitimci-Yazar 1990 yılında İmam Hatip Lisesi dokuzuncu sınıf öğrencisiydim. O yıllarda bir öğretmen teknolojik cihaz olarak sınıfa en fazla kasetçalar, radyo veya televizyon getirebilirdi. Adil hocamız da bunu yaptı. Bir gün siyer dersinde sınıfa elinde kasetçalarla geldi. Acaba ne yapacaktı, bize ne dinletecekti. Herkesi bir merak ve heyecan sarmıştı. Hocamız yoklamayı aldıktan sonra, arkadaşlar şimdi sizinle dersimizle ilgili bir bant tiyatrosu dinleyeceğiz diyerek kasetçaların oynatma tuşuna bastı. “Mute Destanı” isimli bant tiyatrosu çalmaya başladı.…

Okumaya devam edin Benim Marşlarım

O Geceden Altı Yıl Sonra

15 Temmuz'da darbecilerin istismar ettikleri ve kendilerini dayandırmaya çalıştıkları bir başka zemin de toplumumuz nezdinde dine verilen değerdir. Toplum nazarında kendilerini meşrulaştırma aracı olarak dini, dinin kimi değerlerini ve kavramlarını ilk günden itibaren istismar eden bir topluluk tarafından bu darbe girişimi organize edildi. Sinan ÖZYURT 15 Temmuz'un üzerinden tam altı yıl geçti. O gece, bu ülkenin tarihinde önemli dönüm noktalarından biri olarak yerini aldı. Yüz yıllık Cumhuriyet tarihini aynı zamanda bir darbeler tarihi olarak da okumak mümkündür. Demokrasiye geçişle birlikte sistemin perde arkasındaki bir aktör olarak silahlı kuvvetler neredeyse her on yılda bir gidişata balans ayarı yapmaya çalıştı. Halka güvenmek, olacak iş değildi. Halkı kendi…

Okumaya devam edin O Geceden Altı Yıl Sonra