Fettâh olanın adıyla.
İslam dünyasının başı, başsız kaldığı günden beri hep ağrıyor. Bu baş ağrısı bazen migrene dönüşüyor. Uzun sürüyor, dayanılmaz bir hal alıyor. Rahatsızlıklarımızın esasını, başsızlık oluşturuyor. Ümmet-i Muhammed’e sahip çıkacak, onun adına konuşacak, onu koruyup kollayacak bir baş yok maalesef. Yüce Devletimizin yıkıldığı günden bu yana, önümüz arkamız, sağımız solumuz her bir yanımız ağrıyor. En çok ağrıyan yanımız, yerimiz neresiyse oraya odaklanıyoruz. Sesimizi, feryadımızı duyanlar, sanki başka bir yerimizin ağrımadığını zannediyorlar. Bittabii yanılgıya düşüyorlar. Vücudumuzun mühim bir bölümü ağrılar içinde kaldı hep.
Ağustos sayımızın dosya konusunu, “Batı Trakya” olarak belirledik. Türkiye’de Müslümanlar olarak sınırımızın dibinde olan Batı Trakya’yı ihmal ettik. Dünyanın her yerindeki; Moro’dan Keşmir’e, Afganistan’dan Bosna’ya, Kafkaslar’dan Somali’ye kadar Müslüman kardeşlerimizin dertleriyle dertlendik, kederleriyle kederlendik, varımızla yoğumuzla elimizden geldiği kadar vazifemizi yapmaya gayret ettik. Yunanistan’ın, burnumuzun dibindeki Batı Trakyalı kardeşlerimize yaptığı zulüm, baskı, hak gaspı ve hukuk ihlali, çoğumuzun ilgi alanına giremedi. Bugün içimizden kaç kişi İskeçe’yi, Gümülcine’yi, Dedeağaç’ı bilir? Önce “Garbî Trakya Hükûmet-i Muvakkatesi”nin (Geçici Batı Trakya Hükümeti) (kuruluş: 31 Ağustos 1913), daha sonra “Garbî Trakya Hükûmet-i Müstakillesi”nin (Bağımsız Batı Trakya Hükümeti) başkanlığını yapan Müderris Sâlih Efendi adını (1868-18 Şubat 1934) kaçımız duymuştur?
Batı Trakya dosyasına katkıda bulunan yazarlarımızın kahir ekseriyeti bölgeden. Yazı, düşünce ve yorumlarıyla dosyayı oluşturan kadroyu kuran Cengiz Ömer kardeşimize, İnsicam olarak şükranlarımızı sunuyoruz. Cengiz Ömer, Batı Trakya’da yayınlanan Millet gazetesinin genel yayın yönetmeni. Zaman ayırıp dosyamızı zenginleştiren her yazar kardeşimize ayrı ayrı müteşekkiriz. Her birine sağlık ve afiyet niyaz ediyoruz.
Ve Gazze.
Gazze’yi unutmuyoruz elbette. Siyonaziler, yaptıkları soykırımı zamana yayarak dünya gündeminden düşürmeye çalıştılar. Zaman zaman dikkatleri başka taraflara yöneltmeye çabaladılar. Gazzeli kardeşlerimiz her geçen gün daha ağır şartlara maruz kalıyor. Bu durum hepimizi derinden yaralıyor; daha doğrusu yaramızı, acımızı derinleştiriyor. Şuna inancımız tam: Aksâ Tufanı, terör devletinin ve destekçilerinin ipliğini pazara çıkardı. Vicdan sahibi insanlar zalimin karşısında, mazlumun yanında tavır aldılar. Daha da mühim olanı, Gazzeliler terör devletinin imajını yerle bir etti. Bu başarı, onların. Ve bu başarı, onlara yeter de artar bile.
Hakkın, hakikatin, adaletin, hukukun, ahlakın tek çare olduğuna inancımız tamdır. Zafer buna inananlarındır.
Eylül sayımızda buluşmak üzere Fettâh olana emanet olunuz.
