Rahmân ve Rahîm olanın adıyla.
Yaz günlerindeyiz. Her nevi yiyeceğin bollaştığı, tabiatın coştuğu, Rabbimizin rahmetinin yedi iklim dört bucak her yerde tecelli zamanlardayız.
Hamdolsun! Rabbimiz hamdimizi artırsın!
Dünya rahmete, merhamete layık olmadığı günlerden geçiyor. Allah’ın bunca nimetine rağmen nankörlük, inkâr, isyan, tuğyan yeri göğü kaplamış vaziyette. İnsan tanrılığa oynuyor. Hoş, geçmiş zamanlarda da bu rolü oynamaya çalışmıştı ama boyunun ölçüsünü almıştı. Günümüz, “yapay zekâ çağı” olarak tesmiye ediliyor. Yapay zekâ, insanı esir almanın, insanı maddeye, bilgiye, teknolojiye şimdiye kadar görülmemiş bir şekilde mahkûm etmenin yeni adı. İnsan bir yandan tanrıya savaş açarken, dini hayatın dışına iterken öte yandan kendi tanrılığını ilan etmeye, kendi dinini bütün dünyaya dayatmaya çalışıyor. İnsan tanrısız, dinsiz yapamıyor yani. Daha önceki zamanlarda yapamadığı gibi. Yapay zekâ çağı insanı da boyunun ölçüsünü alacak.
Ülkemize, Ümmet-i Muhammed’e hizmeti geçenleri önemsiyoruz. Onları öğrenmeye, öğretmeye; anlamaya, anlatmaya çaba sarf ediyoruz. Bunu bir ilke edindik. Bu ilke doğrultusunda yürümeye devam ediyoruz. İnsicam’ın bu sayısının dosya konusunu, Mevlâna İdris (15 Mart 1966 – 07 Haziran 2022) olarak belirledik. Dört yıl önce rahmet-i Rahmân’a tevdi ettiğimiz şair, yazar, yayıncı Mevlâna İdris ülkemizin kültür, edebiyat ve sanat dünyasında kendine mahsus bir yere sahip. Arkadaşları ve dostları tarafından sanatçılığı, kişiliği, insanlığı üzerinde sıkça, önemle duruldu vefatının ertesinde. Çocuk edebiyatındaki yeri onu, müstesna bir sanatçı yapmaya yeter de artar bile. 40’tan fazla çocuk kitabı yayınlayan, 18 sayı çıkan iki aylık ÇETO (Çocuk Edebiyatı Tercüme Ofisi) isimli muhteşem bir dergiyi, nerdeyse tek başına çıkaran Mevlâna İdris, bizce çocuk edebiyatımızın en önemli ismidir. Çünkü o sadece yazmamış bunun yanı sıra yazdıklarını çizmiş, resimlemiş, mizanpajını yapmış, yayınlamıştır. Asıl mühim olan nokta, bütün bu güzellikleri tevazu içinde yapmış olmasıdır. O, eserlerinde edeple edebiyatı bütünleştirmiştir. Kendisini rahmetle, minnetle anıyoruz. Rabbimiz, eserlerinden hâsıl olan hasenâtını, dâim eylesin. Âmîn!
Aynı gün vefat eden Cahit Zarifoğlu’nu (1 Temmuz 1940 – 7 Haziran 1987) Mevlâna İdris’in çalışmasıyla, şair Abdurrahim Karakoç’u (7 Nisan 1932 – 7 Haziran 2012) ise kıymetli Bayram Bilge Tokel’in yazısıyla anıyoruz. Her ikisinin de mekânı Firdevs olsun!
Gazze’yi unutmuyoruz. “Unutmuyoruz” diyoruz ama Filistin, Kudüs, Gazze meselesi maalesef her geçen gün irtifa kaybediyor. En hassas olanlarımız bile ilgilerini sürdürmekte zorlanıyor. Terör devleti gemi azıya aldığından her yere, herkese saldırıyor, her yere, herkese saldırı hazırlıkları yapıyor. Dünyayı, Gazze’de barış moduna soktuktan sonra hem özelde Gazze’de genelde Filistin’de hem de Lübnan’da yapmadığı şirretlik kalmadı. Yaklaşık 9 aydan beri adı olan ama kendisi hiç olmayan Gazze’de barış ifadesi, terör devletinin yaptıklarına bir karartma sağlamaktan başka bir şeye yaramadı, yaramıyor, yaramayacak.
Mevlâna İdris’in dediği gibi “Bir kum tanesiyim ama / Çölün derdini taşıyorum” (İyi Geceler Bayım, syf. 9) diyor, işimize bakıyoruz.
Temmuz sayımızda buluşmak üzere siz kıymetli okuyucularımıza sağlık, huzur ve esenlik diliyor, sizleri Rahmân ve Rahîm olana teslim ediyoruz.
Mustafa ÖZEL
GENEL YAYIN YÖNETMENİ
