Son olarak, ey Gazze’deki büyük halkımız, ey Gazze’nin sarsılmaz dağları! Biz sizin evlatlarınızız ve bununla iftihar ediyoruz. Alınlarınızdan öpüyoruz ve size vefakar kalacağımıza söz veriyoruz. İşgalin yıktığını birlikte yeniden inşa edecek, yaraları beraber saracağız.
Allah’a güvenin, fedakârlıklarınız asla boşa gitmeyecektir. Allah sizi seçti ve sizi ilahi lütufların ehli kıldı. Allah katında olan daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Sabredenlere müjdeler olsun. Ancak sabredenlere mükafatları hesapsızca ödenecektir. Allah emrinde galiptir, fakat insanların çoğu bilmezler.
İNSİCAM
Çeviri: E. D. ve M. Y.

“Mü’minler içinde Allah’a verdikleri sözde sadâkat gösteren nice erler var. İşte onlardan kimi adağını ödedi, kimi de (bunu) bekliyor. Onlar hiçbir suretle (ahidlerini) değiştirmediler.”
Salât ve selam; Allah yolunda hakkıyla cihad eden, Allah yolunda eziyet çekip sabreden ve Rabbinden yardım ve zafer gelen Mücahit ve Şehit Nebi’mizin üzerine olsun. Bundan sonra; Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Sizleri kerem ve izzet toprağından, cihad, şehadet, arınmışlık ve kibriya toprağından selamlıyoruz. İzzetli Gazze’ye aidiyetimizle övünüyoruz. Onun büyük, mücahit, sabırlı ve ecir bekleyen halkıyla iftihar ediyoruz; peygamberlerin mirasçıları, Hz. Muhammed’in (sallallahu aleyhi ve sellem) torunlarıyla..
Ey insanların en şereflileri, ey en yüceleri, ey Allah’ın beldeleri arasından seçtiği topraklardaki seçkin kulları! Bekleyen ve sözünden dönmeyen ey sadıklar! Sabretmenize karşılık size selam olsun; bu dünyanın sonu (ahiret saadeti) ne güzeldir!
Toprağıyla, suyuyla, semasıyla ve havasıyla Gazze’ye selam olsun. Erkeklerine, kadınlarına ve çocuklarına selam olsun. Direnişçilerine ve kahramanlarına selam olsun. Kayıpların, esaretin, yaraların acılarına ve göçün zorluklarına tahammül ettiğiniz için size selam olsun. Bugün yaşamın zorluğunu ve kışın soğuğunu çekerken size selam olsun; eskiyen çadırlarınıza, hasarlı evlerinize ve yorgun bedenlerinize selam olsun. Fakat ruhlarınız, imanınız, azminiz ve Allah’a olan yakininiz; ızdıraplarınızdan lezzet alan ve düşüşünüzü gözleyen tüm düşmanların ve komplocuların hayal ettiğinden daha güçlüdür. Allah’ın izniyle buna asla ulaşamayacaklar.
Sizler şerefin ta kendisi ve şanlı tarihin başlangıcısınız. Mücahitlerin kanının ailelerinin kanıyla karışması, liderlerin ve ailelerinin her şeyini feda edenlerin saflarının ortasında yer alması ne büyük bir onur ve şereftir! Biz sizdeniz, siz de bizdensiniz. Rabbimizin çağrısına icabet ederek ve katındakini umarak en değerli varlıklarımızı razı olmuş nefislerle birlikte sunduk. Eminiz ki Allah amellerimizi boşa çıkarmayacak ve bu temiz kanlar O’nun katında zayi olmayacaktır. Rabbinize güvenin; devran zalimlerin aleyhine dönecektir, bir süre sonra dahi olsa. Ve sakın Allah’ı, zalimlerin yaptıklarından gafil sanmayın.
Ey halkımızın Gazze’de, Kudüs’te, Batı Şeria’da, işgal altındaki topraklarda ve diasporadaki tüm evlatları!
Ey ümmetimizin her yere yayılmış büyük evlatları!
Ey dünyanın dört bir yanındaki özgür insanlar!
Bugün, işgalcinin geçtiğimiz Mart ayında ateşkesi bozup suç dolu savaşını yeniden başlatmasının ardından salih şehitler kervanına katılmak için; ahitlerine sadık kalarak şehadet şerbetini içen halkımızdan ve kahraman mücahitlerden oluşan büyük bir kafileyi gurur ve onurla muştuluyoruz.
Özellikle Kassam Tugayları’nın savaş meydanında ve komuta-kontrol merkezlerinde, bıkmadan usanmadan görevleri başındayken şehit düşen seçkin komutanlarını anıyoruz:
Şehit Mücahit Büyük Komutan Muhammed es-Sinvar (Ebu İbrahim): Kassam Tugayları Genelkurmay Başkanı. Büyük bir halef, büyük bir selefin ardılı. Üstün zekâ sahibi bu komutan, ümmetin büyük şehidi Ebu Halid ed-Dayf’tan sonra, son derece zor bir dönemde Kassam’a liderlik etti. Aksa Tufanı sırasında operasyonlar sorumlusu olarak 7 Ekim’in planlanması ve icrasında belirleyici rol üstlenmiştir.
Büyük Komutan Muhammed Şebane (Ebu Enes): Refah Tugayı Komutanı. Ebu İbrahim es-Sinvar ve kardeşleriyle birlikte şehit düştü. Güney bölgesindeki, Dağılan Aldatmaca Operasyonu’ndan Hadar Goldin’in esir alınmasına kadar uzanan nitelikli operasyonların kahramanı.
Büyük Komutan Hakem el-İsa (Ebu Ömer el-Muhacir): Mütevazı, rabbani bir komutan. Cihad emanetini taşıyarak diyar diyar dolaştı. Lübnan ve Suriye’de tanındı, ardından Gazze’ye yerleşerek tecrübelerini mücahit kardeşlerine aktardı.
Büyük Komutan Şehit Şeyh Raid Sa’d (Ebu Muaz): İmalat birimi komutanı ve eski operasyonlar komutanı. Kassam’ın; mermiden tüfeğe, füzeden İHA’ya kadar silahlarını kendi imkanlarıyla üreten askeri sanayi sistemine liderlik ederek hayat yolculuğunu tamamladı.
Bu makamda dururken, sesini sevdiğiniz, milyonların sevdiği, o yüzü örtülü olanın huzurunda iclal ve saygıyla durmadan geçemeyiz. Kassam Tugayları’nın sözcüsü, ümmetin gür sesi, sözün ve duruşun adamı, Filistin’in, Kudüs’ün ve halkının atan kalbi Ebu Ubeyde. Bugün onu ümmetimize ve halkımıza gerçek ismi ve künyesiyle müjdeliyoruz:
Büyük Komutan Huzeyfe Samir Abdullah el-Kahlut (Ebu İbrahim). Yirmi yıl boyunca düşmanları öfkelendirdikten ve müminlerin gönüllerini ferahlattıktan sonra şehadete yürüdü. Kassam’ın medya birimini ustalıkla yönettikten sonra aramızdan ayrıldı. Komutan Huzeyfe el-Kahlut gitti ama bize “Ebu Ubeyde” lakabını miras bıraktı. Selam olsun sana ey ölümsüzlerin arasındaki yiğit! Yoluna devam edeceğimize söz veriyoruz.
Biz Kassam Tugayları olarak, tam iki yıl süren soykırım savaşının durdurulmasından ve ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana geçen iki ayın ardından şunları vurguluyoruz:
Birincisi: 7 Ekim; zulme, baskıya ve kuşatmaya karşı gür bir patlamaydı. Tufan, gidişatı düzeltmek ve davayı tekrar gündeme taşımak için geldi. Yüce halkımız; savaşın tüm hedeflerini düşürdüğü gibi düşmanın tehcir ve yeniden yerleşim planlarını da boşa çıkardı. Düşman ne direniş ruhunu sökebildi ne de esirlerini güç kullanarak geri alabildi; esirler ancak takas yoluyla geri dönebildiler.
İkincisi: Ateşkes, halkımızın direniş ve fedakarlıklarının bir meyvesidir. Tüm ihlallere rağmen direniş büyük bir sorumlulukla hareket etmiştir. Bununla birlikte vurguluyoruz ki karşılık verme hakkımız asli bir haktır. İlgililere çağrımız şudur: Filistinlilerin hafif silahlarıyla uğraşmak yerine, işgalin ölümcül silahlarını söküp alın. İşgal sürdüğü müddetçe halkımız silahını bırakmayacak, tırnaklarıyla bile olsa savaşacak asla teslim olmayacaktır.
Üçüncüsü: İşgalcinin Mescid-i Aksa, Batı Şeria ve esirlere yönelik saldırıları artmaktadır. Bu durum karşı koymayı gerektirir. Bu vesileyle iman yurdu Yemen’e, Lübnan’a, Irak’a, İran’a ve Ürdün’ün hür insanlarına ve dünyadaki bütün hürlere selamımızı gönderiyoruz.
Dördüncüsü: Ümmetimizin evlatlarına sesleniyoruz: Gazze’ye imdat olun! Çünkü Gazze hala ağır acılar çekmektedir ve bu yükü hafifletmek sizin omuzlarınızdadır. Bilin ki işgalin sonbaharı başlamıştır ve “sekizinci on yıl” laneti üzerlerine çökmüştür. Düşmanın yalnızlaşması ve halklarla bağının kopması, sonunun yaklaştığının ve ahiret vaadinin gerçekleşeceğinin habercisidir.
Son olarak, ey Gazze’deki büyük halkımız, ey Gazze’nin sarsılmaz dağları! Biz sizin evlatlarınızız ve bununla iftihar ediyoruz. Alınlarınızdan öpüyoruz ve size vefakar kalacağımıza söz veriyoruz. İşgalin yıktığını birlikte yeniden inşa edecek, yaraları beraber saracağız.
Allah’a güvenin, fedakârlıklarınız asla boşa gitmeyecektir. Allah sizi seçti ve sizi ilahi lütufların ehli kıldı. Allah katında olan daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Sabredenlere müjdeler olsun. Ancak sabredenlere mükafatları hesapsızca ödenecektir. Allah emrinde galiptir, fakat insanların çoğu bilmezler.
Ve bu bir cihaddır; ya zafer ya şehadet.
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.