Deneme

Kıbrıs’ın Camilerinde Neler Yapılabilir?

Burak Çetik

Bu tarz önerileri artırmak, tartışmak ve çeşitlendirmek mümkündür. Esas olan ise turizme yenik düşmüş, mahzun bırakılmış Kıbrıs’ımız ve camilerimiz için bir şeyler yapmak gerekliliğidir. Bazı camilerde gördüğümüz cemaat kalabalıklığı, yurt dışından gelen öğrencilerin varlığı Kıbrıs’ta camilerin böyle bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. Umarım bu yazı ve seyahatimiz vesilesiyle bir şeylerin değişebilmesine bir katkı sunabilmiş oluruz. […]

Bu tarz önerileri artırmak, tartışmak ve çeşitlendirmek mümkündür. Esas olan ise turizme yenik düşmüş, mahzun bırakılmış Kıbrıs’ımız ve camilerimiz için bir şeyler yapmak gerekliliğidir. Bazı camilerde gördüğümüz cemaat kalabalıklığı, yurt dışından gelen öğrencilerin varlığı Kıbrıs’ta camilerin böyle bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. Umarım bu yazı ve seyahatimiz vesilesiyle bir şeylerin değişebilmesine bir katkı sunabilmiş oluruz.

Burak ÇETİK

Seyahat ettiğim çoğu ülkede karşılaştığım temel problemlerden birisi mescitlerin temel fonksiyonundan uzaklaştırılmış olmasıdır. Sadece belli vakitlerde namaz kılınan veya biletle ziyaret edilen mekanlar haline getirilmesi, camiinin ruhuna aykırı bir durumdur. Kıbrıs’a seyahat ederken bu tarz bir durumla karşılaşabileceğimizi düşünmüştük fakat maalesef vaziyet zannettiğimizden daha içler acısıydı.

Kıymetli dostum Furkan Baki Zaralioğlu ile Lefkoşa uçağına binmek için Sabiha Gökçen Havalimanı’na geldiğimizde uçağın birkaç saat tehirli kalkacağını öğrendik. Havalimanında geçireceğimiz birkaç saati, Kıbrıs üzerine yaptığımız araştırmaları müzakereyle geçirdik. İkimizin de temel sorularından birisi camilerin durumu ve başörtüsü meselesi üzerine oldu. “Camiiler asli fonksiyonun icra edebiliyor mu?” ve “Bu sürekli duyduğumuz başörtüsü yasağının sebebi neydi?”

Bu düşüncelerle Lefkoşa’ya varıp gece dinlendik. Sabah ilk iş olarak Girne’ye doğru yola koyulduk. Denizin kıyısına kurulan bu şirin kasabada meşhur kaleyi, Osmanlı şehitlerinin medfun olduğu Baldöken Kabristanı’nı, Hasan Kavizade Hüseyin Efendi Çeşmesi’ni ve Ağa Cafer Paşa Camii’yi görecektik. Osmanlı döneminde Kıbrıs valiliği yapmış olan Ağa Cafer, şehrin merkezi noktasında güzel bir camii inşa etmiş. Henüz vakit erken olduğu için kapalıydı. Camiinin içini göremedik fakat dışının biraz bakımsız olduğu anlaşılıyordu.

Girne’den sonraki durağımız Lefke olacaktı. Lefke’de Mahkemeler Camii ve Su kemerlerini görmeyi planlıyorduk. Mahkemeler Camii’ye vardığımızda öğle namazı için abdest alarak içeri girdik. Camiide Bangladeşli olduklarını öğrendiğimiz birkaç kardeşimiz vardı. Namazı beraber kıldık. Dünyanın farklı yerlerinden Kıbrıs’a okumaya gelen kardeşlerimiz, tatil günlerinde çeşitli yerlerde çalışarak harçlıklarını çıkarıyormuş. Bu anlamda camilerin temizliğinde ve bahçe işlerinde görev alan çeşitli öğrencilere rastlamış olduk. Lefke’deki camiiler oldukça bakımlıydı. Bunun temel sebeplerinden birisi kuşkusuz Nazım Kıbrısi’nin müritlerinin Lefke’deki varlığıdır. Zaten bahçede karşılaştığımız birkaç kişinin, Kıbrısi’nin müridi olduğunu öğrenecektik sonradan.

Lefke’den sonra Gazimagusa’ya geçmek için yola koyulduk. İki günlüğüne gelmiştik. Dolayısıyla hızlı ve yoğun bir seyahat oluyordu. Gazimagusa’da Ulu Camii, Lala Mustafa Paşa Camii, Aziz Symeon Kilisesi, Namık Kemal’in Zindanı ve Kapalı Maraş gibi birkaç durağımız olacaktı. İlk olarak İkindi vaktinde Ulu Camii’ye yetiştik. Burası kiliseden çevrilmiş büyük bir mescitti. İçeri girdiğimizde bizi şaşırtan bir manzarayla karşılaştık. Cemaatin sayısı oldukça kalabalıktı ve çeşitli çalışmalar yapıldığına dair ilanlar gördük. Bu durum bizi sevindirdi çünkü genelde duyduğumuz ve gördüğümüz, camilerin cemaatten yoksun, mahzun ve fonksiyonunu kaybettiğine yönelikti.

Sonraki durağımız şehrin kalbinde yer alan Lala Mustafa Paşa Camii oldu. Ne yazık ki burada acı gerçekle yüzleşmiş olduk. Camide hiçbir şekilde mahremiyete dikkat etmeden ve adabına uymadan içeride dolaşan birçok turist bulunuyordu. Vakit namazından sonra olduğu için iki rekât mescit namazı kıldık. Böylesine azametli, kılıç hakkıyla alınan bir mescidin mahzun halini görünce üzülmemek elde değil halbuki ziyaret eden turistler için bir davet vesilesi olarak değerlendirilebilir. Böyle bir potansiyel mevcut camiide.

Hızlı geçen bir günün ardından Lefkoşa’ya geri döndük. Bir hocamızla muhabbet etmek için Selimiye Camii yakınlarında buluştuk. Gün boyu camilerde karşılaştığımız manzaralardan bahsedince kendisi de benzer şikayetlerde bulunarak dert yakındı. Zaten diğer gün Lefkoşa’da göreceklerimiz de çok farklı olmayacaktı.

Sabah saatlerinde ziyaret etmek ve namaz kılmak istediğimiz Selimiye Camii’yi kapalı bulduk. Öğleye yakın geldiğimizde açılmıştı. Gazimagusa’da karşılaştığımız manzaranın bir benzeri durum maalesef burada da mevcuttu. Sonrasında ziyaret ettiğimiz İplik Pazarı Sarayönü, Fethiye ve Arab Ahmed Camiilerinde de vaziyet farksızdı. Kıbrıs’ın genelinde camiiler düzenli, bakımlı ve temizdi fakat çoğu ya kapalı ya sadece namaz vaktinde açık ya da müzeden farksızdı. Bu sorunlara karşı bazı çözümler üretmek gerekiyor.

Birkaç Öneri

  • Türkiye’den Kıbrıs’a göreve giden öğretmenlerimiz, öğrencileri için camiyi sevdirecek ve mahiyetini öğretecek projeler yapabilir.
  • Camii imamlarımız bilhassa turistlere yönelik davet çalışması yapmak için kendi inisiyatifleriyle camileri namaz vakitleri dışında açık tutabilir, İngilizce öğrenerek turistlerle iletişime geçebilir ve camiyi bir davet merkezi olarak değerlendirebilir.
  • Türkiye’de yaşayan Müslümanların Kıbrıs’a yönelik bilinçlerini artırmak için hafta sonları çeşitli gruplar halinde Kıbrıs’ı ziyaret etmeleri sağlanabilir ve tarihi camilerde başlayan sabah namazı buluşmalarıyla, Kıbrıs’ın bize ait yönünü gösteren geziler düzenlenebilir.
  • Kıbrıs’ın tarihi yönüne dair içerikler yapılarak “kumar, zina, tatil mekânı” algısıyla mücadele edilebilir. Zira İslam davetinin ilk ulaştığı yerlerden birisi Kıbrıs’tır.
  • Şehrin merkezinde İslam ilim geleneğinin önemli eserlerinin ve güncel olarak yayınlanan eserlerin temin edilebileceği yayınevleri açılabilir.
  • Yurt dışından gelen Müslüman öğrencilerin camiiler vesilesiyle sosyalleşmesi sağlanabilir. Öğrencilerle buluşmalar için camiiler tercih edilebilir.

Bu tarz önerileri artırmak, tartışmak ve çeşitlendirmek mümkündür. Esas olan ise turizme yenik düşmüş, mahzun bırakılmış Kıbrıs’ımız ve camilerimiz için bir şeyler yapmak gerekliliğidir. Bazı camilerde gördüğümüz cemaat kalabalıklığı, yurt dışından gelen öğrencilerin varlığı Kıbrıs’ta camilerin böyle bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. Umarım bu yazı ve seyahatimiz vesilesiyle bir şeylerin değişebilmesine bir katkı sunabilmiş oluruz.

Editörün Seçtikleri