Deneme

Akıncılar Hareketi: Bir Dönem Tahlili

Burada dikkat çeken en temel husus; Akıncılar Teşkilatı’nın yalnızca lise veya üniversite öğrencilerine hitap eden dar kapsamlı bir dernek olmamasıdır. Ana ekseni öğrenciler oluştursa da yapının esnaf, işçi ve çeşitli meslek gruplarını kapsayacak şekilde toplumun geniş kesimlerine ulaşmayı başardığı görülmektedir. Ayrıca ideolojik ve kültürel açıdan kendine özgü, bağımsız ve net bir dil inşa etmesi, geniş kitlelerle bağ kurmasında hayati bir rol oynamıştır. İslamcı söylemin daha nitelikli ve tavizsiz bir niteliğe kavuşmasıyla Anadolu’da hızla örgütlenen Akıncılar; dönemin çatışmalı atmosferinde Ülkücü ve Sol grupların yanında üçüncü ve özgün bir siyasal aktör olarak varlık göstermeyi başarmıştır.

Türkiye’nin siyasi tarihine bakıldığında, birçok yapılanmanın ve sosyal teşkilatın ülkemizin geçmişinde derin izler bıraktığı, hatta geleceğinde doğrudan söz sahibi olduğu açıkça görülmektedir. Kuşkusuz bu yapılar arasında Akıncılar Teşkilatı, Cumhuriyet sonrası siyasal ve toplumsal yaşamın şekillenmesinde başat unsurlardan biri konumundadır. Başta Millî Görüş hareketi bünyesindeki kurumlar olmak üzere, günümüz Türkiye’sinde gerek siyasette gerekse sivil toplumda etkin rol üstlenen pek çok figür, yetişme çağında Akıncılar çatısı altında bulunmuş ve ilk siyasal-sosyal tecrübelerini burada kazanmıştır. Dolayısıyla Akıncılar Teşkilatı’nın tarihsel, sosyolojik ve düşünsel boyutlarıyla derinlemesine incelenmesi büyük bir önem arz etmektedir.

Ne var ki uzun yıllar boyunca söz konusu hareket hakkında akademik düzeyde, kuşatıcı ve kapsayıcı bir çalışma ortaya konulamamıştır. Ertuğrul Zengin’in 2024 yılında yayımlanan “Akıncılar Hareketi” başlıklı eseri, literatürdeki bu belirgin boşluğu doldurmaya ve konuyu bütüncül bir yaklaşımla ele almaya aday nitelikte kıymetli bir çalışmadır.

Kitap; giriş ve sonuç bölümlerinin yanı sıra beş ana başlıktan oluşmaktadır. Bu başlıklar sırasıyla “Türkiye İslamcılığının Entelektüel Kökleri”, “Türkiye’de İslamcı Toplumsal-Siyasal Hareketin Doğuşu”, “Hareket ve Teşkilat: Yapılanma Sürecinde Akıncılar Hareketi”, “Mücadele ve Özneleşme Sürecinde Akıncılar Hareketi” ve “Akıncılar Hareketinin Toplumsal Mobilizasyonu” şeklindedir. Eserin giriş kısmında metodolojik olarak nitel içerik analizi yöntemini benimsediğini belirten yazar, yalnızca yazılı arşiv belgesiyle yetinmeyip bizzat dönem içerisinde teşkilat bünyesinde bulunmuş, yöneticilik yapmış veya süreçlere tanıklık etmiş isimlerle derinlemesine söyleşiler gerçekleştirerek metne canlı bir nitelik kazandırmıştır.

İslamcılığın Entelektüel Kökenleri

Yazar, ilk bölümde Türkiye’deki İslamcı düşüncenin gelişimini Menderes öncesi, Menderes dönemi ve Menderes sonrası olmak üzere üç ana tarihsel kesitte ele almaktadır. Cumhuriyet sonrası Türkiye’sinde modern İslamcı entelektüel köklerin bilhassa Necip Fazıl Kısakürek ve Nurettin Topçu gibi figürlerin düşünsel mirasına dayandığını vurgulamaktadır. Necip Fazıl, kurucusu olduğu Büyük Doğu dergisi ve Anadolu’nun dört bir yanında düzenlediği konferanslarla Millî Türk Talebe Birliği (MTTB) ve Akıncılar kuşağının yetişmesinde büyük bir zihinsel uyanışın öncülüğünü yapmıştır. Nurettin Topçu ise Anadoluculuk fikriyatı çerçevesinde yayımladığı Hareket dergisi vasıtasıyla gençlik kitlelerini ahlaki, felsefi ve toplumsal bir uyanışa sevk etmiştir.

Demokrat Parti ve Menderes döneminde bilhassa muhafazakâr-milliyetçi çizgide yayın yapan dergi ve derneklerin önünün açıldığını belirten yazarın analizlerinden; bu tarihsel eşiğe kadar henüz sistemsel ve bağımsız bir İslamcılık söyleminden ziyade, kapsayıcı bir muhafazakâr zemin çerçevesinde varlık gösterildiğini anlamaktayız. 1960 askeri müdahalesinden sonraki süreçte ise yoğunlaşan tercüme faaliyetleriyle birlikte İslam dünyasındaki düşünsel birikim Türkiye'ye taşınmış; bu durum entelektüel anlamda ciddi bir atılım sağlarken İslamcılığın kendi özgün ideolojik çizgisini ve kavramsal çerçevesini netleştirmesine zemin hazırlamıştır.

İslamcıların Siyasal Anlamda Harekete Dönüşmesi

İkinci başlık altında İslamcılığın münferit bir düşünce hareketinden kitlesel ve siyasal bir harekete nasıl dönüştüğünü mercek altına alan Zengin; üstatlar etrafında kümelenen gençlik halkalarını, Nurculuk gibi cemaat yapılarını ve Gümüşhanevi ile Kelami Dergâhı gibi tasavvuf kökenli gelenekleri zikretmektedir. Bu odakların her birinin kendine özgü yapısı ve toplumsal karşılığı olmakla birlikte, dönemin sosyo-politik iklimi üzerindeki etkileri yadsınamaz düzeydedir. 

Yazar, siyasal nitelik kazanma sürecini üç aşamada incelemektedir. İlk aşama, Demokrat Parti iktidarıyla birlikte sağlanan kısmi serbestlik; ezanın aslına çevrilmesi, İmam Hatip okullarının açılması ve sivil dernekleşme faaliyetlerinin genişlemesi gibi kritik gelişmeleri kapsamaktadır. Bu kısımda yazar, İslamcı hareketin şahıs ve küçük topluluklar ölçeğinde iktisadi ve sivil örgütlenme serüvenini değerlendirmektedir. İkinci aşama, Millî Nizam Partisi ve ardından Millî Selamet Partisi’nin kurulmasıdır. Yazar, bu partilerin kuruluş kuramlarını ve Anadolu genelindeki teşkilatlanma süreçlerini detaylandırır. İslamcı kimliğin Anadolu sathında kurumsallaşması ve temsilcilerini parlamentoya taşıması, Türkiye’deki İslamcı siyasal hareket bakımından tarihî bir dönüm noktasıdır. Üçüncü aşama ise Millî Türk Talebe Birliği’nin, Burhaneddin Kayhan ve arkadaşlarının mücadelesi vesilesiyle İslamcı gençlerin yönetimine geçmesidir. Türkiye'nin en köklü öğrenci örgütlenmelerinden biri olan MTTB’nin bu kimliğe bürünmesi ideolojik mücadelenin ivme kazanmasını sağlamıştır. Zira toplumsal hareketlerin en dinamik sürükleyici gücü şüphesiz gençliktir.

Akıncıların Teşkilatlanması ve Mücadelesi

Yazar bu bölümde, Akıncılar Teşkilatı’nın 1975 yılı itibarıyla resmiyet kazanan kuruluşunu, kurumsal yapısını ve kısa sürede ülke geneline yayılan örgütlenme modelini incelemektedir. MSP gençlik kollarıyla kurulan organik temaslar ve zamanla ortaya çıkan yöntemsel-söylemsel ayrışmalar derinlemesine ele alınır.

Burada dikkat çeken en temel husus; Akıncılar Teşkilatı’nın yalnızca lise veya üniversite öğrencilerine hitap eden dar kapsamlı bir dernek olmamasıdır. Ana ekseni öğrenciler oluştursa da yapının esnaf, işçi ve çeşitli meslek gruplarını kapsayacak şekilde toplumun geniş kesimlerine ulaşmayı başardığı görülmektedir. Ayrıca ideolojik ve kültürel açıdan kendine özgü, bağımsız ve net bir dil inşa etmesi, geniş kitlelerle bağ kurmasında hayati bir rol oynamıştır. İslamcı söylemin daha nitelikli ve tavizsiz bir niteliğe kavuşmasıyla Anadolu’da hızla örgütlenen Akıncılar; dönemin çatışmalı atmosferinde Ülkücü ve Sol grupların yanında üçüncü ve özgün bir siyasal aktör olarak varlık göstermeyi başarmıştır.

Yazar, teşkilatın toplumsal görünürlük kazandığı kitlesel eylemleri aktarırken özellikle Kayseri’de gerçekleştirilen büyük Fetih Yürüyüşü, Ankara’daki Müslümanlar Kardeştir Mitingi ile Konya ve İstanbul’da düzenlenen kitlesel buluşmaları vurgulamaktadır. Bu organizasyonlar, Akıncılar’ın Anadolu’daki sosyo-politik gücünü ve alan hâkimiyetini göstermesi bakımından son derece kritik eylemler olmuştur.

Öte yandan Akıncılar Teşkilatı, eylemci yönünün yanı sıra ideolojik ve fikrî eğitime son derece büyük bir ağırlık vermiştir. Bu doğrultuda yayımlanan Akıncılar Dergisi, hareketin yayın organı işlevini görmüş; Anadolu’daki şubeler vasıtasıyla düzenli konferanslar, seminerler ve okuma grupları organize edilmiştir. Yalnızca akademi ve gençlik kulüpleriyle sınırlı kalmayıp spor kulüpleri kurarak mahalleye kadar inebilmiş, böylece toplumun farklı katmanlarıyla teması sürekli kılmışlardır. Dönemin kutuplaşmış siyasi ortamında "ne sağcıyız ne solcu" yaklaşımıyla kendilerini doğrudan doğruya bağımsız bir İslamcı hareket olarak tanımlayan Akıncılar, özgün kimliklerini bu söylem üzerine bina etmişlerdir.

Netice

Ertuğrul Zengin’in “Akıncılar Hareketi” adlı eseri bütüncül bir gözle okunduğunda; teşkilatın 1970’lerin son derece çalkantılı, şiddet ve çatışma dolu siyasal ikliminde nasıl doğduğuna, hangi toplumsal ihtiyaca karşılık geldiğine ve kısa süre içerisinde nasıl kitleselleşip Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar yayıldığına dair son derece doyurucu ve tarihsel gerçeklikle örtüşen bir tablo sunmaktadır. 

Editörün Seçtikleri