Deneme

Sağ Siyasetin Kıskacını Kırmak: Akıncılar Hareketi ve Türkiye'de Ümmetçi Bilincin İnşası

Hareketin birincil yayın organı olan Akıncılar Dergisi, bu düşünsel çerçevenin en açık gözlemlenebileceği mecra olmuş; dergide "Bağımsız İslamcı Gençlik" vurgusu, MTTB eleştirisi, sınıfsal duyarlılık ve anti-emperyalist tutum bir arada işlenmiştir. Dergide yayımlanan çeviriler, Akıncılar'ın küresel İslamcılıkla kurduğu diyaloğun somut göstergesidir. Hareketin düşünsel yapısı, ümmetçi bilincin Türkiye özelinde nasıl inşa edilebileceğine dair özgün bir tecrübe sunmaktadır.

Bu çalışma, 1970'li yılların toplum ve siyaset ikliminde doğan Akıncılar Hareketi'nin Türkiye İslami hareketi içindeki yapısal dönüşümünü, ideolojik kırılma noktalarını ve tarihsel mirasını ele almaktadır.

1970'li yılların Türkiye'sinde sağ–sol kutuplaşmasının ve sokak çatışmalarının yoğunlaştığı bir sosyo-politik iklimde doğan bu hareket, Cumhuriyet tarihi boyunca sağ siyasetin şemsiyesi altında erimiş olan İslami dinamikleri bağımsız bir aktör olarak sokağa, entelektüel mecralara ve siyasete taşımıştır. Türkiyeli Müslüman gençliğin dinamizmini üstlenen Akıncılar Derneği, ilk olarak Ankara Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademili bir grup öğrenci tarafından Tevfik Rıza Çavuş'un başkanlığında 1975'te kurulmuş, kısa sürede ülke genelinde şubelere ve geniş bir üye tabanına ulaşarak toplumsal bir harekete dönüşmüştür. Kurucu genel başkan Tevfik Rıza Çavuş'un ardından sırasıyla Mehmet Tezel, 1977'de Mehmet Tellioğlu ve 1979'da Mehmet Güney başkanlığa seçilmiştir. Dernek 27 Kasım 1979'da basılmış, 13 Aralık 1979'da ise Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından kapatılmıştır. Kapatılmadan önce 600'e yakın şubesi bulunan dernek, sıkıyönetimin kapatma kararına kadar şube sayısını yaklaşık 1200'e çıkarmıştır. Hareket yalnızca bir gençlik derneği değildir; Akıncı İşçiler, Akıncı Memurlar ve Akıncı Sporcular gibi farklı toplum kesimlerini kapsayan derneklerle geniş bir kitleye ulaşmıştır.

Cumhuriyet'in tek parti yıllarının şartlarında kendine alan arayan İslamcılığın, geleneksel milliyetçi-mukaddesatçı çizgiden kopuşunun önemli bir aşamasını simgeleyen Akıncılar, aksiyonel ve ümmetçi bir kimliğin inşasında belirleyici bir rol üstlenmiştir. Akıncılar Hareketi, Türkiye'deki İslami uyanışın entelektüel ve edebi aşamadan kitlesel, eylemsel ve kurumsal bir boyuta geçmesini sağlayan kritik dönüm noktalarından biridir.

Dönemin baskın ideolojik kutupları olan sol fraksiyonlar ve kendini anti-komünizm üzerinden tanımlayan Ülkücü hareket karşısında bağımsız bir İslami kimlik inşa etme misyonuyla öne çıkan Akıncılar, Türk sağının geleneksel reflekslerinden belirgin bir kopuşu temsil etmiştir. Hareket, milliyetçi argümanlar yerine ümmetçi, sistem eleştirisi yapan ve referanslarını İslam'dan alan bir çizgi önermiştir.

Akıncılar Derneği, hem düşüncelerini yaygınlaştırmak hem de var olan kitlesinin hissi birlikteliğini ve eğitimini sağlamak amacıyla bir yayın stratejisi izlemiştir. Bu strateji, Hareket içindeki bölünme sonrasında belirgin biçimde netleşmiştir. Hüsnü Kılıç öncülüğünde ve genel merkezden habersiz biçimde çıkarılan Akıncı Güç dergisi, Hareket'te bir bölünmeye yol açmıştır. Haziran 1979'da yayımlanmaya başlayan Akıncı Güç, Kılıç tarafından Fazıl Aslantürk ve Salih Mirzabeyoğlu'nun da aralarında bulunduğu Büyük Doğu ekolüne mensup isimlerle birlikte çıkarılmıştır. Dergi "Akıncılar" değil "Akıncı Güç" adıyla yayımlanmış ve o güne kadar Akıncılar Derneği tarafından izlenen strateji ve metottan belirgin biçimde farklılaşan bir hareket çizgisi önermiştir. İslamcı bir devrim için ihtilalci yöntem savunan bu yayın, Akıncılar Derneği genel merkezinde büyük bir tepkiyle karşılanmıştır. Hüsnü Kılıç, Fazıl Aslantürk ve Salih Mirzabeyoğlu başta olmak üzere dergiyi çıkaranların militanca bir stratejiyi benimsemelerinin karşılığı olarak bu isimlerin Hareket’le ilişkileri kesilmiştir. 3 Ağustos 1979'da ise Hareket'in genel merkezi tarafından Akıncılar adlı on beş günlük siyasi bir dergi çıkarılmıştır. İlk sayısında "Hayat İman ve Cihad'tır" sözünü kapağına yerleştiren derginin yazarları arasında Sadık Albayrak, Rasim Özdenören, Arif Altunbaş, Zeki Can ve Akif İnan gibi bilinen isimler yer almıştır. Dergi sayfalarında özellikle dünya Müslümanlarına ve dünyanın muhtelif yerlerindeki İslami hareketlere dair haberlere ağırlık verilmiştir.

Akıncı Güç dergisinin, "tabela dernekçiliği" yapmakla suçlayarak, "sokağa çıkmama" gibi gerekçelere sığınarak pasifist bir tutum takındığını söylediği Akıncılar Derneği ise başlangıçtaki çizgisini korumaya devam etmiştir.

Siyasetin olmazsa olmazı olarak görülen pragmatizmi reddeden, birçok cemaatin modernist-dikey yapılanmasını benimsemeyen ve şiddet söylemini dışlayan Akıncılar; yerli kültürel refleksler ile ümmetçi ve bağımsızlıkçı İslami hareketlerin ve öncülerinin metinlerini, toplumculuk ile bireysel dönüşümü, entelektüel derinlik ile sokak eylemini harmanlayan özgün bir duruş oluşturmuştur. Bu özgünlük, hareketin sağ siyasetin dar çerçevesini kırarak ümmetçi bir bilinç inşa etme çabasının da temelini oluşturur. Zira sağ siyasetin kıskacı, Türkiye'deki İslami dinamiklerin ya milliyetçi-mukaddesatçı bir senteze hapsolmasını ya da devlet merkezli elitist yapıların gölgesinde kalmasını beraberinde getirmişti. Akıncılar ise bu kıskacı kırarak İslami kimliği ulusal coğrafya sınırlarının ötesinde bir aidiyet düzleminde yeniden tanımlamıştır.

Bu kimlik inşası sürecinde hareketin yaşadığı en belirgin içsel dönüşüm ve kırılma noktası, Türkiye İslami gençliğinin tarihsel çatı örgütlerinden biri olan Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) ile yaşanan yol ayrımıdır. MTTB, özellikle 1960'ların sonundan itibaren farklı siyasi eğilimlere ev sahipliği yapmış; yapı içinde milliyetçi, muhafazakâr ve İslamcı kanatlar bir arada bulunmuştur. Ancak MTTB'ye hâkim olan "anti-devrimci" tutum, 1970'li yıllarda yükselen köktenci İslamcı mücadele dilinin de etkisiyle yeni bir İslamcı gençlik hareketinin doğuşunun zeminini hazırlamıştır. MTTB'deki "milliyetçi-muhafazakâr" söylemin İslamcı kadroları yabancılaştırdığı ve örgütsel bir kopuşu kaçınılmaz kıldığı algısı, Akıncıların doğuşuna zemin oluşturmuştur. Bu kopuş, yalnızca örgütsel değil, aynı zamanda düşünsel bir farklılaşmaydı.Dönemin çatı hareketi olarak değerlendirilebilecek Milli Görüş hareketi bağlamında ele alındığında, MTTB'den kopuş Milli Görüş damarının farklı bir yöne evrilmesinin başlangıcı olarak da okunabilir. Akıncılar üzerine doktora tezi hazırlayan Ertuğrul Zengin'in de ifade ettiği gibi, Akıncılar Derneği'nin kuruluşunun iki önemli nedeni bulunmaktadır: Birincisi, İslamcı gençliği yükselen "anarşi"den uzak tutmaktır. Derneğin kuruluşunun ikinci sebebi ise İslamcı gençliği örgütleyerek süreklilik oluşturmaktır. Akıncılar Derneği'nin şiddetten uzak durması ise iki önemli kazanım sağlamıştır. Öncelikle, mütedeyyin kesim şiddetten uzak durduğu için derneğe rağbet göstermiştir. İkinci olarak, Hareket'in şiddet sarmalına boğulmuş sosyalist ve milliyetçi hareketler ile resmi makamların öncelikli hedefi olması engellenmiştir.

MTTB'nin daha çok üniversite öğrencilerine hitap eden, kültürel faaliyetlere odaklanan nispeten elitist yapısına karşılık Akıncılar, liseli gençleri, işçileri, memurları ve esnafı da bünyesine katarak hareketi kitleselleştirmiştir. İdeolojik düzlemde ise MTTB'nin yerli milliyetçilik ağırlıklı çizgisine karşılık Akıncılar; Seyyid Kutub, Hasan el-Benna ve Mevdudi gibi küresel İslamcı düşünürlerin çeviri eserlerinden beslenerek anti-emperyalist tutumu ve ümmet bilincini öne çıkarmıştır. Büyük Doğu geleneğinden devralınan "manevi önderlik" söylemini kısmen benimsemekle birlikte, Necip Fazıl Kısakürek'in kültürel seçkinciliğini reddeden hareket, küresel İslamcı söylemle kurduğu bağla birlikte "Anadolu İslam'ı" ile barışık bir çizgiyi esas almada ısrar etmiştir. Bu sentez ne tam anlamıyla modernist ne de tam anlamıyla gelenekselci bir konumda durmuş; Anadolu irfanı ile devrimci İslami hareketlerin söylemini bir arada harmanlayarak Türkiye'deki İslami düşüncenin çoğulcu ve yerli yapısına önemli bir katkı sunmuştur.

Hareketin birincil yayın organı olan Akıncılar Dergisi, bu düşünsel çerçevenin en açık gözlemlenebileceği mecra olmuş; dergide "Bağımsız İslamcı Gençlik" vurgusu, MTTB eleştirisi, sınıfsal duyarlılık ve anti-emperyalist tutum bir arada işlenmiştir. Dergide yayımlanan çeviriler, Akıncılar'ın küresel İslamcılıkla kurduğu diyaloğun somut göstergesidir. Hareketin düşünsel yapısı, ümmetçi bilincin Türkiye özelinde nasıl inşa edilebileceğine dair özgün bir tecrübe sunmaktadır.

MTTB ile yaşanan ayrışma, Türkiye Müslümanlarının birikimini meydanlara, boykotlara, mitinglere ve toplumsal eylemliliğe taşımıştır. Bu eylemlilik süreci, hareketin Milli Selamet Partisi ile gerilimli bir ilişki kurmasına yol açmıştır. Akıncılar, teoride Milli Görüş'ün taban motoru gibi görülse de pratikte partinin bürokratik, seçim odaklı ve sistem içi siyasetine her zaman tam uyum sağlamamıştır. Parti, sandık başarısına ve kitlesel meşruiyete odaklanıp daha ılımlı bir söyleme kaydıkça, Akıncı söylem partiyi "düzen içi" olmakla eleştirmiştir. Ancak tüm bu fikri mesafelere rağmen Akıncılar, parti ile bağlarını radikal biçimde koparmamıştır. Bu çift kutuplu ilişki, ne tamamen bir kopuşa ne de koşulsuz bir biata izin vermiş; bir anlamda partiyi tabandan besleyen ve ideolojik özüne çeken dinamik bir denetim mekanizması işlevi görmüştür. Sağ siyasetin pragmatik kalıplarını reddeden bu tutum, hareketin ümmetçi bilincini korumasının en önemli güvencelerinden biri olmuştur.

Hareketin eylemsel ve fikri karakterini somutlaştıran iki sembolik kırılma noktası, Fatih Camii avlusunda suikasta uğrayarak şehit edilen Metin Yüksel olayı ve Eylül 1980'de gerçekleştirilen Konya Kudüs Mitingi'dir. Fatih Akıncıları'nın lideri Metin Yüksel, hem yerel gettolaşmaya karşı sokak hâkimiyeti kuran eylemsel duruşu hem de entelektüel çevrelerin ilgilenmediği yoksul mahalle gençliğini örgütleyen yapısıyla hareketin devrimci ruhunun sembolü olmuştur. O dönemde atılan "Akıncı Ölse de Zafer İslam'ın" sloganı, hareketin bireysel kurtuluştan ziyade kolektif bir varoluş mücadelesini benimsediğinin ve bedel ödemeyi göze alan bir irade ortaya koyduğunun simgesi haline gelmiştir.

Kısa ömrüne rağmen etkinliğiyle öne çıkan Akıncılar, ülke çapında yankı uyandıran büyük eylemliliklere imza atmıştır. Bu eylemlerin başlıcaları arasında 24 Kasım 1979 Kayseri Mitingi, 1 Nisan 1979 Sakarya Mitingi, 6 Eylül Konya Kudüs'ü Kurtarma Mitingi, Erzurum'daki Hicret Yürüyüşü ve Bursa'da Mescid-i Haram'ın işgalini protesto eden mitingler yer almaktadır. Özellikle Kudüs Mitingi, Akıncı vizyonun güncel siyasetin üstündeki karakterini açıkça ortaya koymaktadır. Ümmetçi sloganlarla örülen bu kitlesel duruş, hareketin yerli ulus-devlet sınırlarını aşarak coğrafyalar ötesi bir İslami aidiyet inşasını meydanlarda somutlaştırdığını göstermiştir. Bu miting, aynı zamanda İran İslam Devrimi'nin ve Afgan Cihadı'nın Akıncılar üzerindeki etkisinin Türkiye sahnesine yansıyan biçimi olarak da okunabilir. Bu süreçte İslamcıların aktif mücadele yöntemlerine yönelimi belirgin biçimde artmış; devrimin bir devletleşme başarısı sergilemesi, Türkiye'de de devletin İslamlaşabileceği ve hareketin örgütlenmesiyle devrimin gerçekleşebileceği düşüncesini pekiştirmiştir. Akıncıların Sakarya'da düzenlediği Dünya Müslümanları Katliamını Protesto Mitingi ve Yürüyüşü gibi, dünya genelinde Müslümanların sorunlarını dile getiren büyük mitinglerde İslam Devleti vurgusu taşıyan birçok slogan atılmıştır. Filistin, Afganistan, Moro ve Eritre gibi mazlum coğrafyalardaki Müslümanların mücadelelerini Türkiye kamuoyunun gündemine taşıyarak yerli aksiyon anlayışına evrensel bir boyut kazandıran hareket, süreli yayıncılıktan İslami ezgi ve marşların üretimine kadar geniş bir kültürel ve toplumsal alternatif üretim alanını da beraberinde inşa etmiştir. Bu ümmetçi duyarlılık, sağ siyasetin yerli ve dar çerçevesini aşan en önemli kırılmayı temsil etmektedir.

12 Eylül 1980 askeri darbesiyle kurumsal varlığına son verilen ve yöneticileri ağır yargılamalardan geçen Akıncılar Hareketi, aktif olarak beş yıl gibi kısa bir süre sahnede kalmasına rağmen kalıcı bir miras bırakmıştır. Bu mirasın en somut yansımaları, darbe sonrasındaki baskı ortamında İslami camianın dergicilik faaliyetlerinde ve yeni sivil toplum kuruluşlarının inşasında görülmüştür. Sokak hareketliliğinin bastırıldığı 1980'li yıllarda yayımlanan dergiler, Akıncı geleneğin sokakta kazandığı sorgulayıcı ve sistem eleştirisi yapan karakteri düşünsel bir zeminde sürdürmüştür. Küresel İslami uyanış literatürünü Türkiye gündemine taşıyan bu yayınlar, sonraki kuşakların zihinsel altyapısının kurulmasında önemli bir işlev görmüştür.

Bütün bu tecrübeler, 1990'lı yıllardan itibaren Türkiye sivil toplumunu dönüştüren çeşitli kuruluşların felsefesine ve insan kaynağına öncülük etmiştir. Akıncıların mazlum coğrafyalara duyduğu erken dönem ümmetçi hassasiyet, darbe sonrasında profesyonel ve kurumsal sivil toplum organizasyonlarına evrilerek kalıcı hale gelmiştir.

MTTB'nin entelektüel altyapısını aksiyonla birleştiren, parti siyasetiyle kurduğu eleştirel bağla kendi özgünlüğünü koruyan ve bunu darbe sonrasında kurumsal sivil topluma tahvil eden bu süreç, Türkiye'nin son çeyrek asrına damga vuran Müslüman siyasi şahsiyetlerin ve devlet kadrolarının yetiştiği önemli bir gayriresmi mektep işlevi görmüştür. Cumhuriyet tarihi boyunca sağ siyasetin şemsiyesi altında erimiş olan İslami dinamikleri bağımsız bir aktör olarak sokağa, düşünce mecralarına ve siyasete taşıyan Akıncılar, Türkiye İslami hareketinin karakterini ve eylem pratiğini şekillendirmede kurucu özne zeminlerinin önemli bir örneği olarak değerlendirilebilir.

 

İleri Okumalar için Kaynakça

●      Akıncılar. Çeşitli sayılar. Erişim: idp.org.tr 

●      Cihat Arpacık, 12 Eylül’ün Mahpus İslamcıları: Ben Hâlâ Akıncıyım, Erişim: https://www.indyturk.com/node/242181/haber/12-eyl%C3%BCl%E2%80%99%C3%BCn-mahpus-islamc%C4%B1lar%C4%B1-ben-h%C3%A2l%C3%A2-%E2%80%98ak%C4%B1nc%C4%B1y%C4%B1m%E2%80%99

●      Doğan, İsmail. Netameli Yıllarda Gençlik: Akıncılar Hareketi. [EOYO, 2024].

●      Feyizoğlu, Turhan. Akıncılar ve AK-Gençlik'ten AKP'ye: Akıncı Gençlik Tarihi (1969-2001). Tekin Yayınevi, 2015.

●      Halis Özdemir, Mamak Zindanlarında Bir Akıncı; Tarihe Notlar, Ravza 2018.

●      https://www.akincilar.net.tr/

●      Serkan Yorgancılar, Akıncılar: İslamcı gençliğin yazılmamış öyküsü, Otorite Kitap, 2016

●      Yarbay, Ersönmez. Akıncılar Hareketi: 1975-1980, Ekin 2021.

●      Tuğrul, Talip. Milli Görüş Hareketi Bibliyografyası, MGV 2018.

●      Zengin, Ertuğrul. Akıncılar Hareketi: 1970'lerde İslamcı Gençliğin Oluşumu ve Eylem. İletişim Yayınları, 2021.

 

 

 

Editörün Seçtikleri