Aslında yazıya başlarken denemenin başlığını küçük güzeldir olarak yazmıştım, ancak sonra düşündüm niçin kendi kavramlarımızla konuşmuyoruz, yazmıyoruz ki? Kendi kavramlarımız ile konuşmaz isek zaten kendi kavramlarımızla da düşünmüyoruz ve en nihayetinde kendi kavramlarımız, yaşamımıza yansımıyor, davranışlarımızı belirlemiyor demektir. İlla ağdalı bir Osmanlıca üzerinden ilerleyelim taraftarı değilim elbette, neticede dil yaşayan bir şeydir ve yeni kelimeler dilimize dahil olur. Ancak özellikle düşünce inşa eden kavramlar konusunda daha titiz olmamız gerektiğini düşünüyorum.
Konumuza dönecek olursak bu yazıda her türlü büyüğün kutsandığı bir çağda küçük olan şeylerin de önemli ve değerli olduğunun altını çizmek niyetindeydim. Küçük deyince zaten zihnimde oluşan algının olumsuz, yetersizlik, değersizlik algısı uyandıran bir çağrışım oluştuğunu fark ettim ve bu beni rahatsız etti. Mesela “Bunlar küçük işler büyük düşünün”, “bizi küçük görmeyin” gibi söylemler sizin de kulağınızı tırmalamıyor mu? Zaten bu yazıda ki niyetim de küçük olanı büyük karşısında temize çıkarma çabasıydı. O yüzden daha yazının başında bir yenilgi psikolojisi ile başlamamak, bir savunma siperine yatmamak için miskal kelimesini eklemeyi tercih ettim. Malum miskal kelimesini Zilzal suresi 7 ayetten hatırlarsınız “Miskale zerretün hayran yara…” diye devam eder. Miskal, TDK ‘ya göre altın ya da gümüşün, inci ölçmekte kullanılan ölçü birimi. Diğer sözlüklere baktım onlar da aynı anlamı veriyorlar. Değerli olana vurgu var yani. Özellikle en küçük parça iyilik için bile başka bir ölçü birimi değil de miskal kelimesi tercih edilmiş. Zerre kadar olana bile alıntın cinsinden bir değer biçilmiş.
Özellikle Z kuşağının küçük neden güzel olsun ki her şeyin büyüğü makbul değil mi? Diye itiraz ettiğini duyar gibiyim. Aslında haksız da sayılmazlar çünkü mevcut kültürel atmosfer, akademik söylem, yazılı ve görsel medya sürekli büyük olana övgü üzerinden ilerliyor. Gayri safi milli hasılanın alabildiğine yüksek olmasının olumlanması teşvik edilmesi, kişi başına düşen milli gelirin yükselmesinin önemi, maaşın sürekli artan bir şekilde büyümesi. Oturulan evlerin iki artı birden dört artı bire evrilmesi. Gökdelenlerin alabildiğine yükselmesi, yollarda şerit sayısının ikiden dörde çıkması, en fazla oy alanın iktidar olması, en fazla takipçiye sahip sosyal medya kullanıcısın muteber olması… Bütün bunlar çokluğun ve büyüklüğün muteber olmasının alametleri değil mi?
Yazarlarımız, kanaat önderleri, gazeteciler, akademisyenlerin kahir ekseriyeti bile bizi büyük resme bakmaya çağırıyor! Sürekli büyük güzeldir propagandasına maruz kalıyoruz. Halbuki biz şeytan ayrıntıda gizlidir gibi bir bilgiye de sahibiz. “Amellerin az ama devamlı olanı makbuldür” diye bir öğüt de kulağımıza küpe değil midir? Bir çivi eksik olsa nal düşer nal düşse at devrilir at devrilse üzerindeki komutan düşer komutan düşse savaş kaybedilir denklemini bir çoğumuz biliriz ama çiviye burun kıvıranlarımız eksik değildir. Büyük büyük laflar edip bunu amele dökmeyen, büyük büyük hedefler koyup bunun yarısına bile gelemeyen havanda su dövmek, bizden bir şey olmaz algısını beslemekten başka bir şeye yaramadığını fark etmeliyiz.
Ez cümle büyük olan değersizdir önemsizdir anlamsızdır demek istemiyorum elbette. Ayrıca büyük hedeflerimiz olamasın “azıcık aşım ağrısız başım” da demek istemiyorum. Demek istediğim, miskal olan da güzeldir, zerrenin de bir kıymeti ve karşılığı vardır. Damlaya damlaya göl olur, düzenli damlayan su mermeri deler demek istiyorum. On tane işe el atıp hepsini yarım bırakıp akamete uğratacağınıza, yapabileceğiniz işe ya da işlere odaklanın demek istiyorum. Küçük olan miskaldir ve değerlidir diyorum. Yoldan kaldırdığınız küçük bir taş parçası birinin canının kurtulmasına vesile olabilir, yoldan elini tutarak karşıya geçirdiğiniz amcanın/teyzenin duası sofranıza bereket olabilir. Hastahane de ziyaret ettiğiniz bir hastanın duası başınıza gelecek bir musibete siper olabilir. Koridorda karşılaştığınız komşunuza verdiğiniz selam ve anlık bir tebessüm gününüzü aydınlatabilir. Unutmayalım Küçük güzeldir, altın kıymetindedir. Küçük iyilikler yapmaya devam edin onların devasa sonuçlarına şahit olacaksınız. Tersinden bakacak olursak küçük günahları küçük görmek büyük günahtır.
Küçük bir kıvılcım büyük yangılara gebedir. Zerre miskal iyiliğin de zerre miskal kötülüğün de karşılık bulacağı güne hazır olmak durumundayız. Misal bu yazı da iyiliğin küçük bir parçası olma umuduyla kaleme alındı umarım karşılık bulur.