Deneme

Başıboş mu Sokak Hayvanı mı?

Bu yurtta köpekler için yalnızca 26 yer bulunması dikkat çekici değil mi? Yurda aldıkları köpeklerin sahipleri tarafından tüm masrafları karşılanıyor ve bu aylık olarak oldukça külfetli bir maliyet. Şayet sahipleri bu ücreti ödeyemezler veya ödemezlerse, bu hayvanlar 'einschlaefern' yani uyutulma usulüyle hayata veda ettiriliyor. Kanunen hayvanların öldürülmesi yasak, ancak bazı özel durumlarda uyutulmaları serbest.

Bir meseleyi iyi bir şekilde anlayabilmek için tarihi geçmişi hakkında sağlıklı bilgilere sahip olmak gerekir. Günümüzde batıda en çok dikkat çeken sokak hayvanları problemi, kedilerin yarısı kadar irilikte 'sıçan' adını da verdiğimiz iri farelerdir. Büyük şehirlerde sayıları giderek artan bu çok zararlı kemirgenler, kendilerine yiyecek bulabilmek için, tabiri caizse göçebe hayatı yaşamaktalar. Dolayısıyla şehir çevresindeki köyleri de ihmal etmiyorlar.

Ortaçağ Avrupa'sında veba salgını gibi çok tehlikeli hastalıklara sebep olan bu sıçanlardan bir türlü kurtulamıyor batı. Bu meselenin arkasında, batılıların hayvanlara nasıl bir bakış açısına sahip oldukları yatmaktadır. Hepsi olmasa da yeni neslin önemli bir kısmı, ataları gibi, çevreye hastalıklar yayan fareleri sevimli görürken, onları temizlemek göreviyle dünyaya gelen kedileri, esrarengiz kötülük sembolleri olarak görmekteler.

Ortaçağ Avrupa'sında kilise, hassaten kara kedileri, Hristiyanlık öncesi dini temsil eden, büyücü hayvanı ve şeytan olarak görüyordu. Bu tavır yıllar boyunca devam etmiş, yeni neslin de birçoğunu şuuraltı etkilemiştir.

Türkiye’mizi gezen bazı turistler, İstanbul'u 'kediler şehri' olarak vasıflandırırken, ortalıkta bir tane bile sıçan, hadi biz buna iri fare diyelim, görmediklerinden hayran oluyorlar. Zira kendi ülkelerinin sokaklarında bir tane başı boş kedi bile göremezsiniz. Ama akşam saatleri yaklaştığında, sokakta yürürken önünüzden iri farelerin kaçıştığını görebilirsiniz.

 

Almancada 'Streuner' kelimesiyle ifade edilen başıboş sözü, sadece hayvanlar için değil, aynı şekilde gayesiz bir şekilde oradan oraya dolaşan insanlar için de kullanılır. Batıda bu anlamda, memleketimizdeki gibi başıboş dolaşan iri farelerden başka sokaklarda herhangi bir cins hayvan görme ihtimali sıfırdır.

 

Maalesef güzel memleketimizin bazı sahil şehirlerinde sokaklarda domuzların dahi serbestçe dolaşmaya başladığını gördük. Sözde hayvanseverlik adına, insanlara zarar veren köpek ya da domuz gibi hayvanları bu şekilde insanlar arasında serbest bırakmak her şeyden önce insanlığa karşı yapılmış en büyük kötülüklerden biridir. Zira bu hayvanlar, hem insanlara saldırmakta, hem de çok çeşitli hastalıkların yayılmasına sebep olmaktadırlar.

 

Doğuda, hususen Müslüman ülkelerde sokaklarda daha çok köpeklerin çoğalmasını isteyenlerin kahir ekseriyetinin, batıya hayranlık duyan şahıslardan müteşekkil olduğunu görüyoruz. Halbuki batıyı her zaman örnek almak gerektiğini savunan bu güruh, sokak köpekleri söz konusu olduğunda, batının bu problemi nasıl çözdüğünü görmezden geliyorlar.

 

Almanya'da ikamet ettiğim şehirde yaklaşık 250 bin insan yaşıyor. Şehrin beş kilometre dışında bir hayvan yurdu bulunuyor. Burada 26 köpek 100 kedinin barınabileceği kadar yer var. Ayrıca birçok başka cins kaplumbağa ve sürüngenler gibi hayvanların barındırılabileceği yerler de mevcut.

 

Bu yurtta köpekler için yalnızca 26 yer bulunması dikkat çekici değil mi? Yurda aldıkları köpeklerin sahipleri tarafından tüm masrafları karşılanıyor ve bu aylık olarak oldukça külfetli bir maliyet. Şayet sahipleri bu ücreti ödeyemezler veya ödemezlerse, bu hayvanlar 'einschlaefern' yani uyutulma usulüyle hayata veda ettiriliyor. Kanunen hayvanların öldürülmesi yasak, ancak bazı özel durumlarda uyutulmaları serbest.

 

Hayvan yurdunda köpekler için bu kadar az yer bulunmasının kanaatimce bir başka sebebi de, Avrupalıların evlerinde besledikleri evcil hayvanların başında köpeklerin yer alması ve insanlardan çok bu hayvanlarla olan hissi bağlarının daha kuvvetli olması. Nadiren de olsa bazı sözde hayvan severler, bıktıklarında köpeklerini otoyollardaki dinlenme tesislerine bırakıp kaçabiliyorlar.

 

Almanya'da resmi kayıtlara göre 10,5 milyon ev köpeği yaşıyor. Başıboş yaşayan ise sıfır. Şayet böyle bir köpek dışarıda görülürse, derhal yetkililere bildiriliyor, yakalanarak en yakın hayvan yurduna götürülüyor. Yani o yukarıda sözünü ettiğimiz batı hayranı güruhun şiddetle karşı çıktıkları bir usul ile sokaklardan uzaklaştırılıyor. Şimdiye kadar hiç duymadım ama, şayet domuzlar şehrin sokaklarında görülse, eminim ya hayvanat bahçesine, ya da kasaplara teslim edilir.

 

 

Editörün Seçtikleri