Deneme

Batı Yakasında “Geleneksel” Sanatlar

Batı medeniyetinin en çarpıcı tarihi, Roma tarihidir. O devrin tüm yeryüzündeki, tabiri caizse moda sanatı heykel yapmaktı. Roma'da bu heykel (put) yapıcılığı süper devlet olması hasebiyle elbette zirveye ulaşmıştı. Roma ve eski Yunan eserlerindeki 'mükemmelliği', doğudaki heykellerde göremeyiz.

Batı'da 18. yüzyıl sonrası gelişen sanayi devrimiyle gelenek ve görenek zamanla bir tarafa bırakıldı. Kapitalist ve sosyalist sistem temelde aynı materyalist fikriyata sahip oldukları halde, yalnızca tatbikinde farklılıklar bulunduğundan insanlara sanki birbirlerine rakipmiş gibi gösterildi.

Aslında bunlar arasında dünyaya bağımlılık ve hayatı bundan ibaret gören temel düşünce ikisinde de aynıdır. Günümüzdeki en güzel örneği Çin’dir. Bugün kapitalizmin en alasıyla birlikte komünizmin baskıcı ve totaliter kontrolünü çok bariz bir şekilde bu ülkede görebilirsiniz.

Yirmi birinci yüzyılda Avrupa'da hakiki anlamda geleneksel herhangi bir şeyden söz etmek çok zordur. Birtakım adetler sathi görüntülerden ibarettir. Özünde kanaatimce geleneksel hiçbir şey kalmamış.

Batı medeniyetinin en çarpıcı tarihi, Roma tarihidir. O devrin tüm yeryüzündeki, tabiri caizse moda sanatı heykel yapmaktı. Roma'da bu heykel (put) yapıcılığı süper devlet olması hasebiyle elbette zirveye ulaşmıştı. Roma ve eski Yunan eserlerindeki 'mükemmelliği', doğudaki heykellerde göremeyiz.

Rönesans’la birlikte hem heykellerden müteşekkil put imalatı devam etmekle birlikte, resim sanatı da çok ilerleme kaydetti. Bunlardan en meşhur ikisi Michelangelo ile Leonardo da vinci'dir. Her ikisi de hem heykeltıraş (put yapıcı) hem de ressamdırlar. Bilindiği üzere Leonardo'nun bazı bir takım ilim dallarında da meşgul olduğu rivayet edilmektedir. 

Da vinci'nin sanat dışındaki becerileri batıda çok abartılmıştır. Efsanevi bir kişilik yüklenmiş kendisine. Halbuki araştırmalar, tıp ve mühendislik dalında sahip olduğu bilgilerin kahir ekseriyetini doğulu, hususen İslam alimlerinden aşırdığını göstermektedir.

İnternete bakarsanız, bizim aşırmıştır tabirini kullandığımız yerde onlar ilham almıştır der. İbni Heysem, Cezeri, Abbas Kasım İbni Firnas gibi Endülüs alimlerinin eserlerinden aldığı bilgileri, kendisi bulmuş gibi gösterdi ya da batılılar günümüzde öyle anlatıyorlar.

Yeryüzünün doğusunda Hinduların yaptıkları heykellerde, batınınkiyle ortak tarafı müstehcenliğidir. Avrupa'da gerek heykellerde ve gerekse resimlerde sözde melekler, tanrı, vs. çıplak birer figür olarak tasvir edilmiştir.

İbtidai putperestliğin yerine batıda Hristiyanlık sonrası, sözde semavi bir dinin sembolleri, heykel ya da resim olarak tasvir edilmiştir. Böylece aynı putperestlik farklı bir arzı endam ile insanlara, tabiri caizse yutturulmuştur. Hak dinden uzaklaştırarak paganist inanç insanların kafalarına gerçek hristiyanlıkmış gibi yerleştirildi.

Doğunun genelinde ve hususen İslam aleminde ise geleneksel sanatlarda gördüğümüz zerafet, incelik ve mana bakımından mevcut olan ulviyeti batıda göremeyiz. Zira hak dinden uzaklaştırılmış inanç temellerinde güzel sanatlar adına bunu görmek zaten mümkün değildir.

Şayet bu mevzuyu sanat erbabından biri ele alsaydı, elbette batının geleneksel sanat eserlerinde görülen mükemmelliği kabul edecekti. Yani gerek heykellerde ve gerekse resimlerde kusursuz bir orantı görülmektedir. Ancak yine de doğunun ince zarafetini bu eserlerde göremiyoruz. Günümüzde ise batıda geleneksel sanat adına herhangi bir eser verildiğine ben şahsen şahit olmadım. Doğuda ise hâlen canlılığını devam ettiren hat vb. ananevi sanat eserleri üretiliyor. Sanıyorum kaligrafi sanatı Çin'de de hâlen icra ediliyor.

Kapitalist-siyonist sistem toplumlarda geleneksel olan hiçbir şeyin kalmasını istemiyor. Dünyanın her köşesinde gelenekselliği ortadan kaldırmak için elinden geleni yapıyor. Maalesef insanların çoğunluğunun bu akıntıya kapılarak kaybolduklarına şahit oluyoruz vesselam.

 

 

 

Editörün Seçtikleri