Dijital çağda bilgiye ulaşmak kolaydır. Bilgiye ulaşma kolaylığı herkese bilgiyi sentezleme kolaylığını sunmaz. Teori ve pratik arasındaki etkileşim ve geçişkenlik her zaman düşüncenin temel bir sorunu olagelmiştir. Bunun için teorinin geliştirilmesi, çözümlenmesi, eleştirilmesi yaratıcı aklın ve analitik zekanın üstesinden gelebileceği bir konu olarak değerlendirilir. Ancak bununla birlikte bu konu doğa bilimlerinde farklı, sosyal bilimlerde farklı bir karakter arz eder. Sosyal bilimlerde değer yargıları, kültürel kalıplar, hazırbulunuşluk, sosyal temsil, paradigma vb. pek çok bireysel ve toplumsal faktör bilimsel analizin altyapısını, arka planını ve teorinin gelişim sürecini etkileyen faktörlerdir.
Teorik bilgiler, kuramlar tüm insanlar için geçerli genel geçer düşünme yöntemlerini ve dedüktif analiz yollarını sunar. Bilgilere soyut düşünme yolları ile rahatlıkla ulaşılabilir. Ancak konu ve problem insan ve toplum olunca özgün deneyim devreye girer. Özgün deneyimlerin tanımlanması, ifade edilmesi, sınıflandırılması, kategorize edilmesi ve bunların teorik zemin çerçevesinde bir bütünlüğe kavuşturulması bilimsel düşüncenin ve sosyal bilimin ulaşmak istediği önemli amaçlardır.
Sosyal bilimlerde yaygın bir şekilde tartışılan ve yukarıda ifade ettiğimiz gerilim alanları zemininde Sayın Prof. Dr. Kudret Bülbül hocamızın yazdığı Küresel Çağda Nasıl Bir Gençlik kitabını anlamaya ve analiz etmeye çalışacağız.
Bülbül, hem akademik kariyeri, hem üst düzey bürokratik deneyimleri hem de sivil toplum örgütleriyle yoğun mesaiye sahip bir insan olması hasebiyle teorik ve pratik arasındaki ilişki ve etkileşimleri sentezleyecek zengin gözlem deneyimine sahiptir. Bundan dolayı gençlik ile ilgili gözlem ve analizleri de bilimsel anlamda incelenmeyi hak edecek bir konuma sahiptir.
Kitap 10 ana başlık altında ve her ana konu da ayrı alt konu başlıklarında ele alınmış yazılar toplamından oluşmaktadır.
Her yazının içinde, gözle görülür belirgin bazı alt başlıklar yerleştirilmiş ve bu şekilde daha somut ve pratik bilgi ve görüş adacıklarına ulaşılması sağlanmıştır ve hedeflenmiştir.
Bülbül hocamız gerek akademide gerek bürokraside, uluslararası diplomaside gerekse de sivil toplum kuruluş ve örgütleri içinde çalışırken edindiği zengin tecrübeler ve gözlemler zemininden ve bütün bu zeminlerin küreselleşme çağındaki ana akışı çerçevesinde gençliğimize yönelmektedir.
Kendisinin belirttiğine göre yazdığı bu kitap akademik, bürokratik ya da siyasal bir çalışma değil kişisel tecrübelerini gençlerle paylaşmayı amaçlayan bir çalışmadır.
Yine kendisinin ifade ettiği üzere kitap çalışması, temelini oluşturan ve gençlerin sahip olması gereken yedi temel niteliğe dayanmaktadır. Bülbül Hoca garantili iş formu olarak da ifade ettiği özellikleri şöyle sıralamaktadır: 1. güvenilir insan olmak, 2. öğrenmeye açık olmak, 3. çalışkan olmak, 4 donanımlı olmak, 5.uyumlu olmak, 6. dirayetli olmak, 7. rekabetçi olmak.
Bülbül Hoca, ilk yazıda 19 yüzyılı imparatorluklar çağı, 20 yüzyılı ideolojiler çağı, 21 yüzyılıysa küreselleşme çağı olarak tanımlamaktadır. Küreselleşme yüzyılını özellikle literatürde yaygın bir şekilde yer aldığı şekliyle hızlanma ile mekânsal uzaklıkların anlamını yitirmesi ve küresel bir köye dönüşmesi yaklaşımları üzerine oturtmaktadır.
Özellikle küreselleşmede zamanın ve mekânın ifade edilme biçimlerini Necip Fazıl Kısakürek ve ünlü sosyal bilimci coğrafyacı Harvey'in bu konudaki görüşlerini karşılaştırarak bize önemli bir orijinal bilgi paketi sunmaktadır. Necip Fazıl Kısakürek zaman bendedir ve mekân bana emanet sözünü zaten yazının alt başlığı olarak kullanmakta ve bu vurgunun Harvey’in sosyal bilimlerinden önce Necip Fazıl tarafından literatüre etkili bir şekilde yerleştirildiğini dile getirmektedir.
Bu çerçevede pek çok kesimin mesela ideal Müslüman, ideal sosyalist, ideal ulusalcı gibi kavramlarla ifade edildiği gibi pek çok genç yetiştirme projesinin olduğu, bu konuda önemli çalışmaların yapıldığı ama bu çalışmaların hayatın içinden gelen çalışmalar olmadığını dile getirmektedir. Bu konuda Bülbül Hoca iki önemli ayağın birlikte olması gerektiğini söylemektedir: İdeal gençlik vurgusu ile birlikte kariyer sahibi bir gençlik vurgusunun olayı bütünlüklü, gerçekçi bir şekilde değerlendirmek için gerekli olduğunu söylemektedir.
İdeali olmayan bir gençliğin kariyer basamaklarını geçse bile verimli olmayabileceği gibi ideal sahibi olup da kariyeri olmayanların da aynı şekilde verimsiz olabileceğini ifade etmektedir. Bu iki saç ayaktan birisinin eksik olması durumunda gençlerin gelecekte yaşayabileceği ve
karşılaşabileceği olumsuzluklar örneklerle dile getirilmekte ve makul bir mantıksal örgü içerisinde bu problem alanları analiz edilmektedir.
Bülbül Hoca garantili iş formülü olarak tanımladığı yedi özelliği kitabın alt başlıkları olarak ayrı ayrı ele alıp değerlendirmektedir.
Kitabın ana gövdesi ve içeriği, garantili iş formülü olarak tanımlanan yedi ilkenin tanımlanması, açıklanması ve örneklendirilmesinden oluşturulmuştur. Her bir ilke konu ile ilgili belirli düşünce ilkelerine, bu konuda literatürde yer alan önemli düşünürlere ve güçlü düşünce kaynaklarına atıfla açıklanmakta ve Bülbül hocanın yaşamın değişik alanlarındaki zengin gözlem ve hayat deneyimi örnekleri üzerinden işlenmektedir. Her konunun ana başlığının altına, önemli düşünürlerin konu ile ilişkilendirilebilecek vecizelerinden örnekler epigraf olarak yerleştirilmiştir.
Mezkûr yedi ilke bir biçimde son konu olarak işlenecek olan Nasıl Bir Meslek sorusunun cevabını oluşturacak imkân alanı ve zemin olarak işlev görmektedir.
Bülbül hoca, gerek akademide gerek bürokraside gerekse de sivil toplum kuruluşlarında işe alım komisyonlarında görevli iken edindiği zengin gözlem ve izlenimlere atıfla nasıl bir iş ve meslek sorusuna kimi yerde toplumsal idealler açısından kimi yerde ise doğal olarak pragmatik açıdan yaklaşmakta ve gençler için pratik önerilerde bulunmaktadır.
Bülbül hoca, bir yandan işe alınacak adaylarda olması gereken özellikleri, kendi toplumsal gerçekliğimize, düşünce ve kültür dünyamıza uyum problemi sorunları bağlamında değerlendirirken diğer bir yandan da eğitim sistemimizin, küreselleşmenin ve bir bütün olarak toplumsal değişmenin genç neslimiz üzerinden kıyımıza vuran olumsuz görünümlerine dikkat çekmektedir. Bu olumsuz sonuçlara rağmen gençlerimize kendi deneyim ve gözlemleri üzerinden başarıya ulaşmanın yollarını göstermektedir.
Çağımız, bazı ünlü düşünür ve sosyologlar tarafından akışkan bir çağ olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım, en çok da delikanlılık çağının bireysel ruhlarında karşılığını bulan bir tanımdır. Gençlerin akışkanlığı, hızı, özlem ve beklentileri bu tanımın tecessüm etmiş halidir. Gençlik de çağımızda kendisini itibarlı ve etkili meslekler üzerinden akışa teslim etmeye eğilimlidir. İşte bu açıdan meslek sıradan bir uğraş değil çağın ruhuna ve hızına ayak uydurmanın temel zeminidir. İnsanın kendi varoluşunu tanımlayan ve tamamlayan temel kurumdur. Bu çerçevede meslek analizleri önemlidir. Bülbül hoca da kitabında mezkûr yedi ilkeye dayanarak meslek seçimine eğilmiş ve konuyu analiz etmiştir.
Kudret Hoca yedi temel ilkeyi yedi Ana başlıkta ve her başlığın da alt başlıklarını oluşturacak şekilde ele alıp analiz ettikten sonra meslek seçimi konusuna özel başlık ayırmıştır.
Diğer başlıklarda olduğu gibi meslek seçimini de kendi zengin bireysel gelişimi, özel yaşamı ve gözlemleri üzerinden değerlendirmektedir. Her insan için meslek seçimi ve gelecek endişesi evrensel bir olgudur. Ancak günümüzde meslek seçiminin zorlukları ortadadır. Özellikle günümüzde, sınırsız uyarıcılara maruz kalan bir birey genç yaştan itibaren hayat gailesi, geçim derdi ve gelecek kaygısıyla birlikte yaşamaktadır. Bunun için meslek seçimi çok hayati ve stratejik bir öneme sahip olmaktadır. Her seçimimiz gelecek neslimizi ve bizden sonraki insanları etkileyecek önemli bir durumdur. Meslek seçimi konusunda etkili olan bazı faktörlere dikkatimizi çekmektedir.
Meslek seçimini belirleyen faktörler olarak özlük hakları, toplumsal statü, aile beklentisi rastgele veya başka nedenleri sıralamaktadır. Bu süreçte, meslek seçiminde bir bireyin içsel süreçleriyle dışsal faktörlerin bir bütün olarak oluşturduğu olası potansiyel etkilerden bahsetmekte ve buna dikkat çekmektedir.
Bireyin beklentileri ile içinde yaşadığı gerçekler arasındaki git-geller ve gerilimler zaten küreselleşme çağında kaçınılmaz bir gerçekliktir. Bunun için özellikle gençlerin Meslek seçiminde, anne ve babaların, tatmin edemedikleri eski özlemlerini çocuklarında yaşatma isteği önemli bir vurgu olarak dikkatimize sunulmaktadır. İradesi dışında, ailesi tarafından belli mesleklere yönlendirilen insanların sonradan yaşadığı pişmanlıklar pek çoğumuzun gözlem alanındadır. İşte bu temel özelliklerden ve durumlardan yola çıkarak Bülbül hocamız, kendi deneyimi üzerinden bir meslek seçimi tarzı tavsiyesinde bulunmaktadır.
Doğal olarak bir Meslek seçiminde bir insanın kendisini; potansiyellerini, becerilerini bilmesinin önemini sıralamaktadır. Bülbül Hoca, özellikle kendi meslek seçimi sürecini anlattığı bölüm önemlidir. O, üniversite üçüncü sınıftayken ne olması gerektiği sorusunu kendisine sormuş ve bu konuda dört farklı alan belirlemiştir. Bu alanlar; akademisyenlik, bürokrasi, özel sektör ve sivil toplum örgütlerinde yer almak şeklinde sıralanmıştır.
Bülbül Hoca, bu her dört alanı da ilginç bir değerlendirmeye tabi tutmuştur. Bu konuyu bizzat metinden olduğu gibi size aktaralım, şöyle diyor: Sonra her bir alternatifi yaşamış gibi düşledim kendimi. Örneğin bürokrasiye girdim. Uzman müfettiş, kaymakam oldum önce, sonra evlendim. Çoluk çocuğum oldu. Çocuklarımı evlendirdim. Mesleğimde en üst noktalara kadar yükseldim. Emekli oldum ve öldüm. Evet, evet öldüm... Sonra diğer meslekleri de aynı şekilde yaşamış gibi hayal edip, toprak altına koydum kendimi.
Bu şekilde dört alanı da bu hayali yaşam ve kurgu sürecine uyarlamaktadır.
Böyle bir değerlendirme hayattaki en uzun soluklu değerlendirmedir. En geriye gidip, oradan yaydan fırlatılan bir ok gibi gidebileceğiniz en ileri noktaya bakmak, tahayyül edebileceğimiz en ileri ve mutlak noktadan geriye dönüp en başa tekrar bakmanın avantajlarını sunmak bütün insani hassasiyetleri birleştiren, zenginleştiren bir zengin gözlem ufku sunmaktadır... Bu aynı zamanda ilahi bir sorumlulukla hayatın hesabını vereceğimiz gerçeğini de bize hatırlatan bir meslek seçimi tarzıdır.
Bu tarzda alternatifleri seçerken akademisyenlikte karar kıldığını ve bu konuda da pişman olmadığını ifade etmektedir. Tekrar hayata gelirse yine de bu mesleği seçeceğini belirtmektedir. Bülbül Hoca, akademide ender bir muameleye maruz kalmıştır; bölümde Doçent ve Profesör olmadığı halde bölümdeki tek Doçent asistan statüsünde tutulan tek bir örnek olarak tarihe geçmiştir kendisi. Ama yine de bu iddiasından ve mücadelesinden vazgeçmemiştir. Buradan yola çıkarak azimle insanın kendi işine, mesleğine sarılması gerektiğini, bilinçli bir şekilde ileriye dönük düşünerek bu günleri değerlendirmek gerektiğini hususen belirtmekte ve özellikle de bu çağın gerektirdiği donanıma sahip olmanın önemini bize hatırlatmaktadır. Mesleğin bu tarz seçimini aynı şekilde Hz. peygamberin ölmeden önce ölünüz hadisi şerifinin anlam deryasında yeniden anlamlandırmaktadır.
Bülbül Hoca bu anlatılan meseleleri, yani kitabın bütün anlamından hasıl olanları sonuç bölümünde kısaca özetlemektedir.
Özellikle hayatın hayır ve iyilik yolunda, hayır yarışında harcanmasının insanı mutlu edebilecek en önemli kaynak olduğunu özellikle bize hatırlatmaktadır.
Kitap tabii ki akademik bir metin formatında hazırlanmamıştır ancak kitap, akademinin özellikle önem verdiği verilerden yola çıkarak insanın bu çağda bireysel ve toplumsal başarısının hangi tür özellikler, şartlar ve koşullarda söz konusu olabileceğini ve sürdürülebileceğini ve nihayetinde hayatımızı anlamlı bir şekilde bütünleştirmenin ve nihai bir mutluluğa ulaşmanın yollarının neler olabileceğine dair özellikle genç kesimine yönelik uyarıcı bilgiler, düşünceler ve görüşler sıralamaktadır.
Buradan yola çıkarak da ailelere önemli bazı tavsiyelerde bulunmaktadır.
Bu kitabın, özellikle lisede okuyan gençlere ve üniversite gençliğine, çok özel deneyimlere dayanan özel bilgi ve düşüncelerden dolayı önemli bir ufuk vereceğini, gençlerin bu kitaptan çok verimli bir sonuç çıkarabileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
Bu verimli sonuca ulaşmak için de bu kitabı okumak kayda değer bir olay olacaktır.