Deneme

Prof. Dr. Kudret Bülbül’ün “Küresel Çağda Nasıl Bir Gençlik” Kitabı Üzerinden Gençleri ve Çağı Okumak

Bu çerçevede pek çok kesimin mesela ideal Müslüman, ideal sosyalist, ideal ulusalcı gibi kavramlarla ifade edildiği gibi pek çok genç yetiştirme projesinin olduğu, bu konuda önemli çalışmaların yapıldığı ama bu çalışmaların hayatın içinden gelen çalışmalar olmadığını dile getirmektedir. Bu konuda Bülbül Hoca iki önemli ayağın birlikte olması gerektiğini söylemektedir: İdeal gençlik vurgusu ile birlikte kariyer sahibi bir gençlik vurgusunun olayı bütünlüklü, gerçekçi bir şekilde değerlendirmek için gerekli olduğunu söylemektedir.

Dijital çağda bilgiye ulaşmak kolaydır. Bilgiye ulaşma kolaylığı herkese bilgiyi sentezleme  kolaylığını sunmaz. Teori ve pratik arasındaki etkileşim ve geçişkenlik her zaman düşüncenin  temel bir sorunu olagelmiştir. Bunun için teorinin geliştirilmesi, çözümlenmesi, eleştirilmesi  yaratıcı aklın ve analitik zekanın üstesinden gelebileceği bir konu olarak değerlendirilir. Ancak bununla birlikte bu konu doğa bilimlerinde farklı, sosyal bilimlerde farklı bir karakter arz eder.  Sosyal bilimlerde değer yargıları, kültürel kalıplar, hazırbulunuşluk, sosyal temsil, paradigma  vb. pek çok bireysel ve toplumsal faktör bilimsel analizin altyapısını, arka planını ve teorinin  gelişim sürecini etkileyen faktörlerdir. 

Teorik bilgiler, kuramlar tüm insanlar için geçerli genel geçer düşünme yöntemlerini ve  dedüktif analiz yollarını sunar. Bilgilere soyut düşünme yolları ile rahatlıkla ulaşılabilir. Ancak  konu ve problem insan ve toplum olunca özgün deneyim devreye girer. Özgün deneyimlerin  tanımlanması, ifade edilmesi, sınıflandırılması, kategorize edilmesi ve bunların teorik zemin  çerçevesinde bir bütünlüğe kavuşturulması bilimsel düşüncenin ve sosyal bilimin ulaşmak  istediği önemli amaçlardır. 

Sosyal bilimlerde yaygın bir şekilde tartışılan ve yukarıda ifade ettiğimiz gerilim alanları  zemininde Sayın Prof. Dr. Kudret Bülbül hocamızın yazdığı Küresel Çağda Nasıl Bir  Gençlik kitabını anlamaya ve analiz etmeye çalışacağız. 

Bülbül, hem akademik kariyeri, hem üst düzey bürokratik deneyimleri hem de sivil toplum  örgütleriyle yoğun mesaiye sahip bir insan olması hasebiyle teorik ve pratik arasındaki ilişki ve  etkileşimleri sentezleyecek zengin gözlem deneyimine sahiptir. Bundan dolayı gençlik ile ilgili  gözlem ve analizleri de bilimsel anlamda incelenmeyi hak edecek bir konuma sahiptir. 

Kitap 10 ana başlık altında ve her ana konu da ayrı alt konu başlıklarında ele alınmış yazılar  toplamından oluşmaktadır. 

Her yazının içinde, gözle görülür belirgin bazı alt başlıklar yerleştirilmiş ve bu şekilde daha  somut ve pratik bilgi ve görüş adacıklarına ulaşılması sağlanmıştır ve hedeflenmiştir.

Bülbül hocamız gerek akademide gerek bürokraside, uluslararası diplomaside gerekse de sivil  toplum kuruluş ve örgütleri içinde çalışırken edindiği zengin tecrübeler ve gözlemler  zemininden ve bütün bu zeminlerin küreselleşme çağındaki ana akışı çerçevesinde gençliğimize  yönelmektedir. 

Kendisinin belirttiğine göre yazdığı bu kitap akademik, bürokratik ya da siyasal bir çalışma  değil kişisel tecrübelerini gençlerle paylaşmayı amaçlayan bir çalışmadır. 

Yine kendisinin ifade ettiği üzere kitap çalışması, temelini oluşturan ve gençlerin sahip olması  gereken yedi temel niteliğe dayanmaktadır. Bülbül Hoca garantili iş formu olarak da ifade  ettiği özellikleri şöyle sıralamaktadır: 1. güvenilir insan olmak, 2. öğrenmeye açık olmak, 3.  çalışkan olmak, 4 donanımlı olmak, 5.uyumlu olmak, 6. dirayetli olmak, 7. rekabetçi olmak. 

Bülbül Hoca, ilk yazıda 19 yüzyılı imparatorluklar çağı, 20 yüzyılı ideolojiler çağı, 21  yüzyılıysa küreselleşme çağı olarak tanımlamaktadır. Küreselleşme yüzyılını özellikle  literatürde yaygın bir şekilde yer aldığı şekliyle hızlanma ile mekânsal uzaklıkların anlamını yitirmesi ve küresel bir köye dönüşmesi yaklaşımları üzerine oturtmaktadır. 

Özellikle küreselleşmede zamanın ve mekânın ifade edilme biçimlerini Necip Fazıl Kısakürek  ve ünlü sosyal bilimci coğrafyacı Harvey'in bu konudaki görüşlerini karşılaştırarak bize önemli  bir orijinal bilgi paketi sunmaktadır. Necip Fazıl Kısakürek zaman bendedir ve mekân bana  emanet sözünü zaten yazının alt başlığı olarak kullanmakta ve bu vurgunun Harvey’in sosyal  bilimlerinden önce Necip Fazıl tarafından literatüre etkili bir şekilde yerleştirildiğini dile  getirmektedir. 

Bu çerçevede pek çok kesimin mesela ideal Müslüman, ideal sosyalist, ideal ulusalcı gibi  kavramlarla ifade edildiği gibi pek çok genç yetiştirme projesinin olduğu, bu konuda önemli  çalışmaların yapıldığı ama bu çalışmaların hayatın içinden gelen çalışmalar olmadığını dile  getirmektedir. Bu konuda Bülbül Hoca iki önemli ayağın birlikte olması gerektiğini söylemektedir: İdeal gençlik vurgusu ile birlikte kariyer sahibi bir gençlik vurgusunun olayı  bütünlüklü, gerçekçi bir şekilde değerlendirmek için gerekli olduğunu söylemektedir. 

İdeali olmayan bir gençliğin kariyer basamaklarını geçse bile verimli olmayabileceği gibi ideal  sahibi olup da kariyeri olmayanların da aynı şekilde verimsiz olabileceğini ifade etmektedir.  Bu iki saç ayaktan birisinin eksik olması durumunda gençlerin gelecekte yaşayabileceği ve 

karşılaşabileceği olumsuzluklar örneklerle dile getirilmekte ve makul bir mantıksal örgü  içerisinde bu problem alanları analiz edilmektedir. 

Bülbül Hoca garantili iş formülü olarak tanımladığı yedi özelliği kitabın alt başlıkları olarak  ayrı ayrı ele alıp değerlendirmektedir. 

Kitabın ana gövdesi ve içeriği, garantili iş formülü olarak tanımlanan yedi ilkenin tanımlanması,  açıklanması ve örneklendirilmesinden oluşturulmuştur. Her bir ilke konu ile ilgili belirli  düşünce ilkelerine, bu konuda literatürde yer alan önemli düşünürlere ve güçlü düşünce  kaynaklarına atıfla açıklanmakta ve Bülbül hocanın yaşamın değişik alanlarındaki zengin  gözlem ve hayat deneyimi örnekleri üzerinden işlenmektedir. Her konunun ana başlığının  altına, önemli düşünürlerin konu ile ilişkilendirilebilecek vecizelerinden örnekler epigraf olarak  yerleştirilmiştir. 

Mezkûr yedi ilke bir biçimde son konu olarak işlenecek olan Nasıl Bir Meslek sorusunun  cevabını oluşturacak imkân alanı ve zemin olarak işlev görmektedir. 

Bülbül hoca, gerek akademide gerek bürokraside gerekse de sivil toplum kuruluşlarında işe  alım komisyonlarında görevli iken edindiği zengin gözlem ve izlenimlere atıfla nasıl bir iş ve  meslek sorusuna kimi yerde toplumsal idealler açısından kimi yerde ise doğal olarak pragmatik  açıdan yaklaşmakta ve gençler için pratik önerilerde bulunmaktadır.  

 Bülbül hoca, bir yandan işe alınacak adaylarda olması gereken özellikleri, kendi toplumsal  gerçekliğimize, düşünce ve kültür dünyamıza uyum problemi sorunları bağlamında  değerlendirirken diğer bir yandan da eğitim sistemimizin, küreselleşmenin ve bir bütün olarak  toplumsal değişmenin genç neslimiz üzerinden kıyımıza vuran olumsuz görünümlerine dikkat  çekmektedir. Bu olumsuz sonuçlara rağmen gençlerimize kendi deneyim ve gözlemleri  üzerinden başarıya ulaşmanın yollarını göstermektedir. 

Çağımız, bazı ünlü düşünür ve sosyologlar tarafından akışkan bir çağ olarak tanımlanmaktadır.  Bu tanım, en çok da delikanlılık çağının bireysel ruhlarında karşılığını bulan bir tanımdır.  Gençlerin akışkanlığı, hızı, özlem ve beklentileri bu tanımın tecessüm etmiş halidir. Gençlik de  çağımızda kendisini itibarlı ve etkili meslekler üzerinden akışa teslim etmeye eğilimlidir. İşte  bu açıdan meslek sıradan bir uğraş değil çağın ruhuna ve hızına ayak uydurmanın temel  zeminidir. İnsanın kendi varoluşunu tanımlayan ve tamamlayan temel kurumdur. Bu çerçevede  meslek analizleri önemlidir. Bülbül hoca da kitabında mezkûr yedi ilkeye dayanarak meslek  seçimine eğilmiş ve konuyu analiz etmiştir. 

Kudret Hoca yedi temel ilkeyi yedi Ana başlıkta ve her başlığın da alt başlıklarını oluşturacak  şekilde ele alıp analiz ettikten sonra meslek seçimi konusuna özel başlık ayırmıştır. 

Diğer başlıklarda olduğu gibi meslek seçimini de kendi zengin bireysel gelişimi, özel yaşamı  ve gözlemleri üzerinden değerlendirmektedir. Her insan için meslek seçimi ve gelecek endişesi  evrensel bir olgudur. Ancak günümüzde meslek seçiminin zorlukları ortadadır. Özellikle  günümüzde, sınırsız uyarıcılara maruz kalan bir birey genç yaştan itibaren hayat gailesi, geçim  derdi ve gelecek kaygısıyla birlikte yaşamaktadır. Bunun için meslek seçimi çok hayati ve  stratejik bir öneme sahip olmaktadır. Her seçimimiz gelecek neslimizi ve bizden sonraki  insanları etkileyecek önemli bir durumdur. Meslek seçimi konusunda etkili olan bazı faktörlere  dikkatimizi çekmektedir. 

Meslek seçimini belirleyen faktörler olarak özlük hakları, toplumsal statü, aile beklentisi  rastgele veya başka nedenleri sıralamaktadır. Bu süreçte, meslek seçiminde bir bireyin içsel  süreçleriyle dışsal faktörlerin bir bütün olarak oluşturduğu olası potansiyel etkilerden  bahsetmekte ve buna dikkat çekmektedir. 

Bireyin beklentileri ile içinde yaşadığı gerçekler arasındaki git-geller ve gerilimler zaten  küreselleşme çağında kaçınılmaz bir gerçekliktir. Bunun için özellikle gençlerin Meslek  seçiminde, anne ve babaların, tatmin edemedikleri eski özlemlerini çocuklarında yaşatma isteği  önemli bir vurgu olarak dikkatimize sunulmaktadır. İradesi dışında, ailesi tarafından belli  mesleklere yönlendirilen insanların sonradan yaşadığı pişmanlıklar pek çoğumuzun gözlem  alanındadır. İşte bu temel özelliklerden ve durumlardan yola çıkarak Bülbül hocamız, kendi  deneyimi üzerinden bir meslek seçimi tarzı tavsiyesinde bulunmaktadır. 

Doğal olarak bir Meslek seçiminde bir insanın kendisini; potansiyellerini, becerilerini  bilmesinin önemini sıralamaktadır. Bülbül Hoca, özellikle kendi meslek seçimi sürecini  anlattığı bölüm önemlidir. O, üniversite üçüncü sınıftayken ne olması gerektiği sorusunu  kendisine sormuş ve bu konuda dört farklı alan belirlemiştir. Bu alanlar; akademisyenlik,  bürokrasi, özel sektör ve sivil toplum örgütlerinde yer almak şeklinde sıralanmıştır. 

Bülbül Hoca, bu her dört alanı da ilginç bir değerlendirmeye tabi tutmuştur. Bu konuyu bizzat  metinden olduğu gibi size aktaralım, şöyle diyor: Sonra her bir alternatifi yaşamış gibi  düşledim kendimi. Örneğin bürokrasiye girdim. Uzman müfettiş, kaymakam oldum önce, sonra  evlendim. Çoluk çocuğum oldu. Çocuklarımı evlendirdim. Mesleğimde en üst noktalara kadar  yükseldim. Emekli oldum ve öldüm. Evet, evet öldüm... Sonra diğer meslekleri de aynı şekilde  yaşamış gibi hayal edip, toprak altına koydum kendimi.

Bu şekilde dört alanı da bu hayali yaşam ve kurgu sürecine uyarlamaktadır. 

Böyle bir değerlendirme hayattaki en uzun soluklu değerlendirmedir. En geriye gidip, oradan yaydan fırlatılan bir ok gibi gidebileceğiniz en ileri noktaya bakmak, tahayyül edebileceğimiz  en ileri ve mutlak noktadan geriye dönüp en başa tekrar bakmanın avantajlarını sunmak bütün  insani hassasiyetleri birleştiren, zenginleştiren bir zengin gözlem ufku sunmaktadır... Bu aynı  zamanda ilahi bir sorumlulukla hayatın hesabını vereceğimiz gerçeğini de bize hatırlatan bir  meslek seçimi tarzıdır. 

Bu tarzda alternatifleri seçerken akademisyenlikte karar kıldığını ve bu konuda da pişman  olmadığını ifade etmektedir. Tekrar hayata gelirse yine de bu mesleği seçeceğini belirtmektedir.  Bülbül Hoca, akademide ender bir muameleye maruz kalmıştır; bölümde Doçent ve Profesör  olmadığı halde bölümdeki tek Doçent asistan statüsünde tutulan tek bir örnek olarak tarihe  geçmiştir kendisi. Ama yine de bu iddiasından ve mücadelesinden vazgeçmemiştir. Buradan  yola çıkarak azimle insanın kendi işine, mesleğine sarılması gerektiğini, bilinçli bir şekilde  ileriye dönük düşünerek bu günleri değerlendirmek gerektiğini hususen belirtmekte ve özellikle  de bu çağın gerektirdiği donanıma sahip olmanın önemini bize hatırlatmaktadır. Mesleğin bu  tarz seçimini aynı şekilde Hz. peygamberin ölmeden önce ölünüz hadisi şerifinin anlam  deryasında yeniden anlamlandırmaktadır. 

Bülbül Hoca bu anlatılan meseleleri, yani kitabın bütün anlamından hasıl olanları sonuç  bölümünde kısaca özetlemektedir.  

Özellikle hayatın hayır ve iyilik yolunda, hayır yarışında harcanmasının insanı mutlu  edebilecek en önemli kaynak olduğunu özellikle bize hatırlatmaktadır. 

Kitap tabii ki akademik bir metin formatında hazırlanmamıştır ancak kitap, akademinin  özellikle önem verdiği verilerden yola çıkarak insanın bu çağda bireysel ve toplumsal  başarısının hangi tür özellikler, şartlar ve koşullarda söz konusu olabileceğini ve  sürdürülebileceğini ve nihayetinde hayatımızı anlamlı bir şekilde bütünleştirmenin ve nihai bir  mutluluğa ulaşmanın yollarının neler olabileceğine dair özellikle genç kesimine yönelik uyarıcı  bilgiler, düşünceler ve görüşler sıralamaktadır.  

Buradan yola çıkarak da ailelere önemli bazı tavsiyelerde bulunmaktadır. 

Bu kitabın, özellikle lisede okuyan gençlere ve üniversite gençliğine, çok özel deneyimlere  dayanan özel bilgi ve düşüncelerden dolayı önemli bir ufuk vereceğini, gençlerin bu kitaptan  çok verimli bir sonuç çıkarabileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bu verimli sonuca ulaşmak için de bu kitabı okumak kayda değer bir olay olacaktır.



Editörün Seçtikleri