Resim: Ömer Agâh Atabaş
İnsicam Dergisi’nin 58. sayısında tefrika edilmeye başlanan Filistin Tarihi serisine, Filistin Sözlüğü tanıtımından sonra bir yaz molası ve İtalya gezi notları ile devam ediyorum. Lakin merkezinde Filistin’in yer aldığı bir gezi”
Wichtig ist nicht wohin du gehts, wichtig ist gehts du mit wem.
Önce refik, sonra tarik…
Kadim bilgi her yerde aynı, ister Almanca olsun ister Türkçe. Bir haftalık İtalya gezisinde ben de yanıma Filistin'i almaya karar verdim. Gittiğim yerlerde Filistin’den izler bulmaya çalışacaktım. Bu niyetimi çocuklara ve yolculukta bize eşlik eden yeğenimize de söyledim. Böylece hep beraber yapacağımız bu gezide Filistin her zaman heybemizde olacaktı. Nitekim öyle de oldu. Roma’nın kocaman caddelerinde rastgele dolaşırken, öylesine geçtiğimiz bir ara sokakta pencerelere asılmış Filistin bayrağı görecektik. Bu yazıda paylaşacağım fotoğraflar sadece benim değil bana eşlik eden güzel refiklerimin de katkılarıyla çekildi.
İnsanlığın ve umudun hâlâ ölmediğini bir kez daha hatırlattı bize bu yolculuk... Asıl olan yolda olmak değil miydi zaten? Ama bu yolda Filistin'i ararken başka yersiz yurtsuz insanları da bulacaktım. Bu yüreğime biraz ağır geldi. Siyahi gençlerin ellerindeki telefondan çıkan yüksek sesli müziklerine eşlik eden bilmediğim neler vardı kim bilir…Kendilerinden geçmiş bir şekilde parklarda yatıyorlardı...
Vatan... Sen ne güzelsin... Ama ya uzaksan…
Floransa da seyir tepesine çıkarken gördüğüm o göçmen genç kızın yüzündeki hüznü hiç unutamam sanırım. Sanki dünya üstüne göçmüş de onun çıkmaya dâhi mecali yok gibiydi...O kadar mutsuzdu ki Müslüman göçmenler... Selam vermek için yüzlerine baktığımda o hüznü gözlerinin içinde gördüm.

Yolculuğumuz Slovenya şehrindeki Bled Gölü’nde başladı. Bosna Hersek’in kuzeybatı yönünde bulunan bu ülke doğal güzellikleri ve Alp dağlarıyla meşhur. Bir şeye niyet ettiğinizde bunu Allah sizin karşınıza çıkarır. Bizim de daha ilk durağımız olan ve Julian Alpleri bölgesinde bulunan Bled Gölü, manzarasını izlemeye başladığımız yerde, bu direğe yazılan “Özgür Filistin” yazısıyla karşıladı bizi.

Ardından İtalya’da ilk durağımız olan Floransa şehrinde Toskana Bölgesi Başkanlık Binası’na asılan Filistin Bayrağını görmek bizleri ziyadesiyle memnun etti. Sözde İsrail’in ne yaparsa yapsın Filistin halkını ve topraklarını asla ele geçiremeyeceğine olan inancımız tazelendi.
Floransa sokaklarında yine rastgele dolaşıp kaybolduğumuz bir anda, tipik sarı tonlarındaki dış cephesi, yeşil ahşap panjurları, pencerelerin altındaki taş işçiliği ve çatı altındaki ahşap destek kirişleriyle çok tatlı bir mimari dokusu olan Floransa evlerinin birinin penceresinden sarkan Filistin bayrağı yine niyetimizi hatırlatırken, hayretimizi de kazanmayı başardı. Galiba her şehirde en az bir bayrak görecektik. Bir işe başlarken aldığımız bu niyet bana ve çocuklara güzel bir hayat dersi olmaya devam ediyordu.

Ertesi gün istikametimiz Pisa şehriydi. Arabamızı otobüs istasyonunda bulunan genel otoparka bıraktıktan sonra birkaç adım ilerde şehrin merkezine doğru ilerlerken karşımıza çıkan Türk bayrağı ile başka bir şaşkınlık yaşadık.

Bu duvar resmi ne zaman yapılmış bilmiyorum ama burada geminin yelkenlerinde Türk bayrağı ve kırmızı zemin üzerine beyaz Pisa haçı (Pisa Cumhuriyeti'nin tarihi arması) yan yana yer alıyor. Bu duvar resmi, Osmanlı ile İtalya'nın Pisa şehri arasındaki tarihi, kültürel bağları ya da denizcilik ilişkilerini simgeleyen bir dostluk çalışması gibi yorumladık. Allah’u alem lakin Pisa da Türk bayrağı görmek de güzel oldu.
Her şehirde gördüğümüz Filistin bayrağı bizi Pisa’da da bulacak mı, diye meraklı gözlerle gezerken yine yanılmayacaktık. Rastgele girdiğimiz bir ara sokakta karşımıza çıkan Filistin Bayrağı’na, az ilerde bulunan Pisa Üniversitesi Fen Bilimleri Fakültesi girişindeki “Global Sumud” afişi eşlik edecekti. Artık şaşırmayacağız dediğimiz her adımda, İtalya bizi yeni bir hamleyle şaşırtmaya devam ediyordu.

Sumud Pisa da her yerde karşımıza çıktı. Bu kavramı henüz ilk defa duyanlar için yine İnsicam dergisinde kaleme aldığım “Sumud’un Tezahürü”[1] yazısını ve geçen sayıda tanıtımını yaptığım Filistin Sözlüğü’ndeki “Sumud” maddesini okumalarını tavsiye ederim.

Yine Pisa sokakları. İtalyanca: “Giù le mani dalla flottiglia” – “Filotillaya- Özgürlük Filosuna dokunma” yazıyor.
Son durağımız Venedik. Tabi ki yine yeni yeniden Filistin Bayrağımız olmadan olmazdı.

Söz uçar, yazı kalır. Bu bayraklar belki asıldıkları yerde eskir, solar ama bu yazı İtalya halkının Filistin’e desteğinin bir şahidi olarak kalacak. Bize de öncelikle kendi güzelliklerini açtığı ve ardından, yolculuğa başlamadan önce aldığımız niyeti hayata geçirmemizi sağladığı için İtalya halkına teşekkür ediyorum. Bu kısa gezi tecrübesi bana hayatım boyunca heybemde Filistin ile yol almam gerektiğini bir kez daha gösterdi. Zira bu gezi dönüşü iki senedir heyecanla beklediğim Filistin Sözlüğü’nün basıldığı müjdesini aldım. Filistin tarihi çalışmalarına başladığım ilk günden itibaren niyet ettiğim Filistin tarihini anlatan müstakil bir eser kaleme alma isteğimin bir kısmı gerçekleşmiş oldu.
İnsicam Dergisi için yazdığım Filistin Tarihi tefrikalarını birleştirip bir kitap haline getireceğim güne kadar çalışmaya ve okumaya devam. Bir sonraki sayıda “Saraybosna’da Filistinli Günler” yazımla görüşmek üzere.
[1] https://insicam.net/2024/10/05/sumudun-tezahuru/