Şair-Yazar
Adı Yedi İklim dergisi ile birlikte anılsa da ben Ali Haydar Ağabey’i Mavera dergisiyle, orada yazdığı öyküleriyle tanırım. Sadece çıkardığı dergiye değil, yazdığı ve katkı sağladığı her dergiye Büyük Doğu, Diriliş ve Mavera ekolünü taşımayı bilmiştir. Cahit Zarifoğlu ve arkadaşlarıyla önemli birliktelik ve geçmişe sahiptir. Sayılamayacak kadar çok esere imza atmış olmasına rağmen o sadece bir yazar değil kelimenin hakiki ve sahih anlamıyla bir okurdur. Özellikle İstanbul-Üsküdar’da Yedi İklim idare merkezine yolu düşenler bunu çok yakından göreceklerdir. Binlerce kitabın içerisinde işini kuyumcu titizliğiyle yapan bir Ali Haydar Haksal vardır. Bu mekân, kitaba ve ekmeğe ulaşamayanlar için bir tür paylaşım yeridir. Okumanın insanı ne denli alçakgönüllü kıldığını bu mekâna gelen herkese gösterilen izzeti ikramda bulursunuz.
Caiz olan bir tabirle söyleyecek olursak o kelimenin tam anlamıyla bir okur-yazardır. İstinat ettiği en önemli referans İslami kaynaklardır. Doğu ve Batı medeniyeti arasındaki ışık farkına kafa yoran bir düşünce adamı, daha da ötesi bir eylem insanıdır. Cemal Süreya’nın ifadesiyle, kahramanları cami ve şadırvan önünden geçen bir Kafkaest öyküyü çağrıştırsa da modern hayata, şehirleşme ve sanayi uygarlığına karşı geliştirdiği savunmayla Rasim Özdenören hikâyelerini daha çok çağrıştırmaktadır. İçe dönük ve yer yer dışarıya sızan anlatılarla o öyküde özgün bir yere sahiptir.
Edebiyatla düşüncenin, düşünce ile duyarlığın arasını hiçbir zaman açmayan Ali Haydar Haksal edebiyatla uğraşısını da salt estetik gaye ile gerçekleştirmemiş, yeryüzünde mesuliyet sahibi bir insanın olmanın mucibince hareket etmiştir. Yazdığı kitapların içerik ve türlerine baktığımızda bu hassasiyeti daha somut olarak görebiliriz. Şiir her yazarın ilk aşkı olarak bilinir. Ali Haydar Bey de yazmaya şiirle başlamış, yedeğine öyküyü almıştır. Zarifoğlu’nun tavsiyesine uyarak şiiri hep içinde taşıyarak öyküler yazmayı sürdürmüştür. Her ne kadar az da olsa dergilerde şiirlerine rastlasak da bu türde iddialı olmadığını söylemekten çekinmez. Ya Zarifoğlu’nun izini takip edecektir ya da Rasim Özdenören’in. O tercihini Rasim Özdenören’in izini takip etmekten yana kullanmıştır.
İlk şiirleri Düşünce dergisinde yer almıştır. Dönemin önemli dergileri arasında yer alan Düşünce dergisi muhteva olarak düşünceyi, edebiyat ve duygu ile mezcetmeyi başarabilmiş bir dergidir. Yeni Devir, Düşünce dergisi ve Aylık Dergi gibi yayınlarda yetişenlere özgü bir tutumdur düşünce ile duyarlığın arasını açmamak. Ali Haydar Haksal’ın yazınsal hayatı ömrü boyunca bu minvalde geçmiştir. Millî Gazete’de uzun yıllar yazdığı yazılar memleket ve dünya meselelerine kayıtsız kalmayan, bu konuda sırası gelince rol almaktan çekinmeyen bir yazar profili çizmektedir. Müslümanların birliğini ve ümmet idealini savunan Ali Haydar Haksal’ın denemelerinde de aynı duyarlığı görmek mümkündür. Sadece kelimelerin birbirine tutunması değil, aynı zamanda insanların da kelimeler gibi kendi cümlesini kurabilmesi için Yedi İklim’de sürdürdüğü Cuma Buluşmalarıyla dost simaları bir araya getirmesi, bu bilincin bir süreğidir.
Geriye zengin bir külliyat, görünmeyen bir üniversite ve de Yedi İklim mektebinden mezun sayısız edebiyatçı bıraktı.
Kabri nur, mekânı cennet olsun.