Konformizm Labirentinde Dijital Narkoz
Birey, kendi varoluşsal sorumluluğunu üstlenmek yerine, “Onlar”ın—yani sistemin ve akışın—dayattığı şekilde yaşamayı tercih ediyor. Konfor bir kurtarıcı değil; varoluşsal bir uyuşturucudur. Zehra Tunç Modern çağın gençliği—özellikle de “ev gençleri” dediğimiz, fiziksel sınırlarını evin dört duvarına çekmiş olan kesimi—tarihin hiçbir döneminde rastlanmamış bir varoluşsal paradoksun tam ortasında duruyor. Bu paradoksun, aşırı konforun sunduğu sınırsız olanaklarla, anlamın ve gerçekliğin yitirilmesi arasındaki o gergin ve ince hatta kristalleştiğini görüyoruz. Onların yaşam alanı, bir çeşit altın kafes metaforunun somutlaşmış hâli. Dış dünyanın yıpratıcı belirsizliklerinden tamamıyla yalıtılmış durumdalar; ama bu yalıtılmışlık, ironik bir şekilde, özgür iradeyi ve eleştirel düşünme yetisini felce uğratan bir sistemin içine hapsediyor onları. Bu durumun temelini…
