Cemil Meriç’in Modernleşme ve Batılılaşma Eleştirisi -II-

Meriç’e göre, Batı kendi medeniyetini üstün bir seviyeye yerleştirmiş; bilim, teknoloji, sanat ve felsefede ilerleme kaydetmiştir. Batı’nın akılcılığı, bireyselliği ve özgürlüğü onu dünya sahnesinde egemen kılarken, aynı zamanda insanı maneviyatından da uzaklaştırmıştır. Batı’nın gözünde Doğu her zaman “öteki”dir. Hüseyin AYDOĞDU Prof. Dr., Erzurum Teknik Üniversitesi Edebiyat Fak. *Bu makalenin ilk kısmı İnsicam Dergisi Cemil Meriç Özel Sayısı (61, Mart 2026) içerisinde yer almaktadır. Doğu-Batı Karşıtlığı Meriç, Doğu ile Batı arasındaki ilişkiyi derinlemesine inceler, bu iki medeniyetin zıtlıklarını, benzerliklerini ve etkileşimlerini örnekler vererek inceler. Ona göre, Doğu’yu Batı’dan, Batı’yı da Doğu’dan ayırmak mümkün değildir. Buna rağmen ne Doğu’yu ne de Batı’yı bilmekteyiz. Yaygın inanışın aksine, Batı,…

Okumaya devam edin Cemil Meriç’in Modernleşme ve Batılılaşma Eleştirisi -II-

Cemil Meriç’in Modernleşme ve Batılılaşma Eleştirisi -I-

Türk modernleşmesi özelinde modernleşme ve batılılaşma kavramları genellikle iç içe geçmiştir. Meriç, ilk itirazını tam da bu noktada dile getirir. Düşünürümüze göre, modernleşme zorunlu bir tarihsel süreç olarak tartışılabilir; ancak taklitçi, köksüz ve zihinsel olarak boyun eğen bir şekilde batılılaşmayı gerçekleştirmek, uygarlığın intiharıdır. Modernleşme ve batılılaşma, niteliksel olarak birbirinden farklı iki süreçtir. Modernleşme, kendi medeniyet değerlerini koruyarak çağın gerekleriyle yüzleşme çabasını temsil ederken, batılılaşma ise kültürel taklidi, zihinsel bağımlılığı ve kimlik kaybını temsil eder. Hüseyin AYDOĞDU Prof. Dr., Erzurum Teknik Üni. 1. Giriş Türk düşüncesinin nadir düşünürlerinden Cemil Meriç, modernleşme, batılılaşma, kültür, medeniyet ve aydın kavramlarına eleştirel yaklaşımıyla istisnai bir yere sahiptir. Düşüncesi sadece ideolojik…

Okumaya devam edin Cemil Meriç’in Modernleşme ve Batılılaşma Eleştirisi -I-

“Felsefesiz İlâhiyat” mümkün müdür?

Düşüncenin tarih boyunca nasıl bir yol izlediği tartışma konusudur. Felsefe, erostan logosa geçiştir tespitinden hareketle düşüncenin dinden mitolojiye, mitolojiden felsefeye, felsefeden de bilime doğru bir yol izlediği kabul edilmektedir. Hüseyin AYDOĞDU Doç. Dr., Erzurum Teknik Üni. Edebiyat Fak. Felsefe Bölümü Bu çalışmada ilâhiyatta felsefe eğitiminin ve öğretiminin yapısı ve niteliğinden ziyade felsefenin ilâhiyatta, ilimde ve hayatımızda niçin olması gerektiği üzerinde durulacaktır. Problem, özellikle hakikat ve hikmet kavramları, hakikati temsil eden dört büyük düşünce sistemi olan dini düşünce, mitsel düşünce, felsefi düşünce ve bilimsel düşünce bağlamında, din-felsefe ilişkisi ile ilim ve felsefenin kurumsallaşmasının gerekliliği üzerinden tartışılacaktır. “‘Felsefesiz ilâhiyat’ mümkün müdür?” sorusu yeni bir soru olmayıp, geçmişten…

Okumaya devam edin “Felsefesiz İlâhiyat” mümkün müdür?