Sahip Olma Yanılgısına İtiraz

Cepteki kağıtlardan, banka hesaplarındaki rakamlardan cüzdandaki sembollerden ibaret değildir ‘vermek’… İhtiyaç olan yerde var olma sorumluluğudur. Zamanını vermek, enerjini vermek, bilgini vermek, sabrını vermek, ilgini vermek… Rabia Şekerci Güler İletişim Bilimleri Uzmanı İnsan… Sahip oldukça güçleneceği zannına kapılan insan… Kendisinin olmayana bile ‘benim’ deme cüretini gösteren insan… Peki insan gerçekten sahip mi? Yoksa emanet edilenin akışı içinde mi? Modern çağ insanının en güçlü arzularından biri olan ‘sahip olma’ dürtüsü, ona daha fazlasına sahip oldukça hem daha güvende olacağı hem de daha değerli hissedeceği yanılgısını da beraberinde getirir. Güven ve değerlilik hissinin peşinden koşan insan aslında kalbindeki boşluğu doldurmayı amaçlar. Oysa, kalpteki o boşluk, biriktirilenler ile…

Okumaya devam edin Sahip Olma Yanılgısına İtiraz

Hangi Ütopya?

Toplumsal hafızamızdaki en önemli kodlardan biri de şehirler. Şehirler, toplumların bilinçaltı belleklerine dahi hükmederek, hayata olan bakış açısını şekillendiriyor. Rabia ŞEKERCİ GÜLER İletişim Bilimleri Uzmanı Bayraklar ve haritalardır, mekânları şehir yapan. Şehirleri memleket yapan da insan... İnsanın dili, dini, sevinci, kederi, giyimi, yiyimi ise şehirleri memleket yapar. Mekân kelimesinin köküne baktığımızda Arapça 'kevn' sözcüğü çıkıyor karşımıza. Kevn ise, tasavvufta 'var olmak' anlamını taşıyor. Evet, varoluş ve bir mekâna ait oluş... Kim bilir belki de bu yüzden büyükler çoğu kez, yeni tanıştıktıklara insana, ‘memleket neresi?’ diye sorar. Çünkü memleketinin neresi olduğu, çoğu zaman belirli işaretler ve kodlar gönderir karşı tarafa. Toplumsal hafızamızdaki en önemli kodlardan biri…

Okumaya devam edin Hangi Ütopya?

Sosyal Medyanın Çocukları

Birmingham Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre, ebeveynler, çocuklarının sosyal medya kullanımından endişe duyuyor. 11-17 yaş arası çocuğu olan 1700 kişiyle görüşen araştırmacılar, ebeveynlerin %55’inin sosyal medyanın çocuklarının ahlaki gelişimi üzerinde olumsuz etkisi olduğunu düşündüğünü ortaya çıkarmış. Rabia ŞEKERCİ GÜLER 2000’li yıllarda hayatın değişmez ve vazgeçilmez bir unsuru haline gelen sosyal medya ve türevleri, yeni jenerasyonunun ortaya çıkmasında belirleyici bir iletişim ortamı sunarak bireyler arasındaki etkileşim oranını da bir hayli artırıyor. Gelenekten moderniteye kadar değişen medya, farkını görme ve işitme duyularının yanında dokunma duyularını da iletişim sürecine dahil ederek ortaya koyuyor. Bununla paralel olarak izleyici kitlesi de değişmiş oldu. Artık her bireyin kendi medyası var. Bu…

Okumaya devam edin Sosyal Medyanın Çocukları