Kuzeye Bakınca Erciyes’i Görememek

Arz’ın Rasûlullah’ı tanımaktan başka çaresi olmadığına inanıyorum mesela. Medine’de bunun için bulunmaya çalıştım, Mekke’nin havasını ciğerimin dibine değin bundan çektim. Bunların alelade şeyler olmadığına da eminim. Bir insan tanımakla çok şey değişir ve tanımak için de yaşadığı coğrafyayı iyice tanımak gerekir. Tam bu noktada yeniden memleketim diyorum işte, evvela kendimi tanımak istiyorum çünkü. İbrahim Halid ALDEMİR Dağlara… Bilhassa Erciyes’e… Epey bir vakit geçti, arkama dahi bakmadan uzaklaştım buralardan. Kafa karışıklıkları, çocukça kırgınlıklar, kendine ait bir hayata dair umutlar yola davet ediyor insanı. Fakat bir durup nefeslenince, tartınca heybeyi; durmanın, durup temaşa etmenin daha kıymetli olduğu da siniyor kalbe. Bu koku vesilesiyle memleketimi yeniden sevmeye niyet…

Okumaya devam edin Kuzeye Bakınca Erciyes’i Görememek

Nefis Muhasebesinde Delikanlı Kalabilmek

Yazar siler, yazar siler. Dolayısıyla pişman olunan bir ân tahayyül edildiğinde yaşandığı günkü ham haliyle değil bugünün idrakiyle duyulur. Sonuçta “yüzleşme” anlarında kürsüye çağrılan hatıralar esasında manipüle edilmiş yalancı birer şahit. Delikanlıca olan; bu şahide hemen kanmamak, belleğin en derinindeki artık silikleşmiş ilk ânı ve halis niyetli iradeyi okumaya gayret etmek. İbrahim Halid ALDEMİR “Olanlar oldu, ölenler öldü.” İnsan kendiyle kavgalı olmakla meşhur. Geçmişin yükü, heybesinin sınırlarını zorluyor. Eyleme döktüklerinin pişmanlığı beri yandan çekiyor, yapmadıklarının/yapamadıklarının eksikliği öte yandan. Tüm bu çekiştirme, yatsı vakti geçip de aynayla baş başa kalınca yerini sonu gelmez baş ağrılarına, gönül darlıklarına ve kendine dair bir hınca bırakıyor. Bu kavga insana…

Okumaya devam edin Nefis Muhasebesinde Delikanlı Kalabilmek

Click Sadakası

İslam’ın esaslarından olan zekâtımız, cemiyetimizi birbirine sıkı sıkıya bağlayan infakımız, hem maddi hem manevi açıdan toplumumuzun temelini kurmaya vesile kıldığımız sadakamız basit bir mekanik click mesabesine inme tehlikesiyle karşı karşıya. Teknik, bir yandan ümmet coğrafyamızın en ücra köşesine bile infaklarımızı ulaştırma imkanını sunarken diğer yandan bizi içinden çıkılması güç görünen bir ahvale sürüklüyor. Hiç olmadığımız kadar insanımızdan, toprağımızdan ve ünsiyetimizden kopmuş durumdayız. İbrahim Halid ALDEMİR Bismillah. Elhamdulillah. Vessalâtu vesselâmu alâ Rasûlullah (ﷺ). Günümüz zeitgeist’i tüm fonksiyonel işlemleri parmaklarımızın ucuna getirebilmesiyle böbürleniyor. Birkaç tıkla gerçekleştirebildiğimiz her işlem için de bizden alkış bekliyor. Bu tıklamalarla haberlere ulaşabiliyor, alışveriş yoluyla tüketim furyasına dahil olabiliyor, faturalarımızı ödeyebiliyoruz. Ailemizle, arkadaşlarımızla…

Okumaya devam edin Click Sadakası

Ali Şeriati’nin Hac Kitabı Üzerine

Öncelikle, kitabın klasik manasıyla bir hac rehberi olmadığını söylemekte fayda var. Hac ibadetinin nasıl yapılacağına dair doneler sunsa da asıl maksat fıkhî birtakım emirleri aktarmak değil. Şeriati, haccın felsefî ve sosyolojik bir analizini yapıyor ve okuyucuyu manevi bir yolculuğa çıkmaya davet ediyor. Manevi bir boşluk hissiyle boğuşan herkes, bu kitaptan birtakım çıkarımlarda bulunarak yaşama usûllerine dair yeni kararlar alabilir. İbrahim Halid ALDEMİR  “Her şey, kendini kendinden, hayatından ve bütün bağlarından koparmakla başlıyor.” -Ali Şeriati Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. Ali Şeriati’nin Hac başlığıyla okura sunulan metni, kitabın akışına dair genel bir girişle başlayıp evvela küçük haccın ve bu süreçte yapılan ibadetlerin yorumuyla, ardından da…

Okumaya devam edin Ali Şeriati’nin Hac Kitabı Üzerine