Mezar Taşından Öğrendim!

Yoldan geçerken girdiğim bu mezarlıkta derin bir sessizlik, mutlak sükûnet vardı. Ağaçların dallarında kuşlar, kendi besteledikleri şarkılarıyla zaman zaman bu sessizliği delmeye çalışıyordu. Cemal BALIBEY Mayısın tam ortasıydı, Topkapı’dan kitap almış Fatih’e dönüyordum. Her zaman gittiğim yoldan gitmek varken yol biraz uzasa da değişiklik olsun dedim, yol üstündeki Çamlık Mezarlığı’na girdim. Zira mezarlar arasında gezinerek yürümek, benim için bir tefekkür fırsatı doğurabilirdi. Rengârenk güllerin ve kara gözlü gelinciklerin tam mevsimiydi. Fani olmuş bedenlerin başlarındaki beyaz mezar taşları arasındaki gelincikler, kırmızı bir duvak gibi salınarak maveraya sessizce selam yolluyordu. Endamlı serviler, taze açmış kokulu güller ve mezarlar üzerindeki renk renk hudayinabit çiçekler ayrı bir güzeldi. Yoldan…

Okumaya devam edin Mezar Taşından Öğrendim!

İstanbul’un Sessizliğine Gelen Bahar

Saraçhane Parkı'nın içinde, Şehzade Camii’nin kuzey avlu duvarı önünde, şirin bir mescid vardı. Alanın sık ağaçlarla kaplı olması, mescidin görünümünü bir parça engelliyordu. Son derece yüksek sanat değerini haiz bu mescid, İstanbul’un tek burmalı minaresine sahiptir. Burmalı Mescid adı da minaresinin yivli şeklinden gelmektedir. Cemal BALIBEY Fotoğraf: Cemal Balıbey İnsanlık tarihi için şaşırtıcı olmasa da bizim için pek sıradan olmayan, adeta hepimizi şok eden zamanlardan geçiyoruz. Dünyanın birçok ülkesini kasıp kavuran, esir alan virüs sebebiyle hayatımız bambaşka bir boyut almış vaziyette. Tatsız ve tuzsuz akışın, kalp yoran, zihin tüketen bir yarışın içindeydik. Durmaya, sakinliğe, sessizliğe vakit yoktu. Koronavirüsle mücadele kapsamında "evde kal" sloganıyla bizler evlerimizde…

Okumaya devam edin İstanbul’un Sessizliğine Gelen Bahar

Birkaç El Arabası Kömür

Soğuk bir kış akşamı evimizin zili çaldı. Kapıyı açtığımızda karşımızda cami cemaatinden Samsunlu Hamit Abi vardı. El arabasıyla getirdiği kömürleri evin önüne boşaltmıştı. Bu bir başlangıçmış. Cemal BALIBEY Üniversiteyi kazanan öğrencilerin kayıt günleriydi. Bahçeköy'de kayıt işlemleri esnasında yeni öğrencilere yardımcı olurken aynı zamanda bu durumu, onlarla tanışmak için fırsat biliyordum. Tanışırken bazı ipuçlarına dikkat ederek aklen ve kalben yakınlık hissettiğim öğrencilerle ilk teması kurmuş oluyordum. Çoğunluğu Anadolu'dan gelen bu öğrenciler için kalacak yer bulmak en müşkül işlerden biriydi. Kayıttan sonra onları Sarıyer'deki öğrenci evinde bir iki akşam misafir eder, daha yakından tanımaya çalışırdım. Onlara, yurt çıkana ya da yerleşecek bir ev bulana kadar misafirliklerinin devam…

Okumaya devam edin Birkaç El Arabası Kömür