Kıbrıs’ın Camilerinde Neler Yapılabilir?

Bu tarz önerileri artırmak, tartışmak ve çeşitlendirmek mümkündür. Esas olan ise turizme yenik düşmüş, mahzun bırakılmış Kıbrıs’ımız ve camilerimiz için bir şeyler yapmak gerekliliğidir. Bazı camilerde gördüğümüz cemaat kalabalıklığı, yurt dışından gelen öğrencilerin varlığı Kıbrıs’ta camilerin böyle bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. Umarım bu yazı ve seyahatimiz vesilesiyle bir şeylerin değişebilmesine bir katkı sunabilmiş oluruz. Burak ÇETİK Seyahat ettiğim çoğu ülkede karşılaştığım temel problemlerden birisi mescitlerin temel fonksiyonundan uzaklaştırılmış olmasıdır. Sadece belli vakitlerde namaz kılınan veya biletle ziyaret edilen mekanlar haline getirilmesi, camiinin ruhuna aykırı bir durumdur. Kıbrıs’a seyahat ederken bu tarz bir durumla karşılaşabileceğimizi düşünmüştük fakat maalesef vaziyet zannettiğimizden daha içler acısıydı. Kıymetli dostum…

Okumaya devam edin Kıbrıs’ın Camilerinde Neler Yapılabilir?

Zaman ve Mekânın Ötesinde Şeyh Nazım Kıbrısi

Şeyh Nazım 1940’ta liseyi Kıbrıs’ta bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi’ne gelerek Kimya Mühendisliği okuyor. Bir yandan da Sultanahmet Camii’nde Cemalettin el Alasuni’den Arapça ve Fıkıh dersleri alıyor. Bu arada Nakşibendi Şeyhi Süleyman Erzurumi’den el alıp derslerine katılıyor. Fakat Hacı Bektaş-ı Veli’nin Yunus Emre’yi Taptuk Emre’ye göndermesi gibi Şeyh Erzurumi ona “senin manevi eğitimin bende değil, ben emanetçiyim, senin anahtarın Şam’da bulunan Abdullah Dağıstani’dedir” diyor. O da üniversite eğitimini yarıda bırakıyor İstanbul’dan yola çıkarak Halep’e ulaşıyor. Ama Şam’a gitmesi zordur. O sırada İkinci Dünya Savaşı devam etmektedir, İngilizler ve Fransızlar Şam’ı bombalamaktadır. Savaş şartlarında bin bir güçlükle, manevi rehberlikle Nakşibendilikteki Altın Silsile’nin 39. Şeyhi Abdullah Dağıstani’yi bulur.…

Okumaya devam edin Zaman ve Mekânın Ötesinde Şeyh Nazım Kıbrısi

Ada deyip geçme!

Kıbrıs, bugün olduğu gibi Asrı Saadet döneminde de İstanbul'un fethi için çok önemli bir yerde bulunuyordu. Hz. Peygamberimiz bu adanın İstanbul'un fethi için yola çıkan İslam Ordusu tarafından fethedileceğini müjdeledi. Ümmü Haram dahi bu sefere katılabilmek için Hz. Peygamberimizden dua etmesini istedi. Neticede kocası Ubade bin Samit ile bu sefere katılan Ümmü Haram, Larnaka yakınlarında bineğinden düşerek şehid oldu. Bu  fetih seferinin asıl hedefi Konstantiniyye idi ve Hz. Osman (r.a.)'ın hilafeti zamanında tertib edildi. İstanbul'da türbesi bulunan Ebu Eyyub el-Ensari dahi bu seferde bulunmaktaydı. Mucahid YILDIZ Son günlerdeki siyasi gelişmeler göz önüne alındığında, Akdeniz'de yüzyıllar boyu bizim olan adaların ne kadar büyük bir stratejik ehemmiyeti…

Okumaya devam edin Ada deyip geçme!