Bir Facianın Hikâyesi veya Tilki Hâlâ Ayakta

Cemil Meriç çok büyük bir gayretin ve azmin tecessüm etmiş hali. Hayatı boyunca hakikatin peşinde koşturmuş bir çilekeş denebilir onun için. Bu çileli yol yürüyüşün semerelerini kendisinden sonraki nesillere bıraktığı apaçık bir hakikat. Biz de ardında bıraktığı bu birikimden faydalanma nimetine ermiş bir nesil olduğumuz için kendimizi talihli sayabiliriz. Mustafa Nezihi PESEN Kendimizi, kendi hikâyemizi doğru dürüst anlatmayı, hakkıyla ne kelama ne de yazıya dökmeyi çok uzun bir süredir başaramıyoruz. Kendimizle ilgili her işi ve alanı yanlı ve taraflı anlatmaktan kurtulabilmiş değiliz. İstisnalar var ama henüz çoğunluğumuz yanılgı içinde. Debelenip duruyoruz. Yukarda bahsettiğim yanlı ve taraflı olma durumu maalesef kendi yanımızı ve tarafımızı tutacak şekilde…

Okumaya devam edin Bir Facianın Hikâyesi veya Tilki Hâlâ Ayakta

Cemil Meriç Yahut ‘Zihnî İstiklalci’ Bir Aydının Portresi

Cemil Meriç’le kavga edenlerin büyük kısmı, aslında Meriç’le kavga etmiyor: Kimi kendi devrim mitini korumak için, kimi kendi yerlilik hikâyesini parlatmak için, kimi de düşünmeden saf tutmanın konforunu kaybetmemek için. Cemil Meriç bu kavgada bahane. Asıl kavga, düşünmenin bedeliyle. Ve evet: Bu ülkede hâlâ Cemil Meriç konuşuluyorsa, bu bir kriz değil, şanstır. Çünkü bazı toplumlar düşünürlerini müzeye kaldırır. Bazıları ise onlarla kavga etmeye devam eder. Biz ikinci gruptayız. Yani henüz tamamen bitmediğimizin tek işareti de bu zaten. Özcan ÜNLÜ Türkiye’de sağ–sol tartışması yalnızca bir siyasal ayrım değildir; bir dil, bir hafıza ve bir kimlik meselesidir. Bu tartışmanın en çarpıcı tanıklarından biri de Cemil Meriç’tir (12…

Okumaya devam edin Cemil Meriç Yahut ‘Zihnî İstiklalci’ Bir Aydının Portresi

Cemil Meriç ile Yazılmış Bir Gençlik Hikâyesi

Lisede bu cümle beni sarsmıştı. Çünkü “gericilik” o yıllarda bir yafta olarak kullanılıyordu. Meriç kelimeyi ters çeviriyor, içini yeniden dolduruyordu. Üniversitede kendi kitabımın sayfa 80’ini bulduğumda o sarsıntıyı yeniden yaşadım. Bu cümle savunma değildi; bir kavramın haysiyetini iade etme çabasıydı. Sinan ÖZYURT Eğitimci, Yazar Bu Ülke’yi Arayarak Okumak Cemil Meriç’in Bu Ülke’siyle ilk karşılaşmam lisede oldu. Dersimize yeni mezun bir ilahiyatçı olarak giren İhsan Ayal hocamız, neredeyse her derste ondan söz eder, bazı cümleleri özellikle vurgulardı. O cümleler sınıfta havada kalmazdı; zihnimize ve gönlümüze yerleşirdi. Henüz kavrayışımız dar, dünyamız sınırlıydı belki; ama o cümlelerin bir ağırlığı vardı. Bir gün hocamın elindeki Bu Ülke’yi ödünç aldım.…

Okumaya devam edin Cemil Meriç ile Yazılmış Bir Gençlik Hikâyesi

Hür Tefekkürün Kalesi

Cemil Meriç okurları bilirler ki kelimeler üzerinde size tefekkür sofrası açar. Bir bakıma siz kelimeler dünyasının içinde dolaşmaya başlarsınız ve payınıza düşeni alarak yolunuza devam edersiniz. Bir başka okuyuşunuzda ise başka bir cümleyle, kelimelerle sizi alıp diyarlardan diyarlara götürdüğü olur. Böylesi zengin tefekkür sahibi kalem azdır. Recep GARİP Yazar, www.recepgarip.com Türk düşünce tarihinde Cemil Meriç’in hem münzevi hem de bir mütecessis – araştırmacı olarak kendine özgü bir yer edindiği söylenebilir. Döneminden ayıran temel özelliklerini; entelektüel duruşu, okuma disiplini ve eserlerine gösterdiği titizlik üzerinden şu başlıklarla özetleyebiliriz: Cemil Meriç'i çağdaşı olan pek çok aydından ayıran en belirgin özellik, onun ideolojik kalıplara sığmayan hür tefekkür – özgür…

Okumaya devam edin Hür Tefekkürün Kalesi

Cemil Meriç ve Çeviri

Cemil Meriç dil sınırını başarıyla aşmış fakat talihi fiziki sınırları aşmasına imkân vermemiştir. Öğrendiği dilin dünyasında fiilen bulunmamış olan Cemil Meriç, hayat ve kitaplar arasında, gündelik hayatın dili olan Türkçe ile kitapların dili olan Fransızca arasında bir tür linguistik arafta kalakalmıştır. İbrahim DEMİRCİ Aylık edebiyat dergisi Hece, özel sayılarının 19’uncusunu Cemil Meriç’e ayırmıştı. Ocak 2010’da yayımlanan bu özel sayı, Mart 2015’te ikinci baskısını yaptı. Hece, Cemil Meriç için “bir entelektüel tedirgin” sıfatını uygun görmüştü. Cemil Meriç (Reyhanlı 12 Aralık 1916-İstanbul 13 Haziran 1987) hakkında en kapsamlı ve ciddi çalışmalardan birine imza atmış olan Dücane Cündioğlu’nun tercih ettiği sıfatlar, daha farklı oldu: “Bir Mabed Bekçisi, Bir…

Okumaya devam edin Cemil Meriç ve Çeviri

“Babam Cemil Meriç”

Kitabın özünün özü olarak da görebileceğimiz bu hoş hatıra bizlere Cemil Meriç’in inanmışlığını, azmini, zekasını, eş ve baba olarak duruşunu, zarafetini, kitaba ve okumaya duyduğu sarsılmaz bağlılığını, estetik duyarlılığını, kelimelerden inşa ettiği anlam dünyasındaki titizliğini, hafızasını, iradesini ve sabrını gösterir. Bu huzur atmosferi, tefekküre adanmış bir ömrün, Avrupa’dan Asya’ya köprü kuran bir zihnin ve hakikati arayan bir münevverin portresini tüm canlılığıyla ortaya koyar. Nihal PAKIRDAŞI  “Ümit erguvan ağacına çıkıp nefti-yeşil bir kâinatta kaybolmadan önce harabenin duvarından sarkan açmakta olan bir salkımı koparır, koşup babasının yanına gelir. Cemil bey sadece kokusuyla var olan çiçeği, Ümit’in avucundan koklar, derin bir “Ohh” çeker ve “Allahümme salli alâ seyyidina…

Okumaya devam edin “Babam Cemil Meriç”

Düşüncenin Gökkuşağında Bir Yolculuk: Cemil Meriç’i Anlama Çabası

Yazar, özellikle genç kuşakların Meriç’i ya ideolojik bir figür ya da romantize edilmiş bir “yalnız mütefekkir” olarak görme eğilimine karşı, onu metinleri üzerinden yeniden okumayı teklif eder. Bu yönüyle kitap, bir tanıtım çalışmasından çok bir “okuma rehberi” işlevi görür. Melike Nur COŞKUN                                                                                                            Mustafa Armağan’ın kaleme aldığı Cemil Meriç: Düşüncenin Gökkuşağı, yalnızca bir biyografi denemesi değil; aynı zamanda bir fikir adamını anlama ve anlamlandırma teşebbüsüdür. Armağan bu eserinde, Cemil Meriç’i kronolojik bir hayat hikâyesi içinde sunmaktan ziyade, onun düşünce evrenini katman katman açmayı hedefler. Eserin temel amacı, Cemil Meriç’i sloganlara indirgenmiş bir “alıntı yazarı” olmaktan çıkarıp, onu kendi bütünlüğü içinde değerlendirmektir. Armağan, Meriç’in düşünce dünyasını…

Okumaya devam edin Düşüncenin Gökkuşağında Bir Yolculuk: Cemil Meriç’i Anlama Çabası

Konuşan Bir Zihinle İlk Karşılaşma:

Cemil Meriç Konuşuyor Üzerine Okuru ikna etmeye çalışmaz, onu sarsmaya ve uyandırmaya çalışır. Belki de yeni neslin ondan rahatsız olmasının sebebi tam olarak budur: Cemil Meriç gerçeklik ile okurun karşısına çıkar ve düşün der. Her şeyi olduğu gibi kabul etme, düşün, araştır. Betül ZEYREK Günümüzde yeni nesil gençlerin ismini duymadığı, duyup tanımadığı, hatta tanımak istemediği; kimi zaman da gözlerine batan bir isimdir Cemil Meriç. Peki neden? Neden fikirleri bu kadar rahatsız edicidir yeni nesil için? Bu soruya net, tek bir sebep göstermek zor. Belki de Cemil Meriç, çağın hızına ayak uydurmayan cümleleriyle; düşünmeyi erteleyen değil, zorunlu kılan tavrıyla rahatsız ediyordur okurunu. Ben bu sorunun kesin…

Okumaya devam edin Konuşan Bir Zihinle İlk Karşılaşma:

Beğendin mi Buradayım

Hayatın sarp yokuşlarında kaybolduğumuzda, yalnızlığımıza ilaç olacak, bizi görecek olanın, Yaradan olduğu hatırdan çıkarılmamalı. Böylelikle yalnızlığımızın da bir anlamı olduğu idrak edilecektir. Fânî olan dünyada Yaradan’ın varlığı hatırlandıkça yalnızlık kavramı da anlamını yitirecektir. Öznur Görür Kısar   Modern zamanların insanları olarak zâhirî ve bâtınî yönlerimiz arasında dikkat çeken uçuruma şahit oluyoruz. Bu durum nasıl ve hangi argümanlarla açıklanabilir sorusunu sorguluyoruz çoğu zaman.   Modern insan içsel yanlarını zenginleştirmekten kaçınırken görünen cismanî yönünü parlatmaya, cilalamaya yönelik yaklaşımlar içerisinde olmayı tercih ediyor. Fizikî yönüne yatırım yapmayı, bunu hayatının neredeyse merkezine koymayı önceliyor. Bu yönüyle dış dünyadan kabul gördüğü düşüncesi ve algısı ile hayatını şekillendiriyor. Kendilik algısı tam…

Okumaya devam edin Beğendin mi Buradayım

Ölmeye Yüzümüz Olsun!

Bazen durup kendime bakıyorum. Ben de yüzümü yokladığımda kaçtığım bakışları, ertelediğim minneti, susturduğum vefayı hissediyorum. İşte o an, ele güne değil; insanın kendi vicdanına çıkacak yüzünün kalmamasından korkuyorum. Cemal BALIBEY İnsanın yüzü neden tutmaz? “Yüzüm tutmuyor!” dediğimizde aslında neyi söylemek, neyi itiraf etmek isteriz? Bu söz, basit bir çekingenliğin ya da anlık bir mahcubiyetin çok ötesinde bir anlam taşır. Daha derinde, insanın kendi vicdanıyla kurduğu sessiz ama sarsıcı bir muhasebenin ifadesidir. Çünkü "yüz tutmak", yalnızca birine bakabilme cesareti değil; aynı zamanda kendimizle yüzleşebilme halidir. Yapamadıklarımız, ertelediklerimiz, eksik bıraktığımız vefalar, zamanında söylenmemiş teşekkürler ya da geç kalınmış özürler durur bu hissin arkasında, İnsan "yüzüm tutmuyor" derken…

Okumaya devam edin Ölmeye Yüzümüz Olsun!