Babanın Batıda Kaybolmayan Oğlu
Doğuya dönüş hikâyesi ve güzergâhı, tam da kendisine yakışır bir gizem taşır. Yüzünü doğuya çevirmesini sağlayan, o yönden sızan huzmeler miydi acaba? Yoksa garptaki tecessüsünün kulağına fısıldadığı bazı istişraki veriler mi? Bu soruların önemi yok, çünkü o pergelinin sabit ucunu vicdanına batırmış bir fikir gezgini. Derdi hakikat. Hür düşünce râhında yürürken yönlerin ve mesafelerin ne önemi olabilirdi ki onun için? Lakin aidiyet olarak hiçbir zaman ‘bu ülke’li kalmayı ihmal etmedi. Kemal Mansur Cemil Meriç, düz cümlelerle anlatılabilecek bir adam değildir. Zira stabil, sıradan ve elindeki kelimelerle iktifa eden bir düşünce esnafı olmadı asla. Kendine kılavuz eylediği delişmen bir tecessüsün peşinde seğirtti durdu şark ile garbın…
