Bir Meta Olarak Ev

Mimarlık tarihi boyunca çok farklı ev tipolojileri ve kurgularıyla çalışılmış ama temelde ev, hep içe dönüklüğü ve mahremliği ile öne çıkmış. Evinde olan bir kişi, konfor alanındadır, güvendedir. Peki bu ev, bir metaya dönüşürse nasıl olur? Elif Sena IŞIK Mimar “Modernlikle birlikte mimari üretim sokaklardan fotoğraflara, filmlere, basılı yayınlara ve sergilere kaydı. Bu kaymaya paralel olarak duvarlardan ziyade imgelerle tanımlanan yeni bir mekân kavrayışı ortaya çıktı. Modernlik, böylece mahrem olanın kamusallığı haline geldi.” diyor Colomina, Mahremiyet ve Kamusallık kitabında. Mahremiyet de kamusallık da çok genel ve her alanda üzerine bir şeyler konuşulabilecek konular. Fakat mimari ile kesişimleri düşünüldüğünde çok da farkına varmadığımız, sanki hep varmış…

Okumaya devam edin Bir Meta Olarak Ev

Türk-İslam Medeniyetinde Şehir

Şehir ile medeniyet kavramı arasında doğrudan bir ilişki vardır. Şehir, insan tasavvurunun bir ürünüdür. İnsanların yaşama dair ihtiyaçlarını karşılama arzusu, ahlakî, hukukî, kültür, sanat dahil olmak üzere maddi ve manevi tüm dünya görüşünün fiziki alana yansımasıdır. Süleyman KIZILTOPRAK Prof. Dr., Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tarih Bölümü Türk-İslam medeniyetinde şehir ifadesini karşılayan başlıca üç kelime vardır: Şehir, kent ve medine. Türkçede ise yoğun olarak kullanılan ve Farsçadan geçen iki kelime, şehri ifade eder; şehir ve kent.  Kent ve şehir kelimesi; sözlük anlamı olarak eğitim, yönetim, ticaret ve sanayi gibi merkezlerin çevresinde oluşan konutlarla çevrili büyük yerleşim merkezlerini ifade ediyor. Şehir ile medeniyet kavramı arasında doğrudan…

Okumaya devam edin Türk-İslam Medeniyetinde Şehir

İzlerin Yansıması: Ev, Şehir ve Mekân

Bireylerin mekân düzeyindeki temsili, konutlardır. Dolayısıyla şehirler de toplumları temsil eder. Şehir; boşluk, mekân ve canlılardan meydana gelen heterojen bir kavramdır. Onu oluşturan elementler var oldukça değişmeye devam eden, toplumsal hayatın fiziki temsilidir. Zehra Betül SUNER Mimar Boşluk, kapsayıcı ve uçsuz bucaksızdır; tanımlayabileceğimiz bir niceliği bulunmaz. “Boşluğun tam ortası”, “boşluğun arkası” bir tanım değildir. Boşluğu tanımlayabilmek için bir referans noktasına ihtiyacımız vardır. Boşlukta bir küp düşünelim. Artık bu boşluk, küpün varlığıyla tanımlanabilir hale gelir. Küpün arkası, küpün önü, küpün altı, küpün üstü, küpün içi… Uzaklık, yükseklik, ölçek gibi kavramlar artık anlam kazanır. Böylece boşluk; küpün varlığıyla tanımlanmış, sınırlandırılmış ve özelleştirilmiş olur. Bu özelleşmiş boşluk ise…

Okumaya devam edin İzlerin Yansıması: Ev, Şehir ve Mekân

Kültür ve Estetik: Türk-İslam ve Japon Mimari Anlayışları

Düzensizlik deyince pek çoğumuzun aklına karmaşa ve uyumsuzluk gelir. Ancak Japon estetiğinde doğadaki asimetri, her şeyin yerli yerinde olmasıyla birebir alakalıdır. Aslında bu anlayış aklımıza Merkez Efendi’nin her şeyi olduğu gibi bırakma anekdotunu akıllara getiriyor. Zira, aşırı müdahale ve kusursuzluk gerçekten de sanatı da sanat eserini de yapaylaştırmıyor mu? Sevde ÖZTÜRK İbn Haldun Üni., Sosyoloji Bölümü Doktora Öğrencisi Todaiji Mimari ve mekanı daha geniş bir çerçevede düşündüğümüzde, bizlere teknik anlamının dışında bir şehirde, ülkede ve evrende nasıl yaşayacağımız konusunda fikirler verdiğini görürüz. Her ne kadar somut olarak bir mekandan veya müesseselerden söz açsak da kendimizi çok daha aşkın ve soyut sorular sorarken buluruz. İnşa etmek…

Okumaya devam edin Kültür ve Estetik: Türk-İslam ve Japon Mimari Anlayışları