Dönem Müziği mi, Dönemin Müziği mi?

İslamî kimliğin 1980’lerden sonra artan kamusallığı ve yaşanan hızlı toplumsal değişimi anlamlandırma ve toplumsal üretimin “İslamî”sini üretme arayışları, pek çok kavramın tartışılmasına sebep olmuştur. Adem CEYLAN Adı konulamadı ilkin. Kimilerine göre “yeşil pop”, kimilerine göre “İslamî müzik” kimilerine göre ise “İslamî özgün müzik” olmalıydı adı. Adı olmayanın türü nasıl olsundu! Hem yapanları hem tanımlayanları türünü tespitte mutabakata varamadı. Kimileri onu popüler bir müzik türü olarak gördü. Nasıl görmesindi! Literatüre sadık kalmak isteyenin sığdıracağı bir başlığa benzemiyordu. Kimileri onu aslında bir müzik bile kabul etmiyordu. Ezgi mi marş mı tartışması bir yandan sürerken protest bir ruhtan beslendiğinden mülhem “protest müzik” diyenleri oldu. “Alt sınıfların kente ve…

Okumaya devam edin Dönem Müziği mi, Dönemin Müziği mi?

Şarkı-Türkü-Ezgi

Dilden dökülen sözlere, meşhur şiirlere besteler yapılmaya başladı. Bu çalışmalar kimi zaman taklit, kimi zaman özgündü. Bu özgün olan sözlere ve bestelere bir isim koymak gerekiyordu. Yukarıda zikrettiğimiz endişelerden dolayı sakınma vardı. Yusuf ÖCALAN İnsan, konuşan varlıktır. Düşüncesini, bilgisini kelimelere yükleyip anlamlı cümleler kurarak ifade eder. Bu uzayıp giden cümlelerin kolayca anlaşılması için isimler koyar, bir kavram oluşturur ve zihinlerde kolayca yer bulup anlaşılmasını sağlar. Müzik dünyasında bizim kuşak için (1980 sonrası İslami bilinçlenme dönemini yaşayan gençlik) duyduğumuz isimlerden hareket edip bir akış oluşturarak durum değerlendirmesi yapmaya çalışacağım. Batı Müziği: Tamamen Batı tarzı ve yabancı dilde söylenen müzik. Ecnebi müzik, yabancı müzik. Uzak durduk, öteki…

Okumaya devam edin Şarkı-Türkü-Ezgi

İbrahim Metin Uğur ile “Türkistan’dan Anadolu’ya Göçen Türk’ün Sesi: Rebâb”

Çellist ve Rebâbzen İbrahim Metin Uğur Tarsus’ta doğdu.  Beş-altı yaşlarında babasının (tânbur gibi) çaldığı bağlamayla tanışarak müziğe adım attı. Daha sonra öğretmen olan büyük ablasının çaldığı keman sazına yöneldi. İlk gençlik yıllarında bir motor tamiri ustası olan Habib Karpuzoğlu’ndan ilk nota bilgilerini öğrendi. Bestekâr İsmail Baha Sürelsan'ın otuz üç kişiden oluşan grubunun üyelerinden Kanuni Abdulhafız Konaç'dan mûsikî nazariyatı, klasik tavır ve üslup dersleri aldı. Daha sonra Rebâb sazıyla tanışarak, bu sazla bir ömür sürecek irtibatı başlamış oldu. 1987-1996 yılları arası TRT Erzurum Radyosu'nda, 1996-2018 yılları arasında ise TRT İstanbul Radyosu'nda çello sanatçısı olarak görev yapmış ve buradan emekli olmuştur. Sanat anlayışını, klasik tavır ve üslubunun…

Okumaya devam edin İbrahim Metin Uğur ile “Türkistan’dan Anadolu’ya Göçen Türk’ün Sesi: Rebâb”