Derin Bilgi ve Kültür Hazinesi Sahibi Bir Kahraman: Cemil Meriç

Millet bu kahramanların kaleminden damlayan mürekkeple boyanmadıkça, yoldaki eli silahlı kahramanlarını tehlikelerden koruyamaz. Ferman KARAÇAM Milletlerin asıl kahramanları çoğu kez, elinde silah yerine kalem tutar. Kalem kahramanları milletin yürüyeceği yolu gösterir. Yolun çakılını, taşını, yokuşunu, inişini, engellerini, keskin dönemeçlerini haber verir. Yol üzerinde ansızın hangi noktalardan eşkıya geleceğini ya da heyelan olabileceğini, tehlikelerini haber verir. Millet bu kahramanların kaleminden damlayan mürekkeple boyanmadıkça, yoldaki eli silahlı kahramanlarını tehlikelerden koruyamaz. Cemil Meriç bu milletin; kalemini mürekkep yerine, “ciğerindeki kana batırarak yazan” kahramanlarından biridir. Onu yeteri kadar okuyamadık. Onu gereği gibi anlayamadık. Bu sebeple de uzun yıllardan beri sürekli “yol kazalarımız” bitmiyor. Hâlbuki Cemil Meriç geçmişimizin, halimizin ve…

Okumaya devam edin Derin Bilgi ve Kültür Hazinesi Sahibi Bir Kahraman: Cemil Meriç

Münzevi Bir Entelektüel: Cemil Meriç

Osmanlıyı iyi analiz eden bir sosyolog, milli ve manevi değerleri doğru anlayan iyi bir düşünür ve bilim adamıdır. Meriç, ülkemizde yeterince tanınmamış bir aydındır. Bugüne kadar biyografisi ve eserleri üzerine yapılan çalışmalar ancak “mukaddime” sayılabilir. Geniş ufku, fikirleri ve düşünce fayları üzerinde daha derinlikleri çalışmaları hak ediyor. Yaşadığı sürece ırk, dil, din ayrımı yapmadan -bu bakış Osmanlıdan ödünçlemedir- entelektüel bir birikimle hayata bakan Meriç, bizlere ciddi bir miras bırakmıştır. Salih Uçak Prof. Dr., Gürcistan Üni., T. C. Tiflis Büyükelçiliği  “Bu ülke, kendini inkâr edenlerin değil; kendini arayanların ülkesidir.” Cemil Meriç Modern çağ insana kronolojiyi öğretti; fakat insanı, insanın hakikatini öğretmedi. Zamanı yirmi dört saate ayıran…

Okumaya devam edin Münzevi Bir Entelektüel: Cemil Meriç

Cemil Meriç’in Zihin Aynasında ‘Dil’ Yansımaları: Düşüncenin Malzemesi Olarak Kelime

Oysa düşüncenin berraklığı, dilin doğruluğundan geçer. Ona göre dilin estetik bir boyutu da vardır. Kelimeler sadece seslerden örülü birer yapı değil aynı zamanda hislere uzanan, dokunan şiirsel tınılardır. Dil, yalnızca düşünceyi değil, duyguyu, ritmi, iç ahengi de taşır. Meriç'in cümlelerinde bu musikiyi duymak mümkündür: ağır ama berrak, derin ama akıcı bir ses düzenidir. Hanifi VURAL "Dil imandır, ahlaktır, felsefedir, dünya görüşüdür.Haysiyetimiz, namusumuz kelimelerin mutlak olarak muhafazasına bağlıdır."Cemil Meriç Ontolojik konumu itibariyle dil, insanın hem varlıkla hem de kendi iç dünyasıyla kurduğu en derin bağdır. İnsan, dünyayı diliyle görür/duyar/anlatır, düşüncelerini diliyle biçimlendirir. Düşüncenin dilden bağımsız var olup olamayacağı sorusu güncelliğini her daim sürdürmektedir. Sezginin, imgenin, duygunun…

Okumaya devam edin Cemil Meriç’in Zihin Aynasında ‘Dil’ Yansımaları: Düşüncenin Malzemesi Olarak Kelime

Araftaki Kaçak: Cemil Meriç

Cemil Meriç, Batı’yı tanıtarak sevdiren, sonra kavratarak uzaklaştıran; bu arada bize kendi dünyamızın inceliklerini keşfettiren mütefekkir. Mustafa ÖZEL Dr. Cemil Meriç’e dair ilk ‘edebî’ değerlendirmemi Bu Ülke’nin 20. yılında Mustafa Kutlu’ya yapmıştım (Dergâh, Ocak 1994.) Bu yazı, o ilk sözlerimin kısa bir tefsiri olsun. İfadem şuydu: Cemil Meriç, gözlerini Paris’te kaybedip Konya’da dünyaya açan çilekeş. “Dünyamıza” diyemiyorum, zira bütün çırpınışlarına, olağanüstü inanma gayretine rağmen Araf’tadır üstad. Müslümandı tabii, ama kitaptan çok tarihe bağlanan bir Müslüman. Osmanlı tecrübesi onun için tarihin sonu idi, beşer düşüncesinden çok eyleminin şahikası. (Onun için şiirimizi Yahya Kemal’le bitiriyordu. Kuğunun son şarkısıydı o.) Batı’yı seviyordu, Batı’ya düşmandı. Her halükârda onu çok…

Okumaya devam edin Araftaki Kaçak: Cemil Meriç

Cemil Meriç’in Metaforik/Mit(oloj)ik/ Sembolik Dili

Cemil Meriç tanınmış pek çok edebi eseri de zaman zaman sembol olarak kullanır. Bunlar arasında Yogi ve Komiser adını anabiliriz. Yogi ve Komiser, Arthur Koestler’in üç bölüme ayrılmış denemelerinden oluşan bir derlemedir. Meriç, bu kitaba da çok atıf yapar. Koestler’in bu kitabı sembolik iki figür üzerinden dünyayı yorumlar. Şaban SAĞLIK Prof. Dr., FSMVÜ Eğitim Fak. Öğretim Üyesi                                                                                                                     “İslamiyet Süleymaniye’de kubbe, Itri’de nağme, Baki’de şiir." Cemil Meriç Türkçenin Şiir Hali Halit Ziya Uşaklıgil meşhur romanı Mai ve Siyah’ta “dil”i insana benzetir ve der ki: “…bir dil ki sanki baştan başa bir insan olsun.”[1] Uşaklıgil’in bu benzetmesinden hareketle biz de şunu söyleyebiliriz: Nasıl ki insanın ciddi olmak,…

Okumaya devam edin Cemil Meriç’in Metaforik/Mit(oloj)ik/ Sembolik Dili

Cemil Meriç ve Bir Arayışın Münzevi İşçisi

Cemil Meriç, 1955 yılında görme yetisini tamamen kaybetmiş ancak bu durum, onun üretimini durdurmamış; aksine sözlü örgütleme ve dikte ile çalışmalarını biteviye sürdürmüştür. O, “yerel tefekkürden evrensel düşünceye” geçişi önemseyen bir düşünür olarak kendi coğrafyasının, tarihinin ve kültürünün bilinmesi gerektiğinin altını çizmiş ve bununla birlikte dünya ölçeğinde düşünmenin de şart olduğunu vurgulamıştır. Temel HAZIROĞLU                                                                                                                  Cemil Meriç, Cumhuriyet dönemi aydınlarından biri olarak son derece önemli ve özel bir yere sahiptir. O ne solun saldırı ve aforozlarından korkmuş ne de sağın sinikliğinin ve durağanlığının etkisinde kalmıştır. Kelimenin tam manasıyla iktidar ve güç odakları da dahil her türlü sosyal, siyasal ve grupsal eleştirilerini cesurca yapmaktan geri durmamıştır.…

Okumaya devam edin Cemil Meriç ve Bir Arayışın Münzevi İşçisi

Düşünmeye Bir Çağrı: Cemil Meriç’in Düşünsel Serüveni ve İslam’a Yaklaşımındaki Değişimler

Bir bütün olarak yazdıklarına bakıldığında, ağırlıklı olarak dinine, vatanına ve toplumuna bağlılığını vurgulayan bir düşünce geliştirdiği görülür. Dine bakışındaki dıştan ve eleştirel yön ile daha sonraki dönemlerde geliştirdiği içten ve sahiplenici yön okuyucu açısından bir tezat gibi görünse de Meriç açısından kendi düşüncesi bir bütün olarak bir düşünme faaliyeti ve bir arayışı temsil eder. Muhammet ÇELİK Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fak. Hatay'da bir Fransız lisesinde, son sınıfta ise Pertevniyal Lisesi'nde okuduktan sonra İstanbul Üniversitesi'nde Felsefe ve Fransızca okuyan yazar, eleştirmen, düşünür ve çevirmen Cemil Meriç, lisede öğretmenlik, üniversitede okutmanlık ve uzun yıllar çevirmenlik yapmış, sosyalist olduğu yıllarda idamla yargılanmış, 1955'te görme yeteneğini kaybetmesine rağmen yakınları…

Okumaya devam edin Düşünmeye Bir Çağrı: Cemil Meriç’in Düşünsel Serüveni ve İslam’a Yaklaşımındaki Değişimler

Cemil Meriç’in Roman Türü ve Bazı Romancılar Hakkındaki Görüşleri

Yine romanın içinde doğduğu toplumla ilgisinden söz ederken “Romanın burjuvazi ile doğduğunu söylerler. Şark’da burjuvazi yok. Roman da burjuvazimiz gibi temelsizdir önceleri. Başka bir târihin, başka bir coğrafyanın, başka bir toplumun eseri. Daha dişi, daha kaypak, daha geveze bir toplumun.” diyecektir. Bu nedenle bizde ortaya çıkmayışı normaldir. “Osmanlı kendini îmanda ve aksiyonda gerçekleştirir. Gevezeliği vakarına yakıştırmaz. Teşhir etmez yaralarını. Hikâyeleri, ya bir kahramanı ebedîleştirir, bir nevi destandır, ya da bir ahlâk dersi verir, yani zamanın ve coğrafyanın dışındadır." Mahmut BABACAN Dr. Öğr. Üyesi, Marmara Üni.                Cemil Meriç romana dair farklı yazılar içinde yer yer ilginç tespitlerde bulunur. Beğendiği ve okudukları onu eleştirel bakmaktan uzaklaştırmaz.…

Okumaya devam edin Cemil Meriç’in Roman Türü ve Bazı Romancılar Hakkındaki Görüşleri

Cemil Meriç’le Hâfız, Goethe ve Divanı Üzerine

“Divan’a dönelim..” diye devam ediyor Üstad o nefis Türkçesiyle: “Bir mektubunda şöyle der Goethe: “İslam dini, İslam mitolojisi, İslam gelenekleri yaşama uygun düşen bir şiir ilham ediyor bana: Allah’ın -sırrına varılmaz- iradesine teslimiyet, dünyanın bir karar üzre durmayan yaşayışı karşısında rindâne bir tavır, iki dünya arasında yalpa vuran sevgi, saflaşan ve bir mecazda ifadesini bulan gerçek.. Bir ihtiyara yetmez mi bütün bunlar?”[1] Adem TURAN Düşünce dünyamıza yeni kapılar açan, Doğu’yu olduğu kadar Batı’yı da aynı ciddiyetle dikkate almamızı sağlayan önemli bir isimle yürümeye çalışacağız bugün: Üstad Cemil Meriç’le… Önce 5 kişiyle başlıyoruz yürümeye; sonra 7 oluyoruz, on dakika sonra da 12’ye ulaşıyor sayımız. “Tamam.” diyor…

Okumaya devam edin Cemil Meriç’le Hâfız, Goethe ve Divanı Üzerine

İdrak Ufkumuzu Aydınlatan Adam: Cemil Meriç

Cemil Meriç, Sezai Karakoç, Necip Fazıl gibi kalem ve gönül ehli güzel insanlar görevlerini büyük ölçüde tamamlayıp bizim gönül labirentlerimize ışık tutacak eserler verip gittiler. Dolayısıyla bizim neslimizin üzerindeki tesir ve faydaları sayılamayacak kadar çoktur. Rabbim yazdıklarını kendilerine sadaka-i cariye olarak kabul etsin, kabirlerini ve ahiretlerini aydınlatsın. Mülayim Sadık Kul Besmele, hamdele ve salveleden sonra. Cemil Meriç deyince aklımıza ne gelir? Tarihçi, sosyolog, Batı-Doğu uzmanı, modern görüşler ve kadim medeniyetler hakkında söz sahibi, romancı ve edebiyatçı, kendi çağını bilen ve gelecek hakkında sağlıklı öngörülere sahip büyük bir düşünür. Son dönemde gözlerinin feri biterken tüm gönül ve fikir dünyamızı aydınlatacak kadar geniş ufka sahip bir entelektüel.…

Okumaya devam edin İdrak Ufkumuzu Aydınlatan Adam: Cemil Meriç