Kuzey Kıbrıs’ta Din Eğitimi: Hafıza, Kimlik ve Gelecek Arasında Bir Yolculuk

Kuzey Kıbrıs’ta din eğitimi üzerine düşünürken, anavatan Türkiye ile paylaşılan bu ortak hafızayı yok saymak yerine, onu yerel ihtiyaçlar ve toplumsal tecrübelerle birlikte yeniden ele almak gerekir. Çünkü bu bağ, din eğitimine hazır kalıplar sunmaktan çok, ona yön duygusu ve anlam derinliği kazandıran bir arka plan işlevi görür. Ahmet KOÇ Prof. Dr., İstanbul Üni. İlahiyat Fak. Kuzey Kıbrıs’ta din eğitimi üzerine düşünmek, bu toprakların biriktirdiği tecrübelerle bugün arasında kurulan sessiz ama derin bir bağa kulak vermek gibidir. Adanın Müslümanlar tarafından fethedilmesi ve bu fetih sırasında başta Ümmü Haram binti Milhân (Hala Sultan) olmak üzere pek çok sahabînin bu topraklarda medfun olması, Kıbrıs’ta İslam’ın ve dinî…

Okumaya devam edin Kuzey Kıbrıs’ta Din Eğitimi: Hafıza, Kimlik ve Gelecek Arasında Bir Yolculuk

Eğitimle Yeşeren Umutlar, Yokluktan Varlığa Bir Eğitim Hikâyesi: Kıbrıs Yakın Doğu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi

Kıbrıs, zorun kolay; kolayın zor olduğu bir coğrafyadır. Her hafta onlarca hocanın farklı şehirlerden uçarak geldiği bu adada, dünyanın dört bir yanından gelen öğrencilerle benzersiz bir tecrübe yaşanıyordu. Lefkoşa’nın dingin havası ve kendine yeten kampüs hayatı, hocalar için yalnızca ders verdikleri değil; zihnen de dinlenerek asıl görev yerlerine döndükleri bir durak oluyordu. Onca yol ve zahmete rağmen öğrenciler, onları büyük bir tutkuyla dinliyor; adeta Hızır’ı bulmuş Musa gibi izlerini sürüyorlardı. Ahmet Erhan ŞEKERCİ Prof. Dr., İstanbul Üni. İlahiyat Fak. İlk defa İstanbul’u fethetme arzusuyla Hz. Muaviye döneminde seferlerin düzenlendiği, 1571 yılında Osmanlı’nın Peygamber Efendimizin halazadesi Ümmü Haram binti Milhan’ın (Hala Sultan) kabri şerifinin yıkıldığı iddiasıyla…

Okumaya devam edin Eğitimle Yeşeren Umutlar, Yokluktan Varlığa Bir Eğitim Hikâyesi: Kıbrıs Yakın Doğu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi

Kıbrıs Türk Tiyatrosu Üzerine

Dönemin mutasarrıfı Veyis Paşa da tam bir Namık Kemal hayranıdır. Onun şiirlerini okumuş ve hatta ezberlemiştir. Bu nedenle mutasarrıf, Namık Kemal’i zorlamayarak ona birçok haklar tanımıştır: Mağusa içinde gezebiliyor, tavla ve kebap partileri verebiliyor, Lefkoşa’ya gidebiliyor, çeşitli kültür ve sanat toplantılarına katılabiliyor, birçok yazar ve şairle sohbet edebiliyor ve konferanslar verebiliyordu. Böylece Kıbrıs Türk aydınlarına hem siyasi hem de edebi düşüncelerini aşılayarak onların fikir dünyalarının zenginleşmesine katkı sağlıyordu. Hakan YOZCU Araştırmacı-Yazar, Gazimağusa KKTC            Eski Yunan’da “seyircilerin oturduğu yer” anlamına gelen tiyatro, “hayat olaylarını sahnede canlandırma sanatıdır; insanı insana, insanla anlatma sanatı” olarak tanımlanmaktadır.  Tiyatro, pek çok diğer sanat dalı gibi dinî törenlerden doğmuş, zamanla…

Okumaya devam edin Kıbrıs Türk Tiyatrosu Üzerine

Kıbrıs ve Anadolu İlahilerinin Sosyo-Kültürel Bağlamda Biçim ve İçerik Açısından Karşılaştırılması

Anadolu’da ilahi denince akla ilk gelen isim Yunus Emre’dir. Yunus Emre, duygu ve düşünce dünyasıyla biz Müslüman Türklere yüzyıllar öncesinden bir ses, bir nefes olmuştur. Mustafa Tatcı’nın ifadesiyle Yunus Emre, İslâm tasavvufundaki “varlığın birliği” ile ilgili düşünceyi derinden kavrayıp yaşamış olan büyük bir gönüldür. Bu Rabbani ilhamla bütün insanlığı Allah aşkına, kardeşliğe, merhamet ve şefkate davet ederek insan olmanın, kendini bilmenin, Hakk’a ulaşmanın şartlarını ve yollarını anlatmıştır. Emine ÖYKÜN Halk Bilimi Uzmanı, Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni            Kıbrıs’ın Anadolu ile olan siyasi, ekonomik ve tarihsel bağlarının yanında çok önemli olan bir de sosyo-kültürel bağları vardır. Bunların önemli bir kolunu da edebiyat oluşturmaktadır. Biz, makalemizde…

Okumaya devam edin Kıbrıs ve Anadolu İlahilerinin Sosyo-Kültürel Bağlamda Biçim ve İçerik Açısından Karşılaştırılması

Kıbrıs’ta Tiyatro Kültürünün Gelişimi

Namık Kemal’in 1873’te Kıbrıs’a gelişiyle birlikte, Ada’da düşünce tarihi, edebiyat, modern şiir ve modern tiyatro alanlarında yepyeni bir sayfa açılmıştır. Bu nedenle, Namık Kemal’i Kıbrıs kültür tarihi için bir yol açısı olarak görebiliriz. Çünkü Namık Kemal, Kıbrıs’ta kaldığı otuz sekiz ay boyunca, hem edebiyat, şiir, tarih ve tiyatro türlerindeki eserlerini yazmış; hem de rol model olmuştur. Ertuğrul AYDIN “Dünya, büyük bir tiyatro sahnesi gibidir.” William Shakespeare  Kıbrıs’a XVI. yüzyılda Anadolu’nun değişik yörelerinden gelen insanlar, beraberlerinde başta Karagöz olmak üzere pek çok sözlü kültür değerlerini de getirmişlerdir. Kıbrıs’ta Karagöz ve orta oyunu, yüzyıllar boyunca Kıbrıs Türk halkının başlıca eğlence sanatıdır. Karagöz ve orta oyunu dışında; saz…

Okumaya devam edin Kıbrıs’ta Tiyatro Kültürünün Gelişimi

Doğu Akdeniz’in Vakıf Kapısı: Kıbrıs, Kudüs ve İslam Coğrafyasının Sessiz Eşiği

Osmanlı hukuk düzeni içinde vakıf, mülkiyetin en yüksek biçimidir. Bir toprak vakfedildiğinde artık beşerî mülkiyetin değil, ilahî tahsisin konusu olur. İbn Âbidîn’in Reddü’l-Muhtar’ında açıkça belirttiği gibi vakıf “Allah’ın mülkü”dür ve ne sultan ne de toplum onu kendi tasarrufuyla devredebilir. Kıbrıs’ın fethinden sonra Ebussuud Efendi’nin fetvaları doğrultusunda adanın geniş kesimleri vakıflaştırılmış olduğunu, camilerden tarım arazilerine kadar uzanan bir gelir ağı Kudüs, Şam ve İstanbul’daki büyük İslam vakıflarına bağlanmış olduğunu görüyoruz. Zehra TUNÇ Kıbrıs, modern siyasal söylemde çoğunlukla bir ada devleti, bir etnik ihtilaf alanı ya da Doğu Akdeniz enerji rekabetinin bir unsuru olarak tanımlanır. Fakat İslam düşüncesinin tarihsel ve normatif haritasında Kıbrıs, bu yüzeysel kategorilerin çok…

Okumaya devam edin Doğu Akdeniz’in Vakıf Kapısı: Kıbrıs, Kudüs ve İslam Coğrafyasının Sessiz Eşiği

Osmanlı’nın Parmağındaki İnci Yüzük: Kıbrıs

Nasıl ki Medine’ye hicretinde Hz. Peygamberi (s.a.v) evinde misafir eden Eyüp el-Ensârî Hazretleri İstanbul’un manevi önderi ise; yine Hz. Peygamber (s.a.v) süt teyzesi Ümmü Haram’ın evinde istirahatte iken gördüğü müjdeli bir rüya neticesinde Akdeniz’e yapılacak fethe katılması için dua etmiş; Ümmü Haram’da (r.a) Kıbrıs’ın manevi öncülerinden biri olmuştur. Nihal PAKIRDAŞI Anadolu Yarımadası’na yakın bir konumda bulunan Kıbrıs Adası, jeolojik yapı itibarıyla bu coğrafyaya bağlıdır. Türkiye kıyılarına yaklaşık 70 kilometre mesafede yer alan ada, 9251 km²’lik bir yüzölçümüne sahiptir. Doğu Akdeniz’in kuzeydoğu köşesinde yer alan, yüzölçümü bakımından küçük bir ada gibi görünen Kıbrıs, bulunduğu stratejik konum nedeniyle dünya siyasetinde fizikî büyüklüğünün çok ötesinde bir önem taşır.…

Okumaya devam edin Osmanlı’nın Parmağındaki İnci Yüzük: Kıbrıs

Kıbrıs’ın Camilerinde Neler Yapılabilir?

Bu tarz önerileri artırmak, tartışmak ve çeşitlendirmek mümkündür. Esas olan ise turizme yenik düşmüş, mahzun bırakılmış Kıbrıs’ımız ve camilerimiz için bir şeyler yapmak gerekliliğidir. Bazı camilerde gördüğümüz cemaat kalabalıklığı, yurt dışından gelen öğrencilerin varlığı Kıbrıs’ta camilerin böyle bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. Umarım bu yazı ve seyahatimiz vesilesiyle bir şeylerin değişebilmesine bir katkı sunabilmiş oluruz. Burak ÇETİK Seyahat ettiğim çoğu ülkede karşılaştığım temel problemlerden birisi mescitlerin temel fonksiyonundan uzaklaştırılmış olmasıdır. Sadece belli vakitlerde namaz kılınan veya biletle ziyaret edilen mekanlar haline getirilmesi, camiinin ruhuna aykırı bir durumdur. Kıbrıs’a seyahat ederken bu tarz bir durumla karşılaşabileceğimizi düşünmüştük fakat maalesef vaziyet zannettiğimizden daha içler acısıydı. Kıymetli dostum…

Okumaya devam edin Kıbrıs’ın Camilerinde Neler Yapılabilir?

Zaman ve Mekânın Ötesinde Şeyh Nazım Kıbrısi

Şeyh Nazım 1940’ta liseyi Kıbrıs’ta bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi’ne gelerek Kimya Mühendisliği okuyor. Bir yandan da Sultanahmet Camii’nde Cemalettin el Alasuni’den Arapça ve Fıkıh dersleri alıyor. Bu arada Nakşibendi Şeyhi Süleyman Erzurumi’den el alıp derslerine katılıyor. Fakat Hacı Bektaş-ı Veli’nin Yunus Emre’yi Taptuk Emre’ye göndermesi gibi Şeyh Erzurumi ona “senin manevi eğitimin bende değil, ben emanetçiyim, senin anahtarın Şam’da bulunan Abdullah Dağıstani’dedir” diyor. O da üniversite eğitimini yarıda bırakıyor İstanbul’dan yola çıkarak Halep’e ulaşıyor. Ama Şam’a gitmesi zordur. O sırada İkinci Dünya Savaşı devam etmektedir, İngilizler ve Fransızlar Şam’ı bombalamaktadır. Savaş şartlarında bin bir güçlükle, manevi rehberlikle Nakşibendilikteki Altın Silsile’nin 39. Şeyhi Abdullah Dağıstani’yi bulur.…

Okumaya devam edin Zaman ve Mekânın Ötesinde Şeyh Nazım Kıbrısi

Ada deyip geçme!

Kıbrıs, bugün olduğu gibi Asrı Saadet döneminde de İstanbul'un fethi için çok önemli bir yerde bulunuyordu. Hz. Peygamberimiz bu adanın İstanbul'un fethi için yola çıkan İslam Ordusu tarafından fethedileceğini müjdeledi. Ümmü Haram dahi bu sefere katılabilmek için Hz. Peygamberimizden dua etmesini istedi. Neticede kocası Ubade bin Samit ile bu sefere katılan Ümmü Haram, Larnaka yakınlarında bineğinden düşerek şehid oldu. Bu  fetih seferinin asıl hedefi Konstantiniyye idi ve Hz. Osman (r.a.)'ın hilafeti zamanında tertib edildi. İstanbul'da türbesi bulunan Ebu Eyyub el-Ensari dahi bu seferde bulunmaktaydı. Mucahid YILDIZ Son günlerdeki siyasi gelişmeler göz önüne alındığında, Akdeniz'de yüzyıllar boyu bizim olan adaların ne kadar büyük bir stratejik ehemmiyeti…

Okumaya devam edin Ada deyip geçme!