Yazar Hamza Er ile Siz Dünyayı Affeder miydiniz? – Rachel Corrie ile Esma Biltaci’nin Hikâyesi Üzerine Konuştuk

Rachel Corrie, Gazze’nin Refah bölgesinde, bir Filistinlinin evinin yıkılmasına engel olurken, İsrail askeri birimlerine ait bir buldozerin altında can vermişti. Esma da Mısır halkının iradesini hiçe saymış, aynı zamanda abluka altındaki Gazze’nin tek nefes alabildiği Refah kapısını İsrail’in çıkarları doğrultusunda açıp kapatan bir diktatörlüğe karşı direnirken, kurşunlara hedef olmuştu. Filistin, Gazze, Refah aslında onların ortak bir kaderiydi… İnsicam Söyleşiler Kıymetli hocam, eserinizin temel fikri ve çıkış noktası nasıl şekillendi? Bu fikri okuyucuyla buluşturma kararı nasıl alındı? Sınırlı bir ömrü yaşarken, insan kalabilmenin kıymetini bilmemiz gerekiyor; Allah’ın bizleri var ederken üzerimize yüklediği anlama ihanet edilmemeli. Yirmi yılı aşkın bir süredir bu hakikat çerçevesinde yazmaya, söz sarf…

Okumaya devam edin Yazar Hamza Er ile Siz Dünyayı Affeder miydiniz? – Rachel Corrie ile Esma Biltaci’nin Hikâyesi Üzerine Konuştuk

Filistin Topraklarının İşgali: Mısır’dan Çıkış

Siyonizm’in ortaya çıkışından önce Yahudilerin dönüşünü devletle ilişkilendirmek, 16. yüzyıla dek bir Hristiyan ve daha sonra da özgül bir biçimde bir Protestan projesiydi. Elif ATABAŞ Yazar, https://balkandays.blogspot.com/ 1516 yılında, Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı yönetimine giren Filistin toprakları, dört yüz yıl Osmanlı idaresinde kaldı. Tıpkı bugün bu satırları yazdığım ve içinde sinagog, cami ve kiliselerin bir arada bulunduğu ve bu nedenle de “Avrupa’nın Kudüs’ü” olarak anılan Saraybosna’da olduğu gibi, Filistin topraklarında da Hristiyan, Yahudi ve Müslüman halk barış içinde yaşamaktaydı. Bu yüzden de o zamanlar Yahudilerle ilgili bir mesele yoktu. Ta ki Avrupa ve Rusya’dan gönderilen Yahudiler kendilerine ait bir toprak arayışına girinceye kadar. Bugün medya…

Okumaya devam edin Filistin Topraklarının İşgali: Mısır’dan Çıkış

Önce Büyükler Ziyaret Edilir

Meşhed’i ziyaret etmek istediğimizi söyleyince, Bahar Hanım “Neden Türkiye’den buraya gelen her Türk, ilk olarak oraya gitmek istiyor?” kabilinden bir soru sordu. Ali bu soruya, “Bir yere gidildiği zaman önce büyükler ziyaret edilir,” diye cevap verdi. Ben de ilave olarak, “Ölü yahut diri fark etmez,” dedim. Zira bir yerin bugüne bakan yüzü, geçmişteki büyüklerin yapıp ettikleriyle ilintilidir. Zübeyir ŞEKERCİ Yaklaşık iki saatlik yolculuğun ardından terminale varmıştık. İlk önce Üsküp için otobüs bileti almış, sonrasında ise şehrin merkezine doğru yola koyulmuştuk. Priştine, bir başkent havasından oldukça uzak; adeta bir taşra beldesi izlenimi veriyordu. İbrahim Hoca’nın yönlendirmesiyle eşyaları Maarif Vakfı’na bırakıp Meşhed’i ziyaret edecek, ardından şehrin merkezini…

Okumaya devam edin Önce Büyükler Ziyaret Edilir

Sevdik Öyleyse Yine Seveceğiz

İstisnai olarak sevginin ailede solunan bir hava gibi olmadığı durumlarla karşılaşmak da mümkün elbette. Böylesi bir durumda   sevgiyle kendini iyileştirmeye çalışan veya tam tersi, sevgisizliğini son nefesine dek taşımaya gönüllü insanlara da şahit olabiliyoruz. Öznur GÖRÜR KISAR İnsanoğlunun aşina olduğu en güçlü duygulardan bir tanesi sevilme duygusudur. Öyle ki doğmazdan evvel, anne karnındayken yoğun bir heyecan ve sevgiyle bekleniyor insan yavrusu. Dünyaya gözlerini açtığı andan itibaren gördüğü, tattığı, yaşadığı en güçlü duygu sevilmek. Çocukluğu boyunca onun büyüyüp, serpilip gelişmesini sağlayan en önemli faktör sevilme duygusu ve sevgi yaklaşımlarıdır. Gençliğe adımda ise en temel ihtiyacı, en yakınları tarafından koşulsuz bir şekilde sevilmek oluyor. Yetişkinliği boyunca sevilmenin…

Okumaya devam edin Sevdik Öyleyse Yine Seveceğiz

Değer Yoksulluğu, Yetim Ruh Gerçeği

Eskiden yoksulluk, sofrada eksik ekmekti; şimdi yoksulluk, sofrada eksik insan. Aynı şehirde yaşayıp da birbirine yabancı milyonlar... Her gün karşılaşan ama göz göze gelmeyen, yan yana oturup birbirini tanımayan insanlar. Bu yabancılığın ortasında bir çocuk büyüyor. Ailesinden şefkat, öğretmeninden merhamet, arkadaşlarından saygı görmeden. Zira “değer” artık “paha”. Ederi ne kadar merhametin, şefkatin? Kaç para sahi? Zehra TUNÇ Şehrin gürültüsü henüz insan sesine karışmamışken metropolün akşamdan kalma fiyakalı renkleri akmış, yenisi henüz boyanmışken bir kadının gözlerine, bir adamın asık suratına. Dolaplardan yeni maskeler ve anlamsız gülüşler takılmışken yüzlere, yeni bir gün başlıyor, evet. Tanrıdan sağlık, afiyet, hayırlı başlangıçlar da diledik rutin. Kesin. Gün doğmadan daha. Âmin.…

Okumaya devam edin Değer Yoksulluğu, Yetim Ruh Gerçeği

İnanın!

İnsanlığın ortak müktesebatının makbul olması ayrı makul olması ayrıdır. Bazıları hem makul hem de makbul olabilir bittabi. Makbuldür ama “şimdi ve burada”dan bir değerlendirme yapıldığında makul olmayabilir ya da makul görünen, icra edildikçe makbul görülmeyebilir. Mustafa ESER Yazar “Şayet sıfatını bilmezsen, bilirsin ve cahil olursun. Amel edersin ve sende kalan ilmin miktarınca da amelden kesilirsin. Amel edersin sana ârız olan cehalet miktarınca da ameli ter edersin.” Abdülcebbar en-Niferî – Mevâkıf İnsan aklı, akl-ı selim olunca doğru bilginin muteber bir kaynağı, algılayıcısı, taşıyıcısı ve işleyicisi haline gelir. Zaten diğer bilgi kaynakları olan salim duyular ve sadık haber de ancak selim akıl marifeti ile kaynaklık yapmış olurlar.…

Okumaya devam edin İnanın!

Çocuk Yaşarsa İnsanlık Yaşar

"Hiçbir Çocuk Kendi Yarasını Kendi Sarmamalı" İster bombalar ve kurşunlar ile olsun, isterse sistematik bir şekilde açlık veya farklı yollarla olsun çocuğun unutuluşu, yalnızca fiziksel uzaklık ile açıklanamaz. Bu unutuluş, Batı’daki ekranın temsil rejimiyle doğrudan ilişkilidir. Ekran sadece bir teknoloji değil, bir biçimlendirme aracıdır. Acıyı göstermez, acıyı paketler. Çocuğu sunmaz, çocuğu biçimlendirir. Rahmeti taşımaz, rahmeti sansürler. Muhammed Fesih KAYA "Söylesene Vera, çocuklara sıkılan hangi kurşun kahpece değildir?" Numan Arıman “Kelebeklerin bile çocuklardan daha uzun süre yaşadığı bir coğrafyada, size hangi şiiri yazayım?"  Ahmed Arif                                                                                                                            Bu iki cümle, yalnızca birer şiir dizesi değil; insanlığın kendine yönelttiği en yalın ve en yakıcı sorulardır. Çocuk, insanlığın…

Okumaya devam edin Çocuk Yaşarsa İnsanlık Yaşar

İçselleştirilmiş Yoksulluk: Yoksulluk Kültürü

Yoksulluk kültürünün bireyler tarafından içselleştirilmesi, zamanla yoksulluğun normalleşmesine ve sorgulanmamasına yol açar. Bu süreçte birey, yoksulluğu bir kimlik hâline getirir; kendi potansiyelini küçümser, değişim ihtimalini reddeder ve mevcut durumunu kabullenir. Bu durum, yoksulluğun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyolojik bir sorun olduğunu gösterir. Kadir CANATAN Prof. Dr., İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü Yirminci yüzyılda teknolojik ilerlemeler, küreselleşme ve ekonomik büyüme birçok toplumda refah seviyesini artırmış gibi görünse de yoksulluk hâlâ milyarlarca insanın hayatını doğrudan etkileyen temel bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Yoksulluk yalnızca ekonomik bir eksiklik değil; aynı zamanda sosyal dışlanma, fırsat eşitsizliği, psikolojik baskı ve kültürel izolasyon gibi çok boyutlu…

Okumaya devam edin İçselleştirilmiş Yoksulluk: Yoksulluk Kültürü

Yoksulluk Kriterleri ve Türkiye’de Yoksulluk

Türkiye, yoksulluğun azaltılmasında son 25 yılda önemli mesafe kat etti. Ancak salgınlar, savaşlar, göçler, ekonomik krizler, bölgesel ve küresel krizler yoksullukla mücadeleyi olumsuz etkilemiştir. Tarkan ZENGİN Öğr. Gör., Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Yoksulluk, tüm ülkeler açısından mücadele edilmesi gereken bir mesele olarak kabul edilir. Zira bir ülkede sosyal adaleti sağlamak ve sosyal barışı inşa etmek için yoksullukla mücadele etmek ve adil bir gelir dağılımını sağlamak gerekir. Yoksulluk kriterleri ve yoksulluk tanımlamaları kişilere ve kurumlara göre farklılık göstermektedir. Yoksulluk tanımında üzerinde ittifak edilen tek bir tanım olmadığı için çok boyutlu bir yanı da vardır. Ayrıca “yoksulluk algısı” dediğimiz bir kavram var ki kişiler, yaşam şartlarını sübjektif…

Okumaya devam edin Yoksulluk Kriterleri ve Türkiye’de Yoksulluk

Mali Yardımlaşma ve Dayanışma Üzerine Düşünceler

Bize göre din İslam olduğundan, İslam Allah tarafından gönderildiğinden insan ve toplumun ihtiyaçlarını dikkate alan ve bunları gideren emirler ve yasaklar konmuştur. Ahlak da büyük ölçüde din kaynaklıdır. Ahlaki esaslar İslam’ın temel iki kaynağı olan Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin sözleri ve davranışlarından çıkarılır. Hukuk da, ister şer’î ister beşerî hukuk olsun, bireyin ve toplumun menfaat ve maslahatı gözetilerek yapıldığından iktisadi ve mali denge daima dikkate alınır. Bu üçlüye, örf ve âdeti de ilave edebiliriz. Mustafa ÖZEL Prof. Dr., FSMVÜ Toplumda yaşanan hadiseleri doğuran sebepler vardır. Bunlar zaman ve zemine göre değişiklik arz ederler. Ama her olumsuz durumun ortaya çıkmasında asla değişmeyen bir unsur varsa…

Okumaya devam edin Mali Yardımlaşma ve Dayanışma Üzerine Düşünceler