Sosyal Adalet İçin Önce İrade

İnsanı, arzularını ve heveslerini kuşatan bütün bir sistem, emeğin değerini küçültmeye çalışmaktadır. Emek değersizleştiğinde, insanın kendine saygısı da zayıflar. Kişi kendi değerine ve emeğinin anlamına güvenmeyi bıraktığında, umut da başkasının yön verebildiği bir şeye dönüşür. Sinan ÖZYURT Eğitimci-Yazar Adalet çoğu zaman dışarıda, yasalarda, sistemlerde ve başkalarının davranışlarında aranıyor. Oysa adalet, insanın kendi hayatını neyin etrafında kurduğuyla, yani içindeki terazinin dengesiyle başlar. İrade zayıfsa, dış dünyada düzen kurmak mümkün olmaz. Çünkü insan, yönünü kendi belirleyebildiği sürece adil bir hayat kurabilir. Yönünü kaybeden, yaşantısının kontrolünü de kaybeder. Kur’an, insanın varlık sebebini şöyle bildirir: “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zâriyât, 56) İnsanın kaderi kulluktur. Bu…

Okumaya devam edin Sosyal Adalet İçin Önce İrade

Refah Gerekli Ama Devlet Sosyal Olmak Zorunda mı?

Bu bağlamda refah devletinin bazı temel özellikleri öne çıkar. İlk olarak, refah devleti sosyal politika ile yakından ilişkilidir; ancak sosyal politikalar refah devleti için gerekli olsa da, sosyal politikaların varlığı her zaman refah devletini gerektirmez. Faruk TAŞÇI Prof. Dr., İstanbul Üni. İktisat Fak. Farklı disiplinlerde ele alınan çok yönlü bir kavram olan refah, genellikle bireysel, iktisadi ve sosyal refah olmak üzere üç boyutta incelenir. Refahın temel yönü olan bireysel refah, bireyin seçimleri ve tercihleriyle ilişkili olup “iyi olma”, “mutluluk” ve “yaşam kalitesi” kavramlarıyla yakın anlamda kullanılır. Bu bağlamda refah, bireyin yaşamından duyduğu memnuniyet ve esenlik halini ifade eder. Mutluluk ise bireysel refahın bir unsuru olarak;…

Okumaya devam edin Refah Gerekli Ama Devlet Sosyal Olmak Zorunda mı?

Sosyal Adalet ve Yoksulluk

Sosyal adalet gereği insan, hayvanlara eziyet etmemeli; onlara merhamet ederek korumalı, ekolojik dengeyi bozmamalı, yaşadığı çevreyi kendi evi gibi temiz tutmalı ve korumalıdır. Tabii ki bütün bunlar bireyin tek başına başarabileceği şeyler değildir. Bunun için eğitim-öğretimin icra edildiği resmi ve gayri resmi her platformda sosyal adalet ve toplumsal duyarlılık bilinci geliştirilmeli ve bu minval üzere en üst perdeden çalışmalar yapılmalıdır. Özkan KERİMOĞLU Dr., Gümüşhane Üni. Bütün ilahi, beşeri dinlerde, siyasi, ekonomik ve felsefi sistemlerde temel amaçlardan biri insanın mutluluğu meselesidir. İnsanı ve onun mutluluğunu önceleyen sistemler, bu konuda gerekli tedbirleri kendi önceliklerine göre almaya gayret etmişlerdir. İnsanın mutluluğuna katkı sağlayan ve onu engelleyen faktörler tespit…

Okumaya devam edin Sosyal Adalet ve Yoksulluk

MÜS’DER Başkanı Zülküf Kocabey’e Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti’ni Sorduk

"Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti, 15 Ağustos 1913’te dönemin Bayburt Kaymakamı Tunalı Hilmi Bey öncülüğünde, Müftü Mehmet Sait Efendi başkanlığında kurulmuş ecdad yadigârı bir cemiyettir. Bayburt’umuzdan dilencilik özelinde böyle bir cemiyetin kurulması çok kıymetli ve anlamlıdır, Osmanlı’nın son dönemlerinde Kurtuluş Savaşı verdiğimiz yıllarda dilencilik problemini sosyolojik olarak gündemden kaldırmak için ortaya konulan bu kıymetli iradeyi 18 kişilik kurucular kurulunu takdir ediyoruz." İNSİCAM Kıymetli hocam, Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti fikri nasıl ortaya çıkmıştır? Evvela böyle bir ihtiyacın hasıl olduğu ortam, zemin ve şartlar neler olmuştur? Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti, 15 Ağustos 1913’te dönemin Bayburt Kaymakamı Tunalı Hilmi Bey öncülüğünde, Müftü Mehmet Sait Efendi başkanlığında kurulmuş ecdad yadigârı bir cemiyettir. Bayburt’umuzdan…

Okumaya devam edin MÜS’DER Başkanı Zülküf Kocabey’e Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti’ni Sorduk

Tüketiyorum, Öyleyse Varım!

Modernlik, sürekli bir çözülme hâlidir. Bu çözülme yalnız nesnelerde değil; değerlerde ve ilişkilerde de yaşanıyor. İnsanın mana arayışı, tükettikçe daha da eksiliyor. Eşya ve hâdiseleri Allah’a nispetle düşünmeyen, her şeyi yanlış düşünür. Çünkü manasını kaybeden insan, eşyayı da tüketime indirger; varlığıyla bağını koparır. İnsanın kurtuluşu, eşyaya mana kazandırmasındadır. Varlığa mana yükleyemeyen modern zihin, çökmüş demektir. Abdullah KOÇ Modern insan, Zygmunt Bauman’ın belirttiği gibi, “artık üretici değil, tüketici kimliğiyle tanımlanan birey”dir. Kendi elleriyle inşa ettiği tüketim mabedinde diz çökmüş bir hâldedir. Zenginliğe tapar, yoksulluğu lanetler. Refahın cilasıyla parıldayan vitrinlerin ardında ise, kesif bir adaletsizlikle birlikte görünmez yoksunluklar ve sessiz isyanlar birikmektedir. Bauman’ın dediği gibi, artık modern insan…

Okumaya devam edin Tüketiyorum, Öyleyse Varım!

İnsan Hakları Bağlamında Sosyal Adalet

Bu itibarla sosyal adalet, toplumdaki tüm bireylerin toplumsal kaynak ve fırsatlardan adil bir şekilde yararlanması anlamına gelmekte olup bireylerin söz konusu durumlarda hakkaniyetle muamele görmesini taahhüt eder. Esma EROĞLU Avukat Toplumların gelişmişlik düzeyini sadece ekonomik büyümeye göre değerlendirmek mümkün değildir. Toplumsal kaynak ve hizmetlerin topluma nasıl dağıtıldığı, toplumsal refahı doğrudan ilgilendiren temel noktalardan biridir. Söz konusu toplumsal kaynak ve fırsatların bireylere dağıtılma biçimi eşitlik ilkesiyle doğrudan ilişkilidir. Liberalizmin temel ilkelerinden biri olan eşitlik ilkesi, tüm insanların özgür ve eşit olarak doğduğunu, tüm bireylerin haklara sahip olduğunu ve her bir bireyin aynı düzeyde saygıyı hak ettiğini kabul etmektedir. Toplumda yaşayan herkesin eşit muamele görme hakkı vardır.…

Okumaya devam edin İnsan Hakları Bağlamında Sosyal Adalet

İslamî Bir Fon Olabilmenin Gereklilikleri Nelerdir?

İslam, faizi kesin ve net bir şekilde yasakladığı için katılım yatırım fonları hiçbir surette faiz ya da benzeri uygulamalarda bulunmamalıdır. İslam hukukunda sözleşmeleri sakatlayıcı bir unsur olarak görülen garar ve cehalet gibi belirsizlik ve bilinmezlik barındıran durumlar, katılım yatırım fonlarından uzak olması gereken önemli gereklilikler arasındadır. Yatırımcıların hak ve hukukuna zarar verecek şekilde manipülatif eylemlerde bulunulmaması da altı çizilmesi gereken diğer bir gerekliliktir. Burak Talha ÖGÜÇ Müslüman olmak, beraberinde birbiriyle oldukça ilişkili bir dizi sorumluluğu yerine getirmeyi gerekli kılan ulvi bir yükümlülüktür. İbadetler bu ulvi yükümlülüğün Allah ile olan veçhesini oluştururken, beşeri muameleler söz konusu yükümlülüğün kullar arası boyutunu oluşturmaktadır. Bu nedenle Müslümanların gerek Allah…

Okumaya devam edin İslamî Bir Fon Olabilmenin Gereklilikleri Nelerdir?

Gazâlî’de Fakirlik (Fakr) Anlayışı: “Kul Peygamber Olmayı Tercih Etmek”

Ezcümle, Gazâlî fakirliğin, anlattığı bu şartlar muvacehesinde fazilet olduğu kanaatindedir. Bu görüşünü, fakir olduğu halde hicret eden ve Allah yolunda Allah’ın rızasını talep eden muhacirlerin övüldüğü ayetle destekler (59/8). Yine iffet ve hayâsından dolayı fakr u zaruret içinde olduğu halde fakirliğini gizleyenleri delil getirir. Bu manada, Efendimiz’in fakirleri öven ve cennete zengin Müslümanlardan daha önce gireceklerini müjdeleyen hadisleri tek tek sıralar. Mülayim Sadık Kul Besmele, hamdele ve salveleden sonra… “Fakirlik” kelimesi, maddi ve manevi anlamda “muhtaç olmak” anlamına gelmekle birlikte hem müsbet hem de menfi manada, bağlama göre farklı içeriklerle kullanılabilmektedir. Gazâlî, bunu daha çok kul olmanın tabiî bir sonucu olarak gördüğü için, fakirliği müsbet…

Okumaya devam edin Gazâlî’de Fakirlik (Fakr) Anlayışı: “Kul Peygamber Olmayı Tercih Etmek”

Dünyayı Değere Taşımak

Aile veya devlet, ürettiğinden daha fazla tüketiyorsa açık vermesi kaçınılmazdır. Bu durumda borçlanmak tek seçenek olarak karşısına çıkar. Borçlanmak, beraberinde bağımsızlığın kaybını getirir. Ahmet MERCAN İslam toplumu, dayanışmacı yapıya sahiptir. Devletten önce toplumda, müminin imanın gereği olan salih amel ile önemli bir hassasiyet ortaya çıkar. Komşuya, yolcuya, yolda kalmışa ve yoksula karşı sorumluluklar, dinamik bir ilişki ağını ve iletişimi zorunlu kılar. İslam bir ikram medeniyetidir. Varlığın asıl sahibinin Yaratıcı olduğu bilinci, hayrı diri bir ödev anlayışıyla devamlılığa dönüştürür. Mümin bilir ki, sahiplendiği değil; ikram ettiği onundur ve o, “zorlu günde” karşısına çıkacaktır. Üstelik bu tutum yalnızca madde ile sınırlı değildir. İyiliği bir muska gibi boynuna…

Okumaya devam edin Dünyayı Değere Taşımak

Yaşamak Ücretsizdi, Onu Paralı Hale Biz Getirdik!

Para kazanmak, parayı günlük hayatın içerisine sokmadan sessiz ve ihtirassız gerçekleştirilebilecek bir iştir. Hayatın ne kendisi ne öznesidir; sadece nesnesidir para. Paradan güç devşiren insanların yanılgısına üzülmek gerekir. Parayı yüreğine değil, cebine yerleştirebileni de gönülden alkışlamak icap eder. Yaşamak ücretsizdi; onu paralı hale biz getirdik. Aramızı açan sadece kelimeler, cümleler ve ideolojik farklılıklar değil, aynı zamanda cebimizin parasal derinliğidir. Hüseyin AKIN Şair-Yazar Bazı göstergeler kâğıt üzerinde tam anlaşılmaz. Oranlar ve istatistikler, durumun vahametini rakamlar arasında örtmekte mahirdirler. Haftalık, aylık ve yıllık enflasyon oranları ne yükselişiyle halka karşılaşacağı geçim sıkıntısını açıkça ifade eder ne de düşüşüyle nefes aldırır. Çünkü sokak ve çarşı-pazar, bu verilerin çok ötesinde…

Okumaya devam edin Yaşamak Ücretsizdi, Onu Paralı Hale Biz Getirdik!