Modern Kapitalist Sistemde Sosyal Adalete Yer Yok

Günümüzdeki gelişmelere baktığımızda, aklıselim sahibi insanların —Müslüman olsunlar ya da olmasınlar— toplumda sosyal adaletin sağlanabilmesi için gerekli nizamın İslâm’ın ortaya koyduğu ilkelerle mümkün olduğunu kavradıklarını görmekteyiz. Mucahid YILDIZ Son iki yüzyılda dünyada gelişen fikir akımları ve idari usuller, insanların nasıl daha adil bir sistemde yaşayabilecekleri sorusuna tatmin edici bir cevap bulamamıştır.  Bu arayışta “din” mefhumu ile meşgul olmanın modernlik anlayışıyla bağdaşmadığını düşündüklerinden, bu kavramı hiçbir zaman dikkate almamışlardır. İnsanların Batı’da din kavramına karşı duyduğu düşmanlığı, Avrupa’daki Hristiyanlık tarihine baktığımızda anlamamak mümkün değildir. Filistin topraklarından kaçarak önce Anadolu'da, daha sonra Avrupa'da mevcudiyetlerini korumaya çalışan Hz. İsa'ya tabi olan müminler, Roma’nın tağutî sistemi tarafından her yerde takibe…

Okumaya devam edin Modern Kapitalist Sistemde Sosyal Adalete Yer Yok

Devlet Ekmek ve Ekonomik Dekolonizasyon İradesiyle Ayakta Durur

Unutulmamalıdır ki; ekmeği adaletle taksim eden, emeğe hakkını veren, refahı adil biçimde paylaşan yönetimler payidar olur. İdris ŞEKERCİ Asırlardır hafızalarımıza kazınmış, anlamı derin ve yol gösterici Hz. Ömer (r.a)’e atfedilen bir söz vardır: “Adalet mülkün temelidir.” Devletin varlık felsefesini özetleyen bu kadim ilke, yalnızca geçmişin değil, bugünümüzün ve yarınımızın da temel dayanak noktasıdır. Devleti ayakta tutacak bu hal egemen olmadığı takdirde, abat olunmaz bir illetle malul olmakla sonuçlanacak zulmün iktidarına kapı aralanır. Bu ilkenin özüne ve çağrısına —bugün—her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bir süreçten geçtiğimizi ifade etmek abartı mı olur, bilemedim. Son dönem TRT dizilerini farklı bir bakış açısıyla izlemeye gayret ediyorum. Verdiği satır…

Okumaya devam edin Devlet Ekmek ve Ekonomik Dekolonizasyon İradesiyle Ayakta Durur

İslam’da Sosyal Adalet: Seyyid Kutub

Seyyid Kutub, İslam’ın Sosyal adaleti, geniş kapsamlı insani bir adalet haline getirdiğini ve onu güçlü iki temel nokta üzerine oturttuğuna dikkat çeker. Bunlardan birincisi insan vicdanı, diğeri ise, toplum çerçevesi içerisinde söz konusu olan kanuni yükümlülüklerdir. Zekât, sadaka, miras, nafaka ve devletin kamu mallarını adil biçimde dağıtması bu dengenin araçlarıdır. Toplumun zengin kesimi, servetiyle Allah’ın emaneti bilinciyle davranmakla yükümlüdür. Nihal PAKIRDAŞI Mısır’ın İngiliz işgalinden kurtulması için çalışan el-Hizbü’l-Vatanî’nin aktif bir üyesi olan, Hindistan kökenli el-Hâc Kutub b. İbrâhim’in oğlu olan Seyyid Kutub (1906-1966), İngiliz işgalinin etkilerinin hâkim olduğu bir zamanda dünyaya geldi. Bu ortam, Mısır’da hem ulusal bağımsızlık arayışlarının hem de modernleşme ve kimlik tartışmalarının…

Okumaya devam edin İslam’da Sosyal Adalet: Seyyid Kutub

Filistin Davası Bir Toprak Meselesi Değil: Vahdettin Işık ile Özel Söyleşi (Üçüncü Bölüm)

"Gazzeliler iki önemli başarı elde etmiştir: Birincisi, Batının nasıl bir sömürü, barbarlık ve zulüm odağı olduğunu dünyaya açıkça göstermişlerdir. İkincisi ise bu sistemden mağdur olan insanların vicdanlarını ortaklaştırıp harekete geçirmişlerdir." Röportaj: Dr. Nour Alhila Nour Alhila: Batı medeniyetinden söz ediyorduk; günümüzde Batı medeniyetine ilişkin genel algılar ve değerlendirmeler nasıl şekillenmektedir? Vahdettin Işık: Batı medeniyetinin maskesinin bu kadar açıkça düştüğü, kitlesel düzeyde görülmemişti. Geçmişte derslerde Batı medeniyeti üzerine konuşurken bu konudaki eleştirilerimiz bazen “ideolojik” olarak nitelendiriliyor ve öğrencilerimiz de bu durumu anlamakta zorlanıyordu. Ancak bugün artık çoğu gence Batı’nın medeni bir dünya olduğu anlatılamaz. Bu noktada binlerce âlimin, akademisyenin ve kurumun başaramadığını Gazze halkı gerçekleştirmiştir. Gazzeliler…

Okumaya devam edin Filistin Davası Bir Toprak Meselesi Değil: Vahdettin Işık ile Özel Söyleşi (Üçüncü Bölüm)

Tufan Üzerine Sorgulamalar

İsrail, yakıt, enerji sistemleri, elektrik ve insanların yaşamını sürdürebilmesi için gerekli temel ürünlerin girişini yasakladı; Filistinli balıkçıların denize açılmasını engelledi; Gazze ile İsrail arasındaki geçiş noktalarını kapattı. Yabancı aktivistlerin ve uluslararası dayanışma hareketlerinin çeşitli yollarla bu ablukayı kırma çabalarına rağmen, İsrail geri adım atmadı ve aksine Gazze’ye karşı askerî saldırılarını artırdı. Hasan Ârif BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM Yakın tarihimizde, tarihin akışını olağanüstü şekilde etkileyen bir dizi dönüm noktasına tanıklık ettik. 2001 yılının 11 Eylül gününü çok iyi hatırlıyorum. Televizyonu açtığımda, herkes gibi – hatta tüm dünya gibi – büyük bir şaşkınlıkla, canlı yayınlarda iki sivil uçağın New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’nin ikiz kulelerine çarptığı, kulelerin ve içindekilerin yerle…

Okumaya devam edin Tufan Üzerine Sorgulamalar

Bir Seyahatnameden Daha Fazlası: Kayıp Coğrafyanın İzinde

Kılınç, bütün bir İslam Coğrafyasını anlamayı ve anlatmayı hedefler. Bir söyleşisinde İslam coğrafyasına karşı vazifelerimizi şöyle dile getirmiştir: Sevgiyle yaklaşmak, bu sevgiyi bilgiyle taçlandırmak, olumlu-olumsuz önyargılardan kurtulmak, bütüncül bakmak ve sorumluluk bilincinde olmak. Vahide Nur KAYAR Taha Kılınç, geçtiğimiz yaz bünyesinde bulunduğum bir kurumda açılış konferansına davet edildiğinde; söyleşinin soru cevap kısmında Doğu Türkistan’da yaşadıklarıyla ilgili sorular geldi; zira Doğu Türkistan’dan döneli bir ay olmamıştı. Kendisi bu soruları cevaplamakla birlikte bir kitap yazdığını, kitabın yolda olduğunu belirtti. Büyük bir heyecan ve merak içinde o günden itibaren kitabın basımını bekledim. Ketebe Yayınları’ndan çıkan Kayıp Coğrafyanın İzinde, raflardaki yerini aldıktan birkaç gün sonra kitabı edinmiş ve mümkün…

Okumaya devam edin Bir Seyahatnameden Daha Fazlası: Kayıp Coğrafyanın İzinde

Taha Kılınç ile “Kayıp Coğrafyanın İzinde: Doğu Türkistan Seyahatnamesi” Üzerine

"Samimi olarak söylemem gerekirse, bu çapta bir teveccüh beklemiyordum. Uygurlar, beni aşırı derecede mahcup eden bir ilgi gösterdiler kitaba. Çok farklı çevrelerden dönüşler oldu. İslâmî camia kitlesel olarak sahiplendi. Birbirinden farklı gruplar, vakıflar ve dernekler kitabı okuma listelerine aldılar. Türkiye’nin dört bir yanında okuma ve tahlil halkaları kuruldu. Resmî kurumların, üniversitelerin, siyasî partilerin ve STK’ların temsilcileri, üst düzey bir hüsn-ü kabul gösterdiler." Taha Kılınç ile Kayıp Coğrafyanın İzinde: Doğu Türkistan Seyahatnamesi kitabı ve Doğu Türkistan ziyareti üzerine söyleştik. İstifadesi bol olsun. İNSİCAM Öncelikle böyle bir kitabı kaleme aldığınız için, İnsicam Dergisi olarak teşekkür ederiz. Şöyle diyorsunuz girişte: “Böyle bir kitabı kaleme almaktaki öncelikli hedefim, Müslüman…

Okumaya devam edin Taha Kılınç ile “Kayıp Coğrafyanın İzinde: Doğu Türkistan Seyahatnamesi” Üzerine

Siyonizm ile Epistemolojik Mücadele: Akif Emre’nin Filistini’ni Yeniden Düşünmek

Merhum Akif Emre’nin Filistin ve Kudüs temelli yazılarında ön plana çıkan konuların başında, meselenin nasıl adlandırıldığına ilişkin bir sorunsallaştırma bulunmaktadır. Her şeyden evvel Akif Emre, “Filistin Sorunu” kavramsallaştırmasını eleştirmektedir. Hasan İLKBAHAR Arş. Gör., Düzce Üni. Uluslararası İlişkiler Bölümü İzzettin El-Kassam Tugayları’nın 7 Ekim 2023 Cumartesi sabahında işgal altındaki topraklara yönelik başlattığı Aksa Tufanı Operasyonu beraberinde epistemolojik ve psikolojik bir kırılmaya yol açtı. Nitekim işgal devletinin bölgedeki agresif yayılmacı stratejisi, Filistinlilere yönelik ayrımcı politikaları, uluslararası hukuku hiçe sayan eylemleri ve nihayetinde Gazze’de yürüttüğü, tarihsel süreçte eşi benzeri görülmemiş soykırım, tüm dünya kamuoyları tarafından eleştirildi, kınandı ve protesto edildi. Devletler düzeyinde ise Avrupa, Latin Amerika ve Afrika…

Okumaya devam edin Siyonizm ile Epistemolojik Mücadele: Akif Emre’nin Filistini’ni Yeniden Düşünmek

Modern Çağda Kötülüğün Estetikleşmesi ve Duygusallaştırılması

Post modern dönemde hakikat, tekil ve evrensel bir ölçüt olmaktan çıkmış; bireysel deneyim, duygu ve bakış açısına indirgenmiştir. Bu dönüşümle birlikte “iyi” ve “kötü” arasındaki sınır da giderek silinmiştir. Örneğin, Joker, Maleficent ve Wednesday gibi yapımlar, kötülüğü mutlak bir ahlaki sapma olarak değil, toplumsal dışlanma, travma ya da özgünlük arayışının sonucu olarak resmeden ünlü yapımlar olarak karşımıza çıkar. Sevde ÖZTÜRK İbn Haldun Üni. Sosyoloji Doktora Adayı Son yıllarda küresel akıştaki pek çok popüler akımın teması önceki yılların sakıncalı temalarının dışında bariz bir şekilde şeytan övücü, karanlık özendirici ve dark kişilik dediğimiz kasvet, buhran ve kötülükten hoşlanan ana karakterleri barındırıyor. İlk başta kötülüğün sosyolojik kökenlerini dile…

Okumaya devam edin Modern Çağda Kötülüğün Estetikleşmesi ve Duygusallaştırılması

Tarih Boyunca Süregelen İnsanlaşma Mücadelesi

Klasik eğitim sistemini eleştiren Freire, öğretmenin anlattığı ve öğrencinin pasif bir şekilde dinlediği bir sistemin, ezilme psikolojisini pekiştirdiğini savunur. Hatta bu sistemi bankacılık modeli olarak adlandıran yazar, sadece “verileni alan” olmanın, öğrencinin “düşünme ve sorgulama” yetilerini körelttiğini savunur. Elif ATABAŞ Yazar, https://balkandays.blogspot.com/ “Üstadım neden öyle söylüyorsun?” diye atıldı Macit, “Ben kimseden bir şey dilenmedim ama ahvalimiz ortada. Böyle giderse yakında yiyecek ekmek bile bulamayacağız. Daha geçen bir bebek açlıktan öldü. Bir de buna ‘yetersiz beslenme’ adını koymuşlar. Bunun adı yoksulluk![1] “Beşer” ve “insan” kavramları her ne kadar aynı gibi görünse de aslında beşer, insanın fiziksel varlığını ifade ederken; insan ise onun ruhunu dile getirmektedir. Kısaca beşer-insan…

Okumaya devam edin Tarih Boyunca Süregelen İnsanlaşma Mücadelesi