Yapay Zekâ, Sun’î Akıl

Her şeyden önce, bizim için en önemli tarafı inancımızla alâkalı olan kısmıdır. Bu teknolojik gelişme, İslami bakımdan nerelerde, hangi şartlar altında kullanılabilir? Menfi ve müspet tarafları nelerdir, kimler tarafından kullanılmalıdır vb. sorulara cevap aranmalıdır. Mucahid YILDIZ Daha önceki kaleme aldığım birçok yazımda ifade ettiğim gibi, günümüz insanlarının ekseriyeti teknolojik gelişmenin medeni bir gelişme olduğunu sanıyor. Halbuki asıl medeni kemâliyet, manevi hayatımızdaki güzelliklerin, saadetin ve huzurun artmasıdır. Birçok maddi rahatlıklar, insanların ruh âleminde olduğu gibi bedeninde de birtakım rahatsızlıklara sebep olmaktadır. Mesela telefon ya da bilgisayar başında saatlerce hareketsiz kalmaları, hem psikolojilerini hem de beden sıhhatlerini menfi bir tesir altında bırakıyor. Bugün “yapay zekâ”, Almanca'da “Künstliche…

Okumaya devam edin Yapay Zekâ, Sun’î Akıl

Mamosis ve Ötesi: Türkiye’den Doğan Yapay Zekâ Başarı Hikâyesi

Yapay zekânın tüm bu potansiyeli içinde, onun insanlıkla en derin ve en anlamlı bağı kurduğu alan, şüphesiz sağlık sektörüdür. Teknolojinin gücü ve rasyonel doğası burada insan hayatına dokunarak bir şifa ve umut aracına dönüşüyor. Oğuzhan ÇEVİK Mamosis Yapay Zeka Sağlık Yazılımları Kurucu Ortağı Yapay zekâ, kökleri 20. yüzyılın ortalarına dayanan, makinelerin insan benzeri zihinsel yetenekler sergilemesini amaçlayan bir bilim dalıdır. İlk dönemlerinde daha çok teorik tartışmalar ve basit hesaplama yetenekleriyle sınırlı olan bu alan, bilgisayar gücünün artması ve "makine öğrenmesi" gibi devrimci modellerin geliştirilmesiyle kabuk değiştirdi. Dün satranç oynayan bilgisayarlar bilim dünyasını hayrete düşürürken, bugün yapay zekâ, izlediğimiz diziye göre yenisini öneren platformlardan karmaşık finansal…

Okumaya devam edin Mamosis ve Ötesi: Türkiye’den Doğan Yapay Zekâ Başarı Hikâyesi

Yapay Zekâ Asrında Donanımlı (Reşîd) Müftü

Ümmeti temsil etme durumunda olan İslam ülkelerinin, ümmetin ortak menfaati ve sorumluluğunu gerektiren tüm alanlarda Batı hegemonyasından bağımsız olarak hareket edebilmeleri gerekir. Bunu başaramadıklarında kendi ulusal menfaatlerini korumaları da aslında mümkün değildir. Bu anlamda Mısır ve Türkiye’ye düşen tarihî ve manevî sorumluluk, diğer tüm İslam coğrafyalarından daha büyüktür. Hamasetle değil, akıl ve vicdan planında birlikte hareket etme zorunluluğu ortadadır. Mülayim Sadık Kul İnsicam dergimizin bu sayısını yapay zekâ konusuna ayırmış olması, konunun aciliyetini ve önemini teyit etmektedir. Bu alanda yaşadığımız baş döndürücü gelişmeler, hayatın her alanında köklü değişikliklere sebebiyet vermektedir. Dolayısıyla, hangi şartlar altında olursanız olun, bu alanda olan bitene bigâne kalma şansınız yok. Her…

Okumaya devam edin Yapay Zekâ Asrında Donanımlı (Reşîd) Müftü

Yapay Zekâ ve İslam: İnsanlığın Yeni İmtihanı

Yapay Zekâ ve İslam, sadece akademik bir inceleme değil, aynı zamanda bir uyanış çağrısı ve sorumluluğu yeniden hatırlatma gayesi taşıyor. Betül ZEYREK Yapay zekâ, 20. yüzyılın ortalarından itibaren insanlığın olduğu her alanı kuşatmaya başlamıştır. Çağımızın en büyük bilimsel gelişmelerinden biri olarak, insan hayatını derinden etkisi altına alan bir değişim ve dönüşüm sürecini başlatmıştır. İnsanoğlu bu dünyaya bazı sorumlulukları yüklenmek, emanete sahip çıkmak için gönderilmiştir. Yapay zekâ ise bu sorumluluğu ve imtihanı daha da ağırlaştırarak arttırmış durumdadır.  Çünkü insanoğlu teknolojiyi geliştirirken, kendi ahlaki değerlerini de ürününe yansıtarak kullanır. Eğer ürettiği ürünü adaleti sağlamak, bilgiyi kolaylaştırmak ve bilgiye erişimi arttırmak gibi insanlığa fayda sağlamak için kullanırsa, yaptığı…

Okumaya devam edin Yapay Zekâ ve İslam: İnsanlığın Yeni İmtihanı

Vahdettin Işık ile Özel Söyleşi: Filistin Davası Bir Toprak Meselesi Değil –I-

İslam dünyasının kanayan yarası haline gelen Filistin meselesi, sadece bölgesel değil, küresel bir vicdan sorunu olmayı sürdürüyor. Özellikle son yıllarda artan çatışmalar, sivil ölümleri ve uluslararası tepkiler, bu sorunun daha geniş kitlelerce yeniden sorgulanmasına neden oldu. Tarihsel arka planı, uluslararası hukuk boyutları ve sosyopolitik etkileriyle Filistin meselesi, akademik dünyada da yoğun ilgi odağında. Bu çerçevede, konuya derinlemesine bakmak ve olayları daha geniş bir perspektiften değerlendirmek üzere, İbn Haldun Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahdettin Işık ile bir araya geldik. Hem tarihi köklerine hem de güncel gelişmelere ışık tutan bu söyleşide, Filistin meselesinin arka planını ve geleceğe dair olasılıkları konuştuk. Söyleşinin devamı ilerleyen sayılarda yer alacaktır.…

Okumaya devam edin Vahdettin Işık ile Özel Söyleşi: Filistin Davası Bir Toprak Meselesi Değil –I-

Davaya Adanmış Bir Ömür: Hüseyin Halit Çakan

Hanımların aile ve toplum yapısındaki rolünün farkında olduğundan, onların da ilim öğrenmesi, bunun için İmam Hatip Okullarına girmesi gerektiğini savundu. Dernek faaliyetleriyle, Ankara ile temas kurarak talepleri bizzat iletmesiyle iş olgunlaştı. 1969 yılında, Türkiye’de ilk defa Isparta’da Kız İmam Hatip Okulu’nun temelleri atıldı. Fakat bir iki yıl sonra, ordunun yönetime müdahale ettiği 12 Mart Muhtırası’yla, 1972’de yürürlüğe konulan ilgili yönetmeliğin 117. maddesi ile kız öğrencilerin İmam Hatip Okullarında okumaları yasaklandı. Yakın tarihimize baktığımızda görülen şudur: Bu tür yasaklar, halkımızın mücadele azmini artırmıştır. Kemal Kahraman Dr., Tarihçi-Yazar Bugün “dava adamı” dediğimizde, ne yazık ki hayal dünyamıza gençliğimizde olduğu kadar güçlü bir imaj hücum etmiyor. Necip Fazıl,…

Okumaya devam edin Davaya Adanmış Bir Ömür: Hüseyin Halit Çakan

Avuç İçindeki Kelimeler Helen Keller’in Hayat Hikayesi

Görmeyen, duymayan ve konuşamayan Helen; beş dil öğrenerek azmin nelerin üstesinden gelme potansiyeline sahip olduğunu, dünyaya göstermiş oldu. Gözde ÇİMEN  “Yalnızca üç gün daha görebileceğinizi hayal edin. Nasıl tüm ayrıntıları gördüğünüzü anlayacaksınız. Üç gün daha işitebileceğinizi farz edin. Her bir sesin, her bir notanın nasıl özlemle ruhunuza dolduğunu göreceksiniz. Yaşanacak üç gününüz kaldığını düşünün. Yaşamın tüm saniyelerini nasıl özlemle yaşadığınızı fark edeceksiniz…” Bu sözler henüz 18 aylıkken geçirdiği ateşli hastalık sonrası hem sağır, hem kör, hem de konuşamayan Helen Keller’in hayatını anlatan The Miracle Worker’ın kapanış cümlelerinden biri. Bu yazı, film üzerine değil; daha çok hayatı bir mücadele ve başarı öyküsü olan Helen Keller’e ait…

Okumaya devam edin Avuç İçindeki Kelimeler Helen Keller’in Hayat Hikayesi

Coğrafi Değil Ticari Keşifler

Öz cümle: yazar, bu eseri oyunun kurallarını öğrenmek ve ona göre oynamak adına yazdığını belirtirken; tarım, sanayi ve uluslararası şirketlerin olmadığı bir ülkenin devamlılığının olmayacağı gibi refah düzeyinin de sıkıntıya düşeceğini belirtmektedir. Elif ATABAŞ Viyana Ekonomi Üniversitesi Mezunu Blog yazarı (https://balkandays.blogspot.com/) Küçük çocuk, kendisine masal anlatan babasına sorar: “Babacığım, neden masallarda aslanlar hep tavşanları yiyor?” diye. Babasının cevabı sorudan da manidar olur: “Tavşanlar da kendi masallarını yazana kadar bu böyle devam edecek.” Tavşanların masallarını anlatmaya çalıştığımız yazılara kısa bir ara verip, aslanların masallarına biraz daha dikkatle bakmaya ne dersiniz? Bakalım masalları gerçekten anlattıkları gibi mi? Hepimize, 15. yüzyıldan itibaren Avrupalıların yeni kıtalar ve deniz yolları…

Okumaya devam edin Coğrafi Değil Ticari Keşifler

Aşikâr

Bütün güvenli yolların sonu ona çıkar, bütün saadetler ancak onunla mümkündür. Kamil olan bütün mutluluklar sadece onunla varlık bulur. Elbette aşk onun varlığıyla kaimdir. Böylesi bir gerçek varken fani ve aldanacağımız kalpleri evimiz, yurdumuz bilmek nedendir? Nedendir kendimizi yorgun ve mecalsiz sarp yokuşlarda kaybedişimiz? Öznur GÖRÜR KISAR Ya açma sineni yekten bir güvenle şeksiz, şüphesiz. Ya hazırlıklı ol insanoğlunun akıl almaz çalımlarına. Ya incecikten tüten gönül dumanının dağılmaya muhtaç o küçük hücresinde kendine yenilecek ve sırrını yitireceksin. Ya için için yansın o ateş kavrulsun seninle. Kâh ağlatsın, kâh güldürsün, mecnun eylesin, lakin kalsın seninle. Ya söyleyeceğin sözün baş döndüren cazibesi sarsın seni. Ellerinle ver ölüm…

Okumaya devam edin Aşikâr

Küllü Men Aleyhâ Fân!

Küçümsemek hem bir sorumluluk engeli hem de bir kişilik zedelenmesi halidir. Erdemin küfüdür. Küçümsemek, şeytan eylemidir. Akletmiş bir kalp küçümsemez. Küçümsemek diğer taraftan ise emek üşengeçliğinden kaynaklı acziyet halidir. İnşa ve ihya gayreti çekmek istemeyen nefis küçümseyerek makamını âli kılmaya azmeder. Ama elbette bu bir aldanıştır. Mustafa ESER Eğitimci-Yazar Her şeyin bir hakkı olduğu söylemek her şeyin doğru ve isabetli bir oluş biçimi olduğunu ve buna ilaveten Allah’ın, Hakk’ın karşısında bizim görevimizin de bunu kabul edip ona göre davranmak olduğunu söylemek demektir. İlahi Hak, yaratılmış haklar olarak kendisini uygun biçimlerde izhar ederek bizden istekte bulunur. Vücud, kendisi olan “varlık”tan ibaret değildir, aynı zamanda tam doğası…

Okumaya devam edin Küllü Men Aleyhâ Fân!