Âkif Emre’nin Gönül Toprağına Düşen Silüet: Aliya

Müslüman coğrafyayı dert edinen Akif Emre, ömrünü Endülüs İslam uygarlığından Filistin'e, Balkanlardan Pakistan'a kadar; gezi, yazı ve belgeselleriyle bu coğrafyaları tanımaya ve tanıtmaya adamıştır. Özellikle 1990’lı yıllarda Müslüman coğrafyalarda yaşanan savaş ve krizler, onun yoğunlaştığı konular olmuştur. Nihal PAKIRDAŞI İnsan, doğduğu şehrin izdüşümünü karakterinde taşır. Evrene misafir olarak gönderilen insana, doğduğu şehir ilk ağız sütünü verir. İnsanoğlu bundan sonra, ister dünyanın öbür ucuna gitsin, isterse uzayın derinliklerine yol alsın, genlerinde doğduğu toprakların izi vardır. Bu yüzdendir ki her gönül, doğduğu toprakların muhabbetiyle yoğrulurken; yüz, şehrin aynası olur. Tıpkı mütefekkir Akif Emre’nin, Aliya İzzetbegoviç’in yüzü gibi. Gölgesiz; Akif Emre’nin Aliya hakkındaki ilk intibası. Aslında, kendi simasının…

Okumaya devam edin Âkif Emre’nin Gönül Toprağına Düşen Silüet: Aliya

Âkif Emre’nin Gözünden Balkanlarda Kimlik Krizi

Âkif Emre ümmet coğrafyasına ulus devlet sınırlardan bakan birisi değildir. Dolayısıyla Balkanlara yaklaşımı da tüm Müslümanlara olan yaklaşımıyla paraleldir. Aynı zamanda, kendisi diğer uç görüş gibi ayar vermeye odaklı değildir. Coğrafyamızı anlamaya, yaşamaya ve geleceği için çalışmaya odaklıdır. Burak ÇETİK İlim geleneğimizde “Usul bilmeyen vusule eremez” şeklinde veciz bir söz bulunmaktadır. Her ilmin bir usulü bulunur ve talim, bu metodoloji çerçevesinde gerçekleştirilir. Âkif Emre’nin yazıları, usul bilen birisinin kaleminden çıktığını belli ediyor. Meseleler, duru bir zihinle ele alındığı için isabet oranı çok yüksek olmaktadır. Balkanlara dair incelemeleri de bu bağlamda değerlendirilebilir. Kanaatimce Âkif Emre, “Balkanlar zaten bizim toprağımızdır" anlayışıyla “Balkanlardan bize ne” görüşü arasında mutedil…

Okumaya devam edin Âkif Emre’nin Gözünden Balkanlarda Kimlik Krizi

Âkif Emre’nin İslâmcılık Anlayışına Dair Notlar

Âkif Emre bu tanım ve girişle aslında zannedildiği gibi İslâmcılığın salt reaksiyoner ve refleksif bir tavır olmadığını izah etmiştir. Evet İslâmcılığın reaksiyoner ve refleksif bir yapısı vardır. Fakat bu yapı, düşüncenin tamamı şeklinde okunamaz. Reaksiyoner yapısının temelinde uzun süreli bir oluşum ve dünyadaki farklı anlayışlardan beslenen bir birikim mevcuttur. Bu birikim anlaşılmadıkça ve konuşulmadıkça yapılan analizler eksik kalacaktır. Burak ÇETİK Editör-Yayıncı Âkif Emre’yi vefatından sonra tanıyanlardanım. Bu durumdan her ne kadar mahzun ve mustarip olsam da hâlâ kendisini tanımayanların olduğunu düşününce, sonradan tanımanın da önemli bir nimet olduğunun farkındayım. Türkiye’yi, dünyayı ve Müslümanları çok iyi okuyan, yaptığı tespit ve eleştirilerle ufuk açan, klas duruşunu hiç…

Okumaya devam edin Âkif Emre’nin İslâmcılık Anlayışına Dair Notlar

Erguvanname ile Şehir ve Medeniyet

İnsan, kültür ve bilgi birikimiyle bir şehri imar etmektedir. Yani şehre baktığınızda tarihle, kültürle, maddi ve manevi bir ruhla karşı karşıyasınızdır. İnsana anlam katan tüm özellikler içinde yaşadığımız mekânların bizzat kendilerinde vardır. Hatice BALİN Uzm. Sosyolog İnsanın zihni mekân odaklı düşünmeye alışıktır. Osmanlı döneminde yapı yol vs. gibi yerler inşa edilirken, yeryüzü, toprak ve zemin uygunluğuna bakılırdı. Sadece bununla kalmayıp, komşuluk bilincine riayet edilerek mahremiyete uygun olarak evler inşa edilirdi. Kendi medeniyetimize göre inşa edilen mekânlar, o dönemin şehrin yapısını, kültürünü, siyasi ve sosyo ekonomik durumunu da yansıtmaktaydı. Böylelikle o dönemin mimarisi, şehrin yapısı, geçmiş ile gelecek arasında bağ kurmamızı sağlardı.  İnsan mekân odaklı düşünüp…

Okumaya devam edin Erguvanname ile Şehir ve Medeniyet

Ahlâk Timsali Öncü Çınarlarımız

Ulu çınarlarımızdan terk-i diyâr eyleyenlere refik olma bahtiyarlığına eren, ders okuyan, sohbetinde ve hizmetinde bulunan büyüklerimiz, onların örnek kişiliklerine dair tanıklıklarını cömertçe paylaşmalı, neslimiz bundan mahrum bırakılmamalıdır. Halit ÇALIŞ Prof. Dr., Necmettin Erbakan Üni. İlahiyat Fak. Hayatın ilahi buyruklara uygun tanzimi noktasında ümmetin öncü çınarlarının, ilmi-fikri görüşleri kadar, belki daha da fazla, kişilik ve karakter özelliklerine, ahlaki duruşlarına ihtiyacımız var. Özellikle de yakın zamanda ahirete irtihal edenlerin. İlimleri, fikirleri, sanatları büyük ölçüde eserlerinden de öğrenilebilir. Hatta görüşlerinin bir kısmı, değişen şartlar sebebiyle geçerliliğini yitirmiş de olabilir. Dahası beşer vasfıyla fikirleri tartışmaya açıktır; takdir edip destek veren, yaşatmamaya çalışanlar olduğu gibi, eleştiren hatta tam zıt görüşlere…

Okumaya devam edin Ahlâk Timsali Öncü Çınarlarımız

Abdulkadir es-Sûfî

Akif Emre- Söyleşi Bu metin, Âkif Emre’nin Büyüyen Ay Yayınları’ndan çıkan “Söyleşiler” adlı kitabından (syf. 115-128) derlenmiştir. 1930 yılında İskoçya’da doğan Abdülkadir es-Sûfî (Ian Dallas) Şazeliyye tarikatı (Darkaviyye kolu) şeyhi ve Dünya Murabitun Hareketi kurucusudur. İslam, tasavvuf ve siyaset teorisi üzerine birçok kitabın yazarıdır. 1967 yılında Fas’ta İslam’ı kabul etti ve Abdulkadir ismini aldı. Daha sonra kendisine es-Sûfî unvanını veren Şeyh Muhammed İbn el-Habib’in müridi olarak Şazelî-Darkavî tarikatına intisap etti. İhtidasından bu yana İslam’ı tebliğ etmektedir ve dünyanın birçok ülkesinde öğrencileri vardır. Hâlihazırda zikir ve İslami ilimler üzerine eğitim verdiği Güney Afrika’da Cape Town’da ikamet etmektedir. Burada 2004 yılında Dallas College adında Müslüman liderler yetiştirmek…

Okumaya devam edin Abdulkadir es-Sûfî