Yaşamak Dikkati

Akif Emre’nin düşüncesinden hareketle yaşamak dikkatini kuşanmamak insanı çürümeye götüren bir gaflet halidir. Bu sarhoşluk, inşa ettiği sahte hakikatlerin üzerinde zafer takı kurar, çürümeye yüz tutmuş vücuda ihtişamlı dış giysiler giydirir. Sahte hakikatlerin inşa ettiği bu hal bozgunu adeta bir fetih gibi sunabilir. Hüseyin Nasrullah İNAN Akif Emre’nin “Çürüme de Umut da Hep Olacak” Makalesinin Düşündürdükleri Hz. Ömer (r.a) efendimize atfedilen bir hal vardır, rivayet olunur ki şöyle bir haldir: Mahşer günü deseler ki yalnızca bir kişi cehenneme girecek o kişi ben miyim diye düşünür ve korkuya kapılırım. Yine deseler ki yalnızca bir kişi cennete girecek, o kişi ben miyim diye ümitlenirim. Bu halin izahına…

Okumaya devam edin Yaşamak Dikkati

Âkif Emre’nin Gönül Toprağına Düşen Silüet: Aliya

Müslüman coğrafyayı dert edinen Akif Emre, ömrünü Endülüs İslam uygarlığından Filistin'e, Balkanlardan Pakistan'a kadar; gezi, yazı ve belgeselleriyle bu coğrafyaları tanımaya ve tanıtmaya adamıştır. Özellikle 1990’lı yıllarda Müslüman coğrafyalarda yaşanan savaş ve krizler, onun yoğunlaştığı konular olmuştur. Nihal PAKIRDAŞI İnsan, doğduğu şehrin izdüşümünü karakterinde taşır. Evrene misafir olarak gönderilen insana, doğduğu şehir ilk ağız sütünü verir. İnsanoğlu bundan sonra, ister dünyanın öbür ucuna gitsin, isterse uzayın derinliklerine yol alsın, genlerinde doğduğu toprakların izi vardır. Bu yüzdendir ki her gönül, doğduğu toprakların muhabbetiyle yoğrulurken; yüz, şehrin aynası olur. Tıpkı mütefekkir Akif Emre’nin, Aliya İzzetbegoviç’in yüzü gibi. Gölgesiz; Akif Emre’nin Aliya hakkındaki ilk intibası. Aslında, kendi simasının…

Okumaya devam edin Âkif Emre’nin Gönül Toprağına Düşen Silüet: Aliya

Âkif Emre’nin Gözünden Balkanlarda Kimlik Krizi

Âkif Emre ümmet coğrafyasına ulus devlet sınırlardan bakan birisi değildir. Dolayısıyla Balkanlara yaklaşımı da tüm Müslümanlara olan yaklaşımıyla paraleldir. Aynı zamanda, kendisi diğer uç görüş gibi ayar vermeye odaklı değildir. Coğrafyamızı anlamaya, yaşamaya ve geleceği için çalışmaya odaklıdır. Burak ÇETİK İlim geleneğimizde “Usul bilmeyen vusule eremez” şeklinde veciz bir söz bulunmaktadır. Her ilmin bir usulü bulunur ve talim, bu metodoloji çerçevesinde gerçekleştirilir. Âkif Emre’nin yazıları, usul bilen birisinin kaleminden çıktığını belli ediyor. Meseleler, duru bir zihinle ele alındığı için isabet oranı çok yüksek olmaktadır. Balkanlara dair incelemeleri de bu bağlamda değerlendirilebilir. Kanaatimce Âkif Emre, “Balkanlar zaten bizim toprağımızdır" anlayışıyla “Balkanlardan bize ne” görüşü arasında mutedil…

Okumaya devam edin Âkif Emre’nin Gözünden Balkanlarda Kimlik Krizi

Elveda Endülüs: Akif Emre’nin Moriskolar Belgeseline Bir Bakış

Sekiz yüz yıllık bir medeniyetin kuruluşunu ve yıkılışını derli toplu şekilde anlatan bu belgesel, önemli bir tarihi kayıttır. İstanbul, Cezayir ve Tunus’a dağılan Endülüs Müslümanları ve Moriskolar her ne kadar belgeselde bize veda ediyor gibi görünse de Moriskoların torunları, anıları ve arşivleriyle hala dünyanın dört bir yanında yaşamaya devam ediyor.  Bu özel tarihe tanıklık etmek isteyenleri belgeseli izlemeye davet ediyorum. Gözde ÇİMEN Cebelitarık Boğazı, Avrupa ve Afrika’yı ayıran iki farklı medeniyetin hem buluşma hem ayrışma noktası olarak nice tarihi olaya geçit vermiş, derin izler bırakmış bir su yoludur. Endülüs Fatihi Tarık Bin Ziyad’dan aldığı isimle, tarihin önemli çizgilerinden biri olmaya devam ediyor. Nice tarihi belge,…

Okumaya devam edin Elveda Endülüs: Akif Emre’nin Moriskolar Belgeseline Bir Bakış

Demir Kapılar Ardında İkinci Yıl: Raşid Gannuşi’den Mektup

Bağımsızlıktan bu yana bu ülkede gelip geçen tüm iktidarlarla yaşadığımız temel sorun buydu. Bugün de aynı noktadayız: Herkesi bu ilkelere dayanan bir buluşmaya çağırıyoruz. Düşüncede bir araya gelmek istiyoruz. Ne var ki, bugün geldiğimiz noktada, farklı görüşlere sahip insanlar cezaevlerinde buluşuyor. İslamcısı, liberali, solcusu... Hepsi şimdi aynı zindanlarda, aynı sürgün yollarında karşılaşıyor; bir fikir birliğinin değil, bir baskı rejiminin mahkûmu olarak. Çeviri: Beyza ÖZDEMİR Bismillahirrahmanirrahim, salat ve selam Allah’ın Resulünün üzerine olsun. “Bir kısım insanlar, müminlere: «Düşmanlarınız olan insanlar, size karşı asker topladılar; aman sakının onlardan!» dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve «Allah bize yeter. O ne güzel vekîldir!» dediler. Bunun üzerine,…

Okumaya devam edin Demir Kapılar Ardında İkinci Yıl: Raşid Gannuşi’den Mektup

Bir Efsanenin Anısına: Bir İslam Öncüsü “Hurşid Ahmed”in Hayatı ve Mirası I (1932-2025)

Prof. Hurşid Ahmed sadece önde gelen bir Pakistanlı figür ve küresel çapta bir fikir önderi değil; aynı zamanda Pakistan’ın ve Müslüman ümmetin kararlı bir savunucusuydu. Bu yönüyle, ideolojik ve siyasi farklılıkların ötesinde geniş bir saygı kazanmıştır. Halid RAHMAN Institute of Policy Studies (IPS), (Siyaset Araştırmaları Enstitüsü) İslamabad, Pakistan Başkanı Yirminci yüzyılın ikinci yarısında kapitalist ve sosyalist sistemler arasındaki üstünlük mücadelesi tüm dünyayı sarsarken, İslam ekonomisinin çağdaş kavramı, ayrı ve resmî bir disiplin olarak ortaya çıktı. Ancak o dönemdeki tartışmalar henüz ilk aşamalardaydı ve İslam’ın ekonomik kavramlarına dayalı teorik boyutlara yoğunlaşıyordu. O dönemin bağlamı dikkate alınarak, İslami ilkeler üzerine kurulu bir sistemin yapısı ve kurumsal çerçevesi…

Okumaya devam edin Bir Efsanenin Anısına: Bir İslam Öncüsü “Hurşid Ahmed”in Hayatı ve Mirası I (1932-2025)

Türk-Hint Müslüman Kardeşliğinin Simgesi: Abdurrahman Peşaveri

İngiliz sömürgesinin hüküm sürdüğü Hint alt kıtasında esaretin ve işgalin ne anlama geldiğini en iyi bilenlerden biri olan Peşaveri, geleceğini ve istikbalini düşünmeden, İslam Halifesinin çağrısına uyup, koşarak, payitaht İstanbul’a gelen bir yiğit delikanlıdan bahsediyorum. İman ve kardeşlik bağlarıyla Osmanlı Devleti’ne bağlı olan Peşaveri, cephede olduğu kadar cephe gerisinde de bu necip millete büyük katkılarda bulundu. Aslan BALCI Gazeteci-Yazar Tarihimizdeki kahramanlardan biri, Hint alt kıtası Müslümanlarından, ömrünün büyük kısmını Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti topraklarında geçirmiş olan Lala Türki, bir başka tabirle Abdurrahman Peşaveri’yi saygı ve minnetle anıyorum. İngiliz sömürgesinin hüküm sürdüğü Hint alt kıtasında esaretin ve işgalin ne anlama geldiğini en iyi bilenlerden biri olan…

Okumaya devam edin Türk-Hint Müslüman Kardeşliğinin Simgesi: Abdurrahman Peşaveri

İmam Gazâlî’de İlmî Yöntem

İmam Gazâlî ve onun düşünce dünyasını konu ettiğimiz denemelerde zaman zaman onun ilim metoduna işaret ettik. Ölümünün üzerinden geçen dokuz asır gibi uzun bir süreye rağmen Gazâlî’nin metot ve yaklaşımlarının bugün yaşadığımız çağa ve problemlerine hâlâ ışık tutabildiğine şahit oluyoruz. Dolayısıyla İslam ilim mirasının önde gelen temsilcilerinden İmam Gazâlî’nin, yazdığı ölümsüz eserlerle binlerce bilimsel çalışmaya konu ve ilham olmaya devam ettiğini görüyoruz. Mülayim Sadık Kul Besmele, hamdele ve salvele ile, İnsicam bozulmasın diye bu yazımızda da Gazâlî’nin tefekkür dünyasındaki yolculuğumuza ilim konusuyla devam edeceğiz. İnsicam’ın ilk çıktığı sayılarda ilim meselesinde kısaca işaret ettiğimiz bazı konulara biraz daha açıklık getirmeye çalışacağız. Bazen ânın gerekleri İhyâ’nın sistematiğinin…

Okumaya devam edin İmam Gazâlî’de İlmî Yöntem

Buhranların Ağında Batı

Amerikan kaynaklı birçok yeni uydurulan ritüellerle insanlar, geçmişteki geleneklerinden ve  âdetlerinden uzaklaştırıldılar. Bu durum günümüzde de tüm hızıyla devam ediyor. Doğum günü, ölüm günü, sevgilileri günü, anneler günü, babalar günü, yılbaşı kutlamaları vs. ile insanlar mütemadiyen meşgul edilmektedir. Bir tür “cambaza baktırma” taktiğiyle, insanların ekseriyetinin adalet, hürriyet ve eşitlik gibi konulara hemen hiç kafa yormamaları sağlanıyor. Mucahid YILDIZ Yakın tarihimiz göstermektedir ki, Avrupa ve Amerika kıtalarını kastederek sözünü ettiğimiz Batı, Sanayi Devrimi ile birlikte maddi anlamda çok hızlı bir ilerleme kaydetmiştir. Ancak defaatle te'kid etmek gereken gerçek şudur; insanlığın huzur ve mutluluğunu sağlayan yalnızca teknolojik gelişmeler ve maddi refah seviyesinin yükselmesi değildir. Elbette insanların maddi…

Okumaya devam edin Buhranların Ağında Batı

Modern İbrânîce: Kısa Yahudi Tarihi

Süleyman Mabedi’nin yıkılması ve halkın Bâbil’e sürülerek yaklaşık yarım asır süren bir sürgün hayatı yaşaması, Yahudi tarihinin ilk büyük sürgünü ve en önemli hadiselerinden biri olarak kabul edilir. Elif ATABAŞ (Viyana Ekonomi Üniversitesi mezunu. İşine ara vermiş tam zamanlı bir anne ve ev hanımı. Okumayı ve yazmayı seven bir blog yazarı. https://balkandays.blogspot.com/ ) Hz. Yusuf ile Mısır’a yerleşen on iki kardeş ve dolayısıyla on iki İsrail kabilesi, zamanla bölgede azınlık konumuna düşerek köleleştirilir. Onları Mısır’dan kurtaracak kişi ise Hz. Musa’dır. Kur’an-ı Kerim’de “Beni İsrail” olarak geçen İsrailoğulları, II. Ramses döneminde Hz. Musa önderliğinde Mısır’dan Filistin’e giden yolculuğuna Kızıldeniz’den geçerek başlar. Yahudi inancına göre bu çıkış,…

Okumaya devam edin Modern İbrânîce: Kısa Yahudi Tarihi