Prizren: 21. Yüzyılda Bir Osmanlı Panoraması

Namaz vakti gelmiş, içeriye girdiğimizde ezan okunmak üzereydi. Aslında vaktin bir 10-15 dakika sonrasında okunuyordu ezan. Bunun sebebini Ülgün’de tanıştığım vaizden öğrenecektim: Ezan vakitleri, gün içindeki çalışma vakitlerine göre ayarlanmıştı. Camii derneği mütevellisinden olduğunu öğrendiğimiz Cengiz Abi, bizim Türk olduğumuzu öğrenince hemen “Ezanı okur musunuz?” sorusunu yöneltti. Zübeyir ŞEKERCİ 2022 senesinde Özbekistan seyahati için sözleşmiş, ancak avukatlık stajından ötürü birlikte yolculuk yapamamıştık. Rabbim bir başka kapıyı açmış ve kıymetli dostum Ali ile üç sene sonra bir başka coğrafyaya yelken açmıştık. Balkanların en hassas ülkelerinden, Avrupa’nın en genç devleti Kosova’yaydı yolculuk. Bir Eylül günü, sabah saat dokuz gibi Kosova’nın başkenti Priştine Havalimanı’na iniş yaptık. Oldukça küçük…

Okumaya devam edin Prizren: 21. Yüzyılda Bir Osmanlı Panoraması

Tanrı Dağlarının Eteklerinde Bir Tefekkür Esintisi

Dar ve bakıma muhtaç bir mescid, bakkalı andıran market ve benzeri “şey”lerle bir başkent havalimanı imajından oldukça uzaktı. Mescidde namazlarımızı kılmış ve Hüseyin ile vedalaşmıştık. Onu İstanbul’a yolcularken, ben ise iki senenin ardından tekrar Özbekistan’a doğru yola koyulmuştum. Zübeyir ŞEKERCİ   Almatı’dan karayoluyla Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’e geçmiştik. Sınırdan girişte pasaport kontrolü dışında eşya kontrolü olmamıştı. Belki de Türk devletleri arasında sınır geçişlerinde görece esneklik gösteriliyordur diye düşündük. Otobüsün indirdiği yerden yolculukta tanıştığımız Malezyalı bir arkadaşla konaklayacağımız yer geçtik. Bir taksi uygulamasından taksi çağırmış ve kendi ödemişti. Israrcı olmamıza rağmen zaten ücretin az olduğunu belirtmesine karşın biz de İstanbul’a yolu düştüğü takdirde bir yemek sözü vermiştik.…

Okumaya devam edin Tanrı Dağlarının Eteklerinde Bir Tefekkür Esintisi

Almatı’dan Bize Kalan

Kazakistan özelinde, genel olarak Türkistan coğrafyasında yemekler et ağırlıklıdır. Elbette coğrafya, yemek kültürünü de şekillendiriyor; hayvancılık oldukça yaygın. Yemekleri yedikten sonra, her Türk’ün yaptığı gibi rastladığımız bir Türk restoranında çay içtik. Türk olduğumuz anlaşılmış olacak ki çayların bir kısmı ikram edildi. Çay faslının ardından otele döndük. Zübeyir ŞEKERCİ   Yaklaşık beş, beş buçuk saat süren uçak yolculuğunun ardından Almatı’ya varmıştık. Sabah namazının vakti çıkmaya yakın olması hasebiyle mescid aramaya koyulduk. İnternetten baktığımızda havalimanında bir mescid olduğu yazıyordu ancak bulamamıştık. Görevliye sorduktan sonra tarif edilen yere baktığımızda yine bulamamış ve son çare olarak yanımızdaki seccadeyi serip köşede bir yerde namazı eda etmiştik. İlk intiba kötüydü, Müslüman diyarında,…

Okumaya devam edin Almatı’dan Bize Kalan

Madrid Deyince Yahut Endülüs’ten Bir Parça

Şehir, diğer Endülüs şehirlerine göre “İslami” hafızadan oldukça uzaktı. Bugün şehri gezen birisi, burada bir zamanlar kocaman bir cami olduğunu ve bu caminin bünyesinde büyük âlimlerin yetiştiğini idrak edemeyebilir. Çünkü Reconquista sonrası cami yıkılmış, yerine bir kilise inşa edilmişti. Akabinde, İspanya’nın başkenti olması hasebiyle şehir, “öteki” unsurlardan büyük ölçüde arındırılmıştı. Zübeyir ŞEKERCİ Endülüs yolculuğumuzun son durağı olan Madrid’e doğru yola koyulmuştuk. Üç saatlik tren yolculuğunun ardından şehre varmıştık. Şehrin ulaşımı biraz karmaşık; metro ve tren hatları farklı sistemlere ve ücretlendirmelere tabi. Bu sebeple, kalacağımız yere gitmek için önce tabelaları takip edip nihayetinde görevlilere danışarak epey vakit harcamıştık. Ardından trenle bir durak gittikten sonra, kalacağımız yere…

Okumaya devam edin Madrid Deyince Yahut Endülüs’ten Bir Parça

Hayaller “Neden” Paris?

Zafer Takı’nı ardımızda bırakıp meşhur Şanzelize Caddesi’nde yürüyoruz bir süre. Halk ayaklanmasını kontrol edebilmek için yapılmış geniş caddelerden biri olan Şanzelize, bugün pahalı markaların sahne bulduğu bir yer. Şairin “şehrin insanı, şehrin insanı, şehrin/pahalı zevklerin insanı, ucuz cesaretlerin” dizeleri bu caddede tebellür ediyor. Zübeyir ŞEKERCİ Fotoğraf: Zübeyir Şekerci     Söylemlerimiz, telakkilerimizin dilimiz yoluyla açığa çıkmasıdır. Hayat görüşümüze dair önemli çıktılar verir. Sözümüz, kimliğimizdir. Osmanlı’nın Avrupa’ya gönderdiği ilk elçiden bu yana yüzümüz hep Batı’ya dönüktür. Tanzimatla beraber yaşanan kırılma, bizi Batı’da bir “değer” olduğuna ikna etmiştir. Fransa, bu  “değer”in başını çekmiştir uzun süre. Bugün devletin kurucu aklı Fransız’dır. Bu sebeple toplum nezdinde hayaller Paris’tir. Paris’e dair…

Okumaya devam edin Hayaller “Neden” Paris?

Yeşil/in Sermayesi İsviçre

Yeşil, doğrudan bir "yeşil sermayedir” bu ülkede. Hiç şüphesiz büyük bir servete sahip İsviçre bu serveti koruyabilmek için azami derece dikkatlidir. Mesela herhangi bir orman bölgesinde kafanıza göre mangal yapamadığınız gibi teşebbüs ettiğiniz takdirde yüklü para cezasına çarptırılırsınız. Sokaklar oldukça temizdir, yeşil alanların mülkiyeti büyük oranda korumadadır. Herhangi bir yere rastgele inşaat yapmak söz konusu değildir. Bunu seyahat ettiğiniz vakitte daha iyi idrak edebilirsiniz. Zübeyir ŞEKERCİ Müslümanların Batı’ya doğru ilerleyişleri ve Doğu Roma özelinde Avrupa devletleri için bir tehdit unsuru olarak görülmelerinden doğan Haçlı Seferleri; istenileni veremediği gibi Hristiyanların Kudüs’e giden yolunu da tehlikeye atmıştır. Seferler sonrası Kudüs rotası üzerindeki bölgelerde intizam yerini kaosa bırakmış,…

Okumaya devam edin Yeşil/in Sermayesi İsviçre

Soğuk Diyarın Sıcak Fertleri

Seyahat boyunca vakit namazlarını cemaatle kılmaya gayret gösterdiğimizde camilerin cemaat yoğunluğu, buranın insanına olan muhabbetimizi artırırken yeni tanıştığımız insanların ikram etmedeki ısrarları hamiyetperverliklerine dair düşüncelerimizi pekiştirmişti. Doğduğu yerden ötelere açılmamakta ısrarcı olan Erzurum insanının evrensel anlamda örnek alınması gereken güzel hasletleri, sahip oldukları ve sıkı sıkı bağlandıkları inanç değerleriyle doğru orantılıdır desek, iddialı bir cümle kurmuş olmayız zannediyorum. Zübeyir ŞEKERCİ “Erzurum kilidi mülk-i İslam’ın Mevla’ya emanet olsun Erzurum” Mostar Köprüsü’nü ilk gördüğümüz zaman, köprüye doğru yürürken hayranlığımızı dile getirmiş ve bir süre olduğumuz mevkide muhabbet etmiştik. Köprüyü sol cepheden gören o mevkide bir dadaşla tanışıp akabinde yolumuzun Erzurum’a düşeceğini kim bilebilirdi ki? Bosna’dan geldikten sonra…

Okumaya devam edin Soğuk Diyarın Sıcak Fertleri

Kant’ın Ödevinden Ders Çıkarılmalı mı?

Avrupa’ya ilk yolculuk yaptığımda mezkûr anlatılara yakından şahitlik etmiş, oraların “öteki”lerinin hikayelerini dinlemeye çalışmış ve monotonluğun donuk yüzüyle tanışmıştım. Ne ki bu birkaç sefer ile tekrar edecek ve her gitmeye yeni meseleler ekleyecektim heybeme. Zübeyir ŞEKERCİ Geçtiğimiz 150-200 yıl öncesine değin hayatın nasıl yaşanması, neyin, nasıl yapılması ve içtimai iklimin hangi aşamalara göre belirlenmesi ile ilgili bütün meselelerin referansı din idi. Ahlak temellendirmesi aleni şekilde din üzerinden yapılırken, Avrupa'da dönemin modernist dindarlarının öncülüğünde farkında olarak yahut olmayarak din, içtimai hayattan tecrit edildi ve herkes kendi inancı ile baş başa bırakıldı. Yerine ise profan bir söylem getirildi. Dinin belki de en mühim kaidelerinden olan "ahlak" bir…

Okumaya devam edin Kant’ın Ödevinden Ders Çıkarılmalı mı?

Bregenz’de Cami Merkezli Faaliyetler

Avusturya’nın diyaneti ATİB’in camisi ATİB Bregenz hakkında cemaatinden yönetimine kadar çeşitli insanlarla konuşarak çalışmalara dair detaylı bilgiler edinme fırsatı buldum. Zübeyir ŞEKERCİ Yeryüzünde ne olup bittiğini, muhtelif coğrafyaların toplumlar üzerinde nasıl bir etki bıraktığını, cihanşümul değişimlerin/dönüşümlerin insana kazandırdıklarını ve kaybettirdiklerini anlayabilmek için seyahat etmek oldukça mühim bir fiil. Kur’an’ın inen ilk ayetinde ifade edilen “Oku!” emri, kitabî olduğu kadar yaşanılan dünyayı da beş duyu ile takip etmekle ilgilidir. Bu minvalde bir Müslüman imkân dahilinde seyahat etmelidir. Bahusus, gördüğünü değerli bir şekilde aktarmalıdır. Eylül ayında 15 gün kadar Avrupa’nın çeşitli beldelerine seyahatlerde bulundum. Normal   seyrinde niyetim, bu seyahat çerçevesinde birkaç konu başlığı üzerinde durup aktarmaktı ancak…

Okumaya devam edin Bregenz’de Cami Merkezli Faaliyetler

Türkistan’ın İslamlaşmasında Hacegan Yolu’nun Önemi ve Altın Silsile Seyahat Hatıraları -I-

Hacegan Yolu, İslam’ın Arabistan’dan Avrupa’ya, Afrika’dan Endülüs’e, Kafkasya’dan Çin’e kadar yayılmasında öncülük eden tebliğ ve irfan yoludur. Selahattin SEMİZ Uzm. Dr., Afiyet Hastanesi Başhekimi Coğrafi ve Tarihi Sınırlar Türkistan; İran’ın Horasan bölgesinden başlayarak Kuzey Afganistan dahil Pamir ve Hindukuş dağlarının kuzey eteklerinden Çin’in Tun-huang bölgesine kadar uzanan, oradan Mançurya’nın batısına ulaşan, Moğolistan ile birlikte Güney Sibirya’nın tamamını içine alan, batıda Ural dağları ile Volga ırmağının Hazar denizine ulaştığı noktaya kadar devam eden geniş bir alanı kaplar. Bu alanın tarihî kaynaklardaki adı XIX. yüzyıl ortalarına kadar Türkistan’dır. Çoğunluğunu günümüzde Uygur ve Kazak Türkleri ile diğer Türk gruplarının oluşturduğu Çin Halk Cumhuriyeti hâkimiyetindeki bölgeye Doğu Türkistan, 1924’ten…

Okumaya devam edin Türkistan’ın İslamlaşmasında Hacegan Yolu’nun Önemi ve Altın Silsile Seyahat Hatıraları -I-