Konuştun, Güneşi Hatırlıyordum

Yağmur duası, kuraklık zamanlarında insanların Allah’a sığındığı ve yağmur için, bolluk, bereket için ona el açtığı duanın adıdır. Öyle zamanlarda hava açık olur. Bulutlu olmaz. Buna rağmen Sezai Karakoç, yağmur duasına çıksaydık bulutların yarılıp havanın açılacağından bahseder şiirde. Harun YAKARER Yazar-Şair Sezai Karakoç’un şiirlerinin toplamı olan Gün Doğmadan kitabının içinde güneş kelimesi, tam 236 kez geçmektedir. Hepsi de aynı anlama gelecek şekilde kullanılmıyor elbette. Fakat büyük çoğunluğu mecâzî anlam içeriyor. Sezai Karakoç’un eserleri fikrî boyutuyla daima bir bütünlük arz edecek şekilde ele alınabilir. Buradan hareketle bazı sembolik kelime tercihleri de aynı anlam noktasından hareketle yorumlanabilir. Onun eserlerindeki “güneş” kelimesine bu cihetle bir göz atmak niyetindeyim.…

Okumaya devam edin Konuştun, Güneşi Hatırlıyordum

Kırmızı Kiremitler Üzerine Yağmur Yağıyor

Sezai Karakoç’un “Ötesini Söylemeyeceğim” şiirine alımlama estetiği penceresinden baktığımızda ötesi söylenmeyerek bırakılan mana alanlarıyla karşılaşırız. Fakat bunlar şairin yok sayılıp okurun rahatça at oynatacağı meydanlar değildir. A. Ali URAL Yazar Maç bitmeden oyuncuları kenara alıp tribündeki seyirciyi sahaya indiriyor edebiyat hakemleri. Birdenbire seyircilikten oyunculuğa terfi ediyor okurlar. Çünkü onlara “Bir edebiyat eserinin anlamı metnin içinde hazır olarak beklemez, ipuçlarından hareketle okur kendi anlamını arar,” denmiştir. Bu yeni oyunculara arayışlarında tecrübe, bilgi, birikim ve beklentileri eşlik edecek. Anlam aramak, hazine aramak kadar zor ve heyecanlıdır çünkü. Her işaret kıymetli, her esinti cevherdir. Okur, yazarı, edebi metni ve o metnin oluştuğu ortamı tanımak bu “alımlama edebiyat üçgeni”nde…

Okumaya devam edin Kırmızı Kiremitler Üzerine Yağmur Yağıyor

Çeşmeler ve Şairler: Bir Yürüyüş Denemesi

Ona göre çeşmeler de şairler de toplumun ortasında yüzyıllardır çağıldayıp duruyorlardır; ikisinin de alın yazıları unutulmak ve terk edilmektir ne yazık ki. Buna rağmen, insanların bu umarsızlığına karşın çeşmeler onların susuzluğunu giderirken, şairler de ruh susayışlarını gidermişlerdir. Adem TURAN Sezai Karakoç’un, İstanbul’daki tarihi çeşmelerden yola çıkarak kaleme aldığı “Çeşmeler” şiirini okurken hem su gibi akarız hem susuzluğumuzu gideririz hem tarihe bir yolculuk yaparız hem de tabiata açılırız, ağacın, çiçeğin ve suyun doğduğu yerlere doğru. “Çeşmeler” şiirini okurken, bir taraftan üstad ile birlikte İstanbul’u adımlarız bir taraftan da çeşmelerin unutulmuşluğunu görür ve üzülürüz. Biz bu yazımızda üstad ile birlikte yürüyerek, onun “Çeşmeler” şiirinde işaret etmiş olduğu…

Okumaya devam edin Çeşmeler ve Şairler: Bir Yürüyüş Denemesi

Bir Doğu-Batı Mukayesesi: Masal

Ona göre Batı düşünceyi kısıtlar, Doğu ise onu basitleştirir. Medeniyeti düşünce üzerinden temellendiren Sezai Karakoç, düşüncenin, medeniyetin ve kültürün, İslam ile asıl anlamını bulduğunu ifade eder. Alim YILDIZ Prof. Dr., Sivas Cumhuriyet Üni. İlahiyat Fak. Sezai Karakoç’a göre insanoğlunun en üstün vasıflarından birisi, düşünme eylemidir. O, insana, Müslümanlara, düşünme teklifi yapmıştır. Batı’yı da Doğu’yu da ancak düşünmekle anlayabileceğimizi söylemiştir. Fikri, düşünceyi zihinlerde açan bir çiçek olarak görmüştür. Ona göre Müslüman, düşünerek var olacaktır. Batı ve İslam medeniyetine yönelik düşüncesinin özetini de “Masal” şiiriyle ortaya koymuştur. Şiire bir babanın yedi oğlu konu olmaktadır. Bu yedi oğul üzerinden çağı ve insanı anlatmaktadır. Şiirde İslam ülkelerinin çocuklarının Batı…

Okumaya devam edin Bir Doğu-Batı Mukayesesi: Masal

Sezai Karakoç’un Şiirinde Hz. Meryem İmgesi

Karakoç, şiirde kutsalı imanın esaslarını referans alarak kullanılır. Peygamberlere, kitaplara, meleklere…imanın gereğidir diğer dinlere ait inanç unsurlarının seçilmesi. Lakin bir gayri müslim gibi bakmaz, bir oryantalist gibi hiç değildir. Onun bakışı özgündür, mümincedir. Salih UÇAK Gürcistan Üniversitesi Türkoloji Kürsüsü Kadın, varoluşun sırrı olan aşkın vazgeçilmez duraklarından biridir. Şiir başta olmak üzere hemen bütün sanatların temel nesnelerinden biridir kadın. Maşuk tipinden ideal anneye kadar pek çok boyutuyla şiirde kendine yer bulur. Belkıs, Züleyha ve Meryem gibi isimler, şiirin kadın imgeleri içinde apayrı bir yer tutar. Hz. Meryem; iffet, ismet ve takvanın sembolüdür. Adına Kur’an’da sûre bulunan Hz. Meryem, İmran’ın kızı ve Hz. İsa’nın annesidir. Zekeriya’nın irfan…

Okumaya devam edin Sezai Karakoç’un Şiirinde Hz. Meryem İmgesi

Prof. Dr. Münire Kevser BAŞ ile Sezai Karakoç Üzerine

Prof. Dr. Münire Kevser Baş, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde öğretim görevlisidir. “Sezai Karakoç`un Düşünce ve Sanatında Temel Kavramlar” başlıklı doktora tezi de dâhil olmak üzere Sezai Karakoç’un sanatı üzerine yaptığı birçok çalışma ile tanınmaktadır. Üstelik Baş, Sezai Karakoç’un sanatına dair “Sezai Karakoç’un Düşünce ve Sanatı” üzerine doktora dersleri vermesinin yanı sıra “Diriliş'in Yapıtaşları Sezai Karakoç'un Düşünce ve Sanatında Temel Kavramlar” ve “Sezai Karakoç Şiirinde Metafizik Vurgu” gibi önemli eserler de vermiştir. İNSİCAM dergisi olarak Münire Kevser Baş Hocamız ile Sezai Karakoç üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. İNSİCAM S. Sezai Karakoç hakkında çalışmaları olan birisiniz. İlk yazmaya…

Okumaya devam edin Prof. Dr. Münire Kevser BAŞ ile Sezai Karakoç Üzerine

Yitik Cennet Bağlamında Sezai Karakoç’un Peygamberlere Bakışı

Beni asıl vuran ifade ise Âdem (a.s.)’ın asıl imtihanının "toprak" olduğu tespitiydi. Toprak aynı zamanda Hz. Âdem’in yaratıldığı hammaddeydi. Dolayısıyla Âdem (a.s.) toprakla imtihan edildi derken, bununla bir taraftan yaratılış maddesine, diğer taraftan da hatası sonucu çıkarıldığı “Yitik Cennet”i yeniden bulması için sürgüne gönderildiği dünyaya işaret vardır. Mülayim Sadık Kul Üstad Sezai Karakoç’un ölümüyle birlikte sevenlerinin gönlüne koca bir kor düştü. Birçok İslam düşünürü gibi Sezai Bey’i de uzaktan kitaplarıyla sevmiş, yanına yöresine yaklaşabilme imkânımız olmamıştı. Ziyaretiyle ilgili duyduğumuz haberler de hep cesaretimizi kıracak nitelikteydi. “Nasipten öte yol yok” derler ya, işte bizimki de öyle. Bundan sonra da onunla ancak, “Rahmetim gadabımı geçti” müjdesini, hakkımızda…

Okumaya devam edin Yitik Cennet Bağlamında Sezai Karakoç’un Peygamberlere Bakışı

Sezai Karakoç’un Mevlânâ’sı[1]

Karakoç’a göre Mevlânâ, Gazzâlî ve İbnü’l-Arabî ile birlikte İslam medeniyetinin sacayağından biridir. Gazzâlî, İslam medeniyetinin Yunan düşüncesiyle karşılaşması sonucunda ortaya çıkan kaostan çıkış için ilahi bir lütuftur ve Müslüman dünyanın entelektüel istikametini belirlemiştir. Ali ÖZTÜRK Prof. Dr., Trakya Üni. İlahiyat Fak.  “Ölümü düğün gecesi (Şeb-i Arûs) olarak anlayan insana tesir edecek güç var mıdır?” diye sorarak başlar Sezai Karakoç, Mevlânâ ile ilgili ilk yazısına. Sahabenin Mâverâünnehir’e taşıdığı ve zamanla hazine hâline gelen yükü, Doğu ile Batı’nın karşı karşıya gelip durakladığı, kaderlerinin düğümlendiği, altında sakladıklarının üstünde barındırdıklarından fazla olan medeniyetler tarihinin beşiğini Anadolu’ya taşıyan erenler kervanına bir çocuk olarak katılmıştır Mevlânâ: “Göklerin yükünü omzunda taşıyan bir…

Okumaya devam edin Sezai Karakoç’un Mevlânâ’sı[1]

“Ötesini Söylemeyeceğim”

Âtıf Bedir Çizgi: Vecihe Kara Sezai Karakoç’a rahmetle… Bu evler çarşılara açılır Çarşılar ki babaların en kırılgan siyahıdır Çocukların rüyasında inanılmış masallar Gözlerinde ışıldayan yusufçuk kuşları Başını okşamaya gelmiş gibi bir ses avluda Çamaşır yıkamış annelerin boyadığı sokaklara Bu evler menekşesiz afrikalara açılır Dilimizdeki bütün kelimeler yalnızdır o yüzden Öylesine kırık ki kalbi her yeri gurbet Bu dünyadan değil gibi öylesine yerli Sıladan uzak düşmüş gibi bakar göklere Bu evler susmalara açılır, kırgınlıklara Sonunda en kuytusundan bir köşe seçer insan Betonla çarpışa çarpışa kazanır savaşı Çeşmeleri mutfaklara, çiçekleri salonlara Bahçeleri balkonlara, güneşleri parklara Bu evler Allah’a açılır Nereye gitse yanında hep kuşluk vakitleri Sesinde kadim…

Okumaya devam edin “Ötesini Söylemeyeceğim”

Kutsal At

Sezai Karakoç Çeviri: Soner Akdağ Kutsal At I. Cezayir’in atları Sever çılgınca Tanrı’yı ve insanı Ne kırmızı ne kara kutsal                   Cezayir’in atı böyledir Siyah atlar ölür Al atlar ölür Cezayir’de atlar ölür                   Aşkları unutsak yeridir Kıratlar belli belirsiz Yaşar ve yaşatır yalnızca                   Cezayir süt sirkidir Yurdunu sevenlerin Gözlerini kimse bağlamaz At üstünde can verirler Atla birlik güneş doğarken                   Ve yaşar Cezayir Gelir bizim çocuklar İnsan olduğu yerden atların Atların rengi geçer Sarı ayakkabılarına II. Ölüler evlerden Çıkmaz girer Gençlik açlık masalı Kadınlar Cezayir’de                   Fransa anlamıyor Cezayir’de atların Gördüğünü kimse görmedi Kimse bu ölümlerle Cezayir’li gibi Ve Cezayir’li kadar Ölmedi                  …

Okumaya devam edin Kutsal At