İslamî Bir Fon Olabilmenin Gereklilikleri Nelerdir?

İslam, faizi kesin ve net bir şekilde yasakladığı için katılım yatırım fonları hiçbir surette faiz ya da benzeri uygulamalarda bulunmamalıdır. İslam hukukunda sözleşmeleri sakatlayıcı bir unsur olarak görülen garar ve cehalet gibi belirsizlik ve bilinmezlik barındıran durumlar, katılım yatırım fonlarından uzak olması gereken önemli gereklilikler arasındadır. Yatırımcıların hak ve hukukuna zarar verecek şekilde manipülatif eylemlerde bulunulmaması da altı çizilmesi gereken diğer bir gerekliliktir.

Burak Talha ÖGÜÇ

Müslüman olmak, beraberinde birbiriyle oldukça ilişkili bir dizi sorumluluğu yerine getirmeyi gerekli kılan ulvi bir yükümlülüktür. İbadetler bu ulvi yükümlülüğün Allah ile olan veçhesini oluştururken, beşeri muameleler söz konusu yükümlülüğün kullar arası boyutunu oluşturmaktadır. Bu nedenle Müslümanların gerek Allah ile olan yönünü gerekse kullarla olan muamelelerinde İslam’ın öngördüğü ilke ve esaslara uygun olarak davranması gerekmektedir.  

Modern finansal işlemlerin de sözü edilen zorunluluk gereği Müslümanların inanç ve amel esaslarına uygun olması hayati önemi haizdir. Katılım yatırım fonları, modern dönemde bu misyonu yerine getirme amacıyla ortaya çıkan ve Müslümanların birikimlerini İslam hukukunun gerekliliklerine uygun olarak değerlendirebilecekleri önemli bir yatırım enstrümanıdır.

Katılım yatırım fonları, yatırımcıların tasarruflarını toplayarak İslam hukukuna uygun biçimde, finansal okuryazarlığı olan kimseler eliyle yönetilmesi temeli üzerine inşa edilmiş bir yatırım aracıdır. İslam hukukuna uygunluk şartı gerek yatırımcıların gerekse fon yöneticilerinin İslami açıdan meşru bir eylem gerçekleştirmesi noktasında oldukça önemli bir kayıttır.

İslam hukukuna uygunluk belli başlı gerekliliklerin yerine getirilmesi ile somut bir anlam kazanmaktadır. Fon portföyünün İslam hukukunun temel ilkelerine göre yönetilmesi, meşru araçlara yatırım yapılması, usulüne uygun arındırma işlemlerinin gerçekleştirilmesi, sözleşme yapısının meşru bir zeminde tesis edilmesi, sözleşmelerin doğru ibareler ile kaleme alınması ve denetleyici-düzenleyici yapıların olması gerekliliği gibi hususlar, İslam hukukuna uygun olabilmenin belli başlı parametreleri arasında sayılabilir.

Katılım yatırım fonları, İslam hukukunun ortaya koyduğu emir ve yasaklara uygun olarak tasarlanmış olmalıdır. Sözü edilen emir ve yasaklardan ilki ve belki de en çok bilineni faizin yasaklanmış; ticaret yapmanın ise helal kılınmış olmasıdır. İslam, faizi kesin ve net bir şekilde yasakladığı için katılım yatırım fonları hiçbir surette faiz ya da benzeri uygulamalarda bulunmamalıdır.

İslam hukukunda sözleşmeleri sakatlayıcı bir unsur olarak görülen garar ve cehalet gibi belirsizlik ve bilinmezlik barındıran durumlar, katılım yatırım fonlarından uzak olması gereken önemli gereklilikler arasındadır. Yatırımcıların hak ve hukukuna zarar verecek şekilde manipülatif eylemlerde bulunulmaması da altı çizilmesi gereken diğer bir gerekliliktir.

Katılım yatırım fonlarının daima İslam hukuku tarafından uygun görülen yatırım faaliyetlerinde bulunması gerekmektedir. Bu sebeple tahvil, bono, meşru olmayan hisse senedi ve benzeri İslam hukukuna uygun olmayan yatırım araçları portföye dahil edilmemelidir. Bu tür araçların meşru olmaması, dolaylı olarak bunlara yatırım yapan katılım fonlarının da meşruiyetini zedeler.

Katılım yatırım fonu portföyü yönetilirken, İslâm hukukuna uygunluğu onaylanmış sukuk, hisse senetleri, altın ve gümüş gibi araçlar tercih edilmelidir. Portföyün meşru varlıklardan oluşması, katılım yatırım fonlarını diğerlerinden ayıran en bariz özelliklerdendir.

Katılım yatırım fonları, diğer yatırım araçlarından farklı olarak güven duygusu daha ön planda olduğu bir yatırım aracıdır. Zira Müslümanlar, inançlarının gerektirdiği şekilde yönetilmesi için tasarruflarını birine emanet etmektedir. Bu noktada güven ve emanet ilişkisini düzenleyen ve çerçevesini çizen sözleşmenin yapısının açık ve belirgin şekilde tanımlanması önemlidir. Bunun da İslam hukuku tarafından ortaya konulan bir sözleşme ile olması gerekmektedir.

Katılım yatırım fonları ve yatırımcılar arasındaki sözleşme türü, mudarebe (emek-sermaye ortaklığı) ve yatırım vekaleti şeklinde kurgulanabilmektedir. Aradaki ilişkiyi tesis eden sözleşme hangisi olursa olsun, katılım yatırım fonlarının dayandığı sözleşmenin tüm gerekliliklerine göre süreçlerini yürütmesi zorunludur. Ayrıca ilişkiyi tesis eden belgelerin İslam hukukuna aykırı ifadelerden uzak şekilde yazılması da oldukça önemlidir.

Katılım yatırım fonlarının tüm gelirlerinin helal olması gerekmektedir. Bu vecibenin tabii bir sonucu olarak, gerek sehven yapılan hatalardan kaynaklı ortaya çıkan gelirlerin gerekse portföydeki yatırım araçlarına ait sakıncalı gelirlerin tasfiye edilmesi lazımdır. Söz konusu kirli kazançların portföyde kalması ve yeni yatırımlara kanalize edilmesi gittikçe büyüyen bir mahzurlu gelir yapısı oluşturmaktadır. Bunun önüne geçilebilmesi için portföy yönetilirken sürekli bir şekilde yukarıda zikredilen gerekliliklere hakkıyla riayet etme gayreti içerisinde olmak elzemdir. Buna rağmen sakıncalı bir kazanç elde edilmişse, vakit kaybetmeden usulüne uygun biçimde hibe edilerek uygun yerlere aktarılmalıdır.

Peki, katılım yatırım fonları İslam hukukunun zikredilen gerekliliklerine nasıl uyum sağlayacaktır? Sözü edilen uyum, İslam hukuku açısından düzenleme ve denetleme faaliyeti yürüten sistematik bir yapıyla somut bir anlam ifade etmektedir. Bu düzenleme ve denetleme faaliyeti katılım yatırım fonu kuran ve yöneten portföy yönetim şirketleri nezdinde yer alan fetva kurulları ile fıkhî açıdan kontrol ve denetim yapan birimler tarafından tesis edilmektedir.

Fetva kurulları, katılım yatırım fonlarının uyması gereken İslam hukuku kurallarını ortaya koyan ve danışmanlık sunan son derece hayati önemi haiz yapılardır. Fıkhî denetim ve kontrol birimleri de söz konusu kuralların uygulamadaki kontrolünü ve denetimini sağlayarak, İslam hukukuna uyumsuzluktan ortaya çıkabilecek risklerin giderilmesini sağlayan oluşumlardır.

Katılım yatırım fonları, Müslümanların dünyevi ve uhrevi açıdan meşru bir yatırım yapmasına olanak sağlayan modern bir yatırım aracıdır. Söz konusu yatırım fonlarının dini meşruiyeti için sağlanması gereken hususların son derece titiz bir şekilde uygulanması gerekmektedir. Bu gereklilik hem fon kurup yöneten taraf için hem de yatırımcı için oldukça mühimdir. Temel İslamî ilkelere uygun olma, meşru yatırım araçlarını kullanma, mahzurlu gelir elde edildiyse usulüne uygun şekilde hemen arındırmanın yapılması ve katılım yatırım fonlarının sağlaması gereken önemli fıkhî ilkelerdir. Söz konusu gerekliliklerin hakkıyla tesis edilerek uygulanması ise şeffaf ve etkili şekilde çalışan düzenleyici ve denetleyici yapıların tesis edilmesine bağlıdır.