Mesul ve Hür İnsan: Aliya İzzetbegoviç’ten Mülhem Bir Değerlendirme

İzzetbegoviç, bu bakış açısına imkân tanır. Bu imkânın izini bir soru ve ona verilebilecek cevap çerçevesinde sürmeyi deneyebiliriz. Kişi, dışarıdan gelen ve görünen bir varoluş (ex-istere) ile mi var olur, yoksa içinden doğan bir varoluş (in-sistere) ile mi? İzzetbegoviç, varoluşun temel dinamiğinin içten geldiğini, bunun îman ve niyet ile şekillendiğini, bu temel üzerine hâricî varoluşun (ex-sistere) ise idrâk, irâde ve amel ile inşâ edilebileceğini düşünür. Onun görüşüne göre, iç varoluş îmanın ışığıyla; dış varoluş ise îmanın gücüyle neşet edecek hayırlı amellerle kurulur. İç ve dış, ancak birlikte uyum içinde olursa, sağlam ve sürekli bir varoluş ve şahsiyet varlığı meydâna gelebilir. Şahsiyet ise mesûliyet ve hürriyet…

Okumaya devam edin Mesul ve Hür İnsan: Aliya İzzetbegoviç’ten Mülhem Bir Değerlendirme

Aliya İzetbegoviç’in İslâmcılığa Katkıları Üzerine Bir Deneme

Aliya’nın çağrısı karşılık bulmuş olacak ki Bosna’da pörsüyen İslâm ruhu tekrardan canlanmış, dünyanın her yerinden Müslümanlar Bosna’ya akın etmişti. Türkiye İslâmcılığı özelinde değerlendirecek olursak doksanlı yılların gündemini oluşturan en önemli konu Bosna’daki Müslümanların vermiş olduğu varlık mücadelesiydi. Burak ÇETİK Her yıl takvimler 19 Ekim’i gösterdiğinde Aliya İzetbegoviç’i vefat yıldönümünde anma programları yapılır. Bu programlarda genel olarak vurgulanan liderliği ve bilgeliğidir. “Bilge Kral” tamlamasıyla yapılan bu vurgu, doğru olmakla beraber çoğunlukla altı doldurulmayan bir ifadedir. Konuşmalarda genelgeçer ifadelerle Aliya övülür fakat fikirleri tartışılmaz. Bunun istisnaları olmakla beraber ne yazık ki tablo bu şekildedir.  Öncelikle bu tarz programlarda yapılan salt övgülerden oluşan konuşmaların, Aliya’nın düşüncelerine aykırı olduğunu…

Okumaya devam edin Aliya İzetbegoviç’in İslâmcılığa Katkıları Üzerine Bir Deneme

Aliya’ya İzzetbegoviç’e Göre İslam Dünyasında Kadın ve Aile

Anneden gördüğü dinî eğitimin etkisiyle Aliya, çocuklarına da aynı şekilde yaklaşır. Şefkatle ve baskı olmadan verilen dinî eğitimin, aile bağlarını güçlendirebileceğine inanır. Bu yaklaşım, Aliya'nın aile ve din eğitimi konusundaki değerlerini birleştirerek çocuklarına sağlıklı bir şekilde aktarmasını sağlar.  Hatice BALİN Uzm. Sosyolog İslam'a dayalı düalist bir anlayışa sahip olan Aliya, tüm boyutlarıyla tevhid ilkesini benimser. Tevhid, birliğe ve tekliğe işaret eder ve Aliya'ya göre varlık, sebep-sonuç ilişkileriyle birbirine bağlı bir bütün olarak anlaşılmalıdır. Aliya İzzetbegoviç'in düalizm kavramını anlamak için ortaya koyduğu dünya tasnifine göre, dünya görüşlerini üç ana kategoriye ayırdığı anlaşılmaktadır: İzzetbegoviç'e göre, mâneviyatçı dünya görüşü, madde ötesi gerçekliği vurgular. Bu dünya görüşü, maddi olmayan,…

Okumaya devam edin Aliya’ya İzzetbegoviç’e Göre İslam Dünyasında Kadın ve Aile

Üçüncü Yolu Tercih Eden Bilge: Aliya

Malum olduğu üzere Avrupa’nın ortasında, Bosna’da, bir cinnet yaşanır. Binlerce Müslüman katledilir. Bu, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’nın şahit olduğu en büyük kıyımdır. Dünya, sessizliğe bürünür. Çünkü ölenler Müslümandır. Abdulvehap BALLI Aliya, ütopyaya karşıdır. Çünkü bütün ütopyalar, yeryüzünde cennet kurma hayali peşindedirler. Aliya’nın hayatı ise bir dramdır. Dram insanla, ütopya dünya ile uğraşır. Peki, ütopik bir toplum modeli kurmak mümkün müdür? Aliya’ya göre insanın yeryüzüne indirilmesiyle bu mümkün değildir. Aliya, mükemmel insanın, mükemmel toplumun peşinde değildir. Tüm istediği, normal insanlar ve normal bir toplum. Oysa Aliya, duruşuyla bizlere hep bir ideali hatırlatır: “Toplumları bilge insanlar yönetmeli.” Farabi’nin erdemli şehir ütopyası belki o zaman gerçek olur.…

Okumaya devam edin Üçüncü Yolu Tercih Eden Bilge: Aliya

Aliya’nın Özgürlüğe Kaçışından Notlar

Aşırı okumak bizi daha akıllı yapmaz. Kimi insanlar sadece kitapları "yutar." Onlar bunu, okunmuş olanların "hazmedilmesi," işlenmesi, içselleştirilmesi ve idraki için elzem olan düşünme aralığı olmadan yaparlar. Tıpkı arının topladığı çiçek tozunu bala dönüştürmesi için bir "içsel" gayret ve zaman gerekmesi gibi, okumak için de şahsi katkı gereklidir. Sinan ÖZYURT Aliya İzzetbegoviç 20. yüzyılın en önemli Müslüman düşünür ve liderlerinden biridir. O, düşünce ve eyleminin bedelini defalarca ödemiş bir dava adamıdır. 1983 yılında fikirlerinden dolayı 14 yıl hapse mahkûm edilir ve beş yıl cezaevinde kalır. Bu süre zarfında okumak, düşünmek ve yazmak onun için özgürlüğe kaçışın bir yolu olur. Zor şartlar altında şifreli ifadelerle kaleme…

Okumaya devam edin Aliya’nın Özgürlüğe Kaçışından Notlar

Gençlere Neden Aliya Okutmalıyız?

Aliya; başkayı, başkasını, iyi tanır, tanıtır. Batı nedir, Doğu nedir, bilir. Sezai Karakoç, hatırlayalım, Diriliş Neslinin Âmentüsü kitabında diriliş erinin özelliklerini anlatırken bunu söylüyordu. Doğu’yu ve Batı’yı bilir, diyordu. Batı’yı içinde yaşadığı coğrafya nedeniyle, Doğu’yu da din kardeşliği vasıtasıyla, bağ kurduğu toplumlar nedeniyle bizzat tanıyan Aliya, bizi bir diriliş eri yapamaz mı? Yapar. Harun YAKARER Müslümanlar olarak ortak bir kaygımız var diye düşünüyorum. Kaygısız olanları ve siyasetçileri bir kenara bırakarak söylüyorum. Bu kaygının adı, yeni nesiller. Türkiye’de bir araştırma yapılsa genel olarak ne yetişkinler gençlerden ne de gençler yetişkinlerden memnun ve ümitvar olduğunu söyler. Halbuki kaygılarımızın ortadan kalkabilmesi, sorunlarımızın çözülmesi için önce ümit etmek gerekir.…

Okumaya devam edin Gençlere Neden Aliya Okutmalıyız?

Kaybedenlere Hayranlığımız Nereden Kaynaklanıyor?

İzzetbegoviç, vazife ahlakının pratikte karşımıza çıkan gerekçelerinden bahsetmektedir. Merhamet, diğerkâmlık, kahramanlık, fedakârlık, iyiyi ve adaleti isteme gibi kavramlar veya tecrübeler, özü itibariyle yarar gözetmeyen tecrübelerdir. Bu bir ruh-beden düalizmini zımnen kabul ederek, vazife ahlakı, ruhun varlığından kaynaklanmaktadır şeklinde bir temellendirmedir. Latif TOKAT Prof. Dr., Ankara Sosyal Bilimler Üni. İlahiyat Fak. Aliya İzzetbegoviç’in hem Doğu Batı Arasında İslam hem de Özgürlüğe Kaçışım adlı eserlerinde ahlak felsefesi hakkındaki düşüncelerine yer verirken vurguladığı iki kavram, “vazife” ve “fedakârlık”tır. Bununla birlikte pek çok yerde, fedakârlıkları veya ahlaklılıkları nedeniyle “kaybedenler”e duyduğumuz hayranlığın ve sempatinin nereden kaynaklandığını sorgular. Kaybedenlere duyulan hayranlık, ahlak felsefesinin vazife ahlakı olarak gerekçelendirilmesi için İzzetbegoviç’in kullandığı fenomenolojik…

Okumaya devam edin Kaybedenlere Hayranlığımız Nereden Kaynaklanıyor?

40 Yıl Sonra Doğu ve Batı Arasında İslam

Doğu Batı Arasında İslam, temelde bir insan ve ahlak felsefesi kitabı olarak kabul edilebilir. Hatta Aliya İzzetbegoviç’e bu çalışmasının bir felsefe doktora tezi olarak kabul edilebileceği teklifinde de bulunulmuştur. Mahmut Hakkı AKIN Prof. Dr., İstanbul Medeniyet Üni. Edebiyat Fak. Merhum Aliya İzzetbegoviç’in en önemli eseri 1984 yılında, Amerika Birleşik Devletleri’nde yayınlanan Doğu Batı Arasında İslam’dır. Eseri yayınlandığında kendisinin hapishanede olduğunu hatırlatmak gerekir. Bu kısa yazıda temel bir soru üzerinde durulacaktır. “Bu eser, Çağdaş Müslüman düşünce açısından neden önemlidir” sorusuna cevap aranacaktır. Doğu Batı Arasında İslam’ın ilk yayınlanmasının üzerinden 40 yıl geçmiştir. Bu kitap, sadece zaman ve mekân sınırlarında kendi coğrafyasındaki güncel meselelere odaklanan bir kitap…

Okumaya devam edin 40 Yıl Sonra Doğu ve Batı Arasında İslam

Türkçede Aliya Şiirleri

Şair dünyanın değersizliğini, onun bir istatistik oluşuna işaret ederek ifade eder. Dünyada artık her şey rakamlara indirgenmiştir. Rakamların büyüklüğü, yegâne değer ölçüsü olmuştur. İyiyi, güzeli, adaleti anlatması gereken şiirler, siparişle yazılır olmuştur. Egemenler her şeye olduğu gibi şiire de, kendi güçlerine güç kattığı oranda alan açmaktadırlar. Aynayı ayna yapan sır, dökülmüştür. Mustafa ESER Prof. Dr., FSMVÜ İslami İlimler Fak. Çizgi: Hilal Özder Olayların, şahsiyetlerin, kurumların nisyana terk edilmemesinin yollarından biri, onları yazmak, onları sanatsal ve kültürel enstrümanlarla kayda geçirmek, böylece tarihe not düşmektir. Bunlar arasında şiirin yeri ayrıdır, ayrıcalıklıdır. Peygamber Efendimizin Medine’yi nurlandırmasından (Talaa’l-bedru aleynâ) müslümanların Endülüs’te katledilmesine (Endülüs’e Ağıt) kadar birçok tarihi olay, şiirle…

Okumaya devam edin Türkçede Aliya Şiirleri

Savaşın Ortasında Barışın Hükümdarı: Aliya İzzetbegoviç

Aliya, eseri gibi doğu ile batı arasında iki cenahı da anlama ve tahlile tutma ehliyetine sahip yegâne düşünür ve liderdi. Ahmet MERCAN Bir dönemi ilmi, eylemi, irfanı ile ihya eden önderleri nasıl analım sorusu önemlidir. Tarihten günümüze taşıdığımız bu isimleri genelde yücelterek anarız. Şüphesiz hayır ekseninde ele almamız gereken bu durumda söz konusu şahsiyeti aşırı yüceltme yoluyla kendimizden uzaklaştırdığımızı fark etmeyiz. Aşırı yüceltme anmaya evet ama anlamaya engel bir durum oluşturur. Kişinin beşeri özelliklerini, zaaflarını (ki, bunlar toplumsala ait durumlardır) görmeden meleklere denk bir örnekleme yaptığımızda kendisiyle özdeşlik ve örneklik, tutumumuzu da kaybetmiş oluruz. Vefa elbette bu anmada anlamanın görünmez kapısıdır. Bu bahsi ihmal etmeden…

Okumaya devam edin Savaşın Ortasında Barışın Hükümdarı: Aliya İzzetbegoviç