Dil Derinleşme Midir, Kesişme Midir?

Dil, kalbin durumuna göre kendine eklemeler ve çıkarmalar yapar; anlam katmanları böyle oluşur veya böyle ölür. Büyük sûfî Abdülkadir Geylâni ne güzel ifade ediyor bu durumu.  Şöyle diyor bir yerde: Dil kalbin çocuğudur ve ona tabiidir. Mustafa AYDOĞAN Dil bir sistem olarak, doğmak, gelişmek ve kendi mükemmel sınırlarına ulaşmak için bir bilgiye ve özel bir çabaya muhtaç değildir.  Dil bir mahlûktur. Her mahlûk gibi yaratıcının yaratış formlarından bir formdur. Dolayısıyla bütün yaratışlar gibi yaratıcının bilme durumu ve iradesi dışında hiçbir gerekçeye ve bilme durumuna muhtaç olmaksızın doğar, yaşar ve ölür. Dünyada her gün birçok devasa dil sistemi ölüm gerçeğinin içine düşmektedir. O dili kullanan son…

Okumaya devam edin Dil Derinleşme Midir, Kesişme Midir?

Türkçe ve Dünyevileşme

Kelime neden bu kadar önemlidir? Bunu anlamak için geleneğimizde neden zikir ve tesbihatın olduğunu ve ısrarla neden tavsiye edildiğini düşünmek gerekir. Mustafa ÖZÇELİK Dünyevileşme, bu çağda karşı karşıya kaldığımız en temel problemlerden biridir. Bu durumun etkilerini hemen her alanda görmekle beraber en çok da din ve dil konusunda görmekteyiz. Zira dünyevileşme (sekülerleşme), sözlük manasıyla bile  “dinden bağımsız, dinî ya da ruhanî olmayan”ı ifade etmektedir. Mesele bağımsızlıkla da kalmamakta, bu tutum son noktada din karşıtlığına dönüşmektedir.  Dindeki sekülerleşme; din, hayatın bütün alanlarında tezahür eden bir özellik taşıdığı için bu durum, bütün hayatı kapsayıcı bir genişliğe sahip olma gibi bir özellik taşımaktadır. Gerek zihin dünyamızda gerek hayatımızda…

Okumaya devam edin Türkçe ve Dünyevileşme

Dil Bizim, Lisan Bizim, Zeban Bizimdir!

Her dil, özünde gelişme ve zenginleşme gücünü taşır. Dolayısıyla diller arasında üstünlük yarışı pek de anlamlı değildir. İbrahim DEMİRCİ Adımı İbrahim koymuşlar. “Bu cümlenin öznesi ne?” diye sorsanız bana “onlar” diyebilirim. “Onlar mı, onlar kim?” diye devam etseniz sormaya “Ailem”, “babam”, “annem”, “annem babam” gibi cevaplar verebilirim ama bunların doğruluğunu veya yanlışlığını kanıtlayacak bilgiden yoksunum. Bende böyle bir bilgi yok çünkü. Adımın İbrahim olmasını belki de ebem/ninem/babaannem istemiştir. “Onlar mı, onlar kim?” yerine “Onlar mı, onlar ne?” diye sorsanız bana, “Onlar zamir, şahıs zamiri!”, “üçüncü çokluk şahıs zamiri” yahut “üçüncü çoğul kişi adılı” diyebilirim. Sonra da “çokluk” ile “çoğul” arasındaki fark veya “Güzelim ‘zamir’ varken…

Okumaya devam edin Dil Bizim, Lisan Bizim, Zeban Bizimdir!

İmlânın Türkçeyi Teşrifi Arz Olunur

Eline her klavye alanın kendini yazar, önüne düşen her kelimeyi alt alta yazanın kendini şair sandığı bir girdaptayız artık. Mehmet Şamil BAŞ Şair-Dr. Öğretim Üyesi, Recep Tayyip Erdoğan Üni. İlahiyat Fak. Konu, Türkçesi varken yabancı dildeki kelimeleri kullanmanın ötesine geçti artık. Başıboş bir öz güven ve hak edilmemiş bir gurur ile kuruluyor cümleler. Dahası mevcut kelimeleri bozma ve kendi anlam dünyasından kelimeleri, terkipleri çıkartma; onlara bambaşka bir anlam katma çabası içerisinde görüyoruz insanımızı. Şüphesiz bunda, sosyal medyanın büyük bir etkisi var. Sosyal medyayı farklı olma, bu farklılığa bağlı olarak tepki çekebilme ve bunu etkileşime sokarak neticede buradan nemalanmaya çalışmak, herkesin aslî göreviymişçesine yazılan cümlemsilerle kuşatılmış…

Okumaya devam edin İmlânın Türkçeyi Teşrifi Arz Olunur

Gönül Deniz Dil Kıyıdır

Türk dili, gönül dilidir. Hz. Yunus’tan itibaren -öncülleri pîr-i Türkistan Hace Ahmed Yesevî ve öncüllerini de düşürsek- Türkçe, gönlün dilidir, semavî öğretinin en sade biçimde aktarıldığı bir dünyadır. Sadık YALSIZUÇANLAR Ebu’l-Hasan Harakanî Hazretleri’nin sözüdür: “Gönül deniz, dil kıyıdır. Denizde ne varsa kıyıya, gönülde ne varsa dile o vurur.” Efendim, insan dilinin altında gizlidir derler. Mübarek Kur’ân “ırkların ve dillerin, Allah’ın ayetleri” olduğunu beyan eder. Hani, Hz. Yunus’un dediği gibi “gelin tanışık idelüm, işi kolay tutalum; sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz.” Cenab-ı Hak, bizleri, birbirimizi severek tanış olalım diye yaratmıştır. O’na gerçek anlamda kul olalım diye. Kul, her türden rububiyyet vehminden arınmış kimseye denir. Dil bilimci…

Okumaya devam edin Gönül Deniz Dil Kıyıdır

Ateş Kesilen Sabâ

Türkçe yazılan şiir, bünyesine sirayet etmiş onca meselenin yanında bir dil garabetini dillendirme sancısı, dile getirme sıkıntısı, dil bilmeme zaafı, dilsizlik ağrısı, yanlış ya da yabancı bir dille konuşmaya zorlanma tehdidi yaşamaktadır. Ali Emre      Türkiye’de yazılan şiirin taşıdığı zindelik ve zenginliğin görünür kılınmasını, sahici ve nitelikli arayışlara yönelmesini, çıtayı yükselterek irtifa kazanmasını engelleyen iki sakat yaklaşımdan söz edilebilir.      Bunların ilki, edebiyat dışı süflî ilgilerin, yoz ilişkilerin ve doğallıktan uzak yenilik arayışlarının tazyikiyle, işi şiirin evleğini çerçöple doldurmaya kadar vardıran hoyrat ve hoppaca tutumdur. Belirgin bir gerekçesi ve yörüngesi olmayan bu tutumda, şiire ruhsuz ve kirli bir dış dünya giydirilmektedir. Şiir sıradan bir nesne,…

Okumaya devam edin Ateş Kesilen Sabâ

Dile Gelmeyen

Bütün mesele mânâsını kaybeden maneviyatta, kutsiyetini yitiren mukaddesatta ve hafızası çöken muhafazakârlıkta odaklanmaktadır. Hüseyin AKIN Şair-Yazar Lise birinci sınıf, herkes gibi benim de kafamdan çekilip bir belirsizliğe doğru sürüklendiğim yılların başlangıcını teşkil ediyordu. Bakınız hâlâ “oluşturuyordu” yerine “teşkil ediyordu” diyorum. Ne Türkçe biliyorduk o yıllar ne Arapça ne de herhangi bir yabancı dil. Anlayacağınız Anadolu’dan İstanbul’a doğru giden göç katarına takılmış kafileden biri olarak kendi dilimin de yabancısıydım. Dil bizim muhafazakâr ortamlarımızda hiçbir zaman önemli bir mesele olarak görülmemişti. Hatta ne vakit böyle bir mesele zihnimizde depreşirse, ümmet çizgisinden kayma endişesiyle bize kendimizden şüphelenmek gerektiği telkin edilmişti. Arapça o kadar kutsal bir dildi ki (cennette…

Okumaya devam edin Dile Gelmeyen

Türkçenin İlk Kelimesi Üzerine

Ezcümle, nasıl olduğu açıkça bilinmese de konuşma ve yazmanın bizzat Yaratıcı tarafından öğretildiğini, dillerin ve onları gösteren yazıların, Allah’ın âyetlerinden bir âyet olduğunu anlıyoruz. Kâmil YEŞİL Bazı olaylar vardır ki yıllarca halledilemeyen tarihî, felsefî, itikadî vb. bir konuyu kökünden çözmese bile konuya dair büyük bir açılım getirir. Bu, Fransızların “l’esprit d’escalier” dedikleri cinsten bir şeydir. Fransızlar, bir tartışmada akıllarına bir türlü gelmeyen o çözümleyici düşünceyi, o hazır cevabı, tartışma mekânında otururken değil de oradan ayrıldıktan sonra hatırladıkları için ona “L’esprit d’escalier” yani “merdiven düşüncesi” demişler. Biz Türklerin böyle durumlar için söyledikleri sözün argosu biraz koyudur. Türk’ün aklına ya kaçarken… diye devam eder bu söz. İnsanoğlu…

Okumaya devam edin Türkçenin İlk Kelimesi Üzerine

Dil

Rabbimiz kitabını arı duru bir dille (Mübîn) indirdiğini beyan ediyor (Şuara, 195). Bu olgu üzerinde uzunca tezekkür/tefekkür etmeliyiz. Apaçık bir dille gönderilmiş kitabı hakkıyla anlayabilmek için apaçık bir dile sahip olmalı. Apaçık bir dile sahip olabilmek için ise hassasiyet ve gayret gereklidir. Pejmürde bir dille yüce anlamları taşımamız imkân dâhilinde değildir. Kemal MANSUR Halifelik gibi ayrıcalıklı bir paye ile yeryüzüne konumlandırılan insan, dil kullanabilme yeteneği ile diğer canlılardan çok daha zengin ifade yelpazesini haizdir. Dil, insani aidiyetlerin en köklü ve kavilerinden biridir. Annenin kucağında bir coğrafyaya gözünü açan sabi, aynı zamanda bir dilin içine de doğmuştur. Dil ile büyür, dili büyütür. Hayatının tüm yoğruluşlarını dil…

Okumaya devam edin Dil

Tanpınar Türkçesinde Rüya Nizamı

‘Dilde rüya halini kurmak’ olarak nitelendirebileceğimiz bu durum, onun mükemmeliyet fikriyle açıklanabilir. Valery’den mülhem geliştirdiği “dildeki rüya nizamı”ından kasıt, bir başkasına benzemeyen ve sadece kendine has ses imzası olan poetik/figüratif bir söylem oluşturmaktır. Salih UÇAK Gürcistan Üni. Türkoloji Kürsüsü Dilin tabii müştereklerinden sıyrılarak kendine özgü bir söylem geliştiren Tanpınar, metin içi tutarlılık ve anlam dizgesindeki şaşırtıcı başarısıyla kalıcı olmuş ender sanatçılardan biridir. Dil tasarrufunda gösterdiği sarraf titizliği, her kelimeyi gram gram tartan dikkati; ayar ve miyarına göre tercihte bulunma ihtiyarı onu zirveye taşımıştır. Tanpınar’ın kelime seçiminde tesadüflere yer yoktur.  Bu bağlamda eserlerindeki ifade derinliği, Türkçeyi kullanmadaki ustalığı tartışılmaz bir nas olarak karşımıza çıkar. ‘Dilde rüya…

Okumaya devam edin Tanpınar Türkçesinde Rüya Nizamı